Halil Altıntop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halil Altıntop etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2013 Pazartesi

İki Farklı Trabzonspor

Futbolun sadece futbol olmadığına inanan çoğunluk için mutlaka kazanılması gereken bir maçtı İstanbul Büyükşehir Belediyespor mücadelesi. Maça adına yaraşır şekilde Fırtına gibi başlayan ekibimiz rakibini sürklase etti ve soyunma odasına 3-1'lik üstünlükle gitti. Devre arasında her ne olduysa, fırtına dinmiş, yelkenler suya inmişti. Konuk ekip can havliyle saldırıyor, Trabzonspor kapandıkça kapanıyordu. Trabzonspor adına beklentilerin çok altında kalınan 2012-2013 sezonunun son iç saha maçına çıkan futbolcularımız, rakibin şuursuz baskısından faydalanıp 4.golü bulduklarında maçı bitiriyorlardı. Kalan dakikalar prosedürden ibaretti.

Tolunay Kafkas futbolcularını maça iyi hazırlamıştı. İnanılmaz bir hevesle beraber özgüvenli bir şekilde rakip kaleyi abluka altına aldılar. İlk 25 dakika Bordo-Mavi'li futbolcularımız oynadı, İstanbul takımı seyretti. Halbuki resmi bahsin tek adresi olan kurum, maçtan önce açıkladığı oranlarla Trabzonspor'u şike yapan, teşvik alan takımlar kategorisine koymaya teşebbüs etmişti. Tarihin her döneminde olduğu gibi bu akşamda onların heveslerini kursaklarında bırakmanın kıvancını yaşıyoruz.

İYİ
Tolunay Kafkas'la iç sahada kazanma alışkanlığı edinmemiz. Başarılı olduğumuz sezonlarda bile deplasmanda daha rahat oynayan, daha çok puan kazanan bir takım hüviyetindeydik. Gelecek sezon adına Avni Aker'e gelecek rakiplerin çekineceği bir atmosfer oluşturacağımıza, iç sahada baskılı oynayacağımıza olan inancım tam. Soner, Aykut ve Adrian zaman zaman iyi oynasa da oyunun seyrini değiştirecek kadar katkı yapamadılar. Volkan, Olcan ve Halil 3'lüsü maça damga vurdular. Çok istekliydiler ve attıkları şık gollerle maçı Trabzonspor'a getirdiler. 



KÖTÜ
Sivasspor gibi dişli bir rakibe karşı, Hüseyin Avni Aker stadyumunda oynanan ve takımımızın 6-0 kazandığı maçın ertesinde tribünlerin bu denli boş olması düşündürücü. En kötü günde olduğu gibi liglerin uzun bir tatile gireceği maç öncesinde de tribünlerin tıklım tıklım olacağını düşünenlerdendim.

Futbolcular arasında sezonu erken bitirenler olduğunu gördüm. Onur çok formsuzdu, her ne kadar birkaç önemli kurtarış yapsa da yediği gollerin tamamını kurtarabilecek bir kaleci halbuki. Defans hattı blok halinde kötüydü, yerleşim hataları, adam kaçırmalar, pozisyon alamama ve dönen topları takip edememe sorunları kalemize 3 gol olarak yansıdı. Süper Lig seviyesinde bir takımın yememesi gereken goller yedik.

ÇİRKİN
Dün hem Göztepe mücadelesinde tirbünden düşüp yaşamını yitiren hem de İstanbul'un göbeğinde, Edirnekapı metrobüs istasyonunda hunharca katledilen iki genç arkadaşımızdan sonra futbol konuşmak ne kadar doğru bilemiyorum. Türk Sporunun en temiz adamlarından biri, İbrahim Yazıcı'nın acısı henüz tazeyken üstelik. Biz Trabzonspor taraftarı olarak acının rengi olmaz diyenlendeniz. Türk futbolunun başı sağolsun.

Maç sonu genç futbolcumuz Abdullah Karmil'in yaptığı açıklama bu akşamın özeti niteliğindeydi aslında; Hem bizim hem de alt sırada yer alan takımlar açısından önemli bir karşılaşmaydı. Alnımızın akıyla çıktığımızı düşünüyoruz. 2010-11 sezonunda yaşananlardan dolayı birilerine iyi bir ders verdiğimizi düşünüyorum. 


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Serkan *
Abdullah *
Celutska *
Cech *
Soner **
Aykut **
Adrian **
Olcan ***
Volkan ***
Halil Altıntop ***

Sonradan Girenler
Dk. 60 Sapara *
Dk. 70 Yasin *
Dk. 85 Zokora ?

9 Mayıs 2013 Perşembe

Çifte Zafer

Hem futbolda hem de basketbolda sezonun en kritik maçlarını oynadık bugün, İki kulvarda da Finale yükselen Bordo-Mavi'li oyuncularımız taşıdıkları formanın hakkını vererek, tribündeki taraftarların yüzünü kara çıkarmadılar.

