Olcan Adın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Olcan Adın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2012 Pazar

Bahtı Kara

Zorlu Ankara deplasmanında alınan rahat galibiyet, bu akşam gelecek 3 puanla birleştiğinde güzel bir ivme yakalayacaktı Trabzonspor. Olmadı, çoğu zaman direkler bazen de Fenerbahçe tedrisatını iyi almış Ertuğrul izin vermedi galibiyet sayısına.

Maç şikecilerinden, transfer şikecilerinden, futbolu ve ülkeyi yönetenlerden çok çekmiş ve hala çeken takımımız bu sezon iyice ayyuka çıkan hakem hatalarından da çekiyor, bazen de futbol şansı yanında olmuyor, direkleri dövüyor. Hani o meşhur şarkıdaki gibi; Talihi yok, bahtı kara...

Kayserispor, potansiyelli genç oyunculardan oluşan, gelecek vaat eden ancak henüz sistemini oturtmamış, birkaç yetenekli ayağın becerisine bakan -ki onların en tehlikelisi bu akşam yoktu (Bobo)- bir takım. Bugün izlediğiniz Kayserispor takımından kimi Trabzonspor'da görmek isterdiniz desem, ne cevap verirdiniz?

Robert Prosinecki'nin Kayserispor'u Akhisar Bld. ile birlikte küme düşme hattının en güçlü adaylarından biri olur bu futbol anlayışıyla, dahası da olmaz. Hırvat futbolunun yetiştirdiği en büyük futbolculardan biri olan Prosinecki de futbolun sadece sert fauller yaparak rakibi yıldırmak olmadığını anlamalı artık, yoksa kendisinden çok daha iyi antrenörleri harcayan Kayserispor camiasında ömrü uzun olmaz. Bu mantalitesiyle Kayserispor'un son 5-6 yılda oturtmaya çalıştığı güzel futbol anlayışına ihanet ediyor zira.

İYİ
Futbolcularımızda gözle görülen kazanma azmi, hırs. Galibiyeti isteyen, tam olarak kendilerini sahaya yansıtamasalar da çabalayan, formalarını terleten futbolcu sayısının artması. Son 25 dakikayı saymazsak Adrian'ın futbolundan etkilendim diyebilirim. Başarılıydı, oyunu iyi okudu, güzel paslar attı ve haftalar geçtikçe artan özgüveni onun futbolunu geliştireceğinin ispatı gibi. Son dakikalarda sürekli bahsettiğimiz fiziksel yetersizlik, kondisyon eksikliği hastalığı ortaya çıkmasa galibiyeti getiren golün hazırlayıcısı olması işten bile değildi.



Serkan Balcı vasatın biraz üzerine çıktı, çok etkileyici değildi ama pek kullanmadığımız Emerson'un kanadına nazaran ofansif açıdan güzel işler yapmamıza katkı veriyor 2 haftadır. Alanzinho, neden çıkartıldığını hiç anlamasam da maçta kaldığı süre boyunca gayet iyi bir oyun çıkardı. Onun oyundan çıkmasının ardından ofansif zenginliğimin düştüğü dakikaların gelmesi daha açıklayıcı olacaktır. Olcan, yazımın sonuna doğru değineceğim aşırı tepki veren yapısı haricinde iyi gözüktü gözüme. İstekliydi, taşıdığı kanat toplarıyla etkileyici ataklar yapmamıza olanak tanıdı. Golü de takipçiliğinin eseriydi zaten. Paulo Henrique sezon başından beri en güzel maçını çıkardı. O da Şenol Güneş'in gazabına uğradı vatandaşı gibi, çıkarılması hataydı.

KÖTÜ
Şenol Güneş'in değişiklik tercihleri. Alanzinho ve Paulo Henrique'nin oyundan alınması, Halil'e 78 dakika tahammül etmesi onun son zamanlarda sıklıkla yaşadığı akıl tutulmalarından birine delaletti. Halil bizim adımıza sahanın en kötüsüydü, maç boyunca defanstan alıp, hücuma güzelce taşıdığı bir top haricinde olumlu bir hareketini göremedim. Neye istinaden, hangi becerisine güvenerek ona bu kadar kredi veriyor hocamız, cidden merak etmekteyim.

Zokora'nın maç boyunca sergilediği Geleneksel Batı Afrika danslarını andıran el hareketlerine bir anlam veremesem de kötü ve belki biraz da isteksiz futbolunun malesef açıklaması yok. Hayır totem yapacağına, biraz daha oyunda kalsa, önde basıp hızlı toplarla hücuma çıkmamızı sağlasa çok daha faydalı olurdu, üstelik Colman gibi bir silahın yokluğunda. Sonradan oyuna giren Yasin ve Emre istenen katkıyı sağlayamadı Vittek'in aksine.

Hüseyin Sabancı ve yancıları da sergiledikleri kötü yönetimle sonuca çanak tuttuklar. Aynı şekilde cereyan eden topu elle kesme hareketine iki farklı cezalandırma yöntemi seçersen, oyuncularımızı sakatlamaya yönelik net pozisyonları es geçersen, boru gibi ofsaytı görmezsen sana bu ligde kolay kolay maç vermezler diyeceğim ama günümüzdeki Merkez Hakem Kurulu ekstradan ikramiye bile verebilir.



Şenol Güneş'in maç sonundaki açıklamaları;

''Bu sezon Trabzonspor'un maçlarında kötü yönetim gösteren hakemler bir hafta sonra maç alıyor. Bunları Zekeriya Bey, Yüksel Bey'e iletiyorum. Tam tersine normal maç yönetenleri cezalandırıyorlar. Görüntü bu şekilde. İlker Meral, hemen bizden sonra bir başka büyük maça veriliyorsa, Halis Özkahya, Antalyaspor maçından sonra bir başka maça veriliyorsa, Kuddusi Müftüoğlu ne yaptı ki? Adam küfür etmiş. Maçı normal yönetmiş. Hafta içinde medya eleştirisiyle ceza almış. Hakemin ceza alması önemli değil, bu hakemlere etki eden psikolojik baskıdır. Bugün hakem kontrolü kaybetti. İlker Meral da kaybetti, Halis Özkahya da kaybetti. Ben hiçbir zaman haksız maç aldığımızı düşünmüyorum ama haksız maçlar verdiğimizi düşünüyorum. Kendi oyunumuzu eleştirmeyi çok düşündüğümüz için bunları çok konuşmuyoruz. Hakemin hata yaptığını ben değil çocuk da görüyor. Hakem kendi de biliyor. İkinci yarı lehimize verdiği karardan bile rahatsız oluyorum. Çünkü yanlış veriyor.''

