Ankaragücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankaragücü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2012 Pazar

41 Kere Maşallah!

Endüstrileşmiş futbola karşı ayakta kalma savaşı veren Ankaragücü karşısında Süper ligdeki diğer maçlara nispeten daha kolay geçmesi beklenen bir mücadeleye çıktı Bordo-Mavi'li futbolcular. Beklendiği gibi de oldu, klasikleşen Burak Yılmaz dokunuşlarına eşlik eden rakip takım oyuncusunun talihsiz vuruşu ve Olcan Adın salvosu, Trabzonspor'un bu sezon toplamda 41.gole ulaşmasını sağlıyordu. PFDK'nın verdiği bir maçlık seyircisiz oynama cezasını, Ankara soğuğunda 19 Mayıs stadyumuna gelen Ankaragüçlü kadın taraftarlar ve onlara eşlik eden Trabzonspor taraftarı beraber çekiyordu. Futbol çoğu zaman sefa sürmek değildi zaten.

Ankaragücü defansında görev alan Aydın Toscalı Süper Lig deneyimi en fazla olan oyuncusuydu evsahibi ekibin. 31 Yaşındaki oyuncu daha önce 1 kez A Milli takımın formasını giymiş, 5 sezon boyunca Kayserispor forması terletmişti. Emeğin, parasız mücadele etmenin ne demek olduğunu gösteren takımın kaptanıydı. Aydın'ın yanında Çanakkale Dardanelspor futbol fabrikasının ürünlerinden olan, bir dönemin gelecek vaat eden oyuncusu Mehmet Çoğum sivriliyordu takımda, tecrübesiyle. Futbolseverler onu Gaziantepspor'da ki günlerinden hatırlayacaktır. Bir de bizden biri var bu onur savaşında Trabzon'u temsilen bulunan. 2005 Yılında Uefa Meridyen Kupasında attığı 5 golle Benzema'yla birlikte zirveyi paylaşan, yine bir dönemin umut vaat eden genç futbolcusu Ergin Keleş. Takımın geri kalanı isimsiz kahramanlardan oluşuyor, adı sanı duyulmamış ama sahada ayak basmadık yer bırakmayan emekçi tayfası. Şüphesiz Hakan Kutlu gelecek sezon mücadele edecekleri Bank Asya 1.Lig'in takımı hazırlamaya çalışıyordur, transfer yasağı olan bu takımın ve taraftarının Allah yardımcısı olsun, işleri zor.


İYİ
Takımın güçsüz rakibini hafife almadan oynaması. Erkenden gol bulup, skor avantajını yakalamamız önemliydi. Zira zirve yolundaki rakiplerimizden Beşiktaş daha birkaç hafta önce gol bulamamanın sıkıntısını o sahada 2 puan bırakarak çekmişti. Gol bulamamak, rakibin ilerleyen dakikalarda göstereceği direnci de artıracaktı fakat Serkan'ın güzel ortasına dokunan Olcan bu senaryonun gerçekleşmesini engelledi. Geldiği günden beri kendinden daima 'iyi' söz ettiren Olcan Adın gerçeği. Her hafta bir başka güzel, her hafta bir başka özel. Takımımız onun gelmesiyle önemli bir ofansif güce kavuşmuş oldu. Kaybettiği toplardan sonra yaptığı pres ve defans katkısı da cabası. İçine Pique kaçmış haliyle Mustafa Yumlu, futbolunu ne kadar geliştirdiğini bugün Burak Yılmaz'a yolladığı uzun pasla bir kez daha ispat etti. Uzun yıllar Trabzonspor defansı için iyi bir alternatif olacaktır ama ilk 11 oyuncusu olmak için hazır değil. Colman kötü bir gününde olmasına rağmen partneri Aykut bugün güzel işler yaptı. Defansif görevini layıkıyla yerine getirdi. Alanzinho kaptığı toplarla tehlikeli gelmemizi sağladı, hızlı ayakları ve leblebi gibi adam eksiltme özelliğiyle çok sağlam katkı veriyor Bordo-Mavi'li takımımıza. Sezon sonuna kadar sözleşme yenileyemezsek ve İstanbul takımlarından birine bedavaya giderse çok üzülürüz, demedi demeyin. Bu sessizlik, gidişatın bu yönde olacağı tezimi de destekliyor. Adrian sonradan dahil olduğu oyunda istekli bir görüntü çizdi, onu da pekala iyiler arasına yazabiliriz maçın orta hakemi Suat Arslanboğa ile birlikte.


