Spor Toto Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor Toto Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mayıs 2013 Pazartesi

İki Farklı Trabzonspor

Futbolun sadece futbol olmadığına inanan çoğunluk için mutlaka kazanılması gereken bir maçtı İstanbul Büyükşehir Belediyespor mücadelesi. Maça adına yaraşır şekilde Fırtına gibi başlayan ekibimiz rakibini sürklase etti ve soyunma odasına 3-1'lik üstünlükle gitti. Devre arasında her ne olduysa, fırtına dinmiş, yelkenler suya inmişti. Konuk ekip can havliyle saldırıyor, Trabzonspor kapandıkça kapanıyordu. Trabzonspor adına beklentilerin çok altında kalınan 2012-2013 sezonunun son iç saha maçına çıkan futbolcularımız, rakibin şuursuz baskısından faydalanıp 4.golü bulduklarında maçı bitiriyorlardı. Kalan dakikalar prosedürden ibaretti.

Tolunay Kafkas futbolcularını maça iyi hazırlamıştı. İnanılmaz bir hevesle beraber özgüvenli bir şekilde rakip kaleyi abluka altına aldılar. İlk 25 dakika Bordo-Mavi'li futbolcularımız oynadı, İstanbul takımı seyretti. Halbuki resmi bahsin tek adresi olan kurum, maçtan önce açıkladığı oranlarla Trabzonspor'u şike yapan, teşvik alan takımlar kategorisine koymaya teşebbüs etmişti. Tarihin her döneminde olduğu gibi bu akşamda onların heveslerini kursaklarında bırakmanın kıvancını yaşıyoruz.

İYİ
Tolunay Kafkas'la iç sahada kazanma alışkanlığı edinmemiz. Başarılı olduğumuz sezonlarda bile deplasmanda daha rahat oynayan, daha çok puan kazanan bir takım hüviyetindeydik. Gelecek sezon adına Avni Aker'e gelecek rakiplerin çekineceği bir atmosfer oluşturacağımıza, iç sahada baskılı oynayacağımıza olan inancım tam. Soner, Aykut ve Adrian zaman zaman iyi oynasa da oyunun seyrini değiştirecek kadar katkı yapamadılar. Volkan, Olcan ve Halil 3'lüsü maça damga vurdular. Çok istekliydiler ve attıkları şık gollerle maçı Trabzonspor'a getirdiler. 



KÖTÜ
Sivasspor gibi dişli bir rakibe karşı, Hüseyin Avni Aker stadyumunda oynanan ve takımımızın 6-0 kazandığı maçın ertesinde tribünlerin bu denli boş olması düşündürücü. En kötü günde olduğu gibi liglerin uzun bir tatile gireceği maç öncesinde de tribünlerin tıklım tıklım olacağını düşünenlerdendim.

Futbolcular arasında sezonu erken bitirenler olduğunu gördüm. Onur çok formsuzdu, her ne kadar birkaç önemli kurtarış yapsa da yediği gollerin tamamını kurtarabilecek bir kaleci halbuki. Defans hattı blok halinde kötüydü, yerleşim hataları, adam kaçırmalar, pozisyon alamama ve dönen topları takip edememe sorunları kalemize 3 gol olarak yansıdı. Süper Lig seviyesinde bir takımın yememesi gereken goller yedik.

ÇİRKİN
Dün hem Göztepe mücadelesinde tirbünden düşüp yaşamını yitiren hem de İstanbul'un göbeğinde, Edirnekapı metrobüs istasyonunda hunharca katledilen iki genç arkadaşımızdan sonra futbol konuşmak ne kadar doğru bilemiyorum. Türk Sporunun en temiz adamlarından biri, İbrahim Yazıcı'nın acısı henüz tazeyken üstelik. Biz Trabzonspor taraftarı olarak acının rengi olmaz diyenlendeniz. Türk futbolunun başı sağolsun.

Maç sonu genç futbolcumuz Abdullah Karmil'in yaptığı açıklama bu akşamın özeti niteliğindeydi aslında; Hem bizim hem de alt sırada yer alan takımlar açısından önemli bir karşılaşmaydı. Alnımızın akıyla çıktığımızı düşünüyoruz. 2010-11 sezonunda yaşananlardan dolayı birilerine iyi bir ders verdiğimizi düşünüyorum. 


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Serkan *
Abdullah *
Celutska *
Cech *
Soner **
Aykut **
Adrian **
Olcan ***
Volkan ***
Halil Altıntop ***

Sonradan Girenler
Dk. 60 Sapara *
Dk. 70 Yasin *
Dk. 85 Zokora ?

28 Nisan 2013 Pazar

Hakedilmiş Galibiyet

Yaşanan sıkıntıların birbirini kovaladığı bir sezonun son düzlüğüne girilirken Bordo-Mavi'li ekibimiz ritim tutturmaya başladı ve bu sezon ilk kez üstüste 3.galibiyetini aldı. Asaletin simgesi olan formayı hakkını vererek terleten futbolcularımız analarının ak sütü gibi helal olan üç puanı kazandı. Trabzonspor'u tehlike çanlarının çaldığı sıkıntılı tablonun çok uzağına taşıyan bir akşamdı yaşadığımız. Hüseyin Avni Aker stadyumu beklentilerin altında kalarak dolmamıştı lakin maçtaki temponun artmasıyla birlikte tribünler de üzerine düşen görevi fazlasıyla yaptılar.

Tolunay Kafkas, orta alanda basan, çok yaratıcı olmayan lakin defansif olarak sağlam duran bir dizilimle takımını sahaya sürmüştü. Konuk ekip Gençlerbirliği çift forvetle gol ararken, Trabzonspor Adrian'ın kişisel meziyetlerine, Yasin ve Olcan'ın taşıdığı toplara ve Halil Altıntop'un bitiriciliğine bel bağlamıştı. 15 Dakikalık fetret devrinden hemen sonra uykusundan uyanan Bordo-Mavili oyuncularımız oyunun kontrolünü tam anlamıyla ele geçirdiler. Halil'in attığı gol haricinde Adrian ve Olcan'la kaçan mutlak gol pozisyonlarıyla rakip kalede bir hayli etkili oldular.

İkinci Devrenin hemen başında Fuat Çapa'nın terapisiyle etkili bir oyun ortaya koyan Gençlerbirliği karşısında öncelikle Onur'un kritik kurtarışlarıyla maça tutundu ekibimiz. Ligin en iyi kafa vuran santraforu olan Vleminckx karşısında Mustafa Yumlu ve Giray ortaklığı bir hayli başarılıydı. İkinci devrenin ortalarına doğru sazı tekrar eline alan takımımız önemli pozisyonlara girdi ancak maçın son dakikalarında farkı ikiye taşıyabildi. Gerek hakemin pas geçtiği net penaltı ve kırmızı kart, gerekse son vuruşlardaki beceriksizliğimiz skoru yukarılara taşımamıza engel oldu.


İYİ
Onur son 5 Süper Lig maçında kalesinde yalnızca 1 gol gördü. Performansı her maç artıyor. Bugün de kritik kurtarışlara imza attı. Serkan geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu maçta da fena değildi. Giray ve özellikle Mustafa bu maçta çok etkiliydi. Bir hayli fazla olan rakip hücum silahlara karşı hatasız oynadılar. Cech çok uzun haftalar sonra başarılı bir maç performansına ulaştı. Zokora, futbol mantalitesi olarak kendine yakın meziyetlere sahip Aykut Akgün'le iyi bir ikili oldu. Adrian istediği zaman ne kadar etkili bir futbolcu olab
ileceğini herkese gösterdi. Son vuruşlardaki kısmetsizliğine rağmen oyunda kaldığı süre boyunca etkiliydi.

Olcan çok istekliydi. Birçok pozisyonu cömertçe harcamasına rağmen ne şut çekmekten vazgeçti ne de topu ileriye taşımaktan. Mükafat olarak enfes bir bitiricilikle, jeneriklik bir gol gönderdi rakip filelere. Halil 3 maçtır gözle görülür bir yükseliş içinde, sezon sonunun yaklaşmasından mıdır bilinmez ama günün öne çıkan isimlerinden biriydi.

