Şenol Güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şenol Güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2013 Salı

Denizde Karartı Var...

Kazım abi,
Denizdeki karartıyı gördün mü sen de? 
Güzel haberi aldın mı bizler gibi?
Dozer Cemil'le, Mehmet Dalman'la, daha geçtiğimiz günlerde yanına gelen Hasan Köse'yle, tüm diğer şehitlerimizle beraber kutlasaydınız 7. şampiyonluğu.
Mehmedime de ki, statükoyu bir kez daha devirdi bizim uşaklar.
Yedi Başlı canavarın tüm oyunlarına rağmen.
Allah korkusu olmayan, iktidar düşkünlerinin, çıkar odaklarının tüm pisliklerine rağmen şampiyon oldu Bordo Mavili asi çocuklar.

Merak etme ağabey.
En kısa zamanda Şampiyonluk Kupasıyla yanına geleceğiz.
Çok sevdiğin kaşkolu da getireceğiz elbet.
Hopa'nın, Karadeniz'in, Bize Her Yer Trabzon diyen herkesin selamıyla beraber.
Seni, anamı, sizler gibi nicelerini yanımızdan alan, bizi yetim koyan kanser illetini yenmiş gibi sevineceğiz o gün.
Biz de senin gibi "Çok fiyakalı bir hastalığa yakalandık." be abi.
Hayatı "Ne olacak bu Trabzonspor'un hali?" sorusuyla geçen milyonlar olduk.

Sendeki Trabzonspor sadece futbolu temsil etmiyordu.
Trabzonspor, Türkiye’de sürekli şampiyon olanlar dışında olan her şeyi temsil ediyor, biliyorum ağabey.
Şerefiyle ve dik oynayarak şımarık İstanbul çocuklarına bir kez daha ders verdi uşaklar.
Unutmadan ağabey, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahraman hiç pes etmedi.
Sana şeref sözü, asla pes etmeyecek...

27 Ocak 2013 Pazar

Yolun Sonu

22 Kasım 2009 günü oynanan Kasımpaşa-Trabzonspor maçı tıpkı bugün olduğu gibi 3-1'lik mağlubiyetle sonuçlanmış, Hugo Broos gidip Şenol Güneş gelmişti. Bugün tarih yine tekerrür etti, yine Yılmaz Vural yönetiminde olan bir takım, aynı skorla Bordo-Mavi'li ekibi mağlup etmiş, Şenol Güneş için yolun sonu gelmişti.

3 Yıllık Şenol Güneş döneminde 1 Süper Lig Şampiyonluğu, 1 Türkiye Kupası ve 1 Süper Kupa kazandı Trabzonspor. Geldiğinde Ersun Yanal'ın kurduğu takım Hugo Broos'un kısa yönetiminde afallamış fakat sonrasında Şenol Hocayla birlikte yükselişe geçmişti. Şanlıurfa'da oynanan Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe'yi 3-1'le geçip Kupanın sahibi oluyordu ve aradan 3 ay geçtikten sonra bu kez Ligi Şampiyon bitiren Bursaspor'u 3-0'la safdışı bırakıyor ve Süper Kupa'yı müzesine götürüyordu.

2010-2011 Sezonu, potansiyeli çok yüksek olan kadronun iyi futboluyla toplanan 82 puanla neticeleniyordu. Trabzonspor 7.kez Süper Lig Şampiyonu olurken, ezeli rakibi saha dışında çok çetin mücadeleler vererek ancak aynı puanı toplayabiliyordu. Fakat şampiyon kadro hem başkanın hem de teknik heyetin kötü adam yönetimi sebebiyle bir çırpıda dağılıyor, Trabzonspor silbaştan kadro kurmak zorunda kalıyordu.


2011-2012 Sezonunda direkt olarak Uefa Şampiyonlar Ligi gruplarına katılan Son Şampiyon, yeni kurulmuş kadrosuna rağmen iyi mücadele ediyordu. Topladığı 7 puanla ilk kez Şampiyon Ligi'nde yarışmasına rağmen son grup maçının son saniyesine kadar 2.Tur iddiasını sürdürüyordu. İtalyan&Rus işbirliğinin oyununa kurban giderek yoluna Uefa Avrupa Ligi'nde devam etti Bordo-Mavililer. Avrupa Ligi'nde karşısında çıkan PSV'ye direnemeyen Trabzonspor Süper Final sonucunda Ligi 3.bitiriyordu.

Bu sezonun başında takımın kadrosu yine, yeni ve yeniden değişiyor, Şenol Güneş elde olmayan nedenlerden dolayı sıkıntıya giriyordu. Sadri Şener ve kurmaylarının özellikle iç ve dış transfer noktasındaki becerisizlikleri doğrudan doğruya Şenol Hocayı etkiliyordu. 2011-2012 Sezonunda dillendirmeye başladığı Trabzonspor'dan ayrılma durumu artık yalnızca kendisi tarafından ifade edilmiyordu. 19 Hafta Sonunda Süper Ligde toplanan 24 puan çoğu Trabzonspor taraftarı gibi onu da tatmin etmemiş, 27 Ocak 2013 Pazar günü Trabzonspor'dan belki de son kez ayrılmıştı. Ona yaptığı fevkalade hizmetlerden ötürü teşekkür ediyorum, her zaman Trabzonspor camiasının kanaat önderlerinden biri olacaktır şüphesiz. Yolu açık olsun...


20 Ocak 2013 Pazar

Hezimetin Böylesi

Takım Ruhu denen şey Trabzonspor için bir Anka Kuşu'ndan farksız şu an. Herkes ne olduğunu biliyor ama malesef henüz gören olmadı. Muazzam hakem hatalarını, yanlış teknik direktör seçimlerini bir kenara bırakalım, Trabzonsporlu futbolcuların bu kadar ruhsuz ve yenilgiyi kabullenmiş bir görüntü çizmesini aklım almıyor. Tepkisizlik bu sezon futbolcularımızın en belirgin özelliği olmuş durumda. Trabzonspor bu akşam ezilerek yenilmiştir. Başta Alanzinho'dan ön libero yapmaya çalışan Şenol Güneş, sempatik gülümsemesi ve ani çıkışlarını transfer döneminde pek göremediğimiz Sadri Şener ve 'Gadromuz Yederli' deyimini hayatımıza sokan Nevzat Şakar olmak üzere Trabzonspor formasının ağırlığını kaldıramayan futbolcu tayfası suçludur. Şu an Bordo-Mavi'li takımımızın küme düşme hattının çokta uzağında olmamasının sebebi bu topyekün başarısızlıktır.

Rakip takım KDÇ Karabükspor ilk 11'inden 7 kişi eksik olmasına rağmen, çok fazla zorlanmadan istediğini aldı ve gitti. Mesut Bakkal'ı takımın başına getirdikten sonra iyi bir ivme yakalayan Karadeniz Ekibi aynı tarifeyi deplasmanda İstanbul'un iki sarışınına uygulamıştı fakat kadrosunda bu denli eksikler yoktu. Her transfer döneminde transferleri kampa yetiştiren, titiz ve detaycı çalışma anlayışıyla Türk Futboluna yeni bir soluk getiren Sadri Şener ve ekibi eseriyle gurur duyabilir. Lakin taraftarın yani karşılıksız seven bizlerin yaşadığı acının, hayal kırıklığınının çeyreğini anlayabilir mi? İşte orası muamma.

İYİ
Bugün Hüseyin Avni Aker stadyumunda olmayan şeylerden biriydi 'İYİ'lik. Penaltı, Kırmızı Kart, Sarı Kart, Hakem Hatası ve bolca Gol vardı fakat performansıyla fark yaratan bir Trabzonspor futbolcusu yoktu. Vasat diyebileceğimiz futbolcular ise takımın en isteklisi olan Vittek ve biraz da yorulana kadar Alanzinho ve Sapara'ydı.



KÖTÜ
İzlediğim en kötü Onur performanslarından biriydi. Önündeki 4'lü defansın şuursuzluğuna ortak oldu, beklentilerin çok altında kaldı. Serkan Balcı maçın en kötüsüydü. Zeki Yavru'nun kabahati İstanbul takımından değil de 1461 Trabzon'dan gelmiş olması sanırım. Böylesine bitik, ruhsuz bir futbolcuyu yakın zamanda görmemişti gözlerim. Gördüğü Kırmızı Kart'la performansını taçlandırdı. Celutska ve Yumlu ikilisi yediğimiz gollerde hatalıydı, sürekli rakip hücumcuları kaçırdılar. Emerson ilk devre biraz daha derli toplu gözükse de maçın ikinci yarısıyla beraber genel havaya uydu.

Adrian maç boyu her an oyuna girebilir, tek bir vuruşuyla bizi maça ortak edebilir diye düşündüm ama nafile. O da kopmuştu maçtan, pek top almadı, rakip orta saha oyuncuları arasında kayboldu. Olcan Adın kanat bindirmeleri ve sürekli çalım yapmak üzerine kurulu futbol anlayışını biraz da kollektif futbol anlayışına çevirse yerinde olacak. Son seçimlerinde sürekli egosu ağır basıyor çünkü. Yasin Öztekin 10 haftadır kayıp, bugün de onu gören olmadı. Bulanların insaniyet namına kulüple iletişime geçmesini rica ediyorum. Sonradan oyuna giren Aykut Akgün ve Marc Janko hiçbir varlık gösteremediler.


Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Şenol Güneş hala daha Alanzinho & Sapara ikilisinden ön libero yapmaya çalışıyor ama olmaz hocam. MP Antalyaspor ve Mersin İdman Yurdu gibi göbeği yumuşak olan takımlara karşı bu ikiliyi oynatabilirsin. Fakat Yiğit İncedemir ve Birol Hikmet gibi sert ve basan oyuncular senin oyununu bozar, topun hakimi olamazsın. Bu basit gerçeği gözden kaçırmış olmana inanamıyorum. Uzun zamandır oynadıkları futbol ve kafa yapısı olarak görünürde olmayan Yasin ve Serkan'ı ilk 11'de başlatman bir hata, yenik durumda olmana rağmen 2. Devre Aykut'u oyuna sürmen başka bir hata. Bu tarz maçlarda duran, bekleyen kule santraforun yanına Emre Güral gibi hareketli, uzaktan şut becerisi olan oyuncuları kullanmak gol atmayı kolaylaştıran etkenlerden biridir. Fakat Şenol Güneş Janko'yu da Vittek'in yanına alarak skorun tescilini daha 80.dakikadan yapmıştı bile. 

Şenol Güneş'in özrü kabahatinden de beter maç sonu açıklamaları ise üzüntü vericiydi; "Rakibimizin nasıl oynayacağını biliyorduk. Yeteneğimiz var ancak olmuyor. Tam bir kontraatak takımı Karabükspor ve bu yönde oynuyorlar, yediğimiz gollerde bu şekilde gerçekleşti. Zemin konusunda da önemli sıkıntı yaşadık. Biz topa sahip olmak istedik ancak Karabükspor bize izin vermedi."

ÇİRKİN
Maçın ilk golünde, bir buçuk metrelik ofsaytı gör-e-meyen Bahattin Duran, verdiği ve vermediği kararlarla Trabzonspor antipatisinin artarak devam ettiğini ispatlayan Cüneyt Çakır gecenin gizli kahramanlarıydı. Fakat onlardan ziyade, dirsek yiyen, dövülen takım arkadaşına yardıma koşmayan, buz gibi ofsayt kararına itiraz etme zahmetinde bulunmayan bir futbolcu kadrosundan verim alınamaz. Tek ve gerçekçi hedefi Ziraat Türkiye Kupası'nı almak olmalı bu takımın. Oldukça zahmetli geçecek bu süreç sonunda çelik gibi sinirlere sahip olan bir taraftar grubu bile çıkabilir ortaya.