Türkiye Basketbol 2.Ligi'ni 7.sırada tamamlayan takımımız beklentilerin çok altında kaldı ve playoff'a saha avantajını kaybederek başladı. 2.Ligin en güçlü ekiplerinden biriyle, Konya'da Torku Selçuk Üniversitesi'yle serinin ilk maçında karşı karşıya gelen basketbolcularımız uzatmaya giden maçı 80-75 almış ve avantajlı duruma gelmişti. İlk maçta Orçun Tunca, Kevin Pinkney, El Amin ve Önder Külçebaş'ın etkili oyunları maçı getirmişti. İkinci Maç 19 Mayıs Spor salonunda oynandı, Konya temsilcisinin koçu Halil Üner, kuşkusuz Trabzon'u ve eski takımını iyi tanıyordu. İlk çeyrekteki dengeli oyun El Amin ve Pinkney'in devreye girmesiyle lehimize döndü. 2. Çeyrekten itibaren oyunun kontrolünü eline alan basketbolcularımız, savunmada rakibine çok güçlük çıkartamasa da 25'te 11'lik (%44) 3'lük yüzdesiyle hücumda ağır bastı. Ribaundlarda 36'ya 27 üstünlük kuran ekibimiz 3. ve 4. çeyrekte de rahat bir oyun sergileyerek sonuca gitti. Kağıt üzerinde Yarı Final olarak lanse edilse de Yeşil Giresun Belediye-Darüşşafaka eşleşmesinin galibiyle yapacağımız seri sonucunda kazanan ekip Beko Basketbol Ligi'ne yükselecek. Bu nedenle Finale yükseldik cümlesi yanlış bir tabir olmayacaktır. 

Sivas deplasmanında, uzatma dakikalarında bulduğumuz gol bugün elimizi sağlamlaştırdı. Sapara'nın o klas dokunuşu Avni Aker'de attığımız gollerin tamamından daha değerliydi o yüzden. Bu akşam çoğu Trabzonspor taraftarı gibi gol bulabileceğimizi düşünüyordum. Çünkü Sivasspor deplasmanlarda oyun karakterini yansıtmakta sıkıntı çeken bir takım. Özellikle Lig'in ikinci yarısında yaşadığımız en büyük sıkıntı kolay gol yeme sorunumuzdu, bu maçta hem defansif olarak hem de ofansif olarak kusursuz oynadık.

Tolunay Kafkas, son haftalarda formunu yükselten Halil'e güvenmiş ve arkasında becerilerine ara ara güvendiği Adrian'a şans vermişti. Klasik tek forvetli şablonda kanatlarda ise Olcan ve Volkan şans bulmuştu. Sezonun en iyi taraftarı önünde futbolcularımız ancak ilk yarının sonunda uyanabilmişti. Volkan'ın hızı penaltıyı bize kazandırmıştı, Adrian'ın kötü şu seçimine rağmen şansının yardımıyla önüne düşen topu filelerle buluşturması işimizi kolaylaştırdı. İlk golden sonra takımımız rahatlarken, özellikle ikinci golden sonra Sivasspor oyundan düştü. Havamızı bulmamızla tarihi skorun gelmesi hiçte zor olmadı.


Şenol Güneş'ten sonra göreve gelen Tolunay Kafkas'la Türkiye Kupasında şans bulmaya devam eden Tolga Zengin kalesinde hiç sorun yaşamadan maçı tamamladı. Hemen kale arasında yükselen manalı pankart, taraftarın onu ne kadar sevdiğinin bir göstergesi olsa gerek. Serkan ve Cech, Grosicki, Erman ve Aatif karşısında sıkıntıya düşecek hatalar yapmadılar. Hatasıza yakın oynayıp, takım oyunana katkı veren bir başka ikili Giray ve sonradan oyuna giren Celutska idi. Eneramo gibi insan azmanı bir santrafor karşısında dik durabilmek, oyunun sonuna kadar kusursuz mücadele edebilmek her babayiğidin harcı değildir.

Zokora ve özellikle Soner etkiliydi. Ofansa yardıma geldiğinde daha bir sevimli oluyor Fildişi Sahilleri milli takımının kaptanı. Soner ise birkaç yıla Avrupalı Selçuk'un pabucunu dama atacağını her fırsatta dile getirmekten kaçınmıyor. Çok kaliteli bir sol ayağı var, Allah onu sakatlıklardan korusun. Sol kanatta Olcan etkiliydi yalnız Volkan'ın oyuna olan katkısı ondan daha fazlaydı. Kanatları iyi kullandığımız bir maçı geride bıraktık. Adrian maçın yıldızıydı ve kendine olan özgüveni sahaya yansıdığında neler yapabileceğini dosta düşmana gösterdi. Onu yedek bekletmek takımı dolayısıyla taraftarı cezalandırmaktan başka ne olabilir ki? Halil'in yükselen formu, ofansif anlamda çok ihtiyaç duyduğumuz dönem olan 2.devrenin başına yetişmese de Türkiye Kupası finaline yetişecektir.


Sonuç olarak Türkiye Kupası finalinde en çok kaybeden takıma karşı bariz bir psikolojik üstünlüğümüz var. Bunu kullanıp 14. kez yükseldiğimiz finalde 9. kez kupanın sahibi olalım, Türk Futbolundaki şikeyi hortlatan camiaya cevabı sahada verelim ve 10. kez Türkiye Kupasını finalde kaybetmenin acısını yaşasınlar.

13 Nisan 2013 Cumartesi

Hasta Komadan Çıktı!