KÖTÜ
Yasin Öztekin, bugün rakip ceza sahası önünde birçok pozisyonda topu ezdi. Sürekli hakemlerle diyalog halinde ve hemen hemen her pozisyonda kendini yere bırakıyor. Biraz kafasını kaldırsa ve futbolun bir takım oyunu olduğunu hatırlasa Trabzonspor'a çok daha faydalı olacak. Tolunay Kafkas gerek değişiklik seçimlerinde gerekse zamanlamada hatalıydı. 2.Devrede golü kalemizde görebilirdik ve topun kontrolünü rakibe kaptırdığımız anlarda oyuna müdahale etmeyişi gözlerden kaçmadı.

ÇİRKİN
Tolga Özkalfa maçın genelinde başarılı sayılabilecek bir performans sergiledi lakin ikinci devrenin sonunda, rakip defans oyuncusunun, kendi ceza sahasında Olcan Adın'ın suratına patlattığı dirseği görememesi garibime gitti. Köşeye yakın olan pozisyonda yan hakemin müdahil olmamasına da şaşırdım. 31 Haftadır penaltı çalınmayan bir takımın bundan sonraki haftalarda penaltı beklememesi gerektiğini acı bir şekilde anladım bu akşam. Hakemlerin yeminlerini bozmaları için bir futbolcumuzun hastanelik olması gerekiyor anlaşılan.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ***
Serkan **
Giray **
Mustafa ***
Cech **
Zokora **
Aykut **
Adrian **
Olcan ***
Yasin *
Halil Altıntop ***

Sonradan Girenler
Dk. 66 Sapara *
Dk. 85 Alanzinho ?
Dk. 90+1 Volkan ?

23 Nisan 2013 Salı

Asaletin Yeter!

 

Çok değil 2 yıl kadar önce, karanlık odakların, statükonun, 7 başlı canavarın kalleş oyunlarıyla Şampiyonluk mücadelemize engel olmaya çalıştıkları bir anda göçüp gittin aramızdan. Kimbilir neler düşünmüşsündür, adıyla tezat Doğa Kaya inşaatın hakkını vermeye çalışıp saha ortasında kusuyorken Mustafa Ağabey? Maçtan önce İlhan Ekşioğlu kendisine koskoca 1 yıla mal olacak maç için '250 Gram' lık şike yaparken hissetmiş miydin sen de? Tribünler sözde bando Es-Es marşını çalarken, gururla (!) dalgalandırdıkları Fenerbahçe bayrağını sen de gördün mü ağabey? Kalesinde devleşen Ivesa'yı, hayatının maçını oynayan Pele'yi, birkaç ay sonra Fenerbahçe'ye transferini gerçekleştirecek performansıyla dikkat çeken Sezer Öztürk'ü şaşkınlıkla izledin mi ağabey?

22 Nisan 2011; Süper Lig'de 6. sırada bulunan evsahibi Eskişehirspor, hani şu İstanbul düşmanı 'Anti Bizans' titrini taşıyan şehrin takımı yıllar sonra Avrupa Kupalarına katılma mücadelesi vermektedir. Bir hafta önce çok kötü bir oyunla İstanbul temsilcisi Fenerbahçe'ye yenilen takımdan kimse kötü bir mücadele beklemiyordu, sonuçta bir hedefleri vardı, galip geldikleri takdirde çok yaklaşacakları bir hedef. Lakin dakikalar ilerledikçe Trabzonspor bastırıyor, Eskişehirspor tıpkı küme düşmeme mücadelesi veren bir takım gibi zamana oynuyordu. Zaman geçirip, yere yatan futbolcular mı dersiniz, dakikalar süren oyuncu değişiklikleri mi dersiniz, ne ararsanız vardı bu tiyatro sahnesinde. Sen de izledin mi bu oyunu Mustafa Ağabey?



Kelle başı 50.000 Lira teşvik primi alan takımın bireysel oyuncu antrenörü Dolu Arslan'ın maçtan önce Eskişehirspor soyunma odasına yaptığı ziyarete rağmen çok gol kaçırmıştık be ağabey! Sen de bizler gibi saç baş yoluyor muydun Umut Bulut'un kaçırdığı gollerde? Maçın bitiş düdüğüyle beraber senin de bizler gibi kalbin durmuş muydu birkaç saniyeliğine de olsa? Şenol Güneş içinden 'Yine mi?' diye geçirirken aynı hisleri mi paylaşıyordun onunla? Sol yanındaki derin sızıyla birlikte nasıl yürümüştün eve dönüş yolunu kimbilir? Peki onlarca yıllık yol arkadaşını, hanımını karşında görünce ne söylemiştin ona Mustafa Ağabey? O Ağlamaklı yüz ifadesini takınıp milyonlarca Trabzonsporlu gibi '27 Yıl sonra yine şampiyon olamayacağız.' mı demiştin kocaman yüreğine yenik düşerken?

Kaptan Tolga Zengin'in de dediği gibi huzur içinden yatıyorsundur sen şimdi. 1996'yı, 2004'ü ve 2010'u elimizden çalanlar, kupanın bir tenekeden ibaret olduğunu hala anlayamamış olanlarla aynı kişiler. Şampiyonların olduğu gibi şampiyonlukların da ruhları vardır. Ve senin kardeşlerin olarak bizler bu ruhu hep yaşatacağız. Gün gelecek 2010-2011 Sezonu Şampiyonluk Kupasını mezarına getireceğiz tıpkı senin gibi en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramanın peşinden koşan Kazım Koyuncu'ya götüreceğimiz gibi. 1967'den beri dik oynuyoruz bu oyunu, sana söz Mustafa ağabey ne asiliğimizden ne de asaletimizden bir şey kaybetmeyeceğiz...

13 Nisan 2013 Cumartesi

Hasta Komadan Çıktı!

Mantığa sığmayan ama çoğu kişinin dillendirmekten sakınmadığı "küme düşme" korkusunu bertaraf edecek bir galibiyetti bu akşam alınan. Trabzonspor, tarihinin en kötü sezonunu telafi edecek iki önemli mücadelenin ilkinden galibiyetle ayrıldı ve nihayet hasta komadan çıktı. Orduspor maçı ve Çarşamba günü Sivas deplasmanında oynayanacak Türkiye Kupası Yarı Final maçı kritik öneme sahipti. Çünkü olası bir Orduspor mağlubiyeti, cam gibi kırılgan futbolcular için sonun başlangıcı olabilirdi. Adrian ve Halil değişiklikleri gelmese kötü senaryonun gerçekleşmesi işten bile değildi. Haftalardır sebebini bilmediğimiz şekilde yedek kulübesinde yanında oturttuğu Adrian'ı hatırladı Tolunay Kafkas kötü geçen ilk yarının ardından. Polonyalının oyun zekasını ve ince ara paslarını konuşturduğu dakikalarda, çoğu taraftar gibi benim de beklemediğim şekilde iyi bir oyun ortaya koyan Halil skoru değiştirme adına insiyatif alıyordu. Soner'in 90 dakikalık kaliteli oyunu, Adrian'ın güzel asisti ve Halil'in net vuruşu tek golle 3 puanı Bordo-Mavi'li takımımıza getirirken ekran başındaki milyonlar da rahat bir nefes alıyordu. Haftaiçi Sivas deplasmanından alınacak iyi bir sonuç, dibe vuruşun ardından ivme kazandırıp, son 5 haftada yukarılara taşıyabilir takımı.

İYİ
Soner Aydoğdu. Gelecek sezon için bizi umutlandıracak önemli işler yapıyor, özellikle son haftalarda. Bu sezondan geriye kalan yegane kazanımlarımızdan. Tolunay Kafkas'ın ona yüklediği çift yönlü oyuna alışmaya başladı, daha da iyi olacaktır. Adrian'ı oyun tarzıyla, jest ve mimikleriyle ve hatta rahatlığıyla Sergen Yalçın'a benzeten bir ben miyim acaba? Kalitesiyle de ona yaklaşıyor, bugün maça girmese 3 puan almamız bir hayli zor olurdu. Halil Altıntop, takımı ateşleyen isimdi. Oyuna girdiği an ne kadar hırslı olduğunu belli etmişti. Çok çalıştı, genel olarak Trabzonspor'un futbolcusu olarak görmesem de bugün başarılı olduğu gerçeğini göz ardı edemem.