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Serkan Balcı ?
Mustafa Yumlu *
Celutska *
Emerson *
Alanzinho **
Adrian *
Sapara **
Olcan Adın *
Yasin Öztekin ?
Robert Vittek **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Aykut Akgün ?
Dk. 62 Gustavo Colman *
Dk. 80 Marc Janko ?

26 Aralık 2012 Çarşamba

Gemi Karaya Vurdu! (İlk Devrenin Değerlendirmesi)

Son 2 yıldır sezona yeni kadrolarla ve geciken son dakika transferleriyle başlamak zorunda kalan Trabzonspor için ilk devre hiçte umulduğu gibi geçmedi. Sezona Karabükspor deplasmanında merhaba diyen Trabzonspor, Volkan Şen'in golüyle öne geçmesine rağmen, 2.devrenin sonunda yediği golle 1 puana razı olmuştu. Akabinde, adını ilk kez duyduğumuzda hep bir ağızdan 'güzel kura' diye haykırdığımız Macar temsilcisi Videoton'a karşı oynanan 210 dakikada sergilenen kötü performans, değil gol, net bir gol pozisyonuna girememiş olmamız Bordo-Mavi'lilerin ilk devredeki genel performansının özetini geçiyordu bizlere aslında.

Koca ilk devre boyunca üstüste 3 maç kazanamamış bir takım için pozitif yorumlarda bulunmak namümkün. Trabzonspor Kulübünün maaşlı çalışanı olan, oyuncu takip eden adına da Transfer Komitesi dediğimiz bir oluşum var ortada fakat işinin ehli kişiler olmadıkları için her sezon aynı sıkıntıyla Lige başlıyoruz. İlk görüşülen oyuncular sadece Trabzonspor taraftarını değil, Türkiye'deki her futbolseveri heyecanlandıracak cinsten olsa da bir son dakika pürüzü hasıl oluyor ve transfer suya düşüyor her seferinde. Sonraki süreçte aynı seviyede olmayan, 'alalım da bulunsun' mantığıyla alelacele transfer edilen ve kamp dönemine yetişmeyen oyuncuların uyum sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu ekip yenilenmeli, en kısa zamanda Scout Ekibi oluşturulmalı ve profesyonel bir kadroyla transferler zamanında yapılmalı. Yoksa her sezon başında aynı nakaratı dinlemeye devam ederiz.

UEFA Avrupa Ligi'ne katılmak hem vizyon hem de geçtiğimiz sezon topladığımız ve bu sezon kuraya seribaşı girmemizi sağlayan puanların artması açısından çok önemliydi. Lakin, çağdışı bir futbol anlayışıyla çok sert bir savunma yapan Macar ekibine karşı iyi organize olamadık, tek tek saydığımızda yetenekli dediğimiz ayaklarsa suskundu Videoton maçlarında. Kötü bir penaltı performansı sergileyen Onur'a, heyecanlanan futbolcularımız da eklenince penaltı atışları sonrasında Uefa Avrupa Ligi Gruplarına katılma şansımızı son anda yitirdik. Gelecek sezon muhtemelen yine seribaşı olarak katılacağımız Avrupa Ligi elemelerinde başarılı olmak hayati önem taşıyor, bu fırsatı bir kez daha tepme lüksümüz yok.

Ziraat Türkiye Kupası'na 4.Turda, dost ve kardeş kulüp Şanlıurfaspor maçıyla başlayan Bordo-Mavi'li futbolcularımız, sezonun en güzel gollerinden 4'ünün atıldığı fakat vasat bir oyun oynadığımız maçı 4-0 kazanarak yoluna devam ediyordu. Kura Çekimlerinde bizim genelde pek şansımız olmaz, bu şanssızlık 5.turda Kasımpaşa deplasmanına sürüklüyordu bizi. Henüz 7.dakikada bireysel bir hatadan kaynaklanarak yediğimiz golü ancak 88.dakikada Adrian'la çıkartabiliyorduk. Maç penaltılara gidiyordu ve Kaptan Tolga Zengin kalesinde devleşip, turu getiriyordu. Son 8'e kalan takımımız, bu kez Avni Aker'de kariyerinin en iyi maçına çıkan Onur Kıvrak'ın kusursuz performansıyla güçlü rakibi Eskişehirspor'u yeniyor, yarı final için avantaj yakalıyordu. Süper Lige verilen arada devam edecek grup maçlarında ilk sırayı almak, çapraz eşleşmede Fenerbahçe'nin rakibi olmamak adına çok önemli.

Spor Toto Süper Lig, oyununu oturtamamış, günlük performansların seyrine göre değişen, belirli bir sistemi olmayan takımımız için bir hayli sıkıntılı geçti. Sadece futbolcularımız için değil Teknik Direktörümüz Şenol Güneş ve yardımcıları açısından da çok verimsiz geçen bir ilk yarıyı geride bıraktık. Dönüp arkamıza baktığımızda, Hüseyin Avni Aker stadyumunda daha önce hiç mağlup olmadığımız Bursaspor ve Eskişehirspor takımlarına karşı alınan yenilgiler ve yine daha önce deplasmanda hiç mağlup olmadığımız İstanbul Büyükşehir Belediyespor mağlubiyeti kulüp tarihimize pekte haz etmeyeceğimiz notlar olarak düşüldü. İstanbul'un 3 takımıyla, 2'si deplasmanda olmak üzere yapılan 3 maçtan alınan 3 beraberlik genel performansımıza nazaran daha iyi sonuçlardı. Ligin en iyi savunma yapan ekibi olmamıza rağmen, ofansif anlamda sıradan Anadolu takımlarının bile gerisinde kalmamız, devre arasında ilk olarak bu bölgeye takviye yapacağımız anlamına gelebilir.

Sezon boyunca sürekli bahsettiğimiz kondisyon eksikliğini en güzel özetleyecek istatistik için Ligde oynadığımız deplasman maçlarımızın karnesine bakmamız yeterli. 8 Deplasman maçının 5'inin ilk yarısını önde kaparken, diğer üçünde soyunma odasına beraberlikle gitti takımımız. Bu maçların sonunda ise yalnızca 2 galibiyet ve 3 beraberlik alabiliyorduk. Maç sonlarında oyundan düşmemizin istatiksel izdüşümü tam olarak bu rakamlardır.

Trabzonspor Genel Verileri

Maç: 22
Galibiyet: 8
Beraberlik: 9
Mağlubiyet: 5

Atılan Gol: 26
Yenilen Gol: 16

Oyuncu Değerlendirmeleri

Didier Zokora: 19 Maçta ilk 11'de yer alan, 4 Sarı Kart gören 32 yaşındaki ön libero birkaç maç haricinde beklenen oyununun uzağında kaldı. Onun oynamadığı maçlarda rakiplerin orta sahamızı çabucak geçmesi ona olan ihtiyacımızı en açık şekliyle belli ediyor. Ocak ve Şubat aylarında Fildişi Sahilleri Milli Takımının Afrika Kupasındaki mücadelesi esnasında takımdaki yerini alamayacak, onun sertliğini arayacağız.

Onur Recep Kıvrak: 17 maçta görev alan 24 yaşındaki Milli eldiven, Trabzonspor'un en formda futbolcusuydu sezon boyunca. Geldiği günden beri sürekli oyununu geliştiren, potansiyeliyle Avrupa'nın dev kulüplerine göz kırpan futbolcumuz sakatlık sıkıntısı yaşamadığı sürece kaleyi Tolga'ya devredecekmiş gibi gözükmüyor.

Emerson: Büyük umutlarla Benfica'dan transfer edilen Sambacı defansif meziyetleriyle öne çıksa da hücum bölgesindeki ağırlığı, Olcan'la olan iletişimsizliği yüzünden beklentilerin altında kaldı. Duran toplardaki pozisyon alma becerisi 2 gol atmasını sağladı. Şenol Güneş'in Marek Cech'i bir alternatif olarak görmemesi ve Ferhat'ın yetersizliği yüzünden yeri garanti gibi. Rekabetin olmadığı bu kadro yapısında futbolunu biraz daha geliştirmesini ummaktan başka şansımız yok.

Olcan Adın: 18 maçta mücadele etti 27 yaşındaki futbolcumuz, attığı 5 golle takımın bu kulvardaki lideri konumunda Adrian'la birlikte. İlk geldiği zamanki olağanüstü futbolu kadar olmasa da takımın genel seviyesinden yukarı olan formuyla 2.devre için umut verdi. Hırsı, adam eksiltme becerisi ve uzaktan şutları onun en büyük meziyetleri. Kısa boyuna rağmen kafasını iyi kullanması onu benzerlerinden ayıran bir başka özellik.

Mustafa Yumlu: 16 maçta, Trabzonspor formasını sırtına geçirdi. Sınırlı becerilerine rağmen mücadele isteğinden hiç ödün vermedi. Stoperde ancak alternatif olabilecek yetenekleri olmasına rağmen fazlaca şans buldu ama kullanabildi mi? Malesef hayır.

Serkan Balcı: Geçen sezon gözlemlenen düşüş bu sezon kendini iyiden iyiye belli etti. 16 Maçta şans bulan tecrübeli futbolcu beklenen seviyenin çok altında kaldı. Zeki Yavru'nun önünü kesmesi, çalışkanlığını ve maç kondisyonunu hemen hemen hiçbir maçta sergileyememesi onun hakkındaki soru işaretlerinden yalnızca birkaçı.

Yasin Öztekin: Sezona iyi başlayan gurbetçi futbolcu, son maçlardaki form düşüklüğü sebebiyle kulübeye çekilmişti Şenol Güneş tarafından. 19 Maçta şans bulan Yasin, hızına ve tekniğine rağmen kopuk futbol anlayışıyla dikkat çekiyor. Attığı 2 gol hanesine artı olarak yazıldı.

Halil Altıntop: Sezonun hayalkırıklığı. Şenol Güneş'in vazgeçilmezi olan gurbetçi futbolcu 18 maçta forma giyip 3 gol attı. Taraftarın ya da gazetecilerin aksine teknik patron gurbetçi futbolcunun oyunundan memnun olmuş olmalı ki, ondan vazgeçemiyor. En önemli vasıfları olan ayağında top tutma ve defansa yardım konularında da sınıfta kaldı bu sezon.

Sol Bamba: 27 Yaşındaki hırslı stoper, tıpkı vatandaşı Zokora gibi Afrika Kupası nedeniyle yaklaşık 1 ay takımdan uzak kalacak. Sakatlığı olmasaydı Giray'la olan uyumu takıma daha çok şey kazandırırdı. Cüzi bir bonservis bedeliyle takıma kazandırıldı, ekstra hareketlere kaçmadığı sürece ilk 11'in değişilmezi olacağından zerre şüphem yok.

Marek Sapara: 17 Maçta forma şansı buldu ve İnönü'de oynanan Beşiktaş maçında attığı şık golle hafızalara kazındı. Sezona iyi başlayıp sonra oyunu düşenlerden biri. Adrian'ın şans bulmasıyla birlikte formundaki düşüş aynı zamana denk geliyor. Bu bir tesadüf olamaz.

Giray Kaçar: Her zamanki Giray, 12 maçta forma şansı buldu. Sakatlığının geçmesinin ardından tam performansla futbola geri döndü. Oynadığı maçlarda hırsıyla, mücadele azmiyle diğer takım arkadaşlarına örnek teşkil edecek bir futbol oynadı.

