Uefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uefa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2011 Salı

Takke Düştü Kel Göründü

Mahmut Özgener'in koltuğu alelacele terkedip, Federasyon başkanlığı seçimlerinin ağır topu Mehmet Atalay'ın adaylıktan vazgeçmesi, pimi çekilmiş bombayı kucağında bulan Mehmet Ali Aydınlar ve ekibinin hazırlıksız yakalanmasına neden olmuştu. Olayın bu kadar vahim olduğunu bilen herhangi bir spor adamı o koltuğa talip olmazdı zaten. Buraya kadar her şey normal, peki ya sonrası?

Federasyonun seçim süresince her ne kadar demokratik bulmasam da her yönetim kurulunda ülkenin büyük takımlarını temsilen kişiler bulunur, ama az ama çok. Burada Türkiye Futbol Federasyonu başkanı Mehmet Ali Aydınlar, İstanbul takımlarının isteklerine koşulsuz evet derken, Trabzonspor'un yollamak istediği tek isme -haksızlığa tahammül edemez diye- hayır yanıtını verdi. Zaten PFDK ve Tahkim Kurulu İstanbul takımlarının güdümündeyken, TFF yönetimi de onların gönüllerince at koşturabilecekleri bir yer oldu.

3 Temmuz'da Şike Skandalının patlak verdiği günden bugüne süreci yönetemeyen, yönetmeye çalıştığı zamanlarda ise sürekli başka kurum, kuruluş ya da kişilerin tesiri altında kalan Mehmet Ali Aydınlar için söylenebilecek tek şey var; Hayal Kırıklığı. İlk günlerde üzerinden hala çıkartamadığı Fenerbahçe formasının kutsallığından olsa gerek, Fenerbahçe camiasının travma durumundaki tepkilerinden etkilenerek yanlış kararlar almış, sonrasında bu kararlardan geri dönme cesaretini gösteremeyerek başka hatalar yapmıştır. Akabinde para derdine düşmüş Digiturk'ün baskılarına dayanamayarak, kendisinin bile inanmadığı Playoff sistemini getirdi. Kararı tek başına ve demokratik olmayan bir şekilde aldığı aşikar gibi gözükse de perdenin arkasında Digiturk vardı.

Şike Skandalından en çok etkilenmesi beklenen takım olan Fenerbahçe'nin -kağıt üzerinde- play off'dan en çok nemalanacak takım olması düşünülüyordu. Hem Digiturk'e hem de gönül verdiği renklere hizmet ediyor Türkiye Futbol Federasyonu başkanı. Çünkü skandalın etkisiyle sezona kötü başlayacak olan Fenerbahçe'nin ilk 4'e girmesi süpriz olmazdı. Böylelikle şampiyonluk şansı kötü başlayan bir sezona rağmen hep devam edecekti. TFF Yönetimi, 4 Büyük kulüp arasında deplasmanlara misafir takım seyircisinin alınmaması yönündeki talebini zorla kulüplere kabul ettirerek, Türk Futbolundan daha ziyade kendi koltuklarını kurtarmaya niyetli olduğunu tekrardan tescil ediyordu.

İddianame açıklanmadan önce, her şey çok açık, bir an evvel kararımızı vereceğiz diyen kişi, iddianamenin açıklanmasından sonra sezon sonunu bekleyeceğiz diyordu. Yine aynı şekilde Etik Kurulunun aldığı karara göre gereğini yaparız demesine rağmen Etik Kurulu kanaatlerini kamu vicdanının muhasebesine sunmaktan sakınıyordu. Bugün Bursaspor'un Uefa Avrupa Ligi'nde olmamasının tek sebebi Mehmet Ali Aydınlar'dır. Çünkü kararı ancak UEFA'nın baskı ve diktesiyle alabilecekti takım listelerinin kesinleşmesine 1 gün kala üstelik.

Türk Spor tarihinin en büyük skandalının yine Türk Spor tarihinin en kötü Federasyonu tarafından yönetiliyor olması büyük şanssızlık. Takke'nin düşüp, kelin göründüğü bu nahoş ortamda Mehmet Ali Aydınlar'ın yapacağı en doğru iş istifa etmek olacaktır. Şimdiye kadar başta Digiturk olmak üzere, Fenerbahçe Yönetim Kurulu, Michel Platini, Pierre Cornu gibi isimlerin tesirinden çıkamayan Aydınlar'ı, Türk toplumunun vicdanı adına istifaya davet ediyorum. İnsanlar hata yapabilir ama hatadan dönmek büyük bir erdemdir. Türk futbolun adına bu fedakarlığı çok görmeyeceğini ümit ediyorum.

30 Kasım 2011 Çarşamba

Şampiyonlar Liginin Getirdikleri

Lille maçının Trabzonspor'un 44 yıllık tarihinin en önemli maçı olduğunu bilmeyen yoktur. Fakat bugün Lille maçından ziyade, Trabzonspor'un ilk kez katıldığı Şampiyonlar Liginde kazandığı puanlarla -en azından- gelecek 5 yıllık Avrupa macerasında nispeten daha zayıf rakiplerle eşleşme ihtimalinin arttığından, dolayısıyla benim gibi birçok Trabzonsporlunun yıllardır beklediği güzel şeylerden konuşacağız.