KÖTÜ
Tolunay Kafkas, sahaya çıkardığı Serkan, Mustafa, Cech gibi isimlerdeki ısrarı yerine Zeki Yavru, Abdullah Karmil, Emre Güral ve Adrian gibi gençlere şans verse, en azından bu kayıp sezondan bir şeyler çıkarmış olmaz mıyız? Kaldı ki bu oyunculara karşı takındığı tavır, onlara hiç şans vermemesi takım huzurunu bozan etkenlerden biri. Dikkatli olması gereken bir nokta da şu, bugün şansı yaver gidip Halil muazzam oynadığından pek konuşulmayacaktır ama Paulo Henrique'nin yanına bir forvet alıp, ileriyi çiftlemek yerine tek forvette ısrar etmesi, üstelik gol bulmaya ihtiyaç varken ısrar etmesini makul göremiyorum. Gaziantepspor ya da Kayserispor'u çalıştırmıyorsun Tolunay Hocam, biraz dikkat lütfen.



Volkan Şen'in bugün sahadaki en kötü Trabzonspor oyuncusu olduğunu görmemek için kör olmak gerek. Çok çabuk demoralize olma gibi bir özelliği var ve henüz maçın başında yaşadığı pozisyondan sonra oyundan düştü. Hocası onu 90 dakika sahada tutsa da verimsizliği katkı yapmasının önüne geçti, toparlanması gerek.

ÇİRKİN
Son haftalarda, yaklaşan yerel seçimlerden olsa gerek Trabzonspor maçlarına gelen siyasilerin sayısı bir hayli arttı. Sadri Şener'in görevi bırakma kararı almasından sonra pastadan pay kapma ya da yönetime kendi adamlarını yerleştirme çabalarına girmiş olabilir bu güruh. Aman uzak durun bizden, şike yasasını 1 günde, tüm siyasi partilerin ortak kararıyla meclisten geçirdiğiniz gün bitmişti sizinle işimiz.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Serkan **
Giray **
Mustafa **
Cech **
Zokora **
Soner ***
Alanzinho **
Olcan **
Volkan *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Adrian ***
Dk. 63 Halil ***
Dk. 82 Bamba ?

31 Mart 2013 Pazar

Ayağa Kalkın, Görülecek Hesabımız Var!

Dost görünüp kuyumuzu kazanlarla, seçim zamanı kapımıza dayanıp mecliste şikeye çanak tutanlarla, iyi günde yanımızda olup düşünce arkamızdan vuran sırtlanlarla görülecek hesabımız var, ayağa kalkın!

Dozer Cemil'lerin, Kaptan Şenol'ların, Ali Kemal'lerin formasını bu utanç verici duruma düşüren sizlersiniz, layık olduğu yere taşıyacak olan yine sizler olacaksınız. Kuyruk acıları yüzünden yanıp tutuşan, gayeleri kendilerini Trabzonspor'la rekabet halindeymiş gibi göstermek olan sözde Karadeniz takımlarına inat çıkın büyüklüğünüzü gösterin. (Trabzonspor'a nefret beslemeyen camiaları tenzih ederim.)

Mehmet Özdilek'in MP Antalyaspor'u tıpkı Ziraat Türkiye Kupasındaki 2 maçta oynadığı şablonla çıkmıştı Trabzonspor karşısına. Ofansif gücü çok fazla olan lakin sertlik bakımından rakibine üstünlük sağlayamayacak bir 11'di sahaya çıkan. Hal böyleyken sertlik konusunda yüksek ihtisas yapmış Zokora ve öğrenmeye hevesli talebesi Soner, son 20 dakika oyuna dahil olan Aykut rakip göbeğe nefes aldırmadı. Bu üçlüye ofansif olarak destek veren Volkan Şen ve Paulo Henrique'de skorun evsahibi takımın lehine gelişmesini sağladılar.

İYİ
Taraftarın takımın bu zor gününde tribünleri doldurması, gol gelene kadar rakibi tezahüratlarla baskı altına alarak takımına avantaj sağlaması. Golden sonra bir fetret devrine girmiş olsa da genel olarak, pankartlarla, marşlarla 'Biz buradayız!' mesajını vermiştir tribündekiler, pastanın büyük dilimi onlarındır.


Orta alanda Zokora ve Soner'in arkalarında Bamba ve Mustafa'nın hatasıza yakın futbolları. Uzun zaman sonra ilk 11 şansı bulan Volkan Şen'in göz kamaştıran performansı dikkat çekiciydi. Yalnızca ofansif anlamda da değil defansa gelip aldığı toplarla da futbolu ne kadar özlediğini anlatıyor gibiydi. Son haftaların en dikkat çeken ismi Paulo Henrique'de 2 gol pasıyla zirve yaptı.

KÖTÜ
Tolunay Kafkas'ın zamanında oyuna müdahale edememesi, her ne kadar Henrique'nin kişisel becerisiyle gelen 2.golde Yasin Öztekin'in adı olsa da Halil ve Alanzinho'yu gereğinden fazla sahada tutması, bir sakatlığı olmamasına rağmen Adrian'a şans vermemesi onun hanesindeki eksiler oldu. Adrian'la arasında geçen diyalogun nedenini bilmesem de bu durumun takıma zarar verdiği aşikar.

Halil Altıntop yine kaçak güreştiği maçlardan birine çıkmıştı bugün. İlk yarıda yine bir nebze oyunun içindeydi yalnız ikinci devre sahada hiç yoktu. Kafasını toplamasından vazgeçtim, kendine yeni sezonda kulüp bulabilirse sevineceğim.

ÇİRKİN
'Formalarımız Tertemiz!' sloganıyla yola çıkan bir kulübün forma arkasına kupasını gasp edenlerin siyasi destekçisinin reklamını alması iç karartıcı bir sahneydi. Arkasında hangi gerekçe, hangi neden olursa olsun 82 puan toplayan bir takımken küme düşme potansında olan bir takım haline dönüşmemizin baş müsebbibi olan kişilerin göbeklerini keyifle kaşımalarından başka neye yaradı bu reklam? Trabzonspor duruşu, 'Dik Oyna!' mottosu eski güzel günlerde mi kaldı? Kendinize gelin beyler, kimse bu takımın verdiği şehitlerden, kimse bu renklerden büyük değil. Tıpkı 7 başlı canavarla olan mücadelemiz gibi sizlerle de görülür bu hesap elbet.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Celutska **
Bamba **
Mustafa **
Cech **
Zokora **
Soner **
Alanzinho **
Halil *
Volkan ***
Paulo Henrique ***

Sonradan Girenler
Dk. 71 Aykut *
Dk. 81 Yasin *
Dk. 87 Emre Güral ?

15 Mart 2013 Cuma

İnfial

Tüpçü'nün şikeyi örtbas etme görevini devralmasıyla birlikte artan hakem kıyımları bu akşam zirve yaptı. Serkan Çınar ve beraberindeki çete üyeleri Trabzonspor'u sahada hunharca katlettiler. Zaten futbol olarak rakiplerinin birkaç adım gerisinde olan bir takım her defasında hakemlerin kıskacına alınıyorsa, yeşil sahadan 3 puanla ayrılma olasılığı çok azalıyor.

Rakip Süper Lig'in en iyi top oynayan ekiplerinden biri, evinde gerçekten iyi oynayan bir takım ve maça kendilerinin bile ummadıkları bir golle başladılar. Batalla gibi bir yetenek boş bırakıldığında affetmiyor, özellikle ona önlem alınmalıydı. Her ne kadar ofansif çeşitlilik olarak çok zengin gözükse de Yeşil-Beyazlıların defans hattı çok sağlam gözükmüyor. Bu akşam bu zaafiyeti pek kullanamadık, Carson gibi güven vermeyen bir kaleciye karşı daha fazla şansımız olabilirdi.

Tolunay Kafkas'ın kendini paralamasını anlayabiliyorum, belki de Trabzonspor tarihinin en kötü döneminde görev aldı. Futbol oynamaktan zevk almayan, küme düşme tehlikesine rağmen umursamayan bir futbolcu topluluğunun başında olmak onun şanssızlığı şüphesiz. Şike sürecinde ve sonrasında yaptığı hatalarla Trabzonspor'un geleceğini karartan Sadri Şener'in aymazlığına ise diyecek laf yok.