Ondrej Celutska: Defansın her bölgesinde oynayabilen Çek futbolcu 11 maçta forma giydi. Sezon başında gözden düşen futbolculardan biriyken, devrenin sonuna doğru tekrardan formasına kavuştu. Stoperde Yumlu'dan daha iyi bir alternatif olabilir, şayet üzerinde ısrar edilirse.

Alanzinho: 16 Maçta forma şansı buldu. Çok uzun süreler oyunda kalmasa da hareketliğiyle özellikle oyuna sonrada girdiği maçlarda takıma canlılık kattı. Yedek kulübesinde her teknik direktörün isteyebileceği türden bir oyuncu. Üstelik kulübede kalmayı da dert etmiyor kendine. Biraz daha şans verilmeli.

Paulo Henrique: Tıpkı Halil gibi sezonun en kötülerinden biri. 2 Sezon önce onca golü atan bir başkasıymış gibi sanki. Fiziği, gücü muazzam fakat teoriyi pratiğe dökmede o kadar başarısız ki, saç baş yolduruyor her maç. Bu sezon 14 maçta forma şansı bulup rakip filelere 3 gol bıraktı.

Adrian Mierjezewski: Kendini ispatlamak için tam 1.5 sezon bekledi, evet yetenekli olduğunu hepimiz biliyorduk ama bir türlü gösteremiyordu. Açıkçası ondan ümidini kesenlerden biri de bendim. Beni bu şekilde utandırdığı için ona teşekkür ediyorum. Henüz hiçbir şey başaramamış olabilir ama devre arasında yapılacak takviyelerle,  uyum sorunumuz da aşıldığında taşıdığı 10 numaralı formanın hakkını daha fazla verecektir. 10 Maçta forma şansı bulup 5 gol attı.

Soner Aydoğdu: Tıpkı Gençlerbirliği'nden takım arkadaşı olan Yasin gibi sezona iyi başlayanlardan biri oldu Soner. Muazzam bir potansiyeli, genç yaşına rağmen dikkat çekici bir özgüveni ve soğukkanlılığı var. Tek şanssızlığı fazla forma şansı bulamaması. 10 maçta oynadı ve 1 gol atabildi genç solak.

Marc Janko: Yine büyük beklentilerle transfer edilip kendini ispat edemeyen başka bir futbolcumuz. Her iki ayağını da kullanabilen Avusturyalı futbolcu, daha önce forma şansı bulduğu takımların aksine Trabzonspor'da yalnızca 1 gol atabildi. O alındığında kanatlardan Volkan, Yasin ve Olcan'ın, göbekten Colman, Sapara, Adrian ve Soner'in onu gayet iyi besleyebileceğini, dolayısıyla başarılı olacağını düşünmüştük ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Gustavo Colman: Uzun süren sakatlığının ardından sahalara geri döndü ama taraftarın beklediği gibi değil. Eski Colman'dan eser yoktu, nitekim Şenol Güneş'te ona fazla süre şansı vermedi. Sadece 7 maçta 491 dakika forma şansı bulabildi. Onun 2.devreye iyi başlaması takımımızın sıralamasına direkt etki edecektir.

Tolga Zengin: Kaptan bildiğiniz gibi. Sakatlanana kadar eldivenleri başarıyla taşıdı, geçirdiği şanssız sakatlığı çabuk atlatıp sahalara geri döndü ama yıldızını parlatma sırası Onur'a geçmişti. Ziraat Türkiye Kupası maçlarında onu izleme şansı bulacağız. Şüphesiz ki Kupa'daki en büyük kozumuz o olacak.

Zeki Yavru: Eksikleri olmasına rağmen Serkan'dan formayı çalabildiği maçlarda gayet başarılı oynadığını söyleyebilirim. Şenol Güneş'in ona biraz daha fazla şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Şayet düzenli olarak oynama şansı bulursa Serkan'a bir daha formayı vermez.

Volkan Şen:  Sadece 10 maçta görev yaptı ve yalnızca 352 dakika sahada kalabildi. Menajerinin oyuncusunu pazarlama stratejisinin kurbanı olarak bazı haftalarda kadroya bile giremedi. Adı sürekli Beşiktaş'la anılıyor, devre arasında dananın kuyruğu kopacaktır. Şans verilse ne olurdu bilinmez ama kafasının futbolda olduğunu söyleyemeyiz.

Robert Vittek: Gözden çıkartılan Slovak santrafor eski günlerini mumla arıyor. Almanya'da fırtınalar estirdiği zamanlardan bugünlere geldik. Janko'nun bir gömlek düşüğü diyebiliriz onun için. Fazla şans bulamadan Trabzonspor'a veda edeceğe benzer.

Emre Güral: Meziyetlerine karşın aldığı süreler hiç tatmin edici değil. Üst düzey yetenekleri olduğunu biliyoruz, tekniği iyi, uzaktan şutları etkili ve güçlü bir fiziği var. Şenol Güneş, ileri uçta yaşadığı sıkıntıya çare olarak değil belki ama alternatif olarak gelecek sezona hazırlamalı Emre'yi.

Barış Özbek: Transferi büyük bir hataydı, geçen sezon onu kadroda tutmak ise daha büyük bir yanlıştı. Devre arasında başka bir takıma transfer olması iki taraf içinde hayırlı olacaktır.

Aykut Akgün: Devrenin sonuna yaklaştıkça forma bulmaya başladı. Futbolunda gözle görülür bir gelişme var Zokora'nın yokluğunda 2.devre şans bulabilir.

Ferhat Öztorun:  Yıllardır Trabzonspor kadrosunda yerli sol bek olarak futbol hayatını sürdürüyor. Takıma ya da kendi gelişimine en ufak bir katkısı yok. 1461 Trabzon'da daha iyisi varken onda ısrar edilmesini aklım almıyor.

Zeki Ayvaz: Bu sezon hiç forma şansı bulamadı. Zeki Yavru'nun 23 Yaşaltı kulübün yetiştirdiği oyuncu kontenjanını doldurmasının ardından kadroda şans bulma ihtimali de kalmadı.

Marek Cech: Henrique'ye verilen şansın 3'te 1'i ona verilseydi Emerson'dan daha iyi işler yapabilirdi. Sezon başlamadan yaşadığı sakatlık onu iyice gözden düşürdü. Muhtemelen devre arasında veda edecekler arasında ilk sırayı alır.

Şenol Güneş: Gemi karaya vurdu Kaptan, artık dümene geç ve sıkıca çevir. Zira Sadri Şener ve ekibi sen istedikçe o koltukta olacağını biliyor ve sana güveniyor, tıpkı taraftar gibi. Lakin gereksiz ısrarlarından, Karadeniz inadından vazgeç artık. Trabzonspor forması bile ligde bu puanları toplardı. Anadolu takımı gibi değil, 7 kez Bizans tahtını yıkan, şike ve teşvik rekorunun kırıldığı sezonu 82 puanla tamamlayan takım gibi, şampiyon gibi oynat takımı. İşte o zaman bu geminin önünde hiçbir dalga, hiçbir fırtına duramaz Kaptan!

16 Aralık 2012 Pazar

İlklerin Senesi

Kuşkusuz hiçbir Trabzonspor taraftarı sezona başlarken bu kadar rekor kıracağımız bir ilk devre hayal etmemişti. Daha önce kendi sahamızda hiç yenilmediğimiz Bursaspor ve Eskişehirspor'a, deplasmanda hiç yenilmediğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a mağlup olup rekorları tersten kırmaya devam ettik bugün. Sezon sonuna kadar bunlara birkaç tane daha ekleyebiliriz, bizde bu azim olduktan sonra vız gelir tırıs gider.

Bir kere Trabzonspor'u küçük takım gibi oynatma huyundan vazgeçmeli Şenol Güneş. Trabzonspor yenik durumdayken forveti çiftleme cesaretini gösteremeyecekse sen orada neden duruyorsun hocam? Hakemler formsuz ve artniyetli, futbolcuların formsuz eyvallah ama en çokta sen formsuzsun be hocam! Futbolun yazılmamış kurallarından biri midir, merak etmekteyim; Galip takım devre arasında oyuncu değiştiremez mi? Yasin Öztekin bugün sahada görev yapan futbolcular arasında açık ara en kötüsüydü ve onunla ikinci devreye başlamanın diyetini ödedik yediğimiz golle.

İki farklı devre iki farklı mücadele vardı İstanbul Atatürk Olimpiyat stadyumunda. İlk devre evsahibi ekip sahada neredeyse yoktu. Trabzonspor istekliydi, gol harici iki önemli atak geliştirdi ama onlardan sonuç alamadı. Soyunma odasında ne olduysa artık, galibiyet için saldıran Trabzonspor gitmiş yerine aklı bir karış havada olan takım gelmişti. Rakip gol pozisyonları haricinde kaleye hiç gelmedi, tabiri caizse oynamadan kazandı. Olan mağlubiyet üzerine bir de Olimpiyat stadyumu trafiğini çekmek zorunda kalan taraftara oldu.

İYİ
Trabzonspor'un cefakar taraftarı. İstanbul'da hava insanın yüzünü donduracak kadar soğukken yaklaşık 40.000 kişilik karşılıksız sevenler ordusunun maç için stadyumu doldurması. Tribünde yaptıkları atkı şovlar ve tezahüratlarla, açtıkları pankartlarla desteğin her türlüsünü takımlarına verdiler. Evet, desteklerinin karşılığını göremediler ama aşkların en güzeli karşılıksız sevme hali değil mi?


Futbolcularımız arasında sadece bir isim bugün galibiyet için kendini şartlamıştı fakat o da tek başına galip gelemedi. Sezon başında gözden çıkartılan ama talip bulamayan Adrian Mierzejewski bizim adımıza sahanın en iyisiydi.

KÖTÜ
Trabzonspor bu sezon geriye düştüğü maçları çeviremiyor. Bunun birkaç nedeni var. Ama takım ruhu, arkadaşlık eksikliği o kadar göze batıyor ki, farketmemek için kör olmak gerekir. Bugün evsahibi ekibin yontma taş devrinden çıkıp gelmiş oyuncusu Metin ve silah arkadaşları Serkan'ı köşeye sıkıştırıp pataklarken, Takım Kaptanlarından biri,  arkadaşlarının gözünün önünde dayak yerken kimsenin yanına gitmemesi bu durumu en güzel ifade eden sahneydi bana göre.

Şenol Güneş'in inadı. Yasin Öztekin ısrarını geçtim artık. Ne Kasımpaşa maçında ne de bu maçta tek bir pozitif hareketi olmayan bir adama neden bu kadar şans tanırsın be hocam? Nedendir bu tahammül? Senet mi yaptınız, her maç oynatılmazsa tazminat mı ödeyeceğiz? Kabahatlisin, kendine çekidüzen verme sırası sana geldi. Sıranı savma hocam.



ÇİRKİN
Türkiye Futbol Federasyonu. Trabzonspor'un Ziraat Türkiye Kupasındaki Kasımpaşa mücadelesiyle İ.B.B. maçı arasında sadece 63 saatlik bir fark vardı. Her hafta bizi Pazartesi gününe öteleyen Tüpçü ve Yuvarlak masa şövalyeleri yine güzel bir cinali oyunu yaparak Trabzonspor'un puan kaybetmesine çanak tuttular.

