Ziraat Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ziraat Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2013 Pazar

Karanlıktan Aydınlığa

Son yıllardaki baş belamız Antalyaspor'u deplasmanda devirmek, üstelik alışılagelmişin aksine pozitif bir futbol oynayarak mağlup etmek önemli bir gelişme takımımız adına. Maçı hak eden, attığı ve atamadığı gollerle, ayağa pas oynamak isteyen anlayışla önce çıkan takım Trabzonspor'du. Üstelik Süper Lig'in ilk yarısının aksine hem oyuna giren isimler hem de değişikliklerin zamanlaması başarıyı getiren etkenlerden biriydi. Ünal Karaman'ın yedek kulübesine hemen Şenol Güneş'in yanına gelmesi ilk maçtan meyvesini vermiş oldu böylelikle. Toplam 12 Sarı, 2 Kırmızı Kart, filelere gönderilen 5 gol, gidip gidip gelen heyecan dolu bir Ziraat Türkiye Kupası maçını geride bıraktık. Mehmet Özdilek, nam-ı diğer Şifo Mehmet oyuncularına ikili mücadelerde sert oynanmasını iyice tembihlemiş anlaşılan, pozitif futbol anlayışından uzak, sistemi olmayan bir takım hüviyetindeydiler bu akşam. Ligde İkinci Devrenin başlamasıyla birlikte düşüşe geçeceklerinden şüphem yok.

Birkaç gün önce oynadığımız Beşiktaş maçında sinyallerini aldığımız olumlu görüntü bu akşam daha da netleşti. Kazanılan 3 puan Ziraat Türkiye Kupası B Grubu liderliği açısından çok önemli bir kazanımdı. Ters eşleşmede Fenerbahçe'nin olduğu A Grubunu 2.bitirecek takımla Yarı Finalde karşılaşmak şüphesiz Kupa Finali adına önemli bir avantaj olacaktır. Çok değil yalnızca 3 gün sonra Mersin İdman Yurdu deplasmanına çıkacağız. Kendine çok güvenilen ama ilk fırsatta gemiyi terkeden Giray Bulak'ın takımı oldukça sıkıntılı. Giden oyuncular da çok fazla gelenler de Mersin cephesinde. Adrian'ın yokluğunda alınacak 3 puan, gruptan çıkmamızı çok kolaylaştırır.



İYİ
Adrian sürekli yükselen formu, her maçta biraz daha artan özgüveni. Top ona geldiğinde o kadar rahat ki, sanki yıllardır bu takımı tek başına sırtlıyor. Attığı ilk gol güzel paslaşmaların sonucunda çaprazda olmasına rağmen muazzam bir son vuruşla gelmişti. Tevfik Gürrü Sır Stadyumunda olmasa bile gelecek haftalarda takımın en büyük kozu olmaya devam edecektir. Tita, Emrah, İsaac ve Diarra gibi hızlı hücum oyuncularına karşı defansif pozisyonda görevlendirilen Alanzinho oldukça verimliydi. Hızını defansif olarak iyi kullandık, hücuma çıkışlarda bize yön veren isimlerden biriydi. Zokora ve Colman'ın yokluğunda göbekte görev alan Sapara'da önemli işler yaptı. Pas oyununda onu kullanmak mantıklı, kaçırdığı penaltı oyununu gölgelemedi.

Sonradan oyuna gire Emre Güral'ın becerilerini fark etmeyen olmamıştır sanırım. Yalnızca şutör kimliğiyle değil pasör özelliğiyle de kendini gösterdi bu akşam. Son derece rahat adam eksiltebilen ve tekniğiyle dikkat çeken gurbetçi oyuncu daha fazla forma şansı bulmayı hak ediyor. Emre gibi sonradan oyuna giren Colman ve Vittek'te iyi işler yaptılar. Colman soğukkanlılığı ve ayağa paslarıyla, Vittek çabuk oynamaya çalışması ve kollektif futbol anlayışıyla katkı verdi. Bir parantez de Esmer Çocuğa açalım, hoşgeldin hocam, yuvana hoşgeldin. Senin gelişin karanlıktan çıkıp aydınlığa kavuşmamızı kolaylaştıracak şüphesiz.



KÖTÜ
Tolga bugün formunda değildi. Kaptan maça iyi konsantre olamamış belli ki, rakibin geldiği nadir pozisyonlarda kalesinde 2 gol gördü. Mustafa Yumlu günün kötü isimlerinden biriydi. Özellikle Isaac'ın attığı kafa golünde büyük hata ondaydı, ne yapmaya çalıştığını anlayan var ise eğer beri gelsin. Serkan Balcı'nın Zeki Yavru'nun gelişimi önündeki en büyük engel olduğunu söylemekten dilimizde tüy bitti ancak Şenol Güneş'in ondan vazgeçeceği yok, çekecek çilemiz var anlaşılan. Halil Altıntop verimsizdi, gereksiz Şenol Güneş ısrarı onu ve futbolunu günden güne bitiriyor. Janko ona nazaran daha çok oyundaydı fakat onun da son vuruşları istenilen düzeyde değil henüz.