Büyük takımlar, sadece rakibi değil hakemi de yenerler. O yüzden büyük takımdırlar zaten. Ligin en çok gol yiyen takımına 2 gol atamıyorsak, hakem hatalarından yakınamayız. Her ne kadar kelimesi kelimesine doğru bulsam da hakemlerden önce eleştirmemiz gereken bir sistem var Şenol Hocam.  Malesef büyük takım gibi oynamıyoruz, nedense 'burada işim bitti.' dermiş gibi bir tavrın var. Bitse de gitsek mantığıyla takım yönetilebilir ama bu takım Trabzonspor olamaz. Evet, Güney Kore'de futbolun filozofu ilan edildin, öğretmenliğinle sadece yönettiğin takıma değil Kore Futboluna da ders verdin fakat çokta rahat ettin be hocam. Rahatlık, hele ki alışkanlık yapmışsa çok tehlikeli bir intihar yöntemi olabilir. Biz senin Milli Takım'ın Dünya Kupası zaferinden sonraki koşuşunu, çocuklar gibi sevinmeni özledik, mazeretlerin (haklı ya da haksız) arkasına saklanan adamı değil.

ÇİRKİN
Her maçta karşımıza çıkan, futbolcularımızın birbirlerini azarlama, tabiri caizse posta koyma durumu. Tamam, takımın durumu bu haldeyken ekstra stres yükleniyor olabilirsiniz ama bu durumu takım arkadaşlarınızı azarlayarak değil performansınız katlayarak aşabilirsiniz ancak. Kendinize gelin beyler!

Bir sözüm de cefakar (!) Trabzonspor taraftarına. Yapmayın. Artık gelenekselleşen Halil'i yuhalama ritüelinden vazgeçin. Trabzonspor takımının kaptanı, performansı ne olursa olsun yuhalanarak oyundan çıkmaz. Kaldı ki günah keçisi ilan edeceksek Halil'e gelene kadar çok isim sayarız. Tribünler neden bomboş mesela, her hafta bir yenisi eklenen Şike Çetesi oyunlarına gereken tepkiyi koyuyor musunuz, Bundan 15 sene önce Cehennem olan Avni Aker artık rakip takımların kolaylıkla puan alabilecekleri bir Anadolu deplasmanı haline gelmişse bunun kabahati Wolverine sakallı Halil'de midir? Etmeyin Allahaşkına.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Serkan Balcı **
Giray Kaçar **
Mustafa Yumlu **
Emerson **
Zokora *
Adrian ***
Alanzinho **
Olcan Adın **
Halil *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 57 Yasin Öztekin ?
Dk. 73 Vittek *
Dk. 79 Emre Güral ?

4 Aralık 2012 Salı

Ankara Çıkarması

Eskişehirspor maçında sezonun en kötü futbolunu sergileyen Bordo-Mavililer, hafta içi konuk ettiği Şanlıurfaspor'u iyi futbol oynamadan fakat güzel goller atarak 4-0'la geçmişti. İşte o skor bir kez daha tecelli etti ancak yanında güzel futbol da vardı bu kez. Maçın ilk dakikasından itibaren Ankara'ya galibiyet için geldiğini belli etmişti futbolcularımız. Belki muazzam organizasyonlarla rakip kaleye gidemiyorduk ama oyunu Gençlerbirliği sahasına yıkmış, sürekli hücumu zorlayan bir futbol anlayışına sahiptik. Emerson'un pozisyon alma becerisinin getirdiği ilk golden sonra evsahibi ekibin baskı kurmak için yüklendiği anlarda gördüğü kırmızı kart ipleri kopardı. Birkaç sezon Partizan forması giydikten sonra Blackburn Rovers'a transfer olan fakat İngiltere'de tutunamayıp Cavcav'ın radarına yakalanan, 1.93'lük ön libero Radosav Petrovic'in şamarı Mustafa Yumlu'nun yüzünde patlarken hakem Kuddusi Müftüoğlu duruma kayıtsız kalamayacaktı. 23 Yaşındaki Sırp futbolcunun Kırmızı Kart görmesiyle, henüz 18.dakikada sahada bir kişi eksik kalan üstelik skor olarak geride olan Ankara temsilcisi için yapacak çok bir şey yoktu aslında. Oyunun geri kalanında cılız ataklarla kalemizde gol arasalar da pek etkili olamadılar. Sezonun en farklı skorunu alan takımımız zirveye bir adım daha yaklaştı. Trabzonspor futbolcuları istekli oyunlarını haftaya oynanacak Kayserispor maçıyla sürdürebilirlerse bu galibiyetin 'Yalancı Bahar' niteliği taşımadığını söylebiliriz.

İYİ
Onur'un yükselen form grafiği. Her ne kadar kalesi abluka altında olmasa da gelen birkaç topu da o çok yakından aşina olduğumuz yüksek özgüveniyle rahatça çeldi, kalede güven verdi. Serkan Balcı, sezonun tartışmasız en iyi futbolunu oynadı. Beşiktaş altyapısından yetişen genç Mehmet Sedef'i zor durumda bıraktı maç boyunca. Bir ara niyeti bozup Messi'ye özendiyse de özlenen Serkan'ın çokta uzakta olmadığını bize gösterdi. Aynı şekilde Emerson, hem attığı goldeki becerisi hem de soğukkanlılığıyla günün en iyi isimlerinden biriydi. Buna rağmen maçın 2.devresinde rakibin topuğuna yaptığı hareket net penaltıydı fakat hakem görmedi. Giray ve Mustafa rakip forvetler Artun ve Zec karşısında bir hayli başarılıydı. Hatasız oynadılar.

Zokora'nın yokluğu varlığından çok şey anlattı bizlere. Onun olmadığı ortasaha rakip oyuncuların rahatça at koşturdukları bir oyun alanına benziyordu. Dün akşam geldi ve iyi oyunuyla galibiyete katkı verdi. Partneri Colman istekliydi, ilk müdahaleleri başarılıydı. Topla beraberken onu izlemek gerçekten keyif veriyor. Adrian yükselen formunu devam ettirdi, kondisyonunu 90 dakikaya yayabildiği zaman takımın vazgeçilmezi olacaktır. Olcan Adın dünün en iyileri arasındaydı. Trabzonspor'a ilk geldiği günlerdeki gibi arzuluydu ve attığı şık frikik golüyle de oyununu taçlandırdı.

KÖTÜ
Malesef attığı gol haricinde sahada pek görülmeyen Halil Altıntop. Goldeki soğukkanlılığı ne kadar iyiyse, gol haricinde sahada kaybolması, top kullanmaması o kadar kötüydü. Onu defansa gelip top alan, rakibe basan, iyi top saklayan haliyle kabullenmiştik biz. Ondan her sezon 20 gol ortalaması tutturmasını zaten beklemiyoruz ama kendi becerilerini sergilemesi için fazla vakti kalmadı zannımca. Paulo Henrique, ilk yarıya nazaran ikinci devre daha kötüydü, nitekim Şenol Güneş onun bu kopuk futbol anlayışına daha fazla dayanamayarak saha kenarına aldı. Devre arasına kadar mucizeler yaratmazsa takımdan gidecek ilk isimlerden biri olacağından şüphem yok. Alanzinho hamlesinin çok işe yarayacağını düşündüm fakat nam-ı diğer Oflu Ali futboldan uzak kalmanın sıkıntısını çekiyor belli ki. O takımı ateşleyen, çabucak kontraya çıkartan adamın aklı beş karış havada. Toparlanması gerekiyor.