Mete Kalkavan, maçın orta hakemi. Böylesine kritik maçlarda yeni yetme hakemlere şans tanınması Federasyonun Trabzonspor'a bakış açısını belli ediyor aslında. Maçı çok kötü yönetti, futbol mantalitesini fauller üzerine inşa eden Bülent Korkmaz'ın talebelerini sürekli pas geçti. Bu onun titrekliğinden, acemiliğinden de kaynaklanmıyordu üstelik. Şartlanmış, öyle çıkmıştı maça. Nitekim ilk faulünde Serkan'a Sarı Kart'ını çıkardığı an foyası da meydana çıkıyordu. Mete Bey'e de not düşelim buradan, Trabzonspor taraftarının Duası tutmaz belki ama Bedduamızın katiyen sekmez. Bundan sonra dua biliyorsa okusun, öyle çıksın evinden.

Maçta açılan pankartları okuyabilen herhangi bir sporsever ülkenin boğazına kadar pisliğe batmış olduğunu anında anlamıştır. Fakat ne ülkeyi yöneten siyasiler ne de Türk Futbolunu yöneten kişiler için bu durum bir anlam ifade etmiyor. Zira onlar için pislik çamur banyosundan ibaret, ne kadar çok içinde dururlarsa o kadar güzelleşiyorlar.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Serkan Balcı *
Giray Kaçar **
Mustafa Yumlu *
Emerson *
Zokora *
Adrian ***
Alanzinho **
Olcan Adın *
Yasin Öztekin ?
Paulo Henrique *

Sonradan Girenler
Dk. 57 Volkan Şen *
Dk. 73 Marc Janko ?
Dk. 81 Sapara ?

9 Aralık 2012 Pazar

Bahtı Kara

Zorlu Ankara deplasmanında alınan rahat galibiyet, bu akşam gelecek 3 puanla birleştiğinde güzel bir ivme yakalayacaktı Trabzonspor. Olmadı, çoğu zaman direkler bazen de Fenerbahçe tedrisatını iyi almış Ertuğrul izin vermedi galibiyet sayısına.

Maç şikecilerinden, transfer şikecilerinden, futbolu ve ülkeyi yönetenlerden çok çekmiş ve hala çeken takımımız bu sezon iyice ayyuka çıkan hakem hatalarından da çekiyor, bazen de futbol şansı yanında olmuyor, direkleri dövüyor. Hani o meşhur şarkıdaki gibi; Talihi yok, bahtı kara...

Kayserispor, potansiyelli genç oyunculardan oluşan, gelecek vaat eden ancak henüz sistemini oturtmamış, birkaç yetenekli ayağın becerisine bakan -ki onların en tehlikelisi bu akşam yoktu (Bobo)- bir takım. Bugün izlediğiniz Kayserispor takımından kimi Trabzonspor'da görmek isterdiniz desem, ne cevap verirdiniz?

Robert Prosinecki'nin Kayserispor'u Akhisar Bld. ile birlikte küme düşme hattının en güçlü adaylarından biri olur bu futbol anlayışıyla, dahası da olmaz. Hırvat futbolunun yetiştirdiği en büyük futbolculardan biri olan Prosinecki de futbolun sadece sert fauller yaparak rakibi yıldırmak olmadığını anlamalı artık, yoksa kendisinden çok daha iyi antrenörleri harcayan Kayserispor camiasında ömrü uzun olmaz. Bu mantalitesiyle Kayserispor'un son 5-6 yılda oturtmaya çalıştığı güzel futbol anlayışına ihanet ediyor zira.

İYİ
Futbolcularımızda gözle görülen kazanma azmi, hırs. Galibiyeti isteyen, tam olarak kendilerini sahaya yansıtamasalar da çabalayan, formalarını terleten futbolcu sayısının artması. Son 25 dakikayı saymazsak Adrian'ın futbolundan etkilendim diyebilirim. Başarılıydı, oyunu iyi okudu, güzel paslar attı ve haftalar geçtikçe artan özgüveni onun futbolunu geliştireceğinin ispatı gibi. Son dakikalarda sürekli bahsettiğimiz fiziksel yetersizlik, kondisyon eksikliği hastalığı ortaya çıkmasa galibiyeti getiren golün hazırlayıcısı olması işten bile değildi.



Serkan Balcı vasatın biraz üzerine çıktı, çok etkileyici değildi ama pek kullanmadığımız Emerson'un kanadına nazaran ofansif açıdan güzel işler yapmamıza katkı veriyor 2 haftadır. Alanzinho, neden çıkartıldığını hiç anlamasam da maçta kaldığı süre boyunca gayet iyi bir oyun çıkardı. Onun oyundan çıkmasının ardından ofansif zenginliğimin düştüğü dakikaların gelmesi daha açıklayıcı olacaktır. Olcan, yazımın sonuna doğru değineceğim aşırı tepki veren yapısı haricinde iyi gözüktü gözüme. İstekliydi, taşıdığı kanat toplarıyla etkileyici ataklar yapmamıza olanak tanıdı. Golü de takipçiliğinin eseriydi zaten. Paulo Henrique sezon başından beri en güzel maçını çıkardı. O da Şenol Güneş'in gazabına uğradı vatandaşı gibi, çıkarılması hataydı.

KÖTÜ
Şenol Güneş'in değişiklik tercihleri. Alanzinho ve Paulo Henrique'nin oyundan alınması, Halil'e 78 dakika tahammül etmesi onun son zamanlarda sıklıkla yaşadığı akıl tutulmalarından birine delaletti. Halil bizim adımıza sahanın en kötüsüydü, maç boyunca defanstan alıp, hücuma güzelce taşıdığı bir top haricinde olumlu bir hareketini göremedim. Neye istinaden, hangi becerisine güvenerek ona bu kadar kredi veriyor hocamız, cidden merak etmekteyim.

Zokora'nın maç boyunca sergilediği Geleneksel Batı Afrika danslarını andıran el hareketlerine bir anlam veremesem de kötü ve belki biraz da isteksiz futbolunun malesef açıklaması yok. Hayır totem yapacağına, biraz daha oyunda kalsa, önde basıp hızlı toplarla hücuma çıkmamızı sağlasa çok daha faydalı olurdu, üstelik Colman gibi bir silahın yokluğunda. Sonradan oyuna giren Yasin ve Emre istenen katkıyı sağlayamadı Vittek'in aksine.

Hüseyin Sabancı ve yancıları da sergiledikleri kötü yönetimle sonuca çanak tuttuklar. Aynı şekilde cereyan eden topu elle kesme hareketine iki farklı cezalandırma yöntemi seçersen, oyuncularımızı sakatlamaya yönelik net pozisyonları es geçersen, boru gibi ofsaytı görmezsen sana bu ligde kolay kolay maç vermezler diyeceğim ama günümüzdeki Merkez Hakem Kurulu ekstradan ikramiye bile verebilir.



Şenol Güneş'in maç sonundaki açıklamaları;

''Bu sezon Trabzonspor'un maçlarında kötü yönetim gösteren hakemler bir hafta sonra maç alıyor. Bunları Zekeriya Bey, Yüksel Bey'e iletiyorum. Tam tersine normal maç yönetenleri cezalandırıyorlar. Görüntü bu şekilde. İlker Meral, hemen bizden sonra bir başka büyük maça veriliyorsa, Halis Özkahya, Antalyaspor maçından sonra bir başka maça veriliyorsa, Kuddusi Müftüoğlu ne yaptı ki? Adam küfür etmiş. Maçı normal yönetmiş. Hafta içinde medya eleştirisiyle ceza almış. Hakemin ceza alması önemli değil, bu hakemlere etki eden psikolojik baskıdır. Bugün hakem kontrolü kaybetti. İlker Meral da kaybetti, Halis Özkahya da kaybetti. Ben hiçbir zaman haksız maç aldığımızı düşünmüyorum ama haksız maçlar verdiğimizi düşünüyorum. Kendi oyunumuzu eleştirmeyi çok düşündüğümüz için bunları çok konuşmuyoruz. Hakemin hata yaptığını ben değil çocuk da görüyor. Hakem kendi de biliyor. İkinci yarı lehimize verdiği karardan bile rahatsız oluyorum. Çünkü yanlış veriyor.''

Büyük takımlar, sadece rakibi değil hakemi de yenerler. O yüzden büyük takımdırlar zaten. Ligin en çok gol yiyen takımına 2 gol atamıyorsak, hakem hatalarından yakınamayız. Her ne kadar kelimesi kelimesine doğru bulsam da hakemlerden önce eleştirmemiz gereken bir sistem var Şenol Hocam.  Malesef büyük takım gibi oynamıyoruz, nedense 'burada işim bitti.' dermiş gibi bir tavrın var. Bitse de gitsek mantığıyla takım yönetilebilir ama bu takım Trabzonspor olamaz. Evet, Güney Kore'de futbolun filozofu ilan edildin, öğretmenliğinle sadece yönettiğin takıma değil Kore Futboluna da ders verdin fakat çokta rahat ettin be hocam. Rahatlık, hele ki alışkanlık yapmışsa çok tehlikeli bir intihar yöntemi olabilir. Biz senin Milli Takım'ın Dünya Kupası zaferinden sonraki koşuşunu, çocuklar gibi sevinmeni özledik, mazeretlerin (haklı ya da haksız) arkasına saklanan adamı değil.

ÇİRKİN
Her maçta karşımıza çıkan, futbolcularımızın birbirlerini azarlama, tabiri caizse posta koyma durumu. Tamam, takımın durumu bu haldeyken ekstra stres yükleniyor olabilirsiniz ama bu durumu takım arkadaşlarınızı azarlayarak değil performansınız katlayarak aşabilirsiniz ancak. Kendinize gelin beyler!

Bir sözüm de cefakar (!) Trabzonspor taraftarına. Yapmayın. Artık gelenekselleşen Halil'i yuhalama ritüelinden vazgeçin. Trabzonspor takımının kaptanı, performansı ne olursa olsun yuhalanarak oyundan çıkmaz. Kaldı ki günah keçisi ilan edeceksek Halil'e gelene kadar çok isim sayarız. Tribünler neden bomboş mesela, her hafta bir yenisi eklenen Şike Çetesi oyunlarına gereken tepkiyi koyuyor musunuz, Bundan 15 sene önce Cehennem olan Avni Aker artık rakip takımların kolaylıkla puan alabilecekleri bir Anadolu deplasmanı haline gelmişse bunun kabahati Wolverine sakallı Halil'de midir? Etmeyin Allahaşkına.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Serkan Balcı **
Giray Kaçar **
Mustafa Yumlu **
Emerson **
Zokora *
Adrian ***
Alanzinho **
Olcan Adın **
Halil *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 57 Yasin Öztekin ?
Dk. 73 Vittek *
Dk. 79 Emre Güral ?

10 Kasım 2012 Cumartesi

Adrian Böyle İstedi

Bıçağın kemiğe dayandığı anlarda büyük takımlar bol gollü galibiyetler alarak üzerlerindeki ölü toprağını atarlar. Büyük takımları diğerlerinden ayıran farkta budur zaten. Maçın ilk 6 dakikasında 2 farklı öne geçen Trabzonspor, sonraki dakikalarda büyük takım olma sıfatına layık oyun oynamadı. Mütevazi kadrosuyla Süper Lig'de varolma savaşı veren Akhisar 2.golü yedikten sonra kendine geldi. Maçı izlemeyenler belki inanmayacaktır ama oyunun kontrolünü Manisa ekibine kaptırdığımız zamanlar bir hayli fazlaydı. İlk devre idare eden futbolcularımız ikinci devrenin henüz başında yediği golle afallamaya başladı. Golden sonra gelen Şenol Güneş müdahalesine rağmen Trabzonspor futbolcuları oyunu yarı sahasında kabullendi. Kendi sahasına kapanıp, kontra ataklarla gol aramaya başladı Bordo-Mavi'li futbolcularımız. Tam bu sırada günün adamı Adrian bir kez daha sahneye çıkıp Akhisar Belediyespor'un ipini çekiyordu. Böyle istemişti Polonya Milli takımının değişmez ismi.