ÇİRKİN
Hüseyin Göçek, düz mantık giderek açıklamaya çalışalım. Adrian benim görebildiğim kadarıyla 2 kez faul yaptı ve bu hareketlerin karşılığı olarak 2 sarı kart oldu. İkinci faule diyeceğim yok ama ilk sarı kart çok ucuzdu, benzer pozisyonlar her maç 10 kez yaşanıyor. Rakip takım ise iki kez bariz gol şansının kesildiği pozisyonlar sonucu bize 2 penaltı kazandırdı ama tek bir sarı kart görmedi. İki net Kırmızı Kart pas geçildi. Artniyet aramayayım, kendimi şartlamayayım diyorum ama her hafta yeni hakem rezaleti çıkıyor karşımıza, toparlanmalı artık Türk Hakemleri.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga *
Serkan Balcı *
Mustafa Yumlu *
Celutska **
Emerson **
Alanzinho ***
Adrian ****
Sapara ***
Olcan Adın **
Halil Altıntop *
Marc Janko *

Sonradan Girenler
Dk. 61 Emre Güral ***
Dk. 69 Gustavo Colman **
Dk. 81 Robert Vittek **

26 Aralık 2012 Çarşamba

Gemi Karaya Vurdu! (İlk Devrenin Değerlendirmesi)

Son 2 yıldır sezona yeni kadrolarla ve geciken son dakika transferleriyle başlamak zorunda kalan Trabzonspor için ilk devre hiçte umulduğu gibi geçmedi. Sezona Karabükspor deplasmanında merhaba diyen Trabzonspor, Volkan Şen'in golüyle öne geçmesine rağmen, 2.devrenin sonunda yediği golle 1 puana razı olmuştu. Akabinde, adını ilk kez duyduğumuzda hep bir ağızdan 'güzel kura' diye haykırdığımız Macar temsilcisi Videoton'a karşı oynanan 210 dakikada sergilenen kötü performans, değil gol, net bir gol pozisyonuna girememiş olmamız Bordo-Mavi'lilerin ilk devredeki genel performansının özetini geçiyordu bizlere aslında.

Koca ilk devre boyunca üstüste 3 maç kazanamamış bir takım için pozitif yorumlarda bulunmak namümkün. Trabzonspor Kulübünün maaşlı çalışanı olan, oyuncu takip eden adına da Transfer Komitesi dediğimiz bir oluşum var ortada fakat işinin ehli kişiler olmadıkları için her sezon aynı sıkıntıyla Lige başlıyoruz. İlk görüşülen oyuncular sadece Trabzonspor taraftarını değil, Türkiye'deki her futbolseveri heyecanlandıracak cinsten olsa da bir son dakika pürüzü hasıl oluyor ve transfer suya düşüyor her seferinde. Sonraki süreçte aynı seviyede olmayan, 'alalım da bulunsun' mantığıyla alelacele transfer edilen ve kamp dönemine yetişmeyen oyuncuların uyum sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu ekip yenilenmeli, en kısa zamanda Scout Ekibi oluşturulmalı ve profesyonel bir kadroyla transferler zamanında yapılmalı. Yoksa her sezon başında aynı nakaratı dinlemeye devam ederiz.

UEFA Avrupa Ligi'ne katılmak hem vizyon hem de geçtiğimiz sezon topladığımız ve bu sezon kuraya seribaşı girmemizi sağlayan puanların artması açısından çok önemliydi. Lakin, çağdışı bir futbol anlayışıyla çok sert bir savunma yapan Macar ekibine karşı iyi organize olamadık, tek tek saydığımızda yetenekli dediğimiz ayaklarsa suskundu Videoton maçlarında. Kötü bir penaltı performansı sergileyen Onur'a, heyecanlanan futbolcularımız da eklenince penaltı atışları sonrasında Uefa Avrupa Ligi Gruplarına katılma şansımızı son anda yitirdik. Gelecek sezon muhtemelen yine seribaşı olarak katılacağımız Avrupa Ligi elemelerinde başarılı olmak hayati önem taşıyor, bu fırsatı bir kez daha tepme lüksümüz yok.

Ziraat Türkiye Kupası'na 4.Turda, dost ve kardeş kulüp Şanlıurfaspor maçıyla başlayan Bordo-Mavi'li futbolcularımız, sezonun en güzel gollerinden 4'ünün atıldığı fakat vasat bir oyun oynadığımız maçı 4-0 kazanarak yoluna devam ediyordu. Kura Çekimlerinde bizim genelde pek şansımız olmaz, bu şanssızlık 5.turda Kasımpaşa deplasmanına sürüklüyordu bizi. Henüz 7.dakikada bireysel bir hatadan kaynaklanarak yediğimiz golü ancak 88.dakikada Adrian'la çıkartabiliyorduk. Maç penaltılara gidiyordu ve Kaptan Tolga Zengin kalesinde devleşip, turu getiriyordu. Son 8'e kalan takımımız, bu kez Avni Aker'de kariyerinin en iyi maçına çıkan Onur Kıvrak'ın kusursuz performansıyla güçlü rakibi Eskişehirspor'u yeniyor, yarı final için avantaj yakalıyordu. Süper Lige verilen arada devam edecek grup maçlarında ilk sırayı almak, çapraz eşleşmede Fenerbahçe'nin rakibi olmamak adına çok önemli.