İYİ
Pek az şey vardı iyi denebilecek. Bunlardan biri Soner Aydoğdu, tıpkı geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta da güzel futboluyla göz doldurdu. Bulduğu şansı iyi değerlendirdi. Paulo Henrique'de attığı golle ve istekli futboluyla ona eşlik etti. Sezon sonuna kadar futbolunu geliştireceğinden zerre şüphem yok. Cefakar Trabzonspor taraftarı yine deplasman tribünlerini doldurmuştu fakat tek başına varlıkları galip gelmeye yetmedi.



KÖTÜ
Colman'ın maç sonunda Batalla'yla yaşadığı sürtüşmede yanına gelip, kendisini ayırmaya çalışan Mustafa Yumlu'ya salladığı sille takım arkadaşından çok biz taraftarları yaraladı. Trabzonspor forması giyen bir futbolcunun değil kendi takım arkadaşına rakibe bile bunu yapma hakkı yok.

Onur kötü goller yedi, özellikle kalemizde gördüğümüz 3.golde büyük hatası vardı. Celutska hamlelerde ağır kaldı, özverili oynamaya çalışsa da yetersiz kalıyor. Bamba sezonun en kötü performanslarına imza atıyor peşpeşe. Ona şans veren Tolunay Kafkas'ın da bu kötü oyuncu seçimini de yabana atamayız. Mustafa'nın da defansın geri kalanından farkı yok. Cech gibi o da yavaş kaldı Bursaspor hücum oyuncuları karşısında.

Serkan, Halil ve Olcan'ın torpilini merak ediyorum. Maç performansları kötü olsa da, oyundan düşseler de 90 dakika sahada kalabiliyorlar. Görmediğimiz şeyler, gördüklerimizinden fazla olsa gerek.

ÇİRKİN
Siyasilerin özellikle son Trabzonspor maçlarında şeref tribünlerini işgal etmesi hayra alamet değil. Siyaseti bırakıp Trabzonspor yönetimine soyunacaklarsa, hiç tavsiye etmem, taraftar onları çiğ çiğ yer. Yok hayır sadece şirin gözükme gayreti içerisindeyseler, artık yemezler.

Bir yandan hakem katliamını gördükçe dövesim, sövesim geliyor çoğu Bordo-Mavi sevdalısı gibi bir yandan da söyleniyorum: "Sahada güçlü olamazsan hakemler de sıradan Anadolu takımı muamelesi yapar sana. Sen de destek verdiğin federasyondan kupa istersin." diye.

Çöküş istatistiklere yansıyor aslında: Koca ilk devrede 15 gol yiyen takım 9 haftada 17 gol gördü kalesinde. Savunma çöktü, takım da beraberinde...



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Celutska *
Bamba *
Mustafa *
Cech *
Serkan *
Soner **
Adrian *
Halil *
Olcan *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 57 Alanzinho ?
Dk. 62 Colman *
Dk. 74 Volkan Şen ?

9 Mart 2013 Cumartesi

Danışıklı Dövüş

Teknik direktörlerin becerilerini sergilemektense garanti gördükleri 1 puanla yetindikleri bir danışıklı dövüş maçı vardı Hüseyin Avni Aker stadyumunda. Bulunduğu kaostan çıkmaya çalışan Trabzonspor, Süper Ligde zirveyi hedefleyen Beşiktaş karşısında geçmiş maçlara nazaran defansif anlamda iyi bir görüntü çizse de sonuç alamadı, maç başladığı gibi bitti.

Samet Aybaba'nın takımının, beklentilerin üstüne çıktıkları bu sezonda en dikkat çeken özelliği takım oyunu, yardımlaşma olgularının yerleşmiş olmasıydı. Çoğu sporsever, Trabzonspor karşısında oldukça şanslı görüyordu Siyah-Beyazlı ekibi lakin bu akşam aldıkları 1 puan için kendilerini şanslı görmeliler. Her hallerinden stresli oldukları gözlenen konuk ekipte Niang ve İbrahim Toraman hariç sezon ortalamasına yakın olan kimse yoktu. Samet Aybaba'nın bitime yarım saat kala Holosko'nun yerine Necip Uysal'ı oyuna sokması, maçın hiçbir periyodunda oyunsal anlamda üstünlük kuramayan Beşiktaş'ın beraberliğe yattığının en büyük göstergesiydi.

Tolunay Kafkas'ın her maça farklı oyuncularla başlama alışkanlığı değişmemişti. Kasımpaşa maçında ilk 11'de başlayan Colman, Abdullah Karmil, Giray Kaçar ve Celutska kesik yemişti. Fakat ofansif anlamda yetersiz kalmaya devam ediyordu takım. Halil Altıntop'u ısrarla sağ kanatta oynatıp, forveti çiftlememekte inat etmek pek mantıklı gelmiyor bana. Halil'in oynayacağı sağ kanatta Volkan Şen, Emre Güral ya da Alanzinho çok daha faydalı olur. Yine aynı şekilde çok ciddi konsantrasyon eksikliği olan Bamba yerine şans bulduğu maçlarda fena olmayan Celutska oynayabilir. Geldiğimiz noktada, Spor Toto Süper Lig'in kalan 9 haftasında puan tablosuna bakmaktan hayatı zindan olacak Trabzonspor taraftarlarını düşündükçe içim acıyor.



İYİ
Onur Recep Kıvrak. Tek başına verdiği savaş kimbilir ne kadar daha sürecek. Artık Trabzonspor kadrosunda fazlasıyla sırıtan Onur'u, iyi bir Avrupa Takımının kalesinde görmemiz an meselesi. Hal böyleyken onla geçirdiğimiz zamanların tadını çıkartalım. Defansta başarıyla mücadele eden Mustafa Yumlu'da Onur'a eşlik etti bu akşam. Kısıtlı meziyetlerine rağmen iyi mücadele etti, gününde olan Niang'a karşı ilk hamlelerinde başarılıydı. Soner özellikle defansif oyunda başarılıydı. İşin hücum kısmını iyi yapan bir futbolcu olmasına rağmen kritik müdahaleleriyle sivrildi. Özellikle maçın ilk devresinde etkiliydi. Sezonun geri kalan maçlarında yeri garanti gibi, topu ayağında aldığında ilk olarak çalım atmayı düşünmese çok daha faydalı olacaktır.

KÖTÜ
Teknik direktörler değişse bile Serkan, Zokora ve Halil'in yeri hiç değişmiyor. Zeki Yavru gibi her yönüyle Serkan Balcı'dan üstün olan bir genç kulübede çürürken, futbolla alakası olmayan Serkan'ın her maç şans bulması gına getirdi artık. Serkan Balcı'nın mukavelesi bu sezon sonunda bitiyor ve hedefi olan hiçbir Süper Lig takımı ona yanaşmayacaktır. Süper Lig'e yeni yükselen ekipler bir ihtimal kendisiyle ilgilenebilir. Gelecek sezon kadroda düşünmediğin bir oyuncuda neden ısrar edersin Tolunay Hocam?

Peki ya Zokora'ya ne demeli? 2014-2015 Sezonu sonuna kadar yıllık 1 Milyon 625 bin Euro garanti para alan bir futbolcunun rahatlığı var her hareketinde. Dünya yansa, umurunda olmaz derler ya hani? Fildişi Sahilleri Milli Takımının kaptanının halet-i ruhiyesi budur. Olcan formsuz ama garip bir şekilde alternatifsiz görünüyor hocaların gözünde. Bence kızağa çekilmesi gereken isimlerden biri de o. Halil için bir şey diyemiyorum. Zira dilimde tüy için yer kalmadı.

ÇİRKİN
Sadri Şener ve ekibi. Devre arasında santrafor mevkisine hiç takviye yapmayarak, eldekilerden Vittek'i de satarak şu anki duruma gelmemizin baş sorumlusu olmuşlardır. Henüz tam ritmini bulmayan Niang'ın ne kadar etkili olduğunun canlı tanığı olduk. Webo'nun gelişi Fenerbahçe'nin oyununu geliştirdi. Futbolu oturmuş, kısa vadede katkı verebilecke bir oyuncu transferi yetecekti halbuki. Kulübe hibe ettiğin 10 milyon eurolar yerine 2-3 milyona alaydın ya bir santrafor sayın başkan? Cimriliğinin bizi getirdiği nokta ortada. Eserinle gurur duyabilirsin.