İYİ
Sezon başından beri hiç şans bulamamasına rağmen geçen hafta formayı giyerek takımı öne geçiren, Akhisar karşısında da takımına maçı kazandıran isim; Adrian Mierjezewski. Geçtiğimiz sezon oynadığı yaklaşık 50 maçta hemen hemen hiçbir Trabzonspor taraftarını tatmin edememişti. Fakat onun içinde bariz bir yetenek olduğu, bunun bir türlü kullanılamadığı da sıklıkla dile getiriliyordu. İki haftadır tanık olduğumuz Polonyalıda işin yetenek kısmı kendini belli ediyor. Devamı da gelir umarım.

Geçen hafta özlediği formaya kavuşan bir diğer isim olan Giray, gecenin iyileri arasındaydı. Şüphesiz ki Bamba'yla çok daha iyili bir ikili oluyorlar. Hırsı ve azmiyle Trabzonspor'un değişilmez stoperlerinden biri olduğunu bir kez daha ispat etti.


Tıpkı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Bandırma vapuruyla Samsun'a çıkışını bekler gibi bekledik Gustavo Colman'ı. Taraftar sabırsızdı, sakatlığı geçmek bilmiyordu ama yine de bekledik. Maçın yıldızı olmasa da sahanın en iyileri arasındaydı Tangocu. Haftalar ilerledikçe daha iyi olacaktır. Trabzonspor adına maçın en iyi 3 isminin 2 hafta öncesine kadar kadroda olmayışından şunu çıkartabiliriz pekala; Sezon başından beri oynayanlar heyecanını kaybetmişken, forma şansı bulamayanlar ilk profesyonel maçına çıkarmışcasına heyecanlıydı. Sanırım kaybettiğimiz puanların açıklamasını da içeriyor bu naçizane tespit.

KÖTÜ
Bundan 2 sezon öncesine kadar Trabzonspor'un en çok koşan, en azimli oyuncusu kimdir diye sorsalar, çoğu taraftar hiç tereddüt etmeden Serkan Balcı derdi. Geldiğimiz noktada dağlar kadar fark var. Genç Zeki Yavru'ya göre ciddi kondisyon eksiliği yaşıyor. Şu anki haliyle, ne sürati, ne azmi ne de yaptığı bindirmeler bakımından Zeki'den iyi değil malesef.

Zokora, son 3 maçtır yokları oynuyor. Sadece gol sevinçlerinde görebiliyorum kendisini. Ara ara yaptığı ofansif bindirmeleri geçtim, rakip atağa çıktığında önde basma huyunu da unutmuş gibi. Sertliğinden, presinden eser yok. Volkan ve Olcan gibi kadrodışı kalması an meselesi.

Sahada yokları oynayan bir başka isim ise sezona çok iyi başlayan ama haftalar ilerledikçe düşen Slovak yıldız Sapara. Oyunda kaldığı süre boyunca yürüdü, durdu. Daha efektif, daha canlı olması gerekiyor.

Halil Altıntop, kısa süre şans verilmesine rağmen iyi bir intiba bırakan Emre Güral'ı yedek kulübesine mahkum etmeye niyetli anlaşılan. Kötü oynasa da o bölgede Şenol Güneş'in bir numaralı tercihi olmaya devam ediyor. Şenol Güneş'in gereksiz Halil ısrarı ise taraftarın Halil'e olan tepkisinin iyiden iyiye sertleşmesinden başka bir işe yaramıyor. Bugünkü yuhlamaların kabahatlisi malesef Şenol Güneş'tir.


ÇİRKİN
Süleyman Abay ve hakem triosu. Maçın genelinde, skora etki edebilecek yalnızca bir pozisyon vardı onda da Trabzonspor aleyhinde bir kararla Akhisar'a golü attırdılar. Golü yediğimiz pozisyonda Bruno'ya gelen top direkt elden geliyor ve kafasıyla veremediği topu eliyle öyle güzel indiriyor ki takım arkadaşı, golü atmak çocuk oyuncağından farksız oluyor Brezilyalı için. Bir de ilginç bir huyu var Türk hakemlerinin, skorda üstünlüğü yakalayan takımlar için sarı kartlar çok kolay çıkıyor nedense. Bunu alışkanlık haline getirdiler ama kimsenin uyardığı yok.

Maç içerisinde, adrenalin dozunun yükseliğinden olsa gerek bazı tartışmalar yaşandı futbolcularımız arasında. Mustafa Yumlu, 55.dakikada defansa yardım etmediği gerekçesiyle Adrian'la atışırken, Emre Güral, boş pozisyondayken göndermediği Adrian kendisine sitem ettiği için takım arkadaşına sus işareti yapıyordu. Bunlar Trabzonspor futbolcusuna yakışmaz, kendinize gelin beyler. Ömer Aysan Barış vakası çok yeni, unutulmasın.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Serkan Balcı *
Giray Kaçar ***
Mustafa Yumlu **
Emerson **
Zokora *
Sapara *
Colman ***
Adrian ****
Halil Altıntop *
Marc Janko **

Sonradan Girenler
Dk. 56 Yasin Öztekin *
Dk. 76 Emre Güral *
Dk. 85 Zeki Yavru * 

5 Kasım 2012 Pazartesi

Bordo Mavi Harakiri

Antalya Akdeniz Üniversitesi Stadyumunda, beklentilerden farklı bir kadroyla sahaya çıktı Şenol Güneş. Sezon başından beri forma şansı bulamayan Adrian, uzun zamandır ilk 11'e giremeyen Celutska ve beklentilerin altında kalan Janko, zorlu deplasmanda galibiyet arayan ekibimizde sahaya çıkan futbolcular arasındaydı. Maça da iyi başladı Bordo-Mavi'li futbolcularımız, Janko'nun müthiş dönüşü ve sert şutu sonrasında dönen topu tamamlayan Adrian resmi maçlardaki ilk golü atıyordu Trabzonspor adına. Ne olduysa golden sonra oldu, şampiyonluğa oynayan rakibi karşısında süpriz bir golle öne geçen Anadolu takımı gibi oynayama başladık. Geri çekildik, çekildikçe Zokora'nın formsuzluğu önce çıktı, mevkisi olmamasına rağmen ön libero gibi oynayan Soner sırıtmaya başladı. Sol kanadımızda önde oynayan (?) Olcan, hem ofansif hem de defansif olarak takımın en kötüsüydü. Onun etkisizliği Emerson'a da sirayet etti ve nihayetinde sol kanadımız çöktü.

İlk devre ortada olan oyun kontrolü, ikinci devre iyice oyundan düşmemizin ardından rakibe geçti. Sezon başından beri hissedilen, haftalar ilerledikçe iyice artan kondisyon eksikliğimiz bu maçta da kendini gösterdi. Son 10 dakika evsahibi Antalyaspor'a öylesine boş alanlar verdik ki rakip dilediğince at koşturdu ceza sahamızın önünde ve sağ kanadımızda. Hakem Halis Özkahya'nın da muazzam katkılarıyla Antalyaspor 2 şok golle -kendilerinin bile inanamadıkları 2 golle- maçı kazandı.


İYİ
Uzun süren sakatlığının ardından sahalara bomba gibi dönen Giray Kaçar. Her zamanki hırsı, arzusuyla mücadele etti. Defans hattında Bamba'yla iyi bir ikili olacağının sinyallerini verdi. Taraftar onun formanın hakkını vererek oynadığını biliyor ve büyük saygı duyuyor. O böyle istekli oynadıktan sonra gerisi gelecektir.

Adrian açısından önemli bir milattı bugün. Resmi maçlardaki ilk golünü, fırsatçılığını göstererek Antalyaspor ağlarına gönderdi. Kopuk oynasa da istekli görüntüsüyle gelecek haftalar için umut verdi. Yasin, maçın son 20 dakikalık periyoduna kadar gayet başarılıydı. Hızı, rakip eksiltme özelliği ve tekniğiyle dikkat çekti fakat son tercihleri hep sıkıntılıydı. Daha iyi olabilirdi. Marc Janko'da Trabzonspor'a geldiği günden beri en istekli futbolunu oynadı. Özellikle indirdiği toplar, topla beraber dönüşleri çok iyiydi. O indirdiği topları değerlendirebilecek bir forvet olsaydı yanında şu an bunları konuşuyor olmazdık.


KÖTÜ
Kalede Onur, kurtarılması çok zor iki gol yedi. Maç konsantrasyonu iyi değildi. Maç boyunca defans oyuncularımızın kendisine gönderdikleri geri pasları ve degajları iyi kullanamadı. Emerson'un artık kızağa çekilmesi gerekiyor. Gün geçtikçe kötüye gidiyor, her hafta sermayeden tüketiyor. Artık tahammül sınırlarını aştı. Marek Cech'te tıpkı Adrian gibi bir şansı hakediyor bence.

Ortada Zokora verimsiz, isteksiz ve eski hırsından yoksundu. Colman gibi bir partneri olmayışının etkisi olabilir ama kendisine çekidüzen vermesinin vakti geldi de geçiyor bile. Soner'in daha ileride, pasör özelliğini daha faydalı kullanabileceği bir yerde oynaması gerekiyor. Genç oyuncudan ön libero çıkarmaya çalışıyoruz, çıkmaz. Mümkünatı yok.

Olcan Adın gerçeğini gözardı edemeyiz bu noktada. Bugün forma giyen futbolcular arasında açık ara en kötüsüydü. Sanki sahada değil de saha kenarına koltuğu çekmiş, maçı seyreder gibiydi. Nazar mı oldun, göze mi geldin be adam? Nedir sendeki bu isteksizlik? Hangi akla hizmet, 2 Metrelik santrafora yarım metrelik orta kesiyorsun?

Ya sen Şenol Hocam, ikinci devrenin ilk dakikasından itibaren yokları oynayan senin takımın değil miydi? Oyuna müdahale etmek için neden 72.Dakikaya kadar bekledin? Sen de mi skor antrenörü oldun yoksa?



ÇİRKİN
Mehmet Demirkol güzel bir laf etti bu akşam. 'Büyük takım oyuncusu şikayet etmez!' dedi. Şikayet edemeyiz, o şanlı forma şikayet etmek için değil, çıkıp çatır çatır oynamak için var. Evet, Halis Özkahya bizi bugün doğradı. Rakibin attığı iki gol şaibeli, vermediği fauller canımızı yaktı. Ama büyük takım, büyük takım futbolcusu ve antrenörü bahanelerin arkasında saklanamaz.

"Hem şanssız hem de haksız goller yediğimizi düşünüyorum. Yediğimiz iki golde de pozisyon öncesinde fauller vardı. Bu tarz hatalar hep bize denk gelmeye başladı. Golden önce pozisyonda Bamba'ya hakem kart göstermişti. Daha sonra Bamba pozisyonunu almadan oyun hemen başladı. Diğer golde ise Serkan'a yapılan bir faul vardı ve bu verilmedi."