ÇİRKİN
Lig TV. Tribünde yapılan 'Şike Yapanı Düşürün!' tezahüratına sesi kısarak karşılık veren çürümüş zihniyet. Rahmetli Kazım'ın 7 Başlı Canavar diye bahsettiği, kokuşmuş sistemin fedaisi Lig TV. Kazım'ın da dediği gibi yeri gelecek 7 başlı canavarı yenen kahramanı oynayacağız, o günler çok uzakta değil.

Tüm bunlarından dışında 'İyi'den de öte bir şey vardı dün 19 Mayıs tribünlerinde. Görmeye hasret kaldığımız taraftar desteği Ankara'daydı. 90 Dakika boyunca susmadılar, galibiyet sonrası Şenol Güneş'in özel teşekkürlerini de alarak evlerinin yolunu tuttular. Futbolcularımızı tribünlere çağırıp çektirdikleri üçlüler de cabası. Tek kelimeyle; Harikaydınız.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak ***
Serkan Balcı ***
Giray Kaçar ***
Mustafa Yumlu ***
Emerson ***
Zokora ***
Adrian ***
Colman **
Olcan Adın ***
Halil **
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Alanzinho *
Dk. 65 Yasin Öztekin **
Dk. 79 Emre Güral * 

20 Kasım 2012 Salı

45 Dakika Yetti!

Her ne kadar kağıt üzerinde kolay gözükse de zor kazanılan Akhisar Belediyespor maçının ardından Süper Lig'in en zorlu deplasmanlarından birine konuk oldu Trabzonspor. Evsahibi ekip 16 Aralık 2011 tarihinden beri sahasında kimseye mağlup olmuyordu. Yayıncı kuruluşun rating kaygısıyla uydurduğu Karadeniz Derbisi titri çok havada kaldı. Ordusporlu taraftarların 90 dakikalık tempolu küfürleri, Trabzonspor'un ağabeyliğini görmezden gelmek, uzatılan eli itmek anlamına geliyordu.

Maçın ilk devresinde sahada neredeyse hiç olmayan Bordo-Mavi'li futbolcularımız ikinci devreyle birlikte unuttukları kimliklerini yeniden buldular. Tek bir olgun atağı olmayan takımın yerine istekli, arzulayan, kazanma azmi olan bir takım gelmişti. Olcan eski günlerine dönüş sinyalleri verirken, takımını da zorlu deplasmanda zafere taşıyordu. Olcan'lı 45 dakika yetmişti.

İYİ
Onur'un her hafta yükselen formu dikkat çekiyor. Bazen düşünüyorum, Avrupa'dan önde gelen liglerindeki belli başlı takımlarda rahatlıkla oynayabilecek seviyede iki kaleciye sahibiz. Özellikle genç Onur'u önümüzdeki yıllarda kadromuzda tutmak zor olabilir. Sol Bamba her zamanki gibi yerinde müdahalelerle görevini iyi yaptı. Oyuncularımız özellikle defansta, konsantrasyonlarını yitirdiği anlarda sahne alarak takımı maçta tutan isim oldu.


Marc Janko, geçtiğimiz hafta kendisinden çok şey bekleyenlerin umutlarını yeşertmişti, bu hafta ise kendini gerçek anlamda gösterme şansı oldu. Attığı golle, direkten dönen vuruşuyla ofans hattımızın yıldızı olacağını ispat etti. İyi beslenebilirse çok faydalı olacaktır. İkinci devre oyuna giren, girdiği gibi maçın havasını değiştiren Olcan Adın eski günlerine dönüş sinyalleri verdi. Umarız bu formu gelecek haftalara da taşır ve zirve yürüyüşümüz devam eder.

KÖTÜ
Serkan Balcı, kendinde değil. Ne kafası ne de vücudu futbol oynamaya elverişli. Erkenden emekli olan futbolcular gibi, hevesini almış futboldan. Bu halde sadece ve sadece Zeki Yavru'nun istikbaliyle oynar. Sol bekte yer alan Emerson'un da ondan farkı yok, Trabzonspor'da oynaması cidden mucize. Marek Cech'in geçen sezonki performansı Sambacıdan çok daha iyiydi. Fakat Slovak futbolcuya hiçbir resmi maçta şans tanımadı Şenol Güneş. Bence Adrian gibi o da bir şansı hakediyor, özellikle Emerson bu kadar kötüyken.

Sapara, Colman ve Yasin aynı anda kötü oynamaları oyunun ilk yarısında kendi yarı sahamıza hapsolmamıza neden oldu. Colman sürekli pas hatası yapması, Sapara'nın sorumluluktan kaçan futbol anlayışı, Yasin'in yorgunluğu gözlerden kaçmadı. Colman düzelecektir, maç eksikliğini giderdikçe fakat Sapara'nın haftalar ilerledikçe düşen formu onu yedek kulübesine yaklaştırıyor.

 
ÇİRKİN
Orduspor taraftarı. Trabzonspor camiası genel olarak Orduspor'a sempatiyle bakar. Zira Süper Lig'de ne kadar çok Karadeniz takımı olursa o kadar mutlu olur Bordo-Mavi yürekler. Trabzonspor taraftarı, Karabük'ten Rize'ye kadar yaydığı bölge milliyetçiliği karşılık bulabilmiş değil son zamanlarda iyileşen Çaykur Rizespor ilişkileri hariç.

Bu akşam Orduspor taraftarı öyle ağır küfürler etti ki, herhangi bir İstanbul deplasmanında bu denli bir rezillikle karşılaşmamız pekte olası değil. Trabzonspor 'Efsane' kimliğini, 2.Liglerde onlarca yıl mücadele ederek kazanmadı. Müzemizdeki şampiyonlukların zekatları bile onları ihya eder. Kardeşlerimizi buradan uyaralım tekrardan, ağabey dediğin büyüklüğünü gösterir ama bir yere kadar. Lakin nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak ***
Serkan Balcı *
Giray Kaçar **
Sol Bamba ***
Emerson *
Soner **
Sapara *
Colman *
Yasin Öztekin *
Emre Güral **
Marc Janko ***

Sonradan Girenler
Dk. 46 Olcan Adın ****
Dk. 73 Halil *
Dk. 84 Aykut ? 

6 Ekim 2012 Cumartesi

'Adın' Yeter!

Futbolda bazı maçlar vardır, büyük takımların formaları bile tek başına galip gelebilir. Kasımpaşa Trabzonspor'un zaaflarını değerlendirmek yerine adından korkarak geri çekilmeyi yeğledi. Hakedilmiş bir mağlubiyet alarak, sahadan boynu büyük ayrıldı.