Spor Toto Süper Lig, oyununu oturtamamış, günlük performansların seyrine göre değişen, belirli bir sistemi olmayan takımımız için bir hayli sıkıntılı geçti. Sadece futbolcularımız için değil Teknik Direktörümüz Şenol Güneş ve yardımcıları açısından da çok verimsiz geçen bir ilk yarıyı geride bıraktık. Dönüp arkamıza baktığımızda, Hüseyin Avni Aker stadyumunda daha önce hiç mağlup olmadığımız Bursaspor ve Eskişehirspor takımlarına karşı alınan yenilgiler ve yine daha önce deplasmanda hiç mağlup olmadığımız İstanbul Büyükşehir Belediyespor mağlubiyeti kulüp tarihimize pekte haz etmeyeceğimiz notlar olarak düşüldü. İstanbul'un 3 takımıyla, 2'si deplasmanda olmak üzere yapılan 3 maçtan alınan 3 beraberlik genel performansımıza nazaran daha iyi sonuçlardı. Ligin en iyi savunma yapan ekibi olmamıza rağmen, ofansif anlamda sıradan Anadolu takımlarının bile gerisinde kalmamız, devre arasında ilk olarak bu bölgeye takviye yapacağımız anlamına gelebilir.

Sezon boyunca sürekli bahsettiğimiz kondisyon eksikliğini en güzel özetleyecek istatistik için Ligde oynadığımız deplasman maçlarımızın karnesine bakmamız yeterli. 8 Deplasman maçının 5'inin ilk yarısını önde kaparken, diğer üçünde soyunma odasına beraberlikle gitti takımımız. Bu maçların sonunda ise yalnızca 2 galibiyet ve 3 beraberlik alabiliyorduk. Maç sonlarında oyundan düşmemizin istatiksel izdüşümü tam olarak bu rakamlardır.

Trabzonspor Genel Verileri

Maç: 22
Galibiyet: 8
Beraberlik: 9
Mağlubiyet: 5

Atılan Gol: 26
Yenilen Gol: 16

Oyuncu Değerlendirmeleri

Didier Zokora: 19 Maçta ilk 11'de yer alan, 4 Sarı Kart gören 32 yaşındaki ön libero birkaç maç haricinde beklenen oyununun uzağında kaldı. Onun oynamadığı maçlarda rakiplerin orta sahamızı çabucak geçmesi ona olan ihtiyacımızı en açık şekliyle belli ediyor. Ocak ve Şubat aylarında Fildişi Sahilleri Milli Takımının Afrika Kupasındaki mücadelesi esnasında takımdaki yerini alamayacak, onun sertliğini arayacağız.

Onur Recep Kıvrak: 17 maçta görev alan 24 yaşındaki Milli eldiven, Trabzonspor'un en formda futbolcusuydu sezon boyunca. Geldiği günden beri sürekli oyununu geliştiren, potansiyeliyle Avrupa'nın dev kulüplerine göz kırpan futbolcumuz sakatlık sıkıntısı yaşamadığı sürece kaleyi Tolga'ya devredecekmiş gibi gözükmüyor.

Emerson: Büyük umutlarla Benfica'dan transfer edilen Sambacı defansif meziyetleriyle öne çıksa da hücum bölgesindeki ağırlığı, Olcan'la olan iletişimsizliği yüzünden beklentilerin altında kaldı. Duran toplardaki pozisyon alma becerisi 2 gol atmasını sağladı. Şenol Güneş'in Marek Cech'i bir alternatif olarak görmemesi ve Ferhat'ın yetersizliği yüzünden yeri garanti gibi. Rekabetin olmadığı bu kadro yapısında futbolunu biraz daha geliştirmesini ummaktan başka şansımız yok.

Olcan Adın: 18 maçta mücadele etti 27 yaşındaki futbolcumuz, attığı 5 golle takımın bu kulvardaki lideri konumunda Adrian'la birlikte. İlk geldiği zamanki olağanüstü futbolu kadar olmasa da takımın genel seviyesinden yukarı olan formuyla 2.devre için umut verdi. Hırsı, adam eksiltme becerisi ve uzaktan şutları onun en büyük meziyetleri. Kısa boyuna rağmen kafasını iyi kullanması onu benzerlerinden ayıran bir başka özellik.

Mustafa Yumlu: 16 maçta, Trabzonspor formasını sırtına geçirdi. Sınırlı becerilerine rağmen mücadele isteğinden hiç ödün vermedi. Stoperde ancak alternatif olabilecek yetenekleri olmasına rağmen fazlaca şans buldu ama kullanabildi mi? Malesef hayır.

Serkan Balcı: Geçen sezon gözlemlenen düşüş bu sezon kendini iyiden iyiye belli etti. 16 Maçta şans bulan tecrübeli futbolcu beklenen seviyenin çok altında kaldı. Zeki Yavru'nun önünü kesmesi, çalışkanlığını ve maç kondisyonunu hemen hemen hiçbir maçta sergileyememesi onun hakkındaki soru işaretlerinden yalnızca birkaçı.

Yasin Öztekin: Sezona iyi başlayan gurbetçi futbolcu, son maçlardaki form düşüklüğü sebebiyle kulübeye çekilmişti Şenol Güneş tarafından. 19 Maçta şans bulan Yasin, hızına ve tekniğine rağmen kopuk futbol anlayışıyla dikkat çekiyor. Attığı 2 gol hanesine artı olarak yazıldı.

Halil Altıntop: Sezonun hayalkırıklığı. Şenol Güneş'in vazgeçilmezi olan gurbetçi futbolcu 18 maçta forma giyip 3 gol attı. Taraftarın ya da gazetecilerin aksine teknik patron gurbetçi futbolcunun oyunundan memnun olmuş olmalı ki, ondan vazgeçemiyor. En önemli vasıfları olan ayağında top tutma ve defansa yardım konularında da sınıfta kaldı bu sezon.