Evet, söyledikleri kelimesi kelimesine doğru ama ya senin futbolcuların Şenol Hocam? Şenol Güneş vizyonunda bir futbol adamı hakemin hatalarından önce kendi takımının isteksizliğine, kötü futboluna vurgu yapmalıydı. Suçu tek başına, artniyetli olduğunu düşündüğümüz şekeroğlan Halis'e yüklememeliydi. Çünkü sağlık ekibinin, futbolcularımızın kondisyon eksikliğini bir türlü gideremeyen teknik ekibin, yerinde transferler yapamayan transfer komitesinin ve zamanında, doğru tercihler yapamayan Şenol Güneş'in ve futbolcuların kabahati 3.tekil şahıslarınkinden çok daha fazla. Bu rezillik daha ileriye gitmeden, kadrodışı bırakılacak isimler belirlenmeli, futbolcuların kulağı çekilip, motivasyonları artılırmalıdır. Yoksa bugünleri mumla ararız, kendimize daha çok harakiri yaparız.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Celutska **
Giray Kaçar ***
Sol Bamba **
Emerson *
Zokora *
Soner *
Yasin Öztekin **
Olcan Adın  ?
Adrian **
Marc Janko **

Sonradan Girenler
Dk. 73 Serkan Balcı ?
Dk. 73 Volkan Şen ?
Dk. 82 Alanzinho ? 

22 Ekim 2012 Pazartesi

Kısır Döngü

Zirvenin en büyük iki adayının puan kaybettiği haftada, kazanılacak 3 puan ilaç gibi gelecekti Trabzonspor'a lakin ne 3 puanı kazanacak futbol oynadı Bordo-Mavi'liler ne de 3 puanı aldıracak hamleler yapabildi kenar yönetimi. Sezon başından beri gol yollarında bir türlü etkili olamayan, rakibi boğamayan görüntüsüyle, futbolcular değişse bile değişmeyen mantalitesiyle, oyuna müdahalelerde geç ve yanlış kararlar alan Şenol Güneş'le birlikte yaşadığı Kısır Döngü'den bir türlü çıkamadı takımımız.

İnönü deplasmanı Süper Lig'deki her takım için tehlikelidir, atmosferi oluşturan taraftar grubu havasındaysa eğer dar eder konuk ekibe sahayı Siyah-Beyaz'lılar. Bu akşam Trabzonspor sahaya çıkarken, tribünler tıklım tıklımdı fakat Çarşı grubu Beşiktaş yönetiminin sezon hedefine benzer bir beklentiyle maçı izliyordu, ikinci devrenin sonuna kadar da devreye giremediler zaten.

Samet Aybaba, her ne kadar Almeida'yı yanlış bölgede oynatsa da oyuna çift santraforla çıkarken, Şenol Güneş, Dünya Futboluna defansif forvet deyimini kazandıran Halil'le gol arıyordu. İstanbul temsilcisi maestrosu Fernandes'in yanına genç ve gelecek vaat eden Oğuzhan Özyakup'u monte etmiş, Portekizli'nin omuzlarındaki yükü hafifletmişti. Hem adam eksiltme yeneteği hem de kaliteli bir ayağı olan genç gurbetçi bulduğu boş alanlarda gayet etkili oldu.

Onur maçın yıldızıydı. Tüm maç boyunca 2 kez hata yaptı. Birinde kısa düşen vuruşu rakip oyuncularda kaldı diğerinde ise Fernandes'in karşısına tek kişilik baraj kurdurarak, golü yememize neden oldu. Kurtardıkları ise muazzamdı, 3 tane net pozisyonda rakip oyunculara geçit vermedi. Daha iyi olabilir, özellikle önünde Mustafa yerine Giray oynadığında.

Sağ bek Zeki Yavru, Şenol Güneş'in bu sezonki yegane kazanımı. Serkan Balcı gibi tecrübeli bir futbolcuyu kesip, gencecik Zeki'de ısrar etmek önemli bir cesaret örneğidir. Bugün özellikle ilk devre, sağ kanatta yaptığı bindirmelerle etkili oldu. İkinci devre takımın genel durgunluğuna ortak oldu ve oyundan düştü.

Emerson defansif olarak yerinde müdahalelerde bulundu ki bu onun oyun karakterinde var olan vasıflarından, fakat ofansif anlamda Olcan'a destek veremedi. Cale gibi oyunu tek yönlü oynuyor, zaten ofansif anlamda yaratıcı olamayan takımımıza katkı verememesi pozisyon bulmamızı zorlaştırıyor.



Mustafa Yumlu, Halil'den sonra en kötü isimdi sahadaki futbolcularımız arasında. Pozisyon alma becerisinden yoksun, top ayağına her geldiğinde ileriye doğru dikmek haricinde bir şey düşünmeyen bir stoperden bahsediyoruz. Süper Lig için bile yeterliliği tartışılabilecekken, Trabzonspor'da ilk 11 başlaması doğru değil. Bamba maça kötü başlamasına rağmen ikinci devre toparladı. Daha iyi maçlarını görmüştük.

Zokora hem defansif yönüyle göze çarptı hem de aldığı toplarla yaptığı bindirmelerle. Muazzam bir hızı var, bu hızı kullandığında özellikle Colman'ın eksikliğinde ilaç gibi geliyor Trabzonspor hücum hattına. Sapara hem attığı goldeki son vuruş kalitesi, hem teknik becerisi hem de özgüveniyle gittikçe büyütüyor futbolunu. Her hafta üzerine koyuyor, daha da iyi olacaktır.

Soner maçın durgun isimlerinden biriydi. Daha çok risk alıp, daha efektif oynamasını bekliyorduk fakat beklentilerimizin altında kaldı. Yasin, Olcan'a nazaran daha istekliydi ama oyunu açacak hamlelerden uzaktı. Volkan, Olcan ve Yasin gibi ligin üzerindeki kanat adamlarına sahip olmamıza rağmen onlardan verim alamıyoruz.

Halil Altıntop'u 85 dakika sahada tutmak akla, mantığa ihanettir. Sahada kaldığı süre boyunca olumlu tek bir hareketi olmayan gurbetçi futbolcunun torpili nereden geliyor bilmiyorum ama onun kötü futbolunun bedelini takımımız ödüyor. Marc Janko varken onda ısrar edilmesini aklım almıyor.



Oyuna sonradan giren isimler arasında Volkan Şen'i biraz diğerlerinden ayırabiliriz. Zira Barış Özbek benim futbol izleme zevkimi köreltmekten öteye geçemiyor. Aldığı yıllık ücret, önünü kestiği Aykut Akgün gibi genç bir ismi köreltmesi şöyle dursun, aklıma hangi futbol adamı böyle bir futbolcuyu takımında görmek ister sorusunu getirmekten alıkoyamıyorum. Şenol Güneş, son maçlarda neden oyunun seyrini değiştirmesi için Barış'a şans veriyor? Ve neden son iki maçta Volkan'a 15, Janko'ya 5 dakika süre veriyor? Aynı görevi pekala Trabzon'un öz evladı Aykut yapamaz mıydı? Aynı hırsla, canla başla mücadele edebilirdi. Janko'nun ya da Emre Güral'ın Halil'den ne eksiği var? Sorulması gereken tonla soru varken cevaplar pek bir yetersiz kalıyor sanki. Cevapları vermesi gereken adamlar gibi...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak ****
Mustafa Yumlu *
Zeki Yavru **
Sol Bamba **
Emerson **
Zokora ***
Sapara ***
Soner Aydoğdu **
Yasin Öztekin **
Olcan Adın  *
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 61 Barış Özbek ?
Dk. 74 Volkan Şen *
Dk. 85 Janko ? 

1 Ekim 2012 Pazartesi

Futbol Fukarası

Zirve yarışındaki en güçlü 2 rakibin birden 3 puan kaybettiği haftada kendi sahasında ağırladığı Mersin İdmanyurdu karşısında son senelerin en kötü maçlarından birini çıkardı Trabzonspor. 90 Dakikanın hiçbir bölümünde rakibi karşısında oyuna hükmedemeyen, hükmetmeyi geçtim baskı kuramayan Bordo-Mavi'liler gelecek haftalar için hiçte umut vermedi taraftarına.

Geçtiğimiz hafta yaptığımız değerlendirme yazısında takımımızın şampiyonluk yarışı içerisinde olamayacağını, ne psikolojik ne de fiziksel olarak buna hazır olmadığını söylemiştik. Özellikle kondisyonla alakalı sorunlar haftalar ilerledikçe daha belirgin bir şekilde hissedilmeye başladı. Oyun şablonu geçen sezona çok benziyor olsa da futbolunun zirvesini bulan Avrupalı Burak Yılmaz'ın son vuruş kalitesi birçok maçta bizi ipten almıştı. İki sezonu karşılaştıracak olursak, çok büyük bir ortak sorun görebiliriz. Oyunun sıkıştığı anlarda, kanatlardan da gidemiyorsak, göbekten oyunu açacak kalibrede oyuncularımız olmadığı için kilitleniyoruz. Colman'ın yokluğu işin yaratıcılık kısmını oldukça etkiliyor.

Geride kalan 6 haftada takımın en istikrarlı oyuncusu Sol Bamba olurken, kadronun geri kalanı beklentileri karşılamayı bir kenara bırakın futbol fukarası bir Anadolu takımında oynuyormuşcasına laubali, isteksiz futbollarıyla saç baş yoldurdu. Sağlık ekibinin performansı zaten evlere şenlik, sakatlanan bir daha geri dönemiyor. Fakat teknik ekip Olcan ve Serkan ısrarıyla başarısızlığa davetiye çıkartıyor. Teknik direktör Şenol Güneş mesleğe başladığı ilk günden bu yana birçok konuda eksiklerini giderdi, açıklarını kapattı ama gereksiz futbolcu ısrarı huyunu bir türlü değiştiremedi.


İYİ
Bamba, maçın Trabzonspor adına tek pozitif değeriydi. Geldiği günden beri futbolunu, üstüne koyarak geliştiriyor. Özgüvenine hayranım, arada rakip ceza sahası önünde çalımlarla resital çabasına girmesi bile gözüme hoş gözüküyor. Kelepir denebilecek bir bonservis bedeliyle camiamıza kazandırılan bu isim gelecek sezonlarda elimizde tutmakta zorlanabileceğimiz bir futbolcu halini alabilir. Transfer Komitesine duyurulur.

KÖTÜ
Bamba, Onur ve Sapara hariç takımın geri kalanı. Hatta yedek kulübesindeki teknik ekibin de tamamı. Maçın ilk dakikasından itibaren sahada yürüyen futbolcuları maça hazırlayamadıkları için. Takımın gole ihtiyacı olduğu dakikalarda santraforu çıkartıp yerine kanatlarda adam eksiltmeye çalışan bir 'çakma' forvete güvendikleri için. Yasin'e, Serkan'a 90 dakika boyunca sabrettikleri için. Rakibin psikolojik olarak iyice geriye yaslanacağı son 10 dakikada tamamıyla defansif özellikleriyle futboldan para kazanan Barış Özbek'i sahaya sürmek gibi bir gaflette bulundukları için.



ÇİRKİN
Her sezon aynı hayallerle sezona başlayan, yönetiminden futbolcusuna kadar 'hedef şampiyonluk' mottosuyla taraftarı beklentiye sokan zihniyet. Belli ki bu kadro yapısı bizi en iyi ihtimalle 3. yapabilir, şu an düşme potasında bulunan, henüz galibiyetle tanışmamış bir takıma karşı 90 dakika boyunca 'ezik' bir futbol oynarken hala şampiyonluktan söz edecekleri için daha da kızgınım. Teknik heyet, sağlık ekibi ve kondisyonerler sınıfta kalmıştır tıpkı yönetim ve transfer komitesi gibi.