Lille maçının skoru ne olursa olsun, Trabzonspor gelecek sezon UEFA organizasyonlarına 18.765 puanla katılmayı garantiledi. Bu demek oluyor ki, seneden seneye değişmekle beraber 15.500-17.500 puan aralığında seyreden Uefa Avrupa Ligi Play Off turu dahil, tüm Avrupa Ligi ön elemelerinde seri başı olacağız. En azından önümüzdeki 5 yıllık süreçte. Dolayısıyla şu ana kadar kazandığı 20 Milyon Euroluk gelirin yanında, gelecekte oynayacağız muhtemel Avrupa Ligi elemelerinde pek zorlanmayacağımız gerçeği keyfimizi katlıyor.

Torbanın en güçlü rakibini çekme konusunda bir hayli yetenekli olan Trabzonspor kurmayları içinde rahatlatıcı bir gelişme olacaktır bu durum. Lakin sadece 2003-2004 sezonundan bugüne kadar ki rakiplerimize göz atmamız bile kura şansının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor bizlere;

2003-2004 Sezonu - Uefa Kupası 1.Tur: Villareal CF (0-0, 2-3) (Ki o Villareal kupanın sahibi Valencia'ya Yarı Final'de golsüz berabere kaldığı ilk maçın rövanşında 1-0 yenilerek elenmişti.)

2004-2005 Sezonu - Uefa Şampiyonlar Ligi 3. Eleme Turu: Dinamo Kiev (2-1, 0-2) (Kiev Şampiyonlar Ligi gruplarında 11'er puan toplayan Bayer Leverkusen ve Real Madrid'in ardından 10 puanla, Roma'yı altına alarak üstelik Uefa Kupası'na kalıyor, çeyrek final oynayacak Villareal'e bu kez onlar çarpılıyordu.)

2004-2005 Sezonu - Uefa Kupası 1.Tur: Atletic Bilbao (3-2, 0-2) (Bilbao gruplardan çıktıktan hemen sonra o sezon müthiş bir çıkış yakalayıp Çeyrek Final oynayan Austria Wien'e eleniyordu.)

2006-2007 Sezonu - Uefa Kupası 1.Tur: CA Osasuna (2-2, 0-0) (Hiç yenilmeden elendiğimiz Osasuna, Uefa Kupasını müzesine götüren Sevilla'ya Yarı Finalde 1-0 kazandığı ilk maçın rövanşında 2-0 yenilerek eleniyordu.)

2009-2010 Sezonu - Uefa Avrupa Ligi Play Off Turu: Toulouse FC (1-3, 1-0)

2010-2011 Sezonu - Uefa Avrupa Ligi Play Off Turu: Liverpool FC (0-1, 1-2) (Kırmızılar lider olarak çıktıkları gruptan sonra Sparta Prag'ı rahat geçtiler fakat Son 16'ya kaldıklarında daha sonra Final oynayacak olan Braga'ya boyun eğdiler.)


Bu sezonki Benfica ve Athletic Bilbao maçlarına aşinasınızdır mutlaka o nedenle onları pas geçiyorum. Tüm bunlar ışığında rakiplerimizi torbanın en yüksek puanlı takımlarından seçme alışkanlığımızı yenme adına topladığımız puanların kıymeti herhangi bir para biriminde karşılık bulamayacak kadar değerlidir. Bizi eleyen takımların geldikleri noktalar ortadayken, önümüzdeki 5 yıllık süreçte Avrupa Ligi'nde en azından Çeyrek Final oynayacak kapasitemiz olduğuna inanıyorum. Uğurlu elleriyle, Trabzon'a Avrupa'nın en önemli takımlarının gelmesini sağlayan, kıymetli yöneticimiz Nevzat Aydın'a da selam olsun. (=

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Uefa Şikeye El Koyuyor : Pierre Cornu

Kuvvetle muhtemel ki, Uefa gelişen şike olaylarında Türkiye Futbol Federasyonunun kararlarından haz etmiyor. Kaldı ki Uefa önceki açıklamarında federasyonlara, %1 bile şüphe duyarsanız küme düşürün demişti. Geldiğimiz nokta Avrupa Futbolunun tek yöneticisi olan kurumun sözlerine kıymet verilmediğinin, kulak arkası edildiğinin bir kanıtı gibi. İşe bu yüzden, Pierre Cornu'yu ülkemize göndererek, olaya el koyuyorlar.

Platini'nin Yunanistan ziyaretinden hemen sonra Uefa'nın şike yapan Yunan takımı
Olympiakos Volou'yu Uefa organizasyonlarından 3 yıl süreyle men etme kararı alması, ülkemizde de benzer bir ziyaret sonrası aynı kararın alınacağını düşünenlerin sayısının artmasına neden oldu.

Neuchatel Üniversitesinden 1983 yılında mezun olan hukukçu Pierre Cornu, 2 yıl avukatlık bürosunda çalıştıktan sonra, İsviçre gibi bir ülkede 10 yıl süreyle Savcılık görevinde bulundu. 1997 Yılından beri Uefa'nın çeşitli birimlerinde önemli görevler yürüten Cornu, 27 Ocak 2011 tarihinden itibaren Uefa Disiplin Kurulu Başmüfettişi ve Sportif Disiplin Biriminin başkanlığı görevini yürütmektedir. Mevkidaşı özel yetkili Savcı Mehmet Berk'le bir görüşme yapacağı söylenmekte, işte bu görüşmenin gerçekleşme ihtimali benim içimde günden güne tükenmekte olan Temiz Lig, Temiz Futbol umutlarını yeşertebilir. Size de öyle gelmiyor mu?