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ***
Serkan *
Bamba *
Mustafa ***
Cech *
Zokora *
Soner ***
Adrian **
Halil *
Olcan *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 58 Sapara ?
Dk. 73 Volkan Şen ?
Dk. 84 Alanzinho ?

5 Mart 2013 Salı

Paramparça

Tolunay Kafkas'ın öğrencileri değil takım olmak, futbol oynamak adına hiçbir amaç taşımayan ruhsuzlar ordusuna dönüşmüş. Dün Kasımpaşa deplasmanında canlı seyrettiğim takım, özellikle ilk yarıdaki kayıtsız görüntüsüyle Ligden düşmeyi haftalar önceden garantilemiş, prestij mücadelesi veren zayıf bir ekip gibiydi. Teknik Direktör Kafkas, deplasmanda alınacak bir puanı başarı olarak görüyor olacak ki, hücumda çoğalamayan, vasat bir Anadolu Takımı hüviyetinde çıkarmıştı takımını sahaya. Halihazırda elimizde bulunan kadrodaki hiçbir forvet oyuncusu tek santrafor oynayacak meziyetlere sahip değilken haftalardır bu dizilimde ısrar etmesine anlam veremiyorum doğrusu.

Nitekim, ikinci devre biraz uykudan uyanmış futbolcular ve yerinde değişikliklerle topa hakim olduk. Aslına bakarsanız, defansımızın bariz hataları yüzünden yediğimiz goller haricinde pozisyona girememiş bir Kasımpaşa gerçeği ortadayken başka kabahatli aramaya da gerek yok. İlk Devre Süper Lig'in en iyi defans yapan takımının İkinci Devre yolgeçen hanına dönmesinin akla mantığa sığacak bir tarafı yok.

Sadri Şener ve Tayfasına, kalan 10 haftada ve Kupada ki olası elenme durumunda 'İstifaya Davet' çağrıları artarak devam edecektir. Onlar bu duruma ne kadar kayıtsız kalacak, işte bunu bilemiyorum. Tolunay Kafkas'ın her ne kadar taktiksel hatalar yapıyor olmasına rağmen krediyi hakettiğini, kendi kurmadığı bu kadronun vebalini tek başına çekmemesi gerektiğini düşünüyorum. Yalnız Adrian konusunda ciddi ciddi bir açıklama bekliyorum kendisinden, hangi sebeple, hangi tasarrufla onu ilk 11'den uzakta tuttuğunu açıklarsa sevineceğim.

Gelelim taşıdıkları formanın bir bez parçasından çok daha fazlasını ifade ettiğini anlamayan, şehrin yegane mutluluk kaynağını 1 senedir hüzne boğan futbolcu topluluğuna. Paralarınızı, primlerinizi çokta sıkıntı çekmeden alıyorsunuz. Kafanıza göre tatile çıkıp, ceza yeme pahasına geç gelmeyi alışkanlık haline getirdiniz ama taraftarı kanser etmekten de vazgeçmediniz. Kaybettiğiniz maçlardan sonra yalnızca ve yalnızca sahadan çıkarken boynunuz bükülüyorsa yazıklar olsun topunuza. Her gittiğimiz deplasmanda "Trabzon Kümeye" tezahüratıyla karşılaştığınızda içiniz sızlamıyorsa bir kez daha yazıklar olsun.

Bir takım bir sezon boyunca bu kadar kötü futbol oynayıpta bir maçta da çıkıp, vurarak, kırarak galip gelemez mi? Yenilgi, beraberlik futbolun doğasında var ama mücadele etmeden, formayı terletmeden sahayı terketmeniz kanıma dokunuyor. Önümüzdeki hafta Lig İkincisi Beşikaş'la Hüseyin Avni Aker Stadyumunda hemen sornasında da Lig Dördüncüsü Bursaspor'la deplasmanda karşılaşacağız. Bu iki maçta adam gibi mücadele etmezseniz, şehri sizin için cennet bahçesine çeviren taraftar, sokakta yürüdüğünüzde düşmanmış gibi bakacak sizlere, bilesiniz.

40 Puan topladığımız 2001-2002 Sezonunda, küme düşen Antalyaspor ve Çaykur Rizespor'dan yalnızca 3 puan fazla alarak Ligi 14. sırada tamamlamıştık. Aklımdan hiç çıkmayan bir video karesinde, minik bir Trabzonspor taraftarının Kaptan Hami'ye "Hami ağabey, küme düşmeyeceğiz değil mi?" deyişi geldi aklıma. Gözleri dolmuştu, ağlamaklı ses tonu şu an bile aklımdan çıkmıyor. Karşılık beklemeden seven, küçücük yüreğiyle konuşan o çocuk şimdilerde yetişkin bir adam olmuştur fakat aradan geçen 12 yılda gelinen noktanın vehameti aynı, hiçbir farkı yok o günden.

24 Şubat 2013 Pazar

Seri Sonu

Süper Ligde bundan sonraki haftaları hangi amaç uğruna harcayacağımızı belli edecek bir maçtı Mersin İdman Yurdu mücadelesi. İyi top oynamadan kazandık ve mağlubiyet serisine son verdik. Puan Tablosuna baktığımıza içimizi karartacak görüntü hala değişmiş değil. Güney ekibinin Süper Lig'e çıktığı günden beri bize zorlu maçlar yaşattığı gerçeğini gözardı etmeden değerlendirecek olursak, küme düşme ihtimali en yüksek olan 3 takımdan birini deplasmanda mağlup etmek önemlidir. Fakat Tevfik Sırrı Gür Stadyumunda sergilediğimiz futbol gelecek adına umut vermemiştir. Yukarıya doğru ivme kazanma adına önce Çarşamba günü Medical Park Antalyaspor'u Hüseyin Avni Aker stadyumunda, sonra da Pazartesi günü Kasımpaşa'yı deplasmanda mağlup etmemiz gerekecek.

Giray Bulak'ın hem Trabzonspor yönetimine hem de Şenol Güneş'e yanlış yaparak işleyen sürecin önemli bir parçası olmaktan çıkıp, Mersin İdman Yurdu'nun başına geçmesinin üzerinden çok zaman geçmedi. Akdeniz ekibi adına oldukça hareketli geçen bir transfer döneminden sonra 2.devreye iyi bir başlangıç yapıldı. Fakat elindeki kadronun yeterliliğine rağmen alınan olumsuz sonuçlar dün akşamki taraftar protestolarında olduğu gibi sezon sonunu görmeden Bulak'ı istifaya sürükleyebilir.

Evsahibi ekibin hocası Trabzonspor'un 'yumuşak' futbol anlayışını farketmiş olacak ki Murat Ceylan gibi sert oyunculardan kurulu bir 11'le sahaya çıktı. Serkan Yanık ve Mitrovic'de bu sert oyun planının diğer parçalarıydı. Murat Ceylan, Kamil Zayatte'den sonra Süper Lig'in en sert oyuncusu ve futbol oynamaktan ziyade oynatmamayı düşünen bir kafa yapısına sahip. Ancak Giray Bulak'ın bu felsefesi Tolunay Kafkas'ın önlem planına takılmıştı. Abdullah, Serkan, Mustafa ve Colman sahada bu sertliğe karşılık verdiler.

İYİ
Tolunay Kafkas'ın her ne kadar kendi kurduğu bir takım olmasa da oyuncuların en büyük sorununun mücadeleden yoksun futbol anlayışları olduğunu farketti. İyi oynamadan fakat iyi mücadele ederek kazandık. Mustafa Yumlu'nun hırslı, istekli oyun anlayışı, Sapara ve Paulo Henrique'nin tek devrelik iyi oyunları dikkat çekiciydi.