Mantığa sığmayan ama çoğu kişinin dillendirmekten sakınmadığı "küme düşme" korkusunu bertaraf edecek bir galibiyetti bu akşam alınan. Trabzonspor, tarihinin en kötü sezonunu telafi edecek iki önemli mücadelenin ilkinden galibiyetle ayrıldı ve nihayet hasta komadan çıktı. Orduspor maçı ve Çarşamba günü Sivas deplasmanında oynayanacak Türkiye Kupası Yarı Final maçı kritik öneme sahipti. Çünkü olası bir Orduspor mağlubiyeti, cam gibi kırılgan futbolcular için sonun başlangıcı olabilirdi. Adrian ve Halil değişiklikleri gelmese kötü senaryonun gerçekleşmesi işten bile değildi. Haftalardır sebebini bilmediğimiz şekilde yedek kulübesinde yanında oturttuğu Adrian'ı hatırladı Tolunay Kafkas kötü geçen ilk yarının ardından. Polonyalının oyun zekasını ve ince ara paslarını konuşturduğu dakikalarda, çoğu taraftar gibi benim de beklemediğim şekilde iyi bir oyun ortaya koyan Halil skoru değiştirme adına insiyatif alıyordu. Soner'in 90 dakikalık kaliteli oyunu, Adrian'ın güzel asisti ve Halil'in net vuruşu tek golle 3 puanı Bordo-Mavi'li takımımıza getirirken ekran başındaki milyonlar da rahat bir nefes alıyordu. Haftaiçi Sivas deplasmanından alınacak iyi bir sonuç, dibe vuruşun ardından ivme kazandırıp, son 5 haftada yukarılara taşıyabilir takımı.

İYİ
Soner Aydoğdu. Gelecek sezon için bizi umutlandıracak önemli işler yapıyor, özellikle son haftalarda. Bu sezondan geriye kalan yegane kazanımlarımızdan. Tolunay Kafkas'ın ona yüklediği çift yönlü oyuna alışmaya başladı, daha da iyi olacaktır. Adrian'ı oyun tarzıyla, jest ve mimikleriyle ve hatta rahatlığıyla Sergen Yalçın'a benzeten bir ben miyim acaba? Kalitesiyle de ona yaklaşıyor, bugün maça girmese 3 puan almamız bir hayli zor olurdu. Halil Altıntop, takımı ateşleyen isimdi. Oyuna girdiği an ne kadar hırslı olduğunu belli etmişti. Çok çalıştı, genel olarak Trabzonspor'un futbolcusu olarak görmesem de bugün başarılı olduğu gerçeğini göz ardı edemem.

KÖTÜ
Tolunay Kafkas, sahaya çıkardığı Serkan, Mustafa, Cech gibi isimlerdeki ısrarı yerine Zeki Yavru, Abdullah Karmil, Emre Güral ve Adrian gibi gençlere şans verse, en azından bu kayıp sezondan bir şeyler çıkarmış olmaz mıyız? Kaldı ki bu oyunculara karşı takındığı tavır, onlara hiç şans vermemesi takım huzurunu bozan etkenlerden biri. Dikkatli olması gereken bir nokta da şu, bugün şansı yaver gidip Halil muazzam oynadığından pek konuşulmayacaktır ama Paulo Henrique'nin yanına bir forvet alıp, ileriyi çiftlemek yerine tek forvette ısrar etmesi, üstelik gol bulmaya ihtiyaç varken ısrar etmesini makul göremiyorum. Gaziantepspor ya da Kayserispor'u çalıştırmıyorsun Tolunay Hocam, biraz dikkat lütfen.



Volkan Şen'in bugün sahadaki en kötü Trabzonspor oyuncusu olduğunu görmemek için kör olmak gerek. Çok çabuk demoralize olma gibi bir özelliği var ve henüz maçın başında yaşadığı pozisyondan sonra oyundan düştü. Hocası onu 90 dakika sahada tutsa da verimsizliği katkı yapmasının önüne geçti, toparlanması gerek.

ÇİRKİN
Son haftalarda, yaklaşan yerel seçimlerden olsa gerek Trabzonspor maçlarına gelen siyasilerin sayısı bir hayli arttı. Sadri Şener'in görevi bırakma kararı almasından sonra pastadan pay kapma ya da yönetime kendi adamlarını yerleştirme çabalarına girmiş olabilir bu güruh. Aman uzak durun bizden, şike yasasını 1 günde, tüm siyasi partilerin ortak kararıyla meclisten geçirdiğiniz gün bitmişti sizinle işimiz.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Serkan **
Giray **
Mustafa **
Cech **
Zokora **
Soner ***
Alanzinho **
Olcan **
Volkan *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Adrian ***
Dk. 63 Halil ***
Dk. 82 Bamba ?

4 Aralık 2012 Salı

Ankara Çıkarması

Eskişehirspor maçında sezonun en kötü futbolunu sergileyen Bordo-Mavililer, hafta içi konuk ettiği Şanlıurfaspor'u iyi futbol oynamadan fakat güzel goller atarak 4-0'la geçmişti. İşte o skor bir kez daha tecelli etti ancak yanında güzel futbol da vardı bu kez. Maçın ilk dakikasından itibaren Ankara'ya galibiyet için geldiğini belli etmişti futbolcularımız. Belki muazzam organizasyonlarla rakip kaleye gidemiyorduk ama oyunu Gençlerbirliği sahasına yıkmış, sürekli hücumu zorlayan bir futbol anlayışına sahiptik. Emerson'un pozisyon alma becerisinin getirdiği ilk golden sonra evsahibi ekibin baskı kurmak için yüklendiği anlarda gördüğü kırmızı kart ipleri kopardı. Birkaç sezon Partizan forması giydikten sonra Blackburn Rovers'a transfer olan fakat İngiltere'de tutunamayıp Cavcav'ın radarına yakalanan, 1.93'lük ön libero Radosav Petrovic'in şamarı Mustafa Yumlu'nun yüzünde patlarken hakem Kuddusi Müftüoğlu duruma kayıtsız kalamayacaktı. 23 Yaşındaki Sırp futbolcunun Kırmızı Kart görmesiyle, henüz 18.dakikada sahada bir kişi eksik kalan üstelik skor olarak geride olan Ankara temsilcisi için yapacak çok bir şey yoktu aslında. Oyunun geri kalanında cılız ataklarla kalemizde gol arasalar da pek etkili olamadılar. Sezonun en farklı skorunu alan takımımız zirveye bir adım daha yaklaştı. Trabzonspor futbolcuları istekli oyunlarını haftaya oynanacak Kayserispor maçıyla sürdürebilirlerse bu galibiyetin 'Yalancı Bahar' niteliği taşımadığını söylebiliriz.