Yalnızca 1 hafta önce oynanan Fenerbahçe mücadelesinde maçı domine eden, sürekli hücumu düşünen takım gitmiş, yerine dengeli oynamaya çalışan ve oyunu kendi sahasında kabul eden bir takım gelmişti. Bu sezon geçmiş sezonların aksine Süper Ligin en iyi defansif takımı olan Trabzonspor karşısında bu mantalite pek işe yaramadı. Az ama öz atan Bordo-Mavi'liler, jeneriklik bir Olcan 'Adın' golüyle kazanmayı bildi. Tepkilerden bıkmış olduğu her halinden belli olan Olcan, arkadaşlarının gol sevincine ortak olmak yerine tribüne mesaj göndermek derdindeydi.

Geçtiğimiz sezon PTT 1.Lig'de mücadele eden Kasımpaşa, yeni sezona flaş transferlerle girdi, Avrupa'nın önde gelen liglerinin tanınmış oyuncularını kadrosuna kattı. Metin Diyadin'in kısmetsizliğinden olsa gerek -yeniden- gayri ahlaki bir şekilde gönderilmesinin ardından yeni teknik direktör arayışlarına devam ediyor Lacivert-Beyaz'lı İstanbul ekibi. Takım bana göre oldukça iyi giderken bu teknik direktör değişikliğini saçma bulsam da Trabzonspor'un bu geçiş sürecinde Kasımpaşa'yı ağırlamış olması bana göre önemli bir avantajdı.

Trabzonspor 2 maçlık beraberlik serisine son vermek için çıktı Avni Aker'in çimlerine. Stadyum, 4 maçlık cezanın ardından şölen yerine döner diye düşünüyordum ama tribündeki büyük boşluklar dikkatlerden kaçmadı. Taraftarımızın renklere değil de başarıya endeksli bir destek anlayışı var son dönemlerde. Bunu nasıl atlatırız, bilemiyorum.



Onur, Bamba, Sapara ve Yasin maça ağırlıklarını koyup, 3 puanla sahadan ayrılmamıza önayak oldular. Özellikle defans hattımıza gelen her topa müdahale etmeyi kendine görev belleyen Fildişi Sahilli kule stoper Bamba, yıldızını her hafta daha çok parlatıyor. O böyle oynamaya devam ettiği sürece, partneri olacak stoperin Mustafa Yumlu, Celutska ya da Giray Kaçar olması bir şey ifade etmeyecek zira onun yanında hepsi sönük kalacak.

Sapara ve Yasin geçen haftanın aksine hücum atraksiyonlarında hep yer aldılar. Sapara'nın ölümcül pasları, Süper Lig'de Selçuk ve Fernandes hariç pek kimsenin ayağından çıkacak türden paslar değil. Onun vereceği katkı, arkasında Colman oynadığında daha da artacaktır. Yasin ise en iyi maçlarından birini çıkardı. Gücü yeterli olmasa da hırsı, becerisi onu oyunda tutuyor.

Takımın geri kalanı, Halil dışında kendi vasatına yakın oynadı. Halil, gol kaçırma rekorunu geliştirdiği maçta, tek başına farkın çok daha erken açılmasına mani oldu. Şenol Güneş ise yaptığı değişikliklerle oyuna etki edemedi. Hem tercihler hem de yapıldığı dakikalar yanlıştı.


Gün içerisinde açıklanan A Milli Takım aday kadrosunda Onur Recep Kıvrak'a yer vermeyen Abdullah Avcı'nın Trabzon'a olan derin düşmanlığına ise artık tahammül edemiyorum. Bir takım düşünün, 7 maçta 3 gol yesin ve siz o takımın kalecisi dururken Fenerbahçe'nin yedek kalecisi Mert Günok'u ve Beşiktaş'ın patlamaya hazır bombadan farkı olmayan file bekçisi Cenk Gönen'i kadroya alın. Pes doğrusu!

Hafta içi 3 Temmuz sürecinin baş kahramanlarından 3'ünün sahne şovuna tanık olduk. Hayatları boyunca pozitif olan tek şey kan grupları olan bu güruh, insanların gözleri önünde kamuoyuyla dalga geçiyor, medya ise buna alet oluyor. Aynı medya Trabzonspor Başkanı Sadri Şener'i, 'kupasını isteyen' adam rolünde yerdikçe yeriyor. Biz Trabzonsporlular da başkanımızı karşımıza alıp, bu bizans oyunlarına alet oluyoruz. En azından süreç sona erene kadar başkanımız Sadri Şener'i gölgesi gibi takip etmeli, desteğimizi esirgememeliyiz. Üstadın da dediği gibi; Kelimeler taş, ağızlar sapan olduğunda, sakin olmak şarttı. *



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak ***
Mustafa Yumlu **
Zeki Yavru **
Sol Bamba ***
Emerson **
Zokora **
Sapara ***
Alanzinho **
Yasin Öztekin ***
Olcan Adın  **
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 58 Barış Özbek ?
Dk. 74 Volkan Şen ?
Dk. 86 Janko ? 

* Hakan Günday, Malafa

25 Eylül 2012 Salı

Olcan Böyle İstedi

1997 Yılından beri galibiyete hasret kaldığımız Şükrü Saraçoğlu deplasmanında Giray, Colman, Volkan ve Soner gibi as oyunculardan yoksun mücadele etmemize rağmen dirençli bir futbol oynadık. 90 Dakika boyunca topun arkasına iyi geçtik, defansif olarak geleceğe dair olumlu izlenimler verdik. Fakat ikinci devrenin ilk 15 dakikasından sonra gardı düşen Fenerbahçe karşısında galibiyete uzanacak hamleyi bir türlü yapamadık.

İlk yarı topa hakim olan taraf evsahibi Fenerbahçe'ydi. Özellikle Alex, biraz da Sow'un kişisel becerileriyle sonuca gitmek istedilerse de başarılı olamadılar. Bunda kalede güven veren Onur'un, önünde oynayan ve bana göre maçın yıldızı olan Bamba'nın kusursuza yakın performansları da çok etkiliydi.

İkinci devre oyundan düşen rakibinin üzerine gitmeyi akıl etti Trabzonspor. Biraz geç olsa da son 15 dakika özellikle sol kanadı iyi kullandı Bordo-Mavi'li oyuncular. Gökhan Gönül'ün formsuzluğundan iyi faydalandık ve Olcan Adın rakip kaleye -3'ü net olmak üzere- 7 şut gönderdi. Sapara ve Paulo Henrique'nin direkten dönen topları, Olcan'ın rakip kalenin önünde kaçırdığı pozisyonlar takımımız adına kaçan önemli fırsatlardı.

Onur'un tekrar eldivenleri giymesine en çok sevinenlerden biri de benim. İleriye doğru göndermek istediği 3 topun kısa düşmesi haricinde hiçbir hatası yoktu. Cepheden aldığı iki şuta ve çaprazdan gelen topa karşı refklekslerini konuşturdu. Gribal Enfeksiyonun etkisinden henüz çıkmamış olduğundan olsa gerek Serkan Balcı yerine Celutska'yı oynattı Şenol Güneş. Görevini yaptı ancak maç boyunca pek kullanamadığımız sağ kanatta, önünde oynayan Yasin ve Halil'e gereken desteği veremedi. Mustafa Yumlu kötü başladığı mücadeleyi iyi tamamladı. Oynadıkça açıldı, çok sırıtmadı. Sol Bamba tek başına defansı toparlamaya devam ediyor. Giray'la beraber güzel bir ikili olacaklarını düşünüyorum. Tecrübesi, fiziği ve top tekniği dikkat çekiyor. Emerson'da Mustafa Yumlu'nun aksine iyi başladığı maçı kötü bitirdi. Özellikle 2.devre çok aksadı, toparlanması gerekir.