Kenarda bekleyen Zeki Yavru ve Emre Güral'in kabahati nedir? Milyon Dolarlık sözleşmelere imza atmadıkları için mi oynayamıyorlar? Bu sezon şimdiden kaybedilmiş bir sezonun ilk paragrafı olmuşken, genç oyuncuları takıma monte edilmesi sezonun yegane kazanımı olabilecekken, nedendir bu ısrar? Herkes, başkanından teknik direktörüne, futbolcusundan doktoruna kadar, dikkat etmeli artık. Burası İstanbul saltanatının yerle yeksan edildiği yer, dingonun ahırı değil. İsimler gelir geçer, sonsuza dek yaşayacak olan Trabzonspor'dur.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Celutska **
Serkan Balcı *
Sol Bamba ***
Emerson *
Zokora *
Sapara **
Soner Aydoğdu **
Yasin Öztekin *
Olcan Adın  *
Marc Janko *

Sonradan Girenler
Dk. 46 Alanzinho ?
Dk. 65 Paulo Henrique ?
Dk. 81 Barış Özbek ?

25 Eylül 2012 Salı

Olcan Böyle İstedi

1997 Yılından beri galibiyete hasret kaldığımız Şükrü Saraçoğlu deplasmanında Giray, Colman, Volkan ve Soner gibi as oyunculardan yoksun mücadele etmemize rağmen dirençli bir futbol oynadık. 90 Dakika boyunca topun arkasına iyi geçtik, defansif olarak geleceğe dair olumlu izlenimler verdik. Fakat ikinci devrenin ilk 15 dakikasından sonra gardı düşen Fenerbahçe karşısında galibiyete uzanacak hamleyi bir türlü yapamadık.

İlk yarı topa hakim olan taraf evsahibi Fenerbahçe'ydi. Özellikle Alex, biraz da Sow'un kişisel becerileriyle sonuca gitmek istedilerse de başarılı olamadılar. Bunda kalede güven veren Onur'un, önünde oynayan ve bana göre maçın yıldızı olan Bamba'nın kusursuza yakın performansları da çok etkiliydi.

İkinci devre oyundan düşen rakibinin üzerine gitmeyi akıl etti Trabzonspor. Biraz geç olsa da son 15 dakika özellikle sol kanadı iyi kullandı Bordo-Mavi'li oyuncular. Gökhan Gönül'ün formsuzluğundan iyi faydalandık ve Olcan Adın rakip kaleye -3'ü net olmak üzere- 7 şut gönderdi. Sapara ve Paulo Henrique'nin direkten dönen topları, Olcan'ın rakip kalenin önünde kaçırdığı pozisyonlar takımımız adına kaçan önemli fırsatlardı.

Onur'un tekrar eldivenleri giymesine en çok sevinenlerden biri de benim. İleriye doğru göndermek istediği 3 topun kısa düşmesi haricinde hiçbir hatası yoktu. Cepheden aldığı iki şuta ve çaprazdan gelen topa karşı refklekslerini konuşturdu. Gribal Enfeksiyonun etkisinden henüz çıkmamış olduğundan olsa gerek Serkan Balcı yerine Celutska'yı oynattı Şenol Güneş. Görevini yaptı ancak maç boyunca pek kullanamadığımız sağ kanatta, önünde oynayan Yasin ve Halil'e gereken desteği veremedi. Mustafa Yumlu kötü başladığı mücadeleyi iyi tamamladı. Oynadıkça açıldı, çok sırıtmadı. Sol Bamba tek başına defansı toparlamaya devam ediyor. Giray'la beraber güzel bir ikili olacaklarını düşünüyorum. Tecrübesi, fiziği ve top tekniği dikkat çekiyor. Emerson'da Mustafa Yumlu'nun aksine iyi başladığı maçı kötü bitirdi. Özellikle 2.devre çok aksadı, toparlanması gerekir.

Zokora gereksiz yere gördüğü sarı kart haricinde görevini yerine getirenlerden biriydi. Çok ekstra bir futbol oynadığını söylemek doğru olmaz. Sapara ise tekniği, son vuruşlardaki becerisi ve kaliteli paslarıyla formayı bırakmamaya niyetli. Soner'in yokluğunda Milli takımda ve geçmişte oynadığı takımlarda oynadığı futbola yakın bir oyun sergiliyor. Adrian'ın gözden çıkarılmasının altında yatan neden bizzat kendisi. Yasin son 2 maçtır iyi oynuyor, bu maçta da becerisini konuşturdu. Çok klas birkaç hareketi dikkatlerden kaçmadı. Hızını ve çalım becerisini 90 dakikaya yayabilirse Volkan'la kıyasıya bir yarışa girebilir. Olcan, geçtiğimiz sezonun son 10 maçında olduğu gibi bu maçta da kötü formunu sürdürdü. Bir türlü toparlayamıyor kendini, oysa ki bize çok lazım. Futbolcu dediğin gol kaçırabilir elbette ama becerilerini evde unutmuş gibi bir hali var.

Alanzinho ortalama maçlarından birindeydi. Sivrilmedi, çok kasmadı da sivrilmek için, daha iyi olması lazım. Halil maçın en etkisiz futbolcusuydu, top ona geldiğinde maç ağır çekime alınmış gibi bir hal alıyor. Oyunu soğutuyor, atakları olgunlaşmadan kurutuyor. Yedeği Henrique'nin etkili oyununu gördükten sonra haftaya formayı sırtına geçirmesini zor görüyorum ben. Barış da Henrique gibi sahada kaldığı kısa süre boyunca iyi mücadele etti.

İYİ

Futbolcularımızın azmi. Maçın bizim adımıza en pozitif çıkarımıydı. Daha iyi oynayan, maçı kazanmayı daha çok isteyen bizdik. Olmadı, yine kazanamadık fakat eksiklerin de formalarına kavuşmasıyla birlikte şampiyonluk için olmasa bile ilk 3 için iddialı bir konuma gelebiliriz. Gerçekçi olmak gerekirse bu sezon, yenilenen oyun anlayışımız ve kadromuzla şampiyonluk yaşamamız pek olası gözükmüyor. Sabretmemiz ve desteğimizi esirgememiz lazım.


KÖTÜ

Halil Altıntop, Olcan Adın ve Şenol Güneş'in performansları. Halil'in net bir santraforla beraber oynatıldığında daha verimli olacağını savundum ve hala savunuyorum. Şayet gol atmak için ilk silah olarak Halil'i düşünüyorsanız esasında gol atmayı düşünmüyorsunuz demektir. Zira Halil, Dünya Futbolundaki defansif forvet tanımının en net örneklerinden biridir. (Santrafor değil Forvet) Şenol Güneş bu şablonda Halil'den verim alamaz ve kendi oyuncusunu yıpratır. Kaldı ki ikinci devrenin ilk 15 dakikasından sonra sahada yürüyen Fenerbahçe'ye karşı hamlelerini yapmakta bir hayli geç kalarak olası bir galibiyetin önüne geçmiştir Şenol Hoca. Olcan'ın son vuruşlardaki beceriksizliği kondisyon eksikliğinden ya da formsuzluktan değil kafa olarak kendini maça adıyamayışından kaynaklanıyor, maça iyi hazırlanmamış belli ki.

ÇİRKİN

Bir fotoğraf karesi düşünün, ırkçılık yapmakla kalmayıp bununla gurur duyan, Dünya üzerindeki en ağır suçlardan birini espri sanan beyin fakiri iki kadın, ellerinde 'negro' marka bisküvileriyle, kafalarında en basit anlatımıyla ırkçılığı protesto eden Trabzonspor taraftarına -aklısıra- gönderme yaparken çekilmiş. George Bernard Shaw bu durumu çok güzel özetlemiş aslında: Irkçılık; beyinsizliğin şeytani ve psikopatça bir formu.




Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ***
Celutska **
Mustafa Yumlu **
Sol Bamba ****
Emerson **
Zokora **
Sapara ***
Alanzinho **
Yasin Öztekin **
Olcan Adın  *
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 80 Paulo Henrique **
Dk. 80 Barış Özbek **
Dk. 89 Janko ?

11 Eylül 2012 Salı

Kolbastı Değil Stres Bastı!

2010-2011 Sezonunda -ç-alınan Şampiyonluk sonrasında, Trabzonspor'un bir seviye yukarıya çıkmasını beklediğimiz geçen sezon pekte umduğumuz gibi gitmedi. Başarılı sayılabilecek bir Avrupa Serüvenine rağmen, belalımız Antalyaspor'a elenip erkenden Türkiye Kupasına veda etmemiz, kötü geçen bir Süper Lig sonrası formalite icabı oynanan Süper Final'de 3. olmamız kimseyi tatmin etmedi.

Gol Kralımız Burak Yılmaz'ın sözde Avrupa özde İstanbul sevdası yüzünden takımdan ayrılması, bizi gol yollarında sıkıntıya sokacaktı, öyle de oldu. Her ne kadar hazırlık maçlarında hiç mağlubiyet yüzü görmemiş olsak bile, forvet pozisyonunda oynayan oyuncularımızın gol orucunu bir türlü bozamayışı Lig ve Avrupa Ligi elemesi için bizi endişelendiriyordu. Sistem belliydi, Şenol Güneş mantalitesini değiştirmeyecekti. 4'lü defansın önünde çift önlibero, onların önünde top tekniği yüksek bir oyunkurucu, kanatlarda hızlı ve dikine oynayabilen 2 oyuncu ve bitirici özelliği olan tek bir santrafor.

Glowacki'nin ülkesine dönmesinin ardından, Zokora'nın Milli Takımdan arkadaşı Sol Bamba İngiltere'den cüzi bir maliyete transfer edilmiş, o bölge doldurulmuştu. Her ne kadar Giray gibi uzun ve hava toplarında etkili bir stoper varken benzer vasıflara sahip bir başka stoperin transfer edilmesi çok mantıklı gelmese de Sol Bamba kumaşının kalitesini oynadığı maçlarda gösterdi bizlere. Topu oyuna sokuşu, özgüveni, hava toplarındaki net duruşu artıları olsa da kritik hata yapma ihtimali yüksek bir oyun anlayışı da var. Bu biraz da sol bekte oynayacak adamının kalitesiyle de alakalı aslında. Yeni transferlerden biri olan Emerson bu konuda yardımcı olacaktır ona.


Bonservis bedeli ödenmeden transfer edilen Yasin Öztekin'in şimdiye kadar oynanan maçlarda ekstra bir katkısını göremedik. Yeteneği olduğu aşikar ama Trabzsonpor gibi bir takımda oynamak için bunları sergilemek gerekiyor. Şayet vasıflarını kendine saklarsa ancak Olcan Adın'ın yedeği olur. Ön liberoların önünde oynama görevi bir başka eski Gençlerbirliği oyuncusu Soner Aydoğdu'ya verildi. Sezon öncesi kampındaki formuyla rakipleri Adrian ve Sapara'nın önüne geçmişti genç solak. Bana göre sezonun şimdiye kadarki bölümündeki tek kazanımımız Soner oldu. Görev almadığı 1 Videoton maçı hariç oynadığımız diğer 4 maçta toplam 345 dakika görev alan genç yetenek, yerini kolay kolay kimseye kaptırmayacağını gösterdi. Videoton maçında kaçırdığı penaltı aşırı heyecandan olsa gerek, gerçi o maçtaki kötü oyun yüzünden hiçkimse penaltı olayının tamamen şanstan ibaret olduğunu hatırlamadı bile.