İYİ
Onur'un yükselen form grafiği. Her ne kadar kalesi abluka altında olmasa da gelen birkaç topu da o çok yakından aşina olduğumuz yüksek özgüveniyle rahatça çeldi, kalede güven verdi. Serkan Balcı, sezonun tartışmasız en iyi futbolunu oynadı. Beşiktaş altyapısından yetişen genç Mehmet Sedef'i zor durumda bıraktı maç boyunca. Bir ara niyeti bozup Messi'ye özendiyse de özlenen Serkan'ın çokta uzakta olmadığını bize gösterdi. Aynı şekilde Emerson, hem attığı goldeki becerisi hem de soğukkanlılığıyla günün en iyi isimlerinden biriydi. Buna rağmen maçın 2.devresinde rakibin topuğuna yaptığı hareket net penaltıydı fakat hakem görmedi. Giray ve Mustafa rakip forvetler Artun ve Zec karşısında bir hayli başarılıydı. Hatasız oynadılar.

Zokora'nın yokluğu varlığından çok şey anlattı bizlere. Onun olmadığı ortasaha rakip oyuncuların rahatça at koşturdukları bir oyun alanına benziyordu. Dün akşam geldi ve iyi oyunuyla galibiyete katkı verdi. Partneri Colman istekliydi, ilk müdahaleleri başarılıydı. Topla beraberken onu izlemek gerçekten keyif veriyor. Adrian yükselen formunu devam ettirdi, kondisyonunu 90 dakikaya yayabildiği zaman takımın vazgeçilmezi olacaktır. Olcan Adın dünün en iyileri arasındaydı. Trabzonspor'a ilk geldiği günlerdeki gibi arzuluydu ve attığı şık frikik golüyle de oyununu taçlandırdı.

KÖTÜ
Malesef attığı gol haricinde sahada pek görülmeyen Halil Altıntop. Goldeki soğukkanlılığı ne kadar iyiyse, gol haricinde sahada kaybolması, top kullanmaması o kadar kötüydü. Onu defansa gelip top alan, rakibe basan, iyi top saklayan haliyle kabullenmiştik biz. Ondan her sezon 20 gol ortalaması tutturmasını zaten beklemiyoruz ama kendi becerilerini sergilemesi için fazla vakti kalmadı zannımca. Paulo Henrique, ilk yarıya nazaran ikinci devre daha kötüydü, nitekim Şenol Güneş onun bu kopuk futbol anlayışına daha fazla dayanamayarak saha kenarına aldı. Devre arasına kadar mucizeler yaratmazsa takımdan gidecek ilk isimlerden biri olacağından şüphem yok. Alanzinho hamlesinin çok işe yarayacağını düşündüm fakat nam-ı diğer Oflu Ali futboldan uzak kalmanın sıkıntısını çekiyor belli ki. O takımı ateşleyen, çabucak kontraya çıkartan adamın aklı beş karış havada. Toparlanması gerekiyor.



ÇİRKİN
Lig TV. Tribünde yapılan 'Şike Yapanı Düşürün!' tezahüratına sesi kısarak karşılık veren çürümüş zihniyet. Rahmetli Kazım'ın 7 Başlı Canavar diye bahsettiği, kokuşmuş sistemin fedaisi Lig TV. Kazım'ın da dediği gibi yeri gelecek 7 başlı canavarı yenen kahramanı oynayacağız, o günler çok uzakta değil.

Tüm bunlarından dışında 'İyi'den de öte bir şey vardı dün 19 Mayıs tribünlerinde. Görmeye hasret kaldığımız taraftar desteği Ankara'daydı. 90 Dakika boyunca susmadılar, galibiyet sonrası Şenol Güneş'in özel teşekkürlerini de alarak evlerinin yolunu tuttular. Futbolcularımızı tribünlere çağırıp çektirdikleri üçlüler de cabası. Tek kelimeyle; Harikaydınız.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak ***
Serkan Balcı ***
Giray Kaçar ***
Mustafa Yumlu ***
Emerson ***
Zokora ***
Adrian ***
Colman **
Olcan Adın ***
Halil **
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Alanzinho *
Dk. 65 Yasin Öztekin **
Dk. 79 Emre Güral * 

10 Kasım 2012 Cumartesi

Adrian Böyle İstedi

Bıçağın kemiğe dayandığı anlarda büyük takımlar bol gollü galibiyetler alarak üzerlerindeki ölü toprağını atarlar. Büyük takımları diğerlerinden ayıran farkta budur zaten. Maçın ilk 6 dakikasında 2 farklı öne geçen Trabzonspor, sonraki dakikalarda büyük takım olma sıfatına layık oyun oynamadı. Mütevazi kadrosuyla Süper Lig'de varolma savaşı veren Akhisar 2.golü yedikten sonra kendine geldi. Maçı izlemeyenler belki inanmayacaktır ama oyunun kontrolünü Manisa ekibine kaptırdığımız zamanlar bir hayli fazlaydı. İlk devre idare eden futbolcularımız ikinci devrenin henüz başında yediği golle afallamaya başladı. Golden sonra gelen Şenol Güneş müdahalesine rağmen Trabzonspor futbolcuları oyunu yarı sahasında kabullendi. Kendi sahasına kapanıp, kontra ataklarla gol aramaya başladı Bordo-Mavi'li futbolcularımız. Tam bu sırada günün adamı Adrian bir kez daha sahneye çıkıp Akhisar Belediyespor'un ipini çekiyordu. Böyle istemişti Polonya Milli takımının değişmez ismi.