KÖTÜ
Maç boyunca sertlikten ödün vermeyen Ankaragüçlü futbolcular. Kadrolar arasındaki muazzam fark gözönüne alındığında faullü futbolu bir noktaya kadar kabullenebilirim ama Türkiye Milli Futbol takımının en efektif gol ayağı olan Burak Yılmaz'a bu kadar acımasız davranmak, Türk futboluna ihanettir. Saha şartları malum, patates tarlasından hallice bir zeminde mücadele etmek başlı başına bir başarı, artı bu aşırı sertlik yakışmadı, hiç yakışmadı. Gustavo Colman'ın maça konsantre olamadığından olsa gerek sezonun en kötü maçını çıkarmış olması. Arjantinli futbolcu basit pasları bile atmakta zorlanırken, yaptığı top kayıplarıyla hızlı atağa çıkmamızı engelledi. Öyle ki Şenol Güneş ona 62 dakika tahammül edebildi ancak. Yedek kulübesi yerine direkt soyunma odasına gitmesine ise anlam veremedim. Artık sıradanlaşan sakatlığının ardından ilk kez forma şansı bulan Volkan Şen arzuluydu fakat bir türlü oyuna dahil edemedi kendini. Potansiyeli böylesine yüksek bir futbolcudan koca bir devre boyunca hiç verim alamamış olmamız pek hayra alamet değil. Umarım Şenol hoca bir şeyler düşünüyordur.


ÇİRKİN
102 Yıllık bir çınarın kimsesiz kalması. Futbolun yanı sıra bisiklet, tekvando, basketbol, masa tenisi ve voleybol branşlarında faaliyet gösteren bu koca camianın hiç mi sahip çıkanı olmaz? Başkent'te takıma tek kalemde 3 Milyon Dolar hibe edecek bir babayiğit, bir işadamı yok mudur? Yoksa biz millet olarak değerlerimizi yalnızca sömürürken mi organize olabiliyoruz? Geçen sezon ki kadrosunu muhafaza etse, playoff'lar için mücadele edecek bir takımın, A2 oyuncularına ödeyecek parayı bulamaması yalnızca Ankara'nın değil, Türk Futbol Camiasının ayıbıdır. Gereksiz bir ton organizasyona sponsor olan markalar, kendi öz değerlerimiz sözkonusu olunca yarım sezon için sponsor olamıyor. Barcelona'nın Türkiye'de ki iletişim sponsoru olan GSM operatörü bu asırlık çınarın dibine kaynamış su dökülürken neden kayıtsız kalıyor? Sorulacak o kadar çok soru var ki, cevapları da aşağı yukarı belli olan üstelik. Ama sizlerde biliyorsunuz benim gibi, cevapları biliyor olmamız bu takımı küme düşmekten kurtaramayacak. Tıpkı yanıbaşımızda Bölgesel Amatör Lige yelken açan Akçaabat Sebatspor gibi...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin **
Mustafa Yumlu ***
Serkan Balcı **
Celutska **
Marek Cech **
Colman *
Aykut Akgün ***
Alanzinho ***
Olcan Adın ***
Volkan Şen *
Burak Yılmaz ****

Sonradan Girenler
Dk. 46 P. Henrique *
Dk. 62 Adrian **
Dk. 82 Barış Özbek ?

14 Ekim 2011 Cuma

YILdıraMAZsınız!

Çok değil yalnızca 3 gün önce hayati önem taşıyan bir Milli maçın yıldızı olan, inanılmaz efor sarfeden, mental olarak yıpranmış Burak Yılmaz özverisiyle ve belki birazda özgüveniyle 3 puanı takımımıza kazandırdı. Takım savunmasında aksayan, yorgunluk belirtilerinin çok bariz hissedildiği Bordo-Mavili ekipte, oynanan futbol ne olursa olsun, alınan 3 puan çok önemliydi. Şampiyonlar Liginde oynayacağımız CSKA maçı öncesinde takıma moral kazandıran bu maçtaki futbol Rusya deplasmanında tekrar etmeyecektir. Çünkü büyük maçların atmosferleri gibi motivasyonları da çok farklı olur.

Ziya Doğan takımını oldukça iyi hazırlamış. Kağan'ın ilk yarıdaki iyi performansına maç boyunca Theo Weeks ve Thisdell'in gösterdiği insanüstü çaba da eklenince kolay bir maç olmadı. Yediği 3 gole rağmen Ankara temsilcisinin kalecisi Özden göz doldurdu, Süper Lig'in tecrübeli kalecilerinden biri olduğunu ispat etti. Ankaragücü'nün gelecek haftalarda ilk galibiyetini alacağını söylemek kahinlik olmayacaktır.