Sezonun kayıp isimlerinden biri 2. Sercan Kaya vakası olmaya aday olan Emre Güral. Henüz hiçbir resmi maçta görev almayan genç gurbetçinin Marc Janko transferinden sonra şansı biraz daha azaldı. En azından 1461 Trabzon'a kiralanabilirdi diye düşünüyorum. Adı geçmişken biraz da Avusturya Milli Takımının santraforu, Porto'dan transfer ettiğimiz Marc janko üzerine de iki kelam edelim. Belki Burak Yılmaz kadar gol atamayacak ama Trabzonspor'un Burak Yılmaz'dan bile daha fazla ihtiyaç duyduğu bir santrafor tipi. Colman, Soner, Adrian, Sapara, Volkan ve Olcan gibi orta açma konusunda eksper sayılabilecek isimlerden iyi besleneceğini umuyorum. Tam bir Sporcu ahlakına sahip olduğunu, profesyonellik olgusunu tam olarak doldurduğunu ve taraftarla arasını daima iyi tutmayı bildiğini önceki takımlarından biliyoruz. Gerisi Şenol Güneş'in maharetli ellerine kalmış.



Bir diğer transfer ise takımımızdaki Sambacı sayısını 3'e çıkartan eski Benfica'lı sol bek Emerson oldu. Hem sol bek hem de stoper pozisyonlarında oynayabilen, hava toplarında etkili, fiziğine göre hızlı ve defansif özellikleriyle ön plana çıkan bir isim. Orada hiçbir resmi maçta şans verilmeyen Marek Cech'in unutulduğunu sayarsak, sağ bekte Serkan'ı, göbekte Giray ve Sol Bamba'yı, solda ise Emerson'u görmek şaşırtıcı olmayacaktır. Bana göre stoper alternatifi Mustafa Yumlu değil de Celutska olmalı ama Şenol Güneş Mustafa konusunda baya ısrarlı gözüküyor. Bir Pique çıkartacak herhalde Yumlu'dan, izleyip göreceğiz.

Marc Janko'yu 2.340.000 Euro'ya, Soner Aydoğdu'yu 2.250.000 Euro'ya, Emerson'u 1.600.000 Euro'ya ve Sol Bamba'yı 900.000 Euro'ya bitiren Trabzonspor geçtiğimiz sezonlarda yapılan transfer hatalarından ders almışa benziyor. Takımımız bu sezon transfere 7.690.000 Euro harcarken, -Avrupalı- Burak Yılmaz transferinden gelen 5.000.000 Euro bonservis bedeliyle bunun %60'ını karşılamış oldu.


Gel gelelim sezon başı performansımıza. Yönetimdeki bazı isimlerden hiç hazetmiyor Trabzonspor taraftarı, bu aşikar. Özellikle Trabzonspor'un sıçrama yapmak için kullanan bazı karakter yoksunu futbolcular yüzünden gelecek sezonlarda tekrar bu sıkıntıları yaşayabiliriz. Çünkü yönetim ya da teknik heyenet çeşitli nedenlerle yıldız futbolcuların Trabzonspor'dan ayrılmasına mani olamıyor. Şu an için bir sıkıntısı gözükmese bile Giray Bulak ile Şenol Güneş arasındaki uyum ne seviyede olacak bilemiyoruz. Gerçi Şenol Güneş'in sakatlık sorununa parmak basarak Emerson'un transferinden duyduğu rahatsızlığı ifade etti fakat futbolcu geçtiğimiz günlerde oynanan 1461 maçında 90 dakika sahada kalarak, başarılı bir oyun sergiledi. Orada da bir kopukluk, iletişimsizlik olduğu belli. Videoton takımına elenmemiz Romen takımı Galati'ye elendiğimiz zamanki gibi bir infiale neden oldu camiada. Bernd Schuster'in deyimiyle 1960'ların futbolunu oynayan bu kalitesiz takıma elenip büyük bir fırsatı elimizin tersiyle ittik. İyi başlamadığımız Süper Ligde ise 30 dakika 1 kişi eksik oynayan Gaziantepspor'a 1-0 mağlup olduk. 3 Haftada alınan 4 puan kimseyi mutlu etmedi.

Transferler gecikti, sözde kampa kadar hazır olan transferler Uefa Listesine bile giremedi ve malesef hiç ummadığımız bir başlangıç oldu bizim adımıza. En çok kimi etkiledi bu durum. Cefakar Trabzonspor taraftarını elbette. Taraftar Kolbastı beklerden, Stres Bastı!

3 Mayıs 2012 Perşembe

Futbol Trabzon'da Daima Dik Oynanır!

Öylesine güzel bir senaryo hazırlanmıştı ki maç öncesinde, en değme Hollywood projeleri yanında solda sıfır kalırdı. Aykut Kocaman, takımının 2-1 kazandığı Beşiktaş maçı sonrasında yaptığı açıklamada 'Bu farklılığın en yakın örneğini Trabzon-G.Saray maçında gördük. Rakipler biz şampiyon olmayalım diye ellerinden geleni yapıyorlar. Beşiktaş ilk kez bize karşı bu kadar istekli göründü.' diyor ve sinirleri geriyordu. Futbol asla sadece futbol değildir deyişini hatırlatalım tam da burada. Özellikle Trabzonspor camiasını zan altında bırakarak yaptığı bu çirkin değerlendirme dün kısmen de olsa meyvesini verdi. Unuttuğu bir şey vardı karanlık adamın, Trabzonspor Kadıköy'deki Fenerbahçe maçında da çok kötü oynamıştı. Türk Futbolunun en büyük takımlarından birinin teknik direktörlüğünü yapan kişinin Hitler'in Propaganda Bakanı Goebbels'den farklı davranması gerekiyordu. Ama doğru ya, kazanmak için her yol mübahtı. Biz bu senaryoya 2010-2011 sezonunda yaptığı açıklamadaki Trabzonspor'a verilen penaltılar irdelenmeli sözleriyle aşinaydık zaten.

Şampiyonluğa giden bir takımın taraftarının dün stadyumun yarısını bile dolduramamış olması çok garip geldi bana. Yeni kurulmuş bir takımdan maksimuma yakın bir verim alınmış, Süper Lig sürklase edilmiş, Süper Final'in son düzlüğüne girilmiş ama ortada taraftar yok? Bence Galatasaray camiasının tamda bu noktada özeleştiri yapması gerekiyor. Zira dün sadece kombine sahipleri bile maça gelse çok daha farklı bir atmosfer oluşabilirdi stadyumda. Evsahibi takım bir türlü istenen oyunu sergileyemedi maç boyunca. Defansı önde kurduğumuz dakikalarda şişirilen toplarla etkili olmaya başardılar ama Engin ve Necati'nin kaçırdığı pozisyonlar hariç etkili olduklarını söylemek doğru olmaz. Muslera onlar için önemli bir kazanım ki dün TT Arena'da gol sesi çıkmamasının bir numaralı nedeni bizzat kendisidir.



Neyiniz varsa satın, Galatasaray'a oynayın diyen arkadaşların unuttuğu bir şey vardı dün; Futbol Trabzon'da daima Dik Oynanırdı. İyi motive olmuş, orta sahada basan, hırslı bir Trabzonspor vardı dün sahada. İlk maçtaki defansif hataları en aza indirgemeyi başarmıştık. Rakibin kaptırdığı topları özellikle ilk yarı iyi kullanabilsek öne geçebilirdik. Yanlış pas tercihleriyle skorun değişmesine mani olduk. Dakikalar ilerledikçe Lig Liderinin üzerindeki baskı artıyordu, bizse her zamanki gibi dik duruşumuzu sergiliyorduk. Maç başladığı gibi neticelendiği an çığırtkan sesler kesildi. Onlar çamur atmayı, kulüp başkanlarından, başkan vekillerinden ve teknik direktörlerinden öğrenmişlerdi, bir nevi uzman sayılırlardı bu konuda ama sessizlerdi işte. Ona buna sarmayı ilke edinmiş bir güruhun önümüzdeki günlerde nasıl çirkinliklere imza atacağını şimdiden kestirmek çok güç, biz en iyisi bu sessizliğin tadını çıkartalım.

Kalede Kaptan Tolga iyi günlerinden birindeydi. Kaleciler için yadsınamayacak bir gerçek vardır. Maça iyi başlarlarsa çoğu zaman iyi de bitirirlerdi. Dün ilk yarıda gelişen iki pozisyonda iki güzel hareketle topu alarak hem kendine hem de takımına güven aşıladı. Bu moral, motivasyon ona maçın sonuna kadar yetti. Önünde oynayan Giray Kaçar hemen hemen her pozisyonda topa müdahalede bulundu. Fizik güce dayalı mücadelelerden daima galip olarak ayrıldı. Önce Elmander'i sonra Baros'u etkisiz hale getirdi. Onun için defans hattının en önemli parçasıydı demek hiçte yanlış olmaz. Celutska önceki maçlara göre daha derli topluydu. Mustafa Yumlu ve Cech vasat oynadılar. Serkan Balcı ise eski günlerini aratmaya devam ediyordu dün akşam Seyrantepe'de. Mustafa Yumlu'nun sakatlığı nedeniyle devre arasında oyuna dahil olan Glowacki sahada kaldığı 45 dakikalık periyotta kusursuza yakın bir oyun sergiledi.



Sahanın en iyisi, rakip orta sahaya rahat nefes aldırmayan, sürekli koşan, ikili mücadelelerde pes etmeyen ve iyi top kullanan yapısıyla Arjantinli Gustavo Colman'dı. Büyük maçlarda böyle oynamaya devam edecekse, maç seçmesine bir itirazım olmayacaktır. Partneri Zokora defansif olarak gayet başarılıydı. Güç ve defansif özellikler bakımından kendilerinden çok geride olan Avrupalı Selçuk ve Melo ikilisine nazaran çok daha pozitif bir futbol sergilediler. Alanzinho topu ileriye taşımada en büyük silahımız kuşkusuz. Fakat pas vereceği anlarda kafasını kaldırmayıp, ezbere pas vermesi rakibin boş kanadını aciz bir şekilde yakalamak varken defansa yerleşmelerine neden oluyor. Olcan son 4-5 maçına nazaran daha canlı gözüktü, uamrım bu toparlanma süreci hızlanır ve gelecek sezonda en büyük kozumuz olarak hazır olur. Burak Yılmaz istekliydi, rakipler ondan çekindiği için defansı çok önde kuramıyorlar ve bu bizim işimize yarıyor. Kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda çalım yapmayı düşünürse çok daha fazla gol atması zor olmayacaktır.

Futbolumuzda, Türkiye Futbol Federasyonunun ve bazı karanlık odakların müsebbibi olduğu kaos ortamının gittikçe derinleşiyor olmasından kaygı duyuyorum. Futbol izlemeyi özleyen benim gibi futbol sevdalılarının yaşadıkları sıkıntıları da anlayabiliyorum aslında. Bu konuda bir şeyler yapılmasının ne kadar elzem olduğunun farkında olan, olayın vehametini en güzel anlatan sözler yine Şenol Güneş'e aitti dün:

"Şu andan itibaren artık taraftarımıza mesajlar vermek istiyoruz. Biz taraftarımızdan takıma sahip çıkmasını bekliyoruz. Son günlerde bir işaret bekliyorlar. Şu anda çok büyük sorunlar var ülkemizde. Güneydoğu'daki ortamdan daha gergin bir durum söz konusu. Pazar günü Fenerbahçe maçında taraftarımızın ölünceye kadar destek olmasını istiyorum. Taşkınlık yapmadan, sadece bizi desteklesinler. Gazetecilere ve futbolu yönetenlere söylüyorum; lütfen daha dikkatli olsunlar."



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga ***
Mustafa Yumlu *
*
Giray Kaçar ***
Cech **
Celutska **
Zokora ***
Colman ****
Alanzinho **
Serkan Balcı **
Olcan Adın **
Burak Yılmaz **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Glowacki **
Dk. 79 Paulo Henrique **
Dk. 87 Aykut Akgün ?