İYİ
Sezon başından beri hiç şans bulamamasına rağmen geçen hafta formayı giyerek takımı öne geçiren, Akhisar karşısında da takımına maçı kazandıran isim; Adrian Mierjezewski. Geçtiğimiz sezon oynadığı yaklaşık 50 maçta hemen hemen hiçbir Trabzonspor taraftarını tatmin edememişti. Fakat onun içinde bariz bir yetenek olduğu, bunun bir türlü kullanılamadığı da sıklıkla dile getiriliyordu. İki haftadır tanık olduğumuz Polonyalıda işin yetenek kısmı kendini belli ediyor. Devamı da gelir umarım.

Geçen hafta özlediği formaya kavuşan bir diğer isim olan Giray, gecenin iyileri arasındaydı. Şüphesiz ki Bamba'yla çok daha iyili bir ikili oluyorlar. Hırsı ve azmiyle Trabzonspor'un değişilmez stoperlerinden biri olduğunu bir kez daha ispat etti.


Tıpkı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Bandırma vapuruyla Samsun'a çıkışını bekler gibi bekledik Gustavo Colman'ı. Taraftar sabırsızdı, sakatlığı geçmek bilmiyordu ama yine de bekledik. Maçın yıldızı olmasa da sahanın en iyileri arasındaydı Tangocu. Haftalar ilerledikçe daha iyi olacaktır. Trabzonspor adına maçın en iyi 3 isminin 2 hafta öncesine kadar kadroda olmayışından şunu çıkartabiliriz pekala; Sezon başından beri oynayanlar heyecanını kaybetmişken, forma şansı bulamayanlar ilk profesyonel maçına çıkarmışcasına heyecanlıydı. Sanırım kaybettiğimiz puanların açıklamasını da içeriyor bu naçizane tespit.

KÖTÜ
Bundan 2 sezon öncesine kadar Trabzonspor'un en çok koşan, en azimli oyuncusu kimdir diye sorsalar, çoğu taraftar hiç tereddüt etmeden Serkan Balcı derdi. Geldiğimiz noktada dağlar kadar fark var. Genç Zeki Yavru'ya göre ciddi kondisyon eksiliği yaşıyor. Şu anki haliyle, ne sürati, ne azmi ne de yaptığı bindirmeler bakımından Zeki'den iyi değil malesef.

Zokora, son 3 maçtır yokları oynuyor. Sadece gol sevinçlerinde görebiliyorum kendisini. Ara ara yaptığı ofansif bindirmeleri geçtim, rakip atağa çıktığında önde basma huyunu da unutmuş gibi. Sertliğinden, presinden eser yok. Volkan ve Olcan gibi kadrodışı kalması an meselesi.

Sahada yokları oynayan bir başka isim ise sezona çok iyi başlayan ama haftalar ilerledikçe düşen Slovak yıldız Sapara. Oyunda kaldığı süre boyunca yürüdü, durdu. Daha efektif, daha canlı olması gerekiyor.

Halil Altıntop, kısa süre şans verilmesine rağmen iyi bir intiba bırakan Emre Güral'ı yedek kulübesine mahkum etmeye niyetli anlaşılan. Kötü oynasa da o bölgede Şenol Güneş'in bir numaralı tercihi olmaya devam ediyor. Şenol Güneş'in gereksiz Halil ısrarı ise taraftarın Halil'e olan tepkisinin iyiden iyiye sertleşmesinden başka bir işe yaramıyor. Bugünkü yuhlamaların kabahatlisi malesef Şenol Güneş'tir.


ÇİRKİN
Süleyman Abay ve hakem triosu. Maçın genelinde, skora etki edebilecek yalnızca bir pozisyon vardı onda da Trabzonspor aleyhinde bir kararla Akhisar'a golü attırdılar. Golü yediğimiz pozisyonda Bruno'ya gelen top direkt elden geliyor ve kafasıyla veremediği topu eliyle öyle güzel indiriyor ki takım arkadaşı, golü atmak çocuk oyuncağından farksız oluyor Brezilyalı için. Bir de ilginç bir huyu var Türk hakemlerinin, skorda üstünlüğü yakalayan takımlar için sarı kartlar çok kolay çıkıyor nedense. Bunu alışkanlık haline getirdiler ama kimsenin uyardığı yok.