Sol Bamba: 27 Yaşındaki hırslı stoper, tıpkı vatandaşı Zokora gibi Afrika Kupası nedeniyle yaklaşık 1 ay takımdan uzak kalacak. Sakatlığı olmasaydı Giray'la olan uyumu takıma daha çok şey kazandırırdı. Cüzi bir bonservis bedeliyle takıma kazandırıldı, ekstra hareketlere kaçmadığı sürece ilk 11'in değişilmezi olacağından zerre şüphem yok.

Marek Sapara: 17 Maçta forma şansı buldu ve İnönü'de oynanan Beşiktaş maçında attığı şık golle hafızalara kazındı. Sezona iyi başlayıp sonra oyunu düşenlerden biri. Adrian'ın şans bulmasıyla birlikte formundaki düşüş aynı zamana denk geliyor. Bu bir tesadüf olamaz.

Giray Kaçar: Her zamanki Giray, 12 maçta forma şansı buldu. Sakatlığının geçmesinin ardından tam performansla futbola geri döndü. Oynadığı maçlarda hırsıyla, mücadele azmiyle diğer takım arkadaşlarına örnek teşkil edecek bir futbol oynadı.

Ondrej Celutska: Defansın her bölgesinde oynayabilen Çek futbolcu 11 maçta forma giydi. Sezon başında gözden düşen futbolculardan biriyken, devrenin sonuna doğru tekrardan formasına kavuştu. Stoperde Yumlu'dan daha iyi bir alternatif olabilir, şayet üzerinde ısrar edilirse.

Alanzinho: 16 Maçta forma şansı buldu. Çok uzun süreler oyunda kalmasa da hareketliğiyle özellikle oyuna sonrada girdiği maçlarda takıma canlılık kattı. Yedek kulübesinde her teknik direktörün isteyebileceği türden bir oyuncu. Üstelik kulübede kalmayı da dert etmiyor kendine. Biraz daha şans verilmeli.

Paulo Henrique: Tıpkı Halil gibi sezonun en kötülerinden biri. 2 Sezon önce onca golü atan bir başkasıymış gibi sanki. Fiziği, gücü muazzam fakat teoriyi pratiğe dökmede o kadar başarısız ki, saç baş yolduruyor her maç. Bu sezon 14 maçta forma şansı bulup rakip filelere 3 gol bıraktı.

Adrian Mierjezewski: Kendini ispatlamak için tam 1.5 sezon bekledi, evet yetenekli olduğunu hepimiz biliyorduk ama bir türlü gösteremiyordu. Açıkçası ondan ümidini kesenlerden biri de bendim. Beni bu şekilde utandırdığı için ona teşekkür ediyorum. Henüz hiçbir şey başaramamış olabilir ama devre arasında yapılacak takviyelerle,  uyum sorunumuz da aşıldığında taşıdığı 10 numaralı formanın hakkını daha fazla verecektir. 10 Maçta forma şansı bulup 5 gol attı.

Soner Aydoğdu: Tıpkı Gençlerbirliği'nden takım arkadaşı olan Yasin gibi sezona iyi başlayanlardan biri oldu Soner. Muazzam bir potansiyeli, genç yaşına rağmen dikkat çekici bir özgüveni ve soğukkanlılığı var. Tek şanssızlığı fazla forma şansı bulamaması. 10 maçta oynadı ve 1 gol atabildi genç solak.

Marc Janko: Yine büyük beklentilerle transfer edilip kendini ispat edemeyen başka bir futbolcumuz. Her iki ayağını da kullanabilen Avusturyalı futbolcu, daha önce forma şansı bulduğu takımların aksine Trabzonspor'da yalnızca 1 gol atabildi. O alındığında kanatlardan Volkan, Yasin ve Olcan'ın, göbekten Colman, Sapara, Adrian ve Soner'in onu gayet iyi besleyebileceğini, dolayısıyla başarılı olacağını düşünmüştük ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Gustavo Colman: Uzun süren sakatlığının ardından sahalara geri döndü ama taraftarın beklediği gibi değil. Eski Colman'dan eser yoktu, nitekim Şenol Güneş'te ona fazla süre şansı vermedi. Sadece 7 maçta 491 dakika forma şansı bulabildi. Onun 2.devreye iyi başlaması takımımızın sıralamasına direkt etki edecektir.

Tolga Zengin: Kaptan bildiğiniz gibi. Sakatlanana kadar eldivenleri başarıyla taşıdı, geçirdiği şanssız sakatlığı çabuk atlatıp sahalara geri döndü ama yıldızını parlatma sırası Onur'a geçmişti. Ziraat Türkiye Kupası maçlarında onu izleme şansı bulacağız. Şüphesiz ki Kupa'daki en büyük kozumuz o olacak.

Zeki Yavru: Eksikleri olmasına rağmen Serkan'dan formayı çalabildiği maçlarda gayet başarılı oynadığını söyleyebilirim. Şenol Güneş'in ona biraz daha fazla şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Şayet düzenli olarak oynama şansı bulursa Serkan'a bir daha formayı vermez.

Volkan Şen:  Sadece 10 maçta görev yaptı ve yalnızca 352 dakika sahada kalabildi. Menajerinin oyuncusunu pazarlama stratejisinin kurbanı olarak bazı haftalarda kadroya bile giremedi. Adı sürekli Beşiktaş'la anılıyor, devre arasında dananın kuyruğu kopacaktır. Şans verilse ne olurdu bilinmez ama kafasının futbolda olduğunu söyleyemeyiz.