Geçirdiği sakatlığın etkisinden kurtulamadığından olsa gerek Tolga Zengin bu sezonki en kötü performansını sergiledi. Turgut Doğan Şahin vuruşundan çok daha tehlikelilerine karşı ayakta kalmıştı halbuki. Kaptan, CSKA maçında alıştırdığı şekilde oynayacaktır. Stoper ikilisi takımın en kötüsüydü. Milli takım arasında maç oynamayan Giray ve Mustafa kendilerini pek hazırlayamışlar belli ki. Ya dadışarıdan bakıldığında sezilen, Ankaragücü'nü nasılsa yeneriz havasına teslim olmuşlardı. Fakat Trabzonspor maçlarına iyi hazırlanan, takımını eksta motive eden Ziya Doğan faktörünü gözardı etmemeleri gerekirdi. Defans hattımız antreman maçı gibi gördüğü bu mücadelede 'Nasıl pozisyon alma hatası yapılır?'ın dersini veriyordu.

Trabzonspor'aa geldiği ilk günden beri iyi maçların ardından sıklıkla kötü maçlar çıkaran Colman geleneğini sürdürdü. Afrika Kupası elemelerinden gelen Maestro Zokora'nın yorgunluğu da gözlerden kaçmadı. Orta sahanın göbeğinde rakibine üstünlük kuramayan Trabzonspor için, Hürriyet'in sert oyununa göz yuman hakemin de etkisiyle sonuca gitmek kolay olmadı. Volkan ve oyuna girdikten sonra Alanzinho'nun halı saha maçından hallice oyunları ve çalım sevdaları da kötü oyunun üzerine eklenince, kağıt üzerinde Süper Lig'in en zayıf takımı olarak gözüken Ankaragücü'ne karşı öne geçmek için 79 dakika beklemek zorunda kaldı Trabzonspor. Orta sahanın ve belki de maçın iki yıldızından biri olan (diğeri Burak Yılmaz) Adrian Mierjezewski'nin ekstra katkısı takımı oyuna tutma adına çok önemliydi.

Brozek, attığı golden çok daha net bir pozisyonu cömertçe harcarken gelecek adına çok da iyi sinyaller vermiyordu. Paulo Henrique ve Vittek'in yokluğunda CSKA maçı için tercih edilmesi muhtemel gözüken Polonyalı oyuncunun daha efektif olup, hareketli oynaması gerekiyor.
Türkiye'nin en formda, Avrupa'nın en formda 5 oyuncusundan biri olan Burak Yılmaz için söylenebilecek tek şey 'Allah Nazarlardan Saklasın!' temennisidir.

CSKA maçının önemini izaha gerek yok, deplasmanda yenilmeden alınacak her sonuç zaferdir bizim için. Şenol Güneş'in bu önemli maç öncesinde takımı çok daha iyi motive edeceğini düşünüyorum. Dinlenmek için yalnızca 4 gün kalsa da, Avrupa'nın en gözde turnuvasındaki iddiamızı sürdürmek için pes etmememiz gerekiyor, Burak gibi yılmayacağız...

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin **
Celustka ***
Giray Kaçar *
Mustafa Yumlu *
Serkan Balcı **
Colman **
Zokora **
Adrian ***
Volkan Şen **
Pawel Brozek **
Burak Yılmaz ****

Sonradan Girenler
Dk. 60 Alanzinho *
Dk. 68 Sapara *
Dk. 85 Cech ?

2 Eylül 2011 Cuma

Trabzonsporun Doğu Avrupa Fetişizimi

Trabzonspor kulübü, tarihinin belirli dönemlerinde, aynı ülkenin ya da ekolün temsilcisi olan birçok ismi kadrosunda bulundurarak fahri turizm elçiği yapar. İşe o dönemlerden birindeyiz bugünlerde. Yakın geçmişteki Yugoslav, Gürcü, Brezilyalı akımlarının yerini Doğu Avrupa akımı aldı. Kadrosundaki 4 Polonyalının yanında 3 Slovak ve 1 Çek oyuncu bulunduran Bordo-Mavili kulübümüzün bu seçiminin altında yatan nedeni bilemesekte yabancı oyuncuların yaşadığı uyum sorunu sürecini kıslatmak adına yapılmış transferler olarak algılayabiliriz. Bu Slav reformunun altında yatan nedenlerden biri de Şenol Güneş'in futbol ahlakı ve iş disiplini bakımından sorunlu olmayan futbolcularla, görev adamlarıyla çalışmayı sevmesi diyebiliriz.