Zokora gereksiz yere gördüğü sarı kart haricinde görevini yerine getirenlerden biriydi. Çok ekstra bir futbol oynadığını söylemek doğru olmaz. Sapara ise tekniği, son vuruşlardaki becerisi ve kaliteli paslarıyla formayı bırakmamaya niyetli. Soner'in yokluğunda Milli takımda ve geçmişte oynadığı takımlarda oynadığı futbola yakın bir oyun sergiliyor. Adrian'ın gözden çıkarılmasının altında yatan neden bizzat kendisi. Yasin son 2 maçtır iyi oynuyor, bu maçta da becerisini konuşturdu. Çok klas birkaç hareketi dikkatlerden kaçmadı. Hızını ve çalım becerisini 90 dakikaya yayabilirse Volkan'la kıyasıya bir yarışa girebilir. Olcan, geçtiğimiz sezonun son 10 maçında olduğu gibi bu maçta da kötü formunu sürdürdü. Bir türlü toparlayamıyor kendini, oysa ki bize çok lazım. Futbolcu dediğin gol kaçırabilir elbette ama becerilerini evde unutmuş gibi bir hali var.

Alanzinho ortalama maçlarından birindeydi. Sivrilmedi, çok kasmadı da sivrilmek için, daha iyi olması lazım. Halil maçın en etkisiz futbolcusuydu, top ona geldiğinde maç ağır çekime alınmış gibi bir hal alıyor. Oyunu soğutuyor, atakları olgunlaşmadan kurutuyor. Yedeği Henrique'nin etkili oyununu gördükten sonra haftaya formayı sırtına geçirmesini zor görüyorum ben. Barış da Henrique gibi sahada kaldığı kısa süre boyunca iyi mücadele etti.

İYİ

Futbolcularımızın azmi. Maçın bizim adımıza en pozitif çıkarımıydı. Daha iyi oynayan, maçı kazanmayı daha çok isteyen bizdik. Olmadı, yine kazanamadık fakat eksiklerin de formalarına kavuşmasıyla birlikte şampiyonluk için olmasa bile ilk 3 için iddialı bir konuma gelebiliriz. Gerçekçi olmak gerekirse bu sezon, yenilenen oyun anlayışımız ve kadromuzla şampiyonluk yaşamamız pek olası gözükmüyor. Sabretmemiz ve desteğimizi esirgememiz lazım.


KÖTÜ

Halil Altıntop, Olcan Adın ve Şenol Güneş'in performansları. Halil'in net bir santraforla beraber oynatıldığında daha verimli olacağını savundum ve hala savunuyorum. Şayet gol atmak için ilk silah olarak Halil'i düşünüyorsanız esasında gol atmayı düşünmüyorsunuz demektir. Zira Halil, Dünya Futbolundaki defansif forvet tanımının en net örneklerinden biridir. (Santrafor değil Forvet) Şenol Güneş bu şablonda Halil'den verim alamaz ve kendi oyuncusunu yıpratır. Kaldı ki ikinci devrenin ilk 15 dakikasından sonra sahada yürüyen Fenerbahçe'ye karşı hamlelerini yapmakta bir hayli geç kalarak olası bir galibiyetin önüne geçmiştir Şenol Hoca. Olcan'ın son vuruşlardaki beceriksizliği kondisyon eksikliğinden ya da formsuzluktan değil kafa olarak kendini maça adıyamayışından kaynaklanıyor, maça iyi hazırlanmamış belli ki.

ÇİRKİN

Bir fotoğraf karesi düşünün, ırkçılık yapmakla kalmayıp bununla gurur duyan, Dünya üzerindeki en ağır suçlardan birini espri sanan beyin fakiri iki kadın, ellerinde 'negro' marka bisküvileriyle, kafalarında en basit anlatımıyla ırkçılığı protesto eden Trabzonspor taraftarına -aklısıra- gönderme yaparken çekilmiş. George Bernard Shaw bu durumu çok güzel özetlemiş aslında: Irkçılık; beyinsizliğin şeytani ve psikopatça bir formu.




Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ***
Celutska **
Mustafa Yumlu **
Sol Bamba ****
Emerson **
Zokora **
Sapara ***
Alanzinho **
Yasin Öztekin **
Olcan Adın  *
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 80 Paulo Henrique **
Dk. 80 Barış Özbek **
Dk. 89 Janko ?

11 Şubat 2012 Cumartesi

Kusursuz Fırtına

Sezonun en kötü futbolunun oynandığı ve 3 puanın bırakıldığı Antalyaspor deplasmanından sonra böylesine ısıran, istekli bir Trabzonspor göreceğimize pek ihtimal vermiyordum açıkcası. Antalya dönüşü uçakta Tolga Zengin'in yaptığı konuşma ve sonrasında gelişen süreç dünkü fevkalade sonucunun oluşmasını sağladı. Hüseyin Avni Aker stadyumunda soğuk havaya rağmen tribünleri boş bırakmayan taraftarımızın desteğiyle, ilk 10 dakika rakibi parçalayacakmışcasına saldıran bir Trabzonspor vardı. Golde tam olarak bu dakikalarda geldi. Skorbord'un 7.dakikayı gösterdiği anda Colman'ın kullandığı köşe vuruşunda, altı pası iyice karıştıran Burak Yılmaz'ın da katkısıyla Popov net bir dokunuş yaptı kendi kalesine. Trabzonspor baskısının ödülünü alıyordu, henüz maçın başında. Erken gelen skor üstünlüğü beraberinde iyi futbolu da getirir ve farkı artırırız diye düşündüğümüz dakikalarda sahneye Mustafa Kamil Abitoğlu çıktı. Uzaktan yakından penaltıyla alakası olmayan pozisyonda, üstelik yan hakem'in hemen gözleri önünde cereyan etmiş olmasına rağmen topun penaltı noktasına konmasını istiyordu. Belki de maçtan çok konuşulacak hatalar zincirinin ilk halkasını da takmış oluyordu böylelikle. Trabzonspor taraftarının ilahi adalet beklediği pozisyonda, kendi kalesine golü atan Popov topun başına geçiyor ve şutu sağ kale direğinin yanından auta gidiyordu.