Robert Vittek: Gözden çıkartılan Slovak santrafor eski günlerini mumla arıyor. Almanya'da fırtınalar estirdiği zamanlardan bugünlere geldik. Janko'nun bir gömlek düşüğü diyebiliriz onun için. Fazla şans bulamadan Trabzonspor'a veda edeceğe benzer.

Emre Güral: Meziyetlerine karşın aldığı süreler hiç tatmin edici değil. Üst düzey yetenekleri olduğunu biliyoruz, tekniği iyi, uzaktan şutları etkili ve güçlü bir fiziği var. Şenol Güneş, ileri uçta yaşadığı sıkıntıya çare olarak değil belki ama alternatif olarak gelecek sezona hazırlamalı Emre'yi.

Barış Özbek: Transferi büyük bir hataydı, geçen sezon onu kadroda tutmak ise daha büyük bir yanlıştı. Devre arasında başka bir takıma transfer olması iki taraf içinde hayırlı olacaktır.

Aykut Akgün: Devrenin sonuna yaklaştıkça forma bulmaya başladı. Futbolunda gözle görülür bir gelişme var Zokora'nın yokluğunda 2.devre şans bulabilir.

Ferhat Öztorun:  Yıllardır Trabzonspor kadrosunda yerli sol bek olarak futbol hayatını sürdürüyor. Takıma ya da kendi gelişimine en ufak bir katkısı yok. 1461 Trabzon'da daha iyisi varken onda ısrar edilmesini aklım almıyor.

Zeki Ayvaz: Bu sezon hiç forma şansı bulamadı. Zeki Yavru'nun 23 Yaşaltı kulübün yetiştirdiği oyuncu kontenjanını doldurmasının ardından kadroda şans bulma ihtimali de kalmadı.

Marek Cech: Henrique'ye verilen şansın 3'te 1'i ona verilseydi Emerson'dan daha iyi işler yapabilirdi. Sezon başlamadan yaşadığı sakatlık onu iyice gözden düşürdü. Muhtemelen devre arasında veda edecekler arasında ilk sırayı alır.

Şenol Güneş: Gemi karaya vurdu Kaptan, artık dümene geç ve sıkıca çevir. Zira Sadri Şener ve ekibi sen istedikçe o koltukta olacağını biliyor ve sana güveniyor, tıpkı taraftar gibi. Lakin gereksiz ısrarlarından, Karadeniz inadından vazgeç artık. Trabzonspor forması bile ligde bu puanları toplardı. Anadolu takımı gibi değil, 7 kez Bizans tahtını yıkan, şike ve teşvik rekorunun kırıldığı sezonu 82 puanla tamamlayan takım gibi, şampiyon gibi oynat takımı. İşte o zaman bu geminin önünde hiçbir dalga, hiçbir fırtına duramaz Kaptan!

21 Aralık 2012 Cuma

Onur Geçit Vermedi!

Hani bir deyim vardır ya futbol literatüründe, biraz abartılı bir söylenişi olsa da 'tek başına direndi!' denir. İşte o deyim bugün tam anlamıyla karşılığını buldu. Ersun Yanal'ın keşfedip Trabzonspor'a kazandırdığı Onur, bugün Ersun Yanal'ın yönettiği Eskişehirspor karşısında tek başına durdu, gole geçit vermedi.

Diğer futbolcularımız da aynı formayla sahaya çıktılar, aynı şekilde destek gördüler fakat aynı şekilde mücadele etmediler. İlk 15 Dakikada oynanan futbol haricinde rakibin üstünlüğünü kabul eden bir mücadele anlayışıyla maçı bitirmeye niyetlendiler. Rakip 10 kişi kaldığında bile topun kontrolünü ele geçirmek akıllarından geçmedi. Erken gelen 2 farklı üstünlük sayısı onları psikolojik olarak bu anlayışa itmiş olabilir elbette fakat Trabzonspor kenar yönetiminden de bu durumu değiştirecek hamleler gelmemesi şaşırtıcı. Onlar da skoru korumaya niyetliydiler besbelli.

Ziraat Türkiye Kupası B grubunun zayıf halkası Mersin İdman Yurdu'nu saymazsak, MP Antalyaspor ve Eskişehirspor ilk 2 için mücadele edeceğimiz takımlar olarak göze çarpıyor. A Grubundan Fenerbahçe'nin birinci olarak gelmesi bir hayli yüksek olduğundan, grubu 1.bitirmemiz bize büyük bir avantaj sağlayıp, gelecek sezon Avrupa Ligi'ne katılma şansımızı oldukça artıracaktır.

Oyuncu performanslarını değerlendirmenin pek anlamı olduğunu sanmıyorum. Ömr-ü Hayatım boyunca izlediğim maçlarda gördüğüm en iyi kaleci performanslarında ilk 3'e rahatlıkla girebilecek bir oyun oynadı Onur. Ona Sergenvari vuruşuyla kaleciyi ekarte edip attığı klas golle ve ince paslarıyla eşlik eden Adrian'ı da es geçmeyelim. Bunun haricinde süre alan Trabzonsporlu futbolcular haftasonu yapacağımız Galatasaray maçı öncesinde beni ve maçı izleyen milyonları derin düşüncelere sevketti.