Maç içerisinde, adrenalin dozunun yükseliğinden olsa gerek bazı tartışmalar yaşandı futbolcularımız arasında. Mustafa Yumlu, 55.dakikada defansa yardım etmediği gerekçesiyle Adrian'la atışırken, Emre Güral, boş pozisyondayken göndermediği Adrian kendisine sitem ettiği için takım arkadaşına sus işareti yapıyordu. Bunlar Trabzonspor futbolcusuna yakışmaz, kendinize gelin beyler. Ömer Aysan Barış vakası çok yeni, unutulmasın.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Serkan Balcı *
Giray Kaçar ***
Mustafa Yumlu **
Emerson **
Zokora *
Sapara *
Colman ***
Adrian ****
Halil Altıntop *
Marc Janko **

Sonradan Girenler
Dk. 56 Yasin Öztekin *
Dk. 76 Emre Güral *
Dk. 85 Zeki Yavru * 

17 Eylül 2012 Pazartesi

Tek Kurşun

10 Günlük Milli Maç arasının ardından bir galibiyet bekliyordu tribünlerdeki binlerce kadın ve çocuk, ekran başındaki milyonlar. Galibiyeti getiren gol ise sezonun suskun ismi Halil Altıntop'tan geldi. Enfes bir golle hem de. Rakip dirençliydi, ligdeki durumu da iyiydi fakat 90 dakika Trabzonspor'un oyuna hükmetmesine seyirci kaldılar.

Yenileri görme ve yaraları sarma adına önemli bir sınavdı. Avni Aker'deki kuş cıvıltısı bir maç daha sürecek olsa da tribünlerin Trabzonsporlu kadınlar tarafından güzelleştiği gerçeğini de gözardı edemeyiz. Trabzonspor yeni transfer Emerson'un ve 1461 Trabzon'dan gelen Zeki Yavru'nun ilk kez Trabzonspor forması giydiği maçta hakettiği bir galibiyet aldı. Bordo-Mavililer oyunu domine etti, istekliydi, her ne kadar kopuk kopuk oynasa da eksiklerin düzelmesiyle beraber zirve yürüyüşünü sürdüreceğinin sinyallerini verdi.

Maçın hemen başında, henüz 10. Dakikada Tolga'nın yaşadığı talihsiz sakatlık erken bir kaleci değişikliğine götürdü takımı. Tıpkı Onur'un Kasımpaşa maçının son saniyelerinde sakatlandığı pozisyona benzeyen bir hava topu mücadelesinde dengesiz bir düşüş sonrasında hastaneye götürüldü Tolga Zengin. Formayı Onur'dan bu şekilde almıştı Kaptan, kaderin bir cilvesi olsa gerek yine aynı şekilde formayı teslim etti. Kaleyi devralan Onur çok başarılı bir maç çıkardı. Uzun zamandır formayı geri almayı bekliyordu, hakkını verdi giydiği formanın. Son dakikada direğin dibinden çıkardığı pozisyon maça ne kadar iyi konsantre olduğunu gösteriyordu.


Serkan Balcı'nın hastalığı nedeniyle kadroya giremediği mücadelede sağ bekte gencecik bir isim vardı. Henüz 21 yaşında olan, geçtiğimiz sezon 1461 Trabzon'un PTT 1.Lig'e yükselmesinde önemli katkısı olan Zeki Yavru. Muhtemelen çok heyecanlıydı ama bunu futboluna yansıtmadı. Verilen görevi layıkıyla yerine getirdi, zaman zaman ataklara da katıldı. Henüz daha yolun başında olmasına rağmen olumlu sinyaller verdi. Yanında oynayan Mustafa Yumlu'da değişen pek bir şey yok, kaleciye dönmek, topu şişirmek nadir de olsa duran toplarda rakip ceza sahasında gol kovalamak. (ki dün yine atıyordu neredeyse) Bu takımın yerli stoper alternatifine ihtiyacı var, malesef Mustafa bu düzeyde değil, kendini geliştiremezse bu düzeye çıkması bile zor. Partneri Sol Bamba gecenin yıldızlarından biriydi. Suyundan mıdır bilinmez, Zokora gibi o da takım arkadaşlarını olumlu motive ediyor, sözünü dinletiyor. Kalitesini her geçen maç daha çok belli ediyor. Sol tarafta ise yeni transfer, Sambacı Emerson oynadı. Tüm maç boyunca aldığı her topu dikkatlice takip ettiğimden midir bilemiyorum ama gerçekten çok kaliteli bir kumaşı var. Uzun boylu ve güçlü bir fiziğe sahip olmasına rağmen seri, topu oyuna hızlı sokabilen ve defansif olarak sıkıntı yaşamayan aksine büyük katkı sağlayan bir isim. Stoperlerin olması gereken yerde devreye girerek rakip oyunculara şans tanımadı. Genel olarak defans hattını beğendiğimi söyleyebilirim, Eneramo ve Pedriel gibi iki Milli santrafora karşı başarıyla mücadele ettiler.

Zokora, ortalama maçlarından birindeydi. Müdahalelerinde her zamanki çabukluğunu kullandı, göbeği tek başına toparladı. Colman olmadığı için defansif olarak sırtına çok yük biniyor. O nedenle son zamanlarda alışkın olduğumuz hücuma çıkışlarına şahit olamadık. Önünde oynayan Sapara, Trabzonspor'daki en iyi maçlarından birini çıkardı. Çok beğendim, umarım formu devam eder. Alanzinho'dan daha çok şey bekliyoruz, dün görsel ziyafetten bizi mahrum bırakmış olsa da bu takım için ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Yasin ise durgun olduğu ilk devreye nazaran maçın ikinci devresinde çok etkiliydi. Özellikle rakip bek oyuncularının yorgunluğundan iyi faydalandı ve kendine açtığı koridorlardan tehlikeli ataklar geliştirdi. Trabzonspor'da birkaç maçtır şans buluyor ama ilk kez pozitif bir maç çıkardı diyebilirim.