Trabzonspor farkı ikiye çıkarmak için Volkan ve Olcan'ın kanat bindirmelerine başvuruyordu genelde. Olcan'ın sahanın en iyisi olması skora direkt etki yapıyordu. Neredeyse her pozisyonda adı geçen yetenekli futbolcu eski takımına karşı insaflı olmayacağını işaret ediyordu topu her ayağına alışında. Maçın skoruna en çok tesir eden futbolcusu olan Bulgar Popov'un Mustafa Yumlu'yu düşürmesi Trabzonspor'un -haksızca- bir penaltı kazanmasını sağlıyordu. Zira Mustafa Kamil Abitoğlu verdiği ilk penaltı kararının ne kadar yanlış olduğunu muhtemelen devre arasında yan hakemle yaptığı soyunma odası konuşmasında öğrenmiş, skoru eşitleme politikasına geçmişti. Yıllar geçse de Türk Hakemliğinde değişmeyen gerçeklerden biriydi 'Eyyam'. Günü kurtarma adına yaptığı bir hatayı, başka bir hatayla telafi etmeye çalışması maçın erken bitmesini sağlıyordu. Çünkü Burak Yılmaz, onu izlediğim ilk günden beri yaptığı en klas penaltı vuruşunu, Karcemarskas'ın koruduğu kalenin filelerine gönderiyordu. Mustafa Yumlu kendini yere bırakışının futbol kurallarındaki karşılığı ikinci Sarı Kart'tan Kırmızı Kart'tı fakat dedik ya Abitoğlu çoktan kararını vermişti. Popov'un kullandığı penaltının kaçmasıyla hakem dönüp yukarıda Allah var işareti yapan genç stoperimiz Mustafa Yumlu, -oyuna kendini fazla kaptırmış olacağından olsa gerek- az kalsın takımımızı 10 kişi bırakıyordu.


Sonrasında ilk goldeki ortasına benzer bir pozisyonda yaptığı müthiş kesmeyle Mustafa'yı buluşturan Colman'ın asisti skoru 3-0'a taşıyordu. Colman yine iyi günlerinden birindeydi, hevesli olsun yeter ki. Koy Arjantin Milli Takımı'na, hiç sırıtmaz. Skordaki bu rahat durum, futbolcuları biraz rehavete sokmuş olacak ki, Mustafa Yumlu'nun ofans hattında bulunduğu bir pozisyonda boşluğunu doldurmak için stopere gelen Cech'in kanadını boş bırakmasıyla kalemizde golü gördük. Sosa'nın kaliteli ortasında, topu güzel kontrol eden ve net bir vuruş yapan Trabzonspor futbolcusu Sapara farkı 1'e indiriyordu. Böylelikle kiralık verdiği futbolcudan gol yeme geleneğini sürdürüyordu Bordo-Mavi'li takım. Hakemin yaptığı hatalar zincirine, Gaziantepspor'un çiçeği burnunda hocası Hikmet Karaman'ın da 7 yabancı oyuncu oynatma hatası eklenince işler içinden çıkılmaz bir futbol skandalına doğru ilerliyordu. 2003 Yılında, Birinci Süper Futbol Liginin 5.haftasında Çaykur Rizespor ve Trabzonspor arasında yapılan maçta, cezalı futbolcu Özgür Vurur'u oynatan Hikmet Karaman'ın Rizespor'u maçı 1-0 kazanmasına rağmen hükmen 3-0 yenik sayılmıştı. Kaderin bir cilvesi mi, yoksa Hikmet Karaman'ın aşırı heyecanı mı bilemeyiz elbette ama yabancı sayısı bazen bu tarz sıkıntılar doğurabiliyor.

Olcan'ın pasında defansın arkasına sarken Burak Yılmaz, taraftarın kendisinden sezon başından beri beklediği kaleciyi geçme girişiminde ilk kez bulunmasına rağmen muvaffak oluyor ve takımına penaltı kazandırıyordu. %100 Penaltı ve Kırmızı Kart olan bu pozisyonu bile hakem hatası olarak yorumlayan LigTv yorumcularına buradan bir selam çakalım. Topun başına geçen Süper Lig Gol Kralı Burak Yılmaz, takımının tek golünü atan Sapara karşısında rahat bir vuruşla farkı tekrardan 3'e çıkardığında Trabzonspor'lu futbolcular maçı kafasında erken bitiriyordu. Son 10 dakika öylesine oynandı, isteksizce.

İYİ
PSV maçı öncesinde güven veren Trabzonspor. Tolga'nın enfes kurtarışı, oyun hakimiyeti, top sektirmemesi kayda değerdi. Serkan'daki olumlu kıpırdanış, ofansif katkısı önemliydi. Stoperde Celutska ve Mustafa Yumlu iyi iş çıkarttılar. Zira Cenk ve sonradan oyuna giren Muhammet Demir hızlı ve adam eksiltme becerisi olan futbolcular. Onlara karşı birkaç pozisyon hariç sıkıntı yaşamamaları, Giray ve Glowacki'nin eksikliğinde önemli artılar. Colman istekliydi, güzel günlerinden biriydi. Aynı oyunu, biraz daha az pas hatası yaparak oynarsa PSV karşısında kazanmamız işten bile değil. Halil oyunda kaldığı süreçte iyi direndi, ayakta kalmayı iyi beceriyor ama malesef erken tükeniyor. Zira dakikalar 69'u gösterdiğinde yedek kulübesinin yolunu tutmuştu bile. Yerine giren Barış Özbek, ön libero'da şans verildiğinde Aykut'tan daha iyi işler çıkarabileceğinin sinyallerini verdi. Burak Yılmaz hem takım için hem de tribünler için önemli bir ateşleyici. Kendini futbola adamış, maç oynanırken kapılıyor oyuna. Hata yapması muhtemel Gaziantepspor savunması arasında arzu ettiği pozisyonları bulması dün akşamki sonucun oluşmasına katkı sağladı. En güzel yorumu sahanın en iyisine saklayacağım. Eski takımının gözünün yaşına bakmayan Olcan Adın. Yarın muhtemel bir Karabükspor galibiyetiyle rakibinin 2 puan gerisine düşecek olan Kırmızı-Siyah'lıların fişini çeken isimdi. Hem defansif hem de ofansif olarak varını yoğunu ortaya koydu. Allah nazarlardan saklasın, kısa zamanda takımın her şeyi oldu.


KÖTÜ
Volkan Şen, maç içerisinde zaman zaman olumlu hareketler yapmasına rağmen, sahanın Trabzonspor adına en kötüsüydü. Onun eski haline gelmesi takım için çok önemli ama inatla beni kendi halime bırakın mesajı veriyor. Dün dinlediğim yorumculardan biri Volkan Şen için aynen şöyle diyordu; Volkan Şen geçen sezon Bursaspor'da da ilk 11 başlamıyordu fakat oyuna sonradan girdiğinde rakip takımı endişelendirecek bir havası vardı, artık o da yok. Evet malesef rakip takımlar artık Volkan Şen'in varlığından rahatsızlık duymuyorlar. Şenol Güneş'in ondan vazgeçeceğini düşünmüyorum ama bir an önce kendine çekidüzen vermesi gerekiyor. Bir parantez de Aykut Akgün'e açalım. Dün eski maçlarına nazaran çok kötü bir performans sergilemedi fakat bu tarz futboluyla Trabzonspor'da uzun vadede forma şansı bulamaz. Zaten hali hazırda Zokora gibi Dünya'nın en kaliteli defansif ön liberolarından biri bulunuyorken, yanında ilk 11'in vazgeçilmez ismi Colman varken, bir de üstüne sakatlığın etkilerinden kurtulmuş, Süper Lig tecrübesi bir hayli fazla olan, sert ama defansif becerisi Aykut'tan daha iyi olan Barış Özbek gerçeği varken ilk 18'e bile giremeyebilir. Evet Trabzon'lu olması onun artısı ama tek yönlü ön libero kimliğinden acilen sıyrılmalı. Bir de maç oynanırken Burak Yılmaz yine kendi takım arkadaşlarından birine saydırıyordu, kim olduğunu anlayamadım ama ne önemi var? Ne zaman geçeceksin bu illet huyundan Burak? Yeni Ömer Aysan Barış'ımız sen mi olacaksın?