Kalede Onur risksiz, rahat bir maç çıkarttı. Önünde oynayan Mustafa ve Celutska'da birkaç pozisyon hariç hatasıza yakın bir performans sergilediler. Uzun zaman sonra forma şansı bulan Abdullah Karmil çok fazla sivrilmese de kötü değildi. Serkan ve Colman sertlik ve ilk müdahale anlamında başarılıydı fakat ofansif katkıları çok yetersizdi. Aykut Akgün, oyunu sertleştirmek, orta saha direncini artırmak için oyuna girmişti dakikalar 74'ü gösterdiğinde, fena da oynamadı.

KÖTÜ
Kafkas'ın gelişiyle birlikte uzun zamandır hasret olduğu formaya kavuşan Cech, maç eksikliğinden kaynaklanıyor olsa gerek kritik hatalarıyla rakibe ikram yapıyor. Zokora'nın kafası futbolda değil. Geçtiğimiz sezon takımı havaya sokan, ağabeylik yapan, hırsı ve mücadelesiyle fark yaratan adam gitmiş yerine umursamaz, sorumluluk almayan bir futbolcu gelmişti. Sezon sonuna kadar bu kötü istikrarını sürdürürse onu kadroda tutmanın hiçbir artısı olmayacaktır. Kendisine çekidüzen vermeli hem de bir an önce.

Tolunay Kafkas'ın 70. dakikadan sonra skorun üzerine yatması, rakibin 2.devre boyunca oyuna hükmetmesine seyirci kalması hiç hoş değildi. Oyun şablonu bizim adımıza kontraatağa elverişli hale geldiği anlarda Alanzinho ya da Volkan Şen hamlesini yapmaması onun hanesindeki eksiler oldu.

ÇİRKİN
Hakemlerin kötü yönetimi. Geçen hafta Fenerbahçe karşısında hakemlerin maç skorunu tayin edecek hatalarını izlemiştik. Bu hafta MHK tarafından görevlendirilen hakem triosu da bu hataları telafi etme yoluna gitmiş. Tolga Özkalfa çok net olmasa da takdir haklarını genelde Trabzonspor'dan yana kullandı. Böyle kritik bir maçta lehimize de olsa hiçbir hakem hatasının kabul edilebilir olduğunu düşünmüyorum. Türk Futbolunun başındaki kişiler gibi acilen Merkez Hakem Kurulu'nun da tamamının değişmesi gerek. Bahar yaklaşmışken, bahar temizliğe de şart oldu.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Abdullah **
Celutska **
Mustafa ***
Cech *
Serkan **
Colman **
Zokora *
Sapara **
Olcan **
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 74 Aykut *
Dk. 88 Halil ?
Dk. 90 Alanzinho ?

18 Şubat 2013 Pazartesi

Cehennemi Kundaklamak

Hakem üçlüsünün skora direkt tesir eden hataları, mimli bir hakemi maça tayin ederek niyetini belli eden Futbol Federasyonu, Volkan, Baroni ve Emre gibi futbolcuların rol yeteneklerini hesaba katarsak amaç belliydi; Cehennemi Kundaklamak!

Bu kumpasa ek olarak hala daha Trabzonspor formasının değerinden bihaber olan futbolcuların gamsız, mücadeleden yoksun ve bir o kadar amaçsız futbolları mağlubiyete çanak tuttu. Halbuki ne de güzel başlamıştı gece. Tribünler Bordo-Mavi yağmurluklarla bir karnaval yerini andırıyordu. Açılan ve açılmasına müsade edilmeyen pankartlar kimileri için yel değirmenlerine savaş açan Don Kişot'u andırsa da çoğumuz için taraftarın savaşmaktan yılmayacağının göstergesi gibiydi. Maçın başladığının farkında olmayan defans hattının kaçırdığı Sow'un vuruşu oyuncularımızı uyandırmış, İstanbul'un sarışınının koruduğu kaleyi ablukaya almıştık. Adrian'ın vuruşuyla önce geçmemiz gerekirken, ofsayt olan bir pozisyonda kalemizde golü gördük. İyi başladığımız maç bir anda tersine dönmüş, yediğimiz golle maç sona ermişti. Maçın geri kalanı gereksiz arka plan gürültüsünden ibaretti. Zira ne futbolcularımızın oyunu tersine çevirecek direnci ya da isteği ne de şansın yüzümüze gülmesi ihtimal dahilinde değildi. Sonuç 3-0 oldu, fark artabilirdi çünkü 2.golden sonra sahada hiç yoktuk. Fakat Aykut Kocaman'ın teknik yetersizliği rakibin bu fırsatı avantaja çevirmesinin önüne geçti.

Her ne kadar koşullar yeterli olsa da Türkiye Futbol Federasyonunun sahamızı 3-5 maç kapatmasına yetecek olaylar yaşanmadı bu akşam. Özellikle Volkan Demirel'in hemen önünde durduğu kale arkası tribünündeki taraftarları sinirlendirmek ve sırf Trabzonspor takımının ceza alması için Hollywood yıldızlarına nazire yaparcasına oyunculuk yapması, zamandan çalması dikkatlerden kaçmadı. Brezilyalı Baroni'nin de kaptanından farkı yoktu.

İYİ
Taraftarın Tolunay Kafkas'a ve takıma destek vermek için tribünleri doldurması. Her ne kadar biraz geç kalmış olsalar da yönetemeyen yönetimi istifaya davet etmeleri. Tolunay Kafkas'ın birileri gibi eğilip bükülmeden, yeri geldiğinde lafını sakınmadan paralı askerlere cevap verebilmesi.

KÖTÜ
Takımın tüm mevkilerine sirayet eden kötü futbol anlayışının artık hiç mücadele etmeyen, pasif, isteksiz ve hatta ruhsuz bir oyuna dönüşmesi. Her geçen hafta bir öncekini aratır oldu. Futbolcularımız tanınmaz halde, giydikleri formanın bir kumaş parçasından ibaret olmadığını anlamalılar. Tolunay Kafkas'ın bunu sert bir dille takıma anlatacağını, onları uyandıracağını umuyorum. Ama yedek kulübesinde kendi oyuncularına küfrettiği gibi değil. Ne diyeceğini bilmeyen adam küfreder, biz Tolunay o türde bir adam olarak tanımadık. Elindeki tüm oyuncuları denemesini makul bulduğumu geçen hafta söylemiştim, sezon sonuna kadar kiminle çalışıp, kiminle yolları ayıracağına karar verecektir. Gelecek sezon bambaşka bir yapılanmayla, uzun vadeli bir takım oluşturması kimseyi şaşırtmasın.

ÇİRKİN
Boğazımıza kadar battığımız kişiliksiz futbol bir yana özellikle bazı futbolcuların halı saha topçusu gibi keyfe keder oynaması. Takımın çabucak demoralize olması, oyundan düşmesi. Ve belki bunlardan daha kötüsü taraftarın bir kısmının en kötü senaryo fikrini ihtimaller arasına alması. Tüm bunların müsebbibi TFF'nin ve uzantılarının her yeni hafta yeni bir rezilliğe imza atması.

Çok sevdiğim bir yazar der ki; Bazı romanlar hayatı anlatır, bazı romanlarsa hayattır. Bizim için hayatın ta kendisi olan bir takımın, değil haftanın seyrini hayatımızın seyrini değiştirmesi kaçınılmazdır. Hal böyleyken destek olmak, umudumuzu yitirmemek ve hepimizde ama az ama çok bulunan Karadeniz İnadından örnekler sergilemek boynumuzun borcudur. Önce 6 kardeşinden uzakta, çoğumuzun aşina olduğu gurbet hastalığının pençesinde olan 7.Şampiyonluk kupasını sonra yenilerini müzemize kazandırmak için yılmadan, durmadan ilerleyeceğiz. Bizi büyük yapan da sürekli şampiyon olmamız değil, devamlı şampiyonluk için mücadele etmemiz değil mi zaten?


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Celutska *
Giray *
Bamba ?
Cech ?
Serkan Balcı ?
Colman *
Yasin ?
Adrian *
Olcan Adın *
Janko ?

Sonradan Girenler
Dk. 46 Soner ?
Dk. 46 Alanzinho *
Dk. 72 Emre Güral ?