Şenol Güneş'in Giray Bulak'a olan sitemini haklı buluyorum. Bulak, camianın kurmak istediği sisteme ağır bir darbe vurmuştur. Bunu bir Trabzonlu olarak yapması herkes gibi beni de üzdü fakat hepimiz aşinayız artık bu durumlara. Trabzonspor hiçkimseden çekmedi, eski futbolcularından ve antrenörlerinden çektiği kadar. İşte bu yüzden ona Mersin İdman Yurdu'nda başarı dilemeyeceğim. Fakat maç sonu değerlendirmelerini fazlasıyla pozitif bulduğumu da eklemeden geçmeyeyim. Sahada 15 dakikadan sonra sürekli kendi yarı alanında oyunu kabul eden fakat savunma yapamayan, kalecisinin ekstra oyunuyla 3 puan alan bir takım vardı. Çok kötü oynadık, Onur olmasa bir 3 gol daha yememiz işten bile değildi.

Dip not olarak ekleyelim, Fatih Terim'e olan antipatim yakın çevremde iyi bilinir. Terim'in oyuncusuna ana, avrat hepsini birbirine katarak küfretmesinden ne farkı vardı bugün Paulo Henrique'ye söylediklerinin? Üstelik takımın 2-0 öndeyken, bu doğru bir yaklaşım değil. Kabul ediyorum, stresli bir süreçten geçiyoruz ama Trabzonspor camiasının önderi olan bir adama hiç yakışmadı o sözler. İlk olmadığını hepimiz biliyoruz ama bari son olsun Şenol Hocam...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *****
Serkan Balcı **
Giray Kaçar **
Celutska **
Emerson **
Zokora **
Adrian ***
Sapara *
Olcan Adın **
Halil Altıntop **
Paulo Henrique *

Sonradan Girenler
Dk. 66 Aykut Akgün *
Dk. 77 Volkan Şen ?
Dk. 83 Marc Janko ?

14 Aralık 2012 Cuma

Sihirli Dokunuş

İstanbul'un 2 takımının kupadan elenmesi iştahımızı kabartmıştı maçtan önce. Taraftar, 3 sene önce alının kupanın tekrardan müzeye girmesi ihtimalini bir hayli yüksek buluyordu. Aslına bakarsanız, takım da iyi başladı ve maç boyunca oyuna hükmetti fakat durun bir dakika. Gol atacak isimler ilk 11'de değildi. Daha çok Kanat Hücumcusu gibi oynayan Paulo Henrique'nin alternatifi kulübedeki 'Defansif Forvet' Halil Altıntop'tu. Marc Janko ve son maçta yaptığı asistle takımının puan kazanmasına yardımcı olan Robert Vittek kadroda yoktu. Üstelik son haftalarda oynadığı muazzam futbolla takımına büyük katkı yapan Adrian ilk 11'de şans bulamamıştı. Defansif zaafiyetleri bir hayli fazla olan bir takıma karşı rakip ceza sahasında gezinebilecek tek bir oyuncumuzun kadroda olmaması, bizi pozisyona girmekte sıkıntıya soktu ve belki biraz da çaresiz durumda bıraktı.

Son yıllarda kronikleşen duran toptan gol yeme hastalığımız bu maça da sirayet etti ve rakip pozisyona girmeden kalemizde golü gördük. Tolga'nın goldeki hatasını da görmezden gelmeyelim. Arada yapıyor böyle hatalar, nitekim maç içerisinde konsantre olamamasından kaynaklanan birkaç degaj hatası da yaptı buna paralel.

Şenol Güneş, son birkaç haftadır oyuncu ve kadro seçimlerinde ciddi hatalar yapıyor. Santraforsuz maça çıkma durumunun herhangi bir mantıklı açıklaması olamaz. Üstelik tek maçlı eleminasyon sistemiyle oynanan maçlarda. Genel olarak oyuna hükmeden taraf olan, iyi top çeviren, pozisyon bulamama sıkıntısına rağmen istekli oynayan futbolcularımız İstanbul Büyükşehir Belediyespor takımıyla yapacağımız Süper Lig mücadelesi öncesinde umutlarımızı yeşertti. Adrian'ın sihirli dokunuşu yalnızca bir gol değildi, Ziraat Türkiye Kupası grup aşaması öncesinde takıma moral aşıladı, oyuncularımızın kendilerine olan güvenini artırdı. Golden sonra direkten dönen şutu talihimizi tersine çevirmese de Kaptan'ın muazzam penaltı konsantrasyonu adımızı bir üst tura yazdırıyordu.


İYİ
Adrian'ın her geçen maç üzerine koyarak oynaması. Kendini, futbolunu geliştiriyor. Oynadıkça özgüveni yerine geliyor. Bu akşam oynadığı 75 dakikada çok güzel işler yaptı. Takımın lideri rolüne soyundu, nihayet giydiği numaranın hakkını vermeye başladı. Kendisiyle birlikte oyuna giren, gözden düşmüş bir diğer isim Volkan'da verimli oynadı. Sol kanatta ona şans veren hocasını utandırmadı ve dakikalar 88'i gösterdiğinde golün hazırlayıcısı oldu. Yeri gelmişken nam-ı diğer Oflu Ali'ye değinmeden geçmeyelim. İlk 70 dakika çok iyi, sonraki 20 dakika vasat, en son 30 dakika ise yokları oynadı. Maç kondisyonu istenen seviyede olmasa da taşıdığı toplarla etkili olmaya çalıştı. Bu takım için önemli bir futbolcu olduğunun altını çizdi.