ÇİRKİN
Mustafa Kamil Abitoğlu ve hakem Triosu. Besbelli ki Marek Cech'in müdahalesinde oyuncuya bir darbe yok, top savunma oyuncusunun dokunuşuyla yön değiştirip ceza sahasının dışına çıkıyor. Hadi hakem görmedi ya da oyuncunun kendini bırakışını çok gerçekçi buldu. Peki olay gözlerinin önünde cereyan ederken, yan hakem nasıl seyirci kaldı. Neden mikrofondan penaltı değil diyemedi. Bu kadar mı kirlenmiş Türk Hakemliği. İkinci yarıda kazandığımız penaltı bir başka rezalet karar. Öyle penaltı olmaz, uzaktan yakında alakası bile olamaz. Futbolcunun kendini bırakışı bile Hollywood yıldızlarına taş çıkartır. Çıkartacaksın Sarı Kart'ı, vermeyeceksin penaltıyı. Bu şekilde ancak Cüneyt Çakır gibilerini Avrupa'ya ihraç ederiz, onlar da Avrupa'da farklı, Süper lig'de farklı maç yönetirler zaten. Geçen hafta Antalyaspor maçında verilen rezil karardan sonra hakemlerin daha dikkatli olacağını düşünmüştüm ama onların dikkat ettikleri tek şey maçları 'Dengeleme' arzusu.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin ***
Mustafa Yumlu ***
Serkan Balcı ***
Celutska **
Marek Cech **
Colman ***
Aykut Akgün **
Volkan Şen *
Olcan Adın ****
Halil Altıntop **
Burak Yılmaz ***

Sonradan Girenler
Dk. 69 Barış *
Dk. 75 Alanzinho *
Dk. 82 P. Henrique ?

29 Ocak 2012 Pazar

41 Kere Maşallah!

Endüstrileşmiş futbola karşı ayakta kalma savaşı veren Ankaragücü karşısında Süper ligdeki diğer maçlara nispeten daha kolay geçmesi beklenen bir mücadeleye çıktı Bordo-Mavi'li futbolcular. Beklendiği gibi de oldu, klasikleşen Burak Yılmaz dokunuşlarına eşlik eden rakip takım oyuncusunun talihsiz vuruşu ve Olcan Adın salvosu, Trabzonspor'un bu sezon toplamda 41.gole ulaşmasını sağlıyordu. PFDK'nın verdiği bir maçlık seyircisiz oynama cezasını, Ankara soğuğunda 19 Mayıs stadyumuna gelen Ankaragüçlü kadın taraftarlar ve onlara eşlik eden Trabzonspor taraftarı beraber çekiyordu. Futbol çoğu zaman sefa sürmek değildi zaten.

Ankaragücü defansında görev alan Aydın Toscalı Süper Lig deneyimi en fazla olan oyuncusuydu evsahibi ekibin. 31 Yaşındaki oyuncu daha önce 1 kez A Milli takımın formasını giymiş, 5 sezon boyunca Kayserispor forması terletmişti. Emeğin, parasız mücadele etmenin ne demek olduğunu gösteren takımın kaptanıydı. Aydın'ın yanında Çanakkale Dardanelspor futbol fabrikasının ürünlerinden olan, bir dönemin gelecek vaat eden oyuncusu Mehmet Çoğum sivriliyordu takımda, tecrübesiyle. Futbolseverler onu Gaziantepspor'da ki günlerinden hatırlayacaktır. Bir de bizden biri var bu onur savaşında Trabzon'u temsilen bulunan. 2005 Yılında Uefa Meridyen Kupasında attığı 5 golle Benzema'yla birlikte zirveyi paylaşan, yine bir dönemin umut vaat eden genç futbolcusu Ergin Keleş. Takımın geri kalanı isimsiz kahramanlardan oluşuyor, adı sanı duyulmamış ama sahada ayak basmadık yer bırakmayan emekçi tayfası. Şüphesiz Hakan Kutlu gelecek sezon mücadele edecekleri Bank Asya 1.Lig'in takımı hazırlamaya çalışıyordur, transfer yasağı olan bu takımın ve taraftarının Allah yardımcısı olsun, işleri zor.


İYİ
Takımın güçsüz rakibini hafife almadan oynaması. Erkenden gol bulup, skor avantajını yakalamamız önemliydi. Zira zirve yolundaki rakiplerimizden Beşiktaş daha birkaç hafta önce gol bulamamanın sıkıntısını o sahada 2 puan bırakarak çekmişti. Gol bulamamak, rakibin ilerleyen dakikalarda göstereceği direnci de artıracaktı fakat Serkan'ın güzel ortasına dokunan Olcan bu senaryonun gerçekleşmesini engelledi. Geldiği günden beri kendinden daima 'iyi' söz ettiren Olcan Adın gerçeği. Her hafta bir başka güzel, her hafta bir başka özel. Takımımız onun gelmesiyle önemli bir ofansif güce kavuşmuş oldu. Kaybettiği toplardan sonra yaptığı pres ve defans katkısı da cabası. İçine Pique kaçmış haliyle Mustafa Yumlu, futbolunu ne kadar geliştirdiğini bugün Burak Yılmaz'a yolladığı uzun pasla bir kez daha ispat etti. Uzun yıllar Trabzonspor defansı için iyi bir alternatif olacaktır ama ilk 11 oyuncusu olmak için hazır değil. Colman kötü bir gününde olmasına rağmen partneri Aykut bugün güzel işler yaptı. Defansif görevini layıkıyla yerine getirdi. Alanzinho kaptığı toplarla tehlikeli gelmemizi sağladı, hızlı ayakları ve leblebi gibi adam eksiltme özelliğiyle çok sağlam katkı veriyor Bordo-Mavi'li takımımıza. Sezon sonuna kadar sözleşme yenileyemezsek ve İstanbul takımlarından birine bedavaya giderse çok üzülürüz, demedi demeyin. Bu sessizlik, gidişatın bu yönde olacağı tezimi de destekliyor. Adrian sonradan dahil olduğu oyunda istekli bir görüntü çizdi, onu da pekala iyiler arasına yazabiliriz maçın orta hakemi Suat Arslanboğa ile birlikte.