Paulo Henrique'nin Milli maç arasından sonra bomba gibi bir dönüş yaptığını söylemeyi çok isterdim. Ama malesef maçın Trabzonspor adına en etkisiz ismiydi. -Attığı harika gol dışında- Halil Altıntop'la beraber maç boyunca silik bir görüntü çizdiler. Hücum attı bu kadar etkisiz olan bir takıma 71 dakika nasıl sabredilir bilemiyorum. Janko da oyuna girdikten sonra etkili olamadı. Kanatlardan onu besleyecek olan Volkan ve Olcan'ın olmayışı, Soner ve Colman'ın eksiklikleri onu tek başına Yel Değirmenlerine savaş açan Don Kişot'a benzetti ileri uçta.

Gelecek Pazartesi Şükrü Saraçoğlu Stadyumunda ezeli rakibimiz Fenerbahçe'yle mücadele edeceğiz. Sarı-Lacivertlilerin cezası nedeniyle yalnızca kadın ve çocuklar maçı izleyebilecek. Perşembe günü Marsilya gibi güçlü bir takımla puan mücadelesine çıkacak olan rakibimizin çok dinlenme şansı olmayacak. Taraftar desteğinden mahrum kalacak, yorgun bir Fenerbahçe'yi bu kez yenemezsek, deplasmanda kazanamama serisi daha uzun yıllar sürer. Bu tarihi fırsatı kaçırmamalı, hem Ligdeki rakiplerimize hem de Trabzon'u içten çökertmeye çalışan taht sevdalılarına güzel bir cevap verelim, hayde uşaklar!



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga ?
Zeki Yavru ***
Mustafa Yumlu **
Sol Bamba ***
Emerson ***
Zokora **
Sapara ***
Alanzinho **
Yasin Öztekin **
Paulo Henrique *
Halil Altıntop **

Sonradan Girenler
Dk. 10 Onur ***
Dk. 71 Janko ?
Dk. 86 Barış Özbek ?

22 Nisan 2012 Pazar

Altın Gol

Ülke puanının ayakta kalmasını sağlayan 2 ekibin Süper Final'deki ilk karşılaşması yine Avrupa Kupalarına daha üst sıralardan katılma amacı taşıyordu. Son 5 maçını kazanamayan evsahibi Trabzonspor'la yine son 4 maçını kazanamayan konuk ekip Beşiktaş sahaya 3 puan için çıktılar. Mart ayına kadar Avrupa Kupalarında varlığını sürdürmek demek, son 2 sezonda hissedilen düşüşün etkisiyle sıralamada geriye düşen Türkiye için can suyu olmak demekti. Hem Trabzonspor hem de Beşiktaş kendilerini Süper Lig yarışında geride bırakan, zorlu Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi mücadeleleri verdiler. Bu sezon ülke puanımıza Gaziantepspor 2.0, Bursaspor 2.5 puan kazandırırken Trabzonspor ve Beşiktaş 11'er puan kazandırdılar. Bu uzun ve zorlu maraton, tek bir Avrupa Kupası maçı bile oynamayan ezeli rakipler Galatasaray ve Beşiktaş'ın işine yaradı. Puan farkı kapanmayacak şekilde açıldı.

Carvalhal'in gidişi, Tayfur Havutçu ve yeni başkan Fikret Orman'ın gelişiyle birlikte yeni bir ivme yakalamak isteyen Siyah-Beyaz'lılar bu kez şeytanın bacağını kırmak istiyordu. Türkiye Kupasına erken veda etmiş olmanın verdiği hedefsizlik, elde avuçta sadece Süper Final'in kalmış olması iki takımın da temkinli futbol oynamak yerine yalnızca galibiyete odaklanmasına neden olmuştu. Nitekim, Trabzonspor bayan taraftarların muazzam katkısıyla maça hızlı başladı. İlk yarının tamamında evsahibi takımın üstünlüğü vardı. Her ne kadar topun kontrolü Beşiktaş'ta olsa da, Trabzonspor Olcan ve Volkan'ın getirdiği toplarla etkili olmayı başarıyordu.


Halil'le Burak Yılmaz'ı kıyasladığımızda bazı farklılıklar ortaya çıkıyor. Örneğin Burak Yılmaz daha iyi bir sprinter ve son vuruş ustası (Kafa Vuruşları Hariç) olmasına rağmen, Halil daha komple bir forvet oyuncusunun özelliklerine sahip. Halil çok iyi top saklıyor, top onun ayağındayken diğer oyuncularımızın hücum için pozisyon alması, rakip alana yerleşmesi çok daha kolay oluyor. Riskli çalımlar denemiyor ve güçlü yapısıyla ondan top çalmak bir hayli zor oluyor. Bu özellikler malesef Gol kralımız Burak Yılmaz'da bulunmuyor. İşte bu yüzdendir ki Halil ve Burak çift forvet olarak ileride şans bulduğu maçlarda daha efektif oynuyor, daha çok gol pozisyonuna giriyoruz.