UEFA'ya verilecek Şampiyonlar ligi oyuncu listesinde, yıldız isimler yerine iyi alternatiflerle anlaşma yolunu seçti Trabzonspor yönetimi. Belki de çok kısa olan bu süreçte, zaman darlığından yetişmedi bazı isimler. İlk anlaşmaya varılan isim, Sol bek ve sol açık bölgelerinde görev yapan Marek Cech oldu. Sparta Prag'ta yıldızı parlayan, Avrupa'nın futbolcu fabrikası Porto tarafından keşfedilen, 3 sezon burada görev yaptıktan sonra Premier ligin yolunu tutan ofansif bir sol bek. Hızı, adam geçme özelliği, pozisyonuna göre iyi sayılabilecek tekniği, ortaları ve uygun maliyetiyle Trabzonspor için önemli bir kazanımdır Cech. Şampiyonlar liginde 15 maça çıkmış olmanın verdiği tecrübeyle katkı sağlayacaktır. 1 Milyon Euro bedelle transfer edilmiş olması, WBA takımının hocası tarafından pek şans verilmemesine bağlanabilir. Hem milli takımda sürekli şans bulan bir isim olması hasebiyle hem de oynadığı ligler bazındaki tecrübesiyle takıma pozitif etki edeceğinden şüphem yok.

Yine Slovakya milli takımından arkadaşı, Football Manager oyununun fenomenlerinden biri olan duran top ustası, hücuma dönük orta saha Marek Sapara, takımın yeni transferlerinden biri oldu. Rosenborg'un lig şampiyonluklarında ve Şampiyonlar ligi gruplarındaki maçlarında sivrilen bir isimdi. Akabinde Ankaragücü takımına geldiğinde kendi adıma onu izleyeceğim için mutlu olmuştum. Geride kalan 2 sezonda beklentilerimi boşa çıkardığını söyleyemeyeceğim. Ayağındaki topu sapara'dan çalmak çok zordur, topla ya da topsuz oyunda ortalamanın çok üzerindeki futbol zekası sebebiyle çok iyidir, oyunu iyi okur ve ara paslarıyla forveti her an gol pozisyona sokabilir. Şampiyonlar Ligi için çok üst düzey bir futbolcu olmasa da Süper Lig için çok yerinde bir transferdir. Slovakya Milli takımında ise, oynadığı bölge itibarıyla Hamsik, Kucka ve Weiss gibi önemli yeteneklerin arkasında kaldığı için pek şans bulamıyor.

Uzun zamandır kadromuzda olmayan tipte, komple bir santrafordur Vittek. Kadroda uzun boylu, hava toplarında etkili ve son vuruşu olan başka bir alternatif yokken, 3 kulvarda mücadele edecek takımımız adına sezonun en efektif transferlerinden biri olmuştur bana göre. En büyük ve bana göre tek dezavantajı olan sık sakatlanma sorunu nüks etmezse, Trabzonspor taraftarına kendini sevdirmekte zorluk çekmeyecektir. Boyunun 1.87 olmasına aldanmayın, uzun boyuna rağmen benzerlerinden daha hızlıdır, adam eksiltip, top saklayabilir. 2010 Dünya Kupasının yıldızlarından biridir. Bazen kanatlardan yaptığı bindirmelerle etkili olabiliyor Robert Vittek, fakat Bordo-Mavili takımımızda bu görevi yapacak o kadar alternatif var ki, ona sadece işin son noktasını koymak kalacaktır muhtemelen.

Sapara ve Vittek'in alacaklarından vazgeçerek, yalnızca 800.000 Euro karşılığında transfer eilmesi, yönetimin kulübün başına geldiğinden beri yaptığı en olumlu hareketlerden biridir. Belki şampiyonlar Ligi için yetersiz olabilir ama bu kadro Süper Lig standartlarında rahatlıkla ilk 2'ye girebilecek kalitededir. Toplam 1.8 Milyon euroya en azından yedek kulübesini zenginleştiren böylesine 3 önemli ismi kadroya kattığı için yönetimimize teşekkür ediyorum. Haftaya lig başlıyor, Vira Bismillah...