KÖTÜ
Maç boyunca sertlikten ödün vermeyen Ankaragüçlü futbolcular. Kadrolar arasındaki muazzam fark gözönüne alındığında faullü futbolu bir noktaya kadar kabullenebilirim ama Türkiye Milli Futbol takımının en efektif gol ayağı olan Burak Yılmaz'a bu kadar acımasız davranmak, Türk futboluna ihanettir. Saha şartları malum, patates tarlasından hallice bir zeminde mücadele etmek başlı başına bir başarı, artı bu aşırı sertlik yakışmadı, hiç yakışmadı. Gustavo Colman'ın maça konsantre olamadığından olsa gerek sezonun en kötü maçını çıkarmış olması. Arjantinli futbolcu basit pasları bile atmakta zorlanırken, yaptığı top kayıplarıyla hızlı atağa çıkmamızı engelledi. Öyle ki Şenol Güneş ona 62 dakika tahammül edebildi ancak. Yedek kulübesi yerine direkt soyunma odasına gitmesine ise anlam veremedim. Artık sıradanlaşan sakatlığının ardından ilk kez forma şansı bulan Volkan Şen arzuluydu fakat bir türlü oyuna dahil edemedi kendini. Potansiyeli böylesine yüksek bir futbolcudan koca bir devre boyunca hiç verim alamamış olmamız pek hayra alamet değil. Umarım Şenol hoca bir şeyler düşünüyordur.


ÇİRKİN
102 Yıllık bir çınarın kimsesiz kalması. Futbolun yanı sıra bisiklet, tekvando, basketbol, masa tenisi ve voleybol branşlarında faaliyet gösteren bu koca camianın hiç mi sahip çıkanı olmaz? Başkent'te takıma tek kalemde 3 Milyon Dolar hibe edecek bir babayiğit, bir işadamı yok mudur? Yoksa biz millet olarak değerlerimizi yalnızca sömürürken mi organize olabiliyoruz? Geçen sezon ki kadrosunu muhafaza etse, playoff'lar için mücadele edecek bir takımın, A2 oyuncularına ödeyecek parayı bulamaması yalnızca Ankara'nın değil, Türk Futbol Camiasının ayıbıdır. Gereksiz bir ton organizasyona sponsor olan markalar, kendi öz değerlerimiz sözkonusu olunca yarım sezon için sponsor olamıyor. Barcelona'nın Türkiye'de ki iletişim sponsoru olan GSM operatörü bu asırlık çınarın dibine kaynamış su dökülürken neden kayıtsız kalıyor? Sorulacak o kadar çok soru var ki, cevapları da aşağı yukarı belli olan üstelik. Ama sizlerde biliyorsunuz benim gibi, cevapları biliyor olmamız bu takımı küme düşmekten kurtaramayacak. Tıpkı yanıbaşımızda Bölgesel Amatör Lige yelken açan Akçaabat Sebatspor gibi...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin **
Mustafa Yumlu ***
Serkan Balcı **
Celutska **
Marek Cech **
Colman *
Aykut Akgün ***
Alanzinho ***
Olcan Adın ***
Volkan Şen *
Burak Yılmaz ****

Sonradan Girenler
Dk. 46 P. Henrique *
Dk. 62 Adrian **
Dk. 82 Barış Özbek ?

3 Ocak 2012 Salı

Olcan Adın Etkisi

Süper Ligin son iki sezonunda takımına en çok katkı veren 3 yerli futbolcuyu sayın deseler, bunlardan biri kesinlikle Olcan Adın olurdu. Böylesine yetenekli bir oyuncuyu, 3.25 Milyon Euro + Marek Sapara'nın yarım sezonluk kiralanması karşılığında bitiren ekibe teşekkürü bir borç bilirim. İstanbul takımlarında hor görülüp, Anadolu'da kendini bulan, içindeki cevheri açığa çıkartan cevherlerden biri de Olcan Adın'dır. Şimdi Milli Takım'a yükseleceği ve onu transferde takas edilecek oyuncu statüsünde görenlere ders verebileceği bir takıma geldi.

Maç seçmeyen, her maça aynı konsantrasyonla çıkan, hırslı, hırslı olduğu kadar takım arkadaşlarını da hırslandıran, çabucak hızlanıp adam eksiltebilen, topsuz oyunda nerede duracağını bilen, özgüveni yüksek ve cesur kararlarla takımını taşıyabilen, uzaktan şutlarıyla can yakabilen, iyi korner kullanabilen komple bir sol kanat oyuncusu transfer etti Trabzonspor.

Olcan'ın Burak Yılmaz'la olan arkadaşlığı Selçuk&Burak A.Ş. den aldığımız verimi tekrarlatır mı bilinmez ama tehlikeli bir ikili olacaklardır şüphesiz. Hele ki, ilk devre yokları oynayan Volkan Şen'de takımın bir parçası olduğunu ispat ederse, değmeyin Trabzonspor taraftarının keyfine. Sağdan Volkan, soldan Olcan, göbekte Alanzinho ve Jebrin'le çok tehlikeli ve alternatifli bir orta saha zenginliğine kavuşur Bordo-Mavi'li takımımız.

Fakat devre arası transfer döneminde hala doğru hamleleri yaptığımıza inanmıyorum. Bu takımın direkt oynayacak bir stopere ve leblebi gibi gol atabilecek bir santrafora olan ihtiyacı hala devam ediyor. Kadroyu zenginleştirme çabaları veya puzzle'ı tamamlama çabaları ya da adı herneyse o değil bizim olayımız. Olcan Adın ve Torric Jebrin transferlerine herkes gibi ben de sevindim ama önceliğimiz onlar değildi. Glowacki'li defans hattımızla ilk devre 17 maçta 21 gol yemişiz. Geçen sezon bu rakam sadece 10'du. Sadece Burak Yılmaz'dan oluşan hücum hattımızla ise yalnızca 24 gol atabilmişiz, geçen sezon bu rakam 40'tı. Güçlenen bir Galatasaray en önemli rakibimiz olmuşken, takım olma yolunda önemli adımlar atan Beşiktaş gibi bir rakiple yarışacağımız gün gibi aşikarken bu kadroyla yola çıkmak intihar olacaktır. O yüzdendir ki Şenol Güneş huzursuz, Jaja'yı değil daha çok katkı verebilecek transferleri düşünüyor. Sadri Şener ve ekibi, gerekli takviyeleri yapmazlarsa sezon sonu sıralamasının sorumluları olurlar. Benden söylemesi.

Bu akşam, 2.Devrenin ilk maçında tanıdık bir takımla Manisaspor'la evimizde mücadele edeceğiz. Geçmişte Trabzonspor formasını giymiş oyuncuların bize karşı her maçta ekstra motive olmalarına alışkınız, Kemal Özdeş'in de eski bir antrenörümüz olduğu gerçeğinden yola çıkarsak sıkıntılı bir maç bizi bekliyor diyebiliriz. İşimizi şansa bırakmayıp, Orduspor maçındaki hırslı mücadeleyi tekrar ederek puanları kopartmalıyız. Nasıl başlarsa öyle gidermiş, vira bismillah uşaklar...