Geçen hafta yaşadığımız infialin de etkisiyle Fildişi Sahilli milli oyuncumuz Didier Zokora'ya her zamankinden biraz daha fazla destek verdi tribünlerimiz. Trabzon'da ve Karadeniz'in geri kalanında ne ırkçılık ne de ona yakın bir hissiyat hiçbir zaman vuku bulmamıştır. Sempatik, insan ilişkileri çok güçlü olan Zokora yerinde başka bir siyahi futbolcu olsaydı tepkisi çok daha farklı olabilirdi ama o serinkanlılığını korudu, duruşunu hiç bozmadı. Ancak 'Yazık!' diyebildi. Bu kelime tek başına 2011-2012 sezonunu ifade etmek içinde kullanılabilirdi pekala. Annesi Trabzonlu olan Emre'nin açıklamaları kendini daha da fazla pisliğe batırmaktan başka bir işe yaramadı. Önce 'Evet, dedim' sonra sırasıyla 'Hayır, demedim.' , 'Demiş olabilirim.' , 'Nigger demedim, Prick dedim.' , 'Zokora'da bana küfür etti'  ve son olarak 'Dediysem bile hatırlamıyorum' gibi cevaplar veren Emre'nin şuurunu kaybettiği, hükümsüz olduğu ve bulanların insanlık namına en yakın polikliğine getirmeleri ben insanlık adına rica ediyorum.



Mustafa Yumlu futbolunun zirvesinde olduğunu, taraflı tarafsız herkese ispat ediyor. Halil ve Zokora'yla beraber sahanın Trabzonspor adına en iyisiydi. Rakibin baskılı olduğu 2.yarının 15-20 dakikalık periyodunda birkaç hata yapılsa da defansımızı dün akşam pozitif buldum. Gereksiz heyecan yapmadığımız anlarda başarılı oluyoruz. Rakipte Süper Ligin en yetenekli futbolcusu Fernandes varken bu kadar kapanmak beraberinde açık vermeyi de getirecekti haliyle. Direkten dönen top, atamayan atarlar kuralının tekrardan tekerrür etmesini sağlıyordu. Halil, Zokora'nın enfes pasıyla hareketlendiği pozisyonda, Burak Yılmaz'ın sezon boyunca yalnızca bir kez tercih ettiği kaleciyi çalımlama seçeneğini kullanıyor, çokta zorlanmadan meşin yuvarlağı ağlarla buluşturuyordu. Maç sonunda tribünlerdeki 21.727 coşkulu taraftar hep beraber kolbastı oynuyordu. Özlemiştik kazanmayı.

Vadesi çoktan dolmuş Süper Lig'in evrak işlerini tamamlamak gibi, gereksiz Süper Final maçlarını en azından 3. olarak bitirmemiz, gelecek sezon adına atılmış iyi bir adım olacak. Boğazına kadar pisliğe batmış Türk Futbolunu, Milli Takım Kaptanını, Federasyon Başkanını ve yuvarlak masa şövalyelerini seyretmeyi daha fazla midem kaldırmıyor zira. Bitse de gitsek...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga **
Mustafa Yumlu **
** 
Giray Kaçar ***
Cech **
Serkan Balcı *
*
 Zokora ***
Colman **
Volkan Şen **
Adrian **
Olcan Adın **
Halil Altıntop ***

Sonradan Girenler
Dk. 64 Paulo Henrique *
Dk. 73 Celutska *
Dk. 88 Alanzinho ?

23 Haziran 2011 Perşembe

Yeni Trabzonspor'un Son Neferi: Halil Altıntop

Halil Altıntop, Umut Bulut'un görevini üstlenebilecek tek yerli futbolcudur. Tıpkı Umut Bulut'ta olduğu gibi, oyunun defansif yönünde sivrilen, geriye gelip top çalabilen, pres yapıp rakibi bunaltma özelliğine sahip, uzaktan şutlarda ve kafa toplarında iyi olan bir forvet. Forvet ama kesinlikle bir santrafor değil.

Trabzonspor taraftarının Halil'den her maçta goller beklemesi, hiçbir zaman gerçek olmayacak bir rüyadan farksızdır. Santrafor arkası, sağ ve sol forvet pozisyonları onun için daha uygundur. O nedenledir ki, Şenol Güneş en uçta Paulo'yu, sağında Burak Yılmaz ve sol tarafta da Halil Altıntop'u oynatacaktır diye düşünmek hayal olmaz. Fakat bu 3 futbolcu da sürekli yer değiştirerek oynadığı için, Halil sağ kanatta ya da ceza sahasının içinde son vuruşu bekleyen santrafor olarakta sıklıkla görebiliriz.

Uzun yıllardır Bundesliga'da hatırı sayılır süreler alıp, birçok maça çıkan, Türk Milli takımının hemen hemen tüm yaş gruplarında oynayıp, milli formayı 37 kez sırtına geçiren bir futbolcu tam da Şampiyonlar ligi ön elemesi oynayacak Trabzonspor için biçilmiş kaftandır. Dezavantajları var mıdır? Elbette ki vardır. Halil Altıntop kariyerinin en kötü dönemini geçtiğimiz sezon geçirmiştir. Formsuzluğu, hocanın futbol mantalitesi, takımın yetersiz olması ya da başka bir bahane bu başarısızlığı meşru kılamaz. Hal böyleyken, Türkiye'de futbolcuların içindeki yeteneği görmelerini en iyi sağlayabilen, cevheri açığa çıkartan hocayla çalışacak olması hem Halil açısından hem de Türk futbolu açısından büyük şanstır.

Daha önce de vurguladığımız üzere bu sene ki Trabzonspor, meslek ahlakı sahibi, efendi, takım içi huzuru oluşturmada yardım edecek futbolculardan kuruluyor. Takımı oluşturmada şu anki en büyük engel, Avrupa kupaları tecrübesi olan bir yabancı stoper'in eksikliğidir. Glowacki, sakatlık problemi göz önünde bulundurulduğunda ancak bir alternatif olabilir. Sadri Şener ve ekibi bu bölgeye de sağlam bir transfer yapacaktır. İzleyip görelim.