10 Şubat 2013 Pazar

Aynı Nakarat

Yine "Trabzon kümeye" tezahüratlarının ayyuka çıktığı, hakemlerin açıktan açığa takımımızı katlettiği, futbolcularımızın ise bu kurt kapanından kurtulmak için zerre mücadele etmediği bir haftayı daha geride bıraktık. Sivas gibi zorlu bir deplasmanda iyi oynamadan belki puan alabilirsiniz ama iyi mücadele etmeden asla kazanamazsınız. Hele ki evsahibi ekip sahaya oynamak için değil de oynatmamak için çıkmışsa. Hakkını yemeyelim, Trabzonsporlu futbolcular da yenilmek için ellerinden geleni yaptılar. Futbol olarak vasata bile yaklaşamasalar da yakaladıkları 4 net pozisyonu cömertçe harcayarak puan saçmaya devam ettiler.

Şenol Güneş'in gidişinin ardından Tolunay Kafkas göreve gelmiş, yönetimin kayıp olarak kabul ettiği sezonun geri kalanı için transfer yapılmamıştı. Halihazırdaki kadronun üçte biriyle yollar ayrılır sezon sonunda. Önemli olan Tolunay Kafkas gibi gençlerle çalışmayı seven bir teknik direktörün tedrisatından faydalanan birkaç futbolcuyu önümüzdeki sezonlar için takıma monte etmek ve Türkiye Kupasından finale yükselmek. Bu minvalde Tolunay Kafkas'ın özellikle Süper Lig'de kadroda değişiklikler yapmasını, tüm oyunculara şans vermesini doğru buluyorum. Lakin gereksiz Halil, Olcan ve Serkan ısrarına anlam veremiyorum.

2 Metreye pas atamayan, motivasyonunu kaybetmiş, rakibin oyuna hükmetmesine seyirci kalan bir Trabzonspor'u izlemeyi hazmedemiyorum. Hiçbir zaman isimlerin peşinden koşmayı doğru bulmadım. Şenol Güneş, camianın kanaat önderlerinden biridir, çok önemlidir ama artık hocamız değildir. İşte bu yüzden Tolunay Kafkas'a destek olmalı, zaman tanımalıyız. Bizden biri olarak, o şerefli Bordo-Mavi formayı giymiş biri olarak en azından bu kadarını hak ediyor.

Colman ve Alanzinho'nun diğer takım arkadaşlarına nazaran daha istekli olması gözlerden kaçmadı. Fakat başta Onur olmak üzere Afrika Kupasından yeni dönen Bamba ve Zokora'da gözlenen ciddi form düşüşü, sakatlıktan yeni çıkan Giray'ın henüz istenen seviyeye gelememiş olması takımın kademe anlayışını sekteye uğratıyor.

Koca bir devre hiç maç oynamamasının kendisini hırslandıracağını düşündüğüm Cech'teki tepkisizlik beni şaşırtıyor. Sol kanattaki derman bulmaz hastalığımıza çare olacak gibi gözükmüyor. Serkan Balcı geçen hafta ön libero olarak iyi bir görüntü çizmişti fakat süratli Sivasspor kanat adamları karşısında varlık gösteremedi. Bamba da en az kanat beklerimiz kadar etkisizdi. Ligin ilk devresinin en az gol yiyen takımı gitmiş, her maç kalesinde 2 ya da 3 gol yiyen takım gelmişti. Zokora'nın isteksiz oyunu, kafasında Trabzon'u bitirmiş gibi davranması, ruhsuz oyuniçi performansı beni ümitsizliğe sürüklüyor.

2'si Halil'in ayağından olmak üzere Yasin ve Henrique'yle kaçırdığımız mutlak gol pozisyonlarında sonuca gidebilsek kötü oynamamıza rağmen aldığımız 3 puan bize ilaç gibi gelecekti. Önümüzdeki zorlu fikstür öncesi böyle bir galibiyete ihtiyacımız vardı. Gelecek haftasonu Fenerbahçe'yi yenebilirsek iyi bir hava yakalayabiliriz. Tribünleri dolduralım ve ateşle barut yanyana geldiğinde futbolcularımız neler yapacak, hep beraber görelim...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Serkan Balcı *
Giray *
Bamba *
Cech *
Zokora *
Gustavo Colman **
Alanzinho **
Adrian *
Olcan Adın *
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 61 Yasin *
Dk. 61 Henrique ?
Dk. 77 Soner ?

3 Şubat 2013 Pazar

Düştüysek Kalkarız!

Bugün Hüseyin Avni Aker stadyumunda maçı izlemeye gelen taraftarlar en az galibiyet kadar takımı hırslandıran, taraftarı ateşleyen bir teknik direktör gördükleri için sevinçliydiler. Tolunay Kafkas, takımın ve camianın silkinip kendisine gelmesi, üzerindeki ölü toprağını atması için hırs faktörünü devreye sokmuştu. Daha geldiği gün, ateşle barutun yanyana geldiğine vurgu yapan adamdan daha azı da beklenemezdi zaten. Bu akşam takımın tamamına yakınıyla beraber Tolunay Kafkas'ın da yılların amigosu gibi seyirciyi havaya sokması kayda değer gelişmelerin başında geldi.

Tolunay'ın gelişi en çok sıkıntısını çektiğimiz takım olma olgusuna biraz daha yakınlaştırmış oyuncularımızı. Futbolcular unuttukları şeyleri tekrardan sergilemeye başlamışlar. Oyun içi yardımlaşma, takım arkadaşının pozisyonu kapama gibi konularda gelişim var. Bordo-Mavili futbolcular kenarda duran teknik direktöre kendilerini ispatlamak için iyi mücadele ettiler. Özellikle Cech'e hakettiği şansı vermesi Tolunay Hocanın önyargısız, her oyuncuya aynı düzeyde yaklaşımının bir göstergesi gibi. Maç sonunda futbolcularına sarılıp, onlarla beraber tribünleri selamlaması çok güzel bir manzara oluşturuyordu tribündeki binler ve ekran başındaki milyonlar için.



İYİ
Rakip hücum oyuncularıyla teke tek kaldığı 3 net gol pozisyonunda kalesinde devleşen kalecimiz Onur şüphesiz maçın en etkili ismiydi. Geçtiğimiz haftalardaki formsuzluğunu üzerinden atmış, Tolunay Kafkas'ın gelişiyle yeni bir sayfa açmış belli ki. Belki ilk kez yanyana oynayan Celutska, Mustafa Yumlu, Emerson ve Cech dörtlüsü ciddi uyum sorunları yaşasa da arkalarındaki adamın kalesinde devleşmesi onları ipten aldı. Cech bu dörtlünün en dikkat çeken ismiydi. Her ne kadar istenen seviyeye henüz ulaşmamış olsa da önümüzdeki haftalar için iyi sinyaller verdi. Zokora'nın yokluğunda Colman'ın yanında Serkan'a şans vererek mücadeleci bir orta saha kurgusu oluşturan Tolunay Kafkas'ın taktik düşüncesi hayli başarılıydı. Serkan özellikle ilk yarıda kaptığı toplarla rakip takımın hücumda çoğalmasına engel oldu. Colman, Alanzinho ve Adrian'la beraber maçın en etkili isimlerinden biriydi. Özlediğimiz Siyah Bandanalı Çocuk, çok klas bir golle geri dönmüştü.

Adrian üstün top tekniğiyle öne çıkıyor. Oynadıkça açılıyor, açıldıkça özgüveni yerine geliyor. Bu başarı ivmesi böyle sürdüğü sürece başarının gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Alanzinho hızı ve çabukluğuyla Trabzonspor hücumlarının olgunlaşmasına katkı yapıyor. Maç kondisyonu arttıkça daha iyi olacaktır. Olcan Adın ve Halil Altıntop, Şenol Güneş'in istifasının ardından yaptıkları profesyonel (!) açıklama ve bu maçta gösterdikleri performansla kafalarda soru işaretleri bıraktılar.



KÖTÜ
Gereksiz Mustafa Yumlu ısrarı. Abdullah Karmil şu anki haliyle Mustafa Yumlu'dan çok daha iyi ve kullanılması gerekir. Takıma kazandıracağı sertlik, topu oyuna sokmadaki becerisiyle önemli katkılar yapacaktır. Her ne kadar içimizden biri olsa da bu takımın oyuncusu değil Mustafa.