Giray Kaçar, defansta kuş uçurtmadı. Her yere yetişmeye çalıştı, rakibin bizim fişimizi çekmeye çalıştığı dakikalarda tek başına sahne aldı, ona güvenenleri utandırmadı. Serkan Balcı, 3 haftadır iyi oynuyor. Bugün de gayet iyiydi, eski Serkan'a dönüş sinyalleri verdi. Oyundan düşene kadar Emerson'da kötü oynamadı ama kondisyonu hala istenen seviyede değil. Sol kanatta haftalar ilerledikçe Olcan'la arasındaki uyum artıyor, ataklarımız genelde soldan olgunlaşıyor.

KÖTÜ
Şenol Güneş'in Halil ısrarı. Yine Şenol Güneş'in santrafor antipatisi. Volkan Şen, Janko, Emre Güral ve hatta Marek Cech gibi isimlere hakettiği şansı bir türlü vermemesi. Bugün maçı izleyenler, sahanın en kötülerinden birinin Şenol Güneş olduğunu kabul etmişlerdir. Evet, sonsuz kredin var ama harakiri'ye ne gerek var be hocam? Çok mu zor Adrian'a verdiğin şansı diğerlerine de vermen.

Zokora, Kayserispor maçında olduğu gibi bu maçta da döküldü. Belli ki bir sıkıntısı var. Oyundan çıkarken Volkan Şen'in elini sıkmamasına rağmen yedek kulübesindeki arkadaşlarıyla tokalaşmasını dipnot olarak düşelim. Kayseri maçında olmayan, bu maçta da varla yok arasında bir yerlerde gezinen Tangocu Colman'a ne demeli? Sana takımın ihtiyacı var be kara uşak, silkelen, kendine gel! Yasin Öztekin birkaç maçtır düşen formuyla dikkat çekiyordu, bu maçla birlikte dibi gördü. Bundan daha kötüsü olamaz herhalde. Kaptan Halil'e bir şey diyemiyorum lakin onun performansının kötü olmasının 1 numaralı nedeni Şenol Hocadır.

ÇİRKİN
Her hafta söylemekten dilimizde tüy bitse de, Karadeniz İnadını kırmayı denemekten vazgeçmeyecekler anlaşılan. Simalar değişse de hakem hataları değişmiyor. Sayılmayan goller, verilmeyen penaltılar ve kartlar. Bu durum artık Ali Cengiz oyunu olmaktan çıktı, alenen Trabzonspor doğranıyor. Bu akşam fazla mesai yapan hakem Bülent Yıldırım'dı. Yancılarının da ondan geri kalır tarafı yoktu hani. Yan hakem, kırk yılda bir gol atan Mustafa Yumlu'nun buz gibi golünü ofsayt gerekçesiyle iptal ederken kulakları nasıl çınlamıştır kimbilir. Hadi bakalım, hodri meydan. Bu savaşın sonunda kaybeden siz olacaksınız, anlayacaksınız nihayetinde el mi yaman yoksa bey mi yaman.

Kasımpaşa tribünlerindeki dalgalanmalar, hakaretler ve hatta küfürleri bir kenara bırakalım. Araya karışan 'sarışın' provakatörleri de. Para verip, tribüne giremeyen, üstüne biber gazı ve jopla şiddete doyurulan Trabzonspor taraftarının sabrını zorlamayın. Türkiye Cumhuriyeti Polisi de araçlarını yakan, polise taşla sopayla saldıran güruh dururken tribüne girip maç izlemeye çalışan insanları tuzağa çekip, tazyikli su sıkmayacak. Bilin diye söylüyorum, sessiz atın çiftesi pek olur.

 
Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin ***
Serkan Balcı ***
Giray Kaçar ***
Mustafa Yumlu **
Emerson **
Zokora *
Colman *
Alanzinho ***
Olcan Adın **
Yasin Öztekin *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Adrian ****
Dk. 64 Halil Altıntop *
Dk. 75 Volkan Şen ***

12 Ocak 2012 Perşembe

Maç Var Dediler, Geldik!

Futbolcularımızın tamamına yakını başlıktaki ruh haline bürünmüştü dün akşam Hüseyin Avni Aker stadyumunda. Taraftar güzeldi, maç boyu tempo tuttular, destek verdiler fakat futbolcular halı saha maçından hallice, fazlasıyla lakayıt bir futbolla tribündeki ve ekran başındaki Bordo-Mavi sevdalılarını hayal kırıklığına uğrattı. Rakip Bank Asya 1.Lig'inde bile galip gelememiş, mütevazi bir İstanbul takımıydı. Bank Asya 1.Ligi'nde formalite icabı bir ikinci devre oynayacağı dün akşamki oyunlarıyla iyiden iyiye belli oldu. Fakat bizim forma şansı bulmakta sıkıntı çeken futbolcularımızın mücadeleden yoksun futbolları, idareten oynuyor havası yaratan hareketleri karşısında umutsuzluğa kapılmadım dersem yalan söylemiş olurum. Şampiyonlar Ligi oynamış, 2.Turu kılpayı kaçırmış bir takımın yedek kulübesi nasıl bu kadar basiretsiz, vasıfsız futbolcularla dolu olur, aklım almıyor.

İYİ
Yağmura ve soğuğa rağmen tribünleri dolduran vefakar Trabzonspor taraftarını ayakta alkışlıyorum. Çoğu insan için önemsiz bir tur mücadelesi olarak gözükse de onlar için çok farklıydı. Tribünde desteklerini hiç kesmeden 90 dakika boyunca sahadaki 11'in yanında oldular. 12. Adam dedikleri bu olsa gerek. Hırsıyla diğer takım arkadaşlarının birkaç adım önünde olan, attığı golle, ikili mücadelelerdeki azmiyle şans bulursam hocamı utandırmam mesajı veren Sercan Kaya sahada Trabzonspor'un en iyisiydi. Trabzonspor'un ilk golünü, çok şık bir vuruşla İstanbul Güngörenspor ağlarına gönderen Alanzinho'da iyiler arasındaydı. Maç boyunca birşeyler yapmaya çalıştı, mücadele etti, aldığı toplarla etkili de oldu. Burak gibi bir partnerle daha da etkili olacağını düşünüyorum. Celutska'da sahada hakkında pozitif şeyler söyleyebileceğimiz bir başka futbolcumuzdu. Kanat bindirmeleri yaparak tehlikeli oldu, uzun boyuna rağmen adam eksiltme becerisi olması onu alışılagelmiş sağ beklerden farklı kılıyor. Kaldı ki dün sağ bek olarak başladığı maçı stoper olarak tamamladı ve hiç sırıtmadı. Şenol Güneş'in defanstaki jokeri olmayı sürdürüyor genç oyuncumuz. Çok uzun zaman sonra formayı sırtına geçiren Onur Recep Kıvrak'a bir parantez açmamız gerekiyor. Cılız Güngörenspor şutlarında sıfır hatayla oynadı ve kalesinde güven verdi. Eski Onur kaldığı yerden devam edecektir.


KÖTÜ

Zayıf rakibe rağmen oynanan futbol çok kötüydü. Birçok futbolcu böyle maçları kendisini göstermek için iyi bir fırsat olarak görür ama bizimkilerin bu bilinçten yoksun olduklarını söylemek mümkün. Rakibin zayıflığından olsa gerek, basit oynamak yerine birçok pozisyonda şova kaçan hareketleriyle Paulo Henrique'yi bu kategoriye sokabiliriz. Evet, topu aldığında iyi saklıyor, rakibi eksiltiyor ama o lüzumsuz çalım girişimleri, gereksiz estetik hareketleri yok mu, ifrit oluyorum. Basit, ayağa oynayabilsek, dün rahat 5'i bulurduk fakat takım halinde erken gelen golün etkisinde kalarak maçı rölantide götürdük. 3.75 Milyon Euro'ya alınmış ama koca bir devreyi yalnızca 2 gol atarak kapamış bir forvet oyuncusu için fazlasıyla havalı buldum kendisini. Hoş Adrian'ın ondan hiçbir farkı yok ama Polonyalı Kötü kategorisine giremeyecek kadar kötü. Peki ya Serkan Balcı'ya ne demeli? Ciddi ciddi yaşlandığını hissediyorum, hızından çok şey kaybetmiş. Artık ikili mücadelelerden galip ayrıldığına da pek şahit olmuyoruz. Kendisine çekidüzen vermeli, Şenol Güneş onun kulağını çekmeli. Jebrin çok heyecanlıydı, hiç insiyatif almadan aldığı her topu takım arkadaşlarına ulaştırmaya çalıştı. Bank Asya'da Şampiyonluk mücadelesi veren bir takımla Şampiyonlar Ligi'nde 2.tur mücadelesi veren bir takım arasındaki farkı özümseyip, sahaya kalitesini yansıtmalı. Yoksa genç yaşta kulüp değiştirme rekoru kırar.

ÇİRKİN
5.25 Milyon Euro ödenerek transfer edilen Adrian, geldiği günden beri hiçbir maçta katkı vermeyen Barış Ataş, üç sezondur en ufak bir gelişim gösteremeyen Ferhat Öztorun için 'kötü' sıfatı lüks olur. Gururlu insanların haketmedikleri para boğazlarından geçmez, düğümlenir kalır. 10 Numara giyen Adrian'a harcanan mesai, ödenen para, tanınan şans Trabzonspor'un yabancı futbolcu geçmişine bakıldığında çok fazladır. Bu toleranslı yaklaşımı hakedecek hiçbir şey yapmamasına rağmen üstelik. Barış Ataş'ın ve Ferhat Öztorun'un şapkayı önlerine koyup aynı şekilde düşünmelerine gerekiyor, bu kadroda şans bulabilir miyim diye. Zira hem kendilerine hem de takıma zarar veriyorlar. Trabzonspor'un her şeyi Şenol Güneş'in Adrian'a ve sonrasında Olcan'a ettiği küfürler gerçekten çirkindi. Maçın heyecanıyla, kötü performans gösteren futbolculara tepki koymasına kimse bir şey diyemez ama ulusal bir kanal tarafından yayınlanan bir maçta ağzından çıkan sözcüklere dikkat etmeli insan. Hele ki, en ufak bir hatada tepemize çullanmayı bekleyen İstanbul basınının markajındaysanız. Bir taraftar olarak ben de Adrian'ı sevgiyle yad etmiyorum, kabul. Fakat az önce de dediğim gibi Şenol Hoca Trabzonspor'un her şeyi ben ise yalnızca taraftarım.

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Recep Onur Kıvrak ***
Giray Kaçar **
Mustafa Yumlu **
Celutska **
Ferhat Öztorun *
Adrian *
Serkan Balcı *
Barış Ataş *
Sercan Kaya ***
Alanzinho ***
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 58 Jebrin *
Dk. 70
Olcan Adın *
Dk. 81 Marek Cech *