ÇİRKİN
Özellikle takip ediyorum. Tüpçü ve yuvarlak masa şövalyeleri Trabzonspor üzerine oynamaya devam ediyor. Bir takım düşünün, oynadığı son 6 maçın 5'i gündüz ve gece oynadığı tek maç ise İstanbul'un sarışınlarından biriyle. Haftaya yine gündüz maçı oynayacağız, Sivas deplasmanında. Sezonu da 3 gece maçıyla tamamlarız artık. Siyasetin jet yasalarla emir telakki ettiği , tüpçü'nün kupa sözüne tav olarak günahın büyüğünü işleyen yönetimin ferman padişahındır diyerek kabul ettiği, Trabzon'lu sanatçı, işadamı ve kanaat önderlerinin ağzı açık ayran budalası gibi seyrettiği bir süreçten bahsediyoruz, ne gelirse başımıza müstehaktır.

Giray'ın oyuna girmesi, taraftarla bütünleşmesi en az Fildişi Sahilleri Milli Takımının Afrika Kupası Çeyrek Finalinde Nijerya'ya elenmesi kadar önemliydi. Bamba, Zokora ve Giray'ın dönüşüyle birlikte amatör küme maçlarında bile eşine zor rastlanan kademe hatalarından bir nebze olsun kurtuluruz.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ****
Celutska **
Mustafa Yumlu *
Emerson **
Cech **
Serkan Balcı **
Gustavo Colman ***
Alanzinho ***
Adrian ***
Olcan Adın **
Halil Altıntop **

Sonradan Girenler
Dk. 79 Sapara *
Dk. 80 Soner ?
Dk. 88 Giray ?

27 Ocak 2013 Pazar

Yolun Sonu

22 Kasım 2009 günü oynanan Kasımpaşa-Trabzonspor maçı tıpkı bugün olduğu gibi 3-1'lik mağlubiyetle sonuçlanmış, Hugo Broos gidip Şenol Güneş gelmişti. Bugün tarih yine tekerrür etti, yine Yılmaz Vural yönetiminde olan bir takım, aynı skorla Bordo-Mavi'li ekibi mağlup etmiş, Şenol Güneş için yolun sonu gelmişti.

3 Yıllık Şenol Güneş döneminde 1 Süper Lig Şampiyonluğu, 1 Türkiye Kupası ve 1 Süper Kupa kazandı Trabzonspor. Geldiğinde Ersun Yanal'ın kurduğu takım Hugo Broos'un kısa yönetiminde afallamış fakat sonrasında Şenol Hocayla birlikte yükselişe geçmişti. Şanlıurfa'da oynanan Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe'yi 3-1'le geçip Kupanın sahibi oluyordu ve aradan 3 ay geçtikten sonra bu kez Ligi Şampiyon bitiren Bursaspor'u 3-0'la safdışı bırakıyor ve Süper Kupa'yı müzesine götürüyordu.

2010-2011 Sezonu, potansiyeli çok yüksek olan kadronun iyi futboluyla toplanan 82 puanla neticeleniyordu. Trabzonspor 7.kez Süper Lig Şampiyonu olurken, ezeli rakibi saha dışında çok çetin mücadeleler vererek ancak aynı puanı toplayabiliyordu. Fakat şampiyon kadro hem başkanın hem de teknik heyetin kötü adam yönetimi sebebiyle bir çırpıda dağılıyor, Trabzonspor silbaştan kadro kurmak zorunda kalıyordu.


2011-2012 Sezonunda direkt olarak Uefa Şampiyonlar Ligi gruplarına katılan Son Şampiyon, yeni kurulmuş kadrosuna rağmen iyi mücadele ediyordu. Topladığı 7 puanla ilk kez Şampiyon Ligi'nde yarışmasına rağmen son grup maçının son saniyesine kadar 2.Tur iddiasını sürdürüyordu. İtalyan&Rus işbirliğinin oyununa kurban giderek yoluna Uefa Avrupa Ligi'nde devam etti Bordo-Mavililer. Avrupa Ligi'nde karşısında çıkan PSV'ye direnemeyen Trabzonspor Süper Final sonucunda Ligi 3.bitiriyordu.

Bu sezonun başında takımın kadrosu yine, yeni ve yeniden değişiyor, Şenol Güneş elde olmayan nedenlerden dolayı sıkıntıya giriyordu. Sadri Şener ve kurmaylarının özellikle iç ve dış transfer noktasındaki becerisizlikleri doğrudan doğruya Şenol Hocayı etkiliyordu. 2011-2012 Sezonunda dillendirmeye başladığı Trabzonspor'dan ayrılma durumu artık yalnızca kendisi tarafından ifade edilmiyordu. 19 Hafta Sonunda Süper Ligde toplanan 24 puan çoğu Trabzonspor taraftarı gibi onu da tatmin etmemiş, 27 Ocak 2013 Pazar günü Trabzonspor'dan belki de son kez ayrılmıştı. Ona yaptığı fevkalade hizmetlerden ötürü teşekkür ediyorum, her zaman Trabzonspor camiasının kanaat önderlerinden biri olacaktır şüphesiz. Yolu açık olsun...


20 Ocak 2013 Pazar

Hezimetin Böylesi

Takım Ruhu denen şey Trabzonspor için bir Anka Kuşu'ndan farksız şu an. Herkes ne olduğunu biliyor ama malesef henüz gören olmadı. Muazzam hakem hatalarını, yanlış teknik direktör seçimlerini bir kenara bırakalım, Trabzonsporlu futbolcuların bu kadar ruhsuz ve yenilgiyi kabullenmiş bir görüntü çizmesini aklım almıyor. Tepkisizlik bu sezon futbolcularımızın en belirgin özelliği olmuş durumda. Trabzonspor bu akşam ezilerek yenilmiştir. Başta Alanzinho'dan ön libero yapmaya çalışan Şenol Güneş, sempatik gülümsemesi ve ani çıkışlarını transfer döneminde pek göremediğimiz Sadri Şener ve 'Gadromuz Yederli' deyimini hayatımıza sokan Nevzat Şakar olmak üzere Trabzonspor formasının ağırlığını kaldıramayan futbolcu tayfası suçludur. Şu an Bordo-Mavi'li takımımızın küme düşme hattının çokta uzağında olmamasının sebebi bu topyekün başarısızlıktır.

Rakip takım KDÇ Karabükspor ilk 11'inden 7 kişi eksik olmasına rağmen, çok fazla zorlanmadan istediğini aldı ve gitti. Mesut Bakkal'ı takımın başına getirdikten sonra iyi bir ivme yakalayan Karadeniz Ekibi aynı tarifeyi deplasmanda İstanbul'un iki sarışınına uygulamıştı fakat kadrosunda bu denli eksikler yoktu. Her transfer döneminde transferleri kampa yetiştiren, titiz ve detaycı çalışma anlayışıyla Türk Futboluna yeni bir soluk getiren Sadri Şener ve ekibi eseriyle gurur duyabilir. Lakin taraftarın yani karşılıksız seven bizlerin yaşadığı acının, hayal kırıklığınının çeyreğini anlayabilir mi? İşte orası muamma.

İYİ
Bugün Hüseyin Avni Aker stadyumunda olmayan şeylerden biriydi 'İYİ'lik. Penaltı, Kırmızı Kart, Sarı Kart, Hakem Hatası ve bolca Gol vardı fakat performansıyla fark yaratan bir Trabzonspor futbolcusu yoktu. Vasat diyebileceğimiz futbolcular ise takımın en isteklisi olan Vittek ve biraz da yorulana kadar Alanzinho ve Sapara'ydı.



KÖTÜ
İzlediğim en kötü Onur performanslarından biriydi. Önündeki 4'lü defansın şuursuzluğuna ortak oldu, beklentilerin çok altında kaldı. Serkan Balcı maçın en kötüsüydü. Zeki Yavru'nun kabahati İstanbul takımından değil de 1461 Trabzon'dan gelmiş olması sanırım. Böylesine bitik, ruhsuz bir futbolcuyu yakın zamanda görmemişti gözlerim. Gördüğü Kırmızı Kart'la performansını taçlandırdı. Celutska ve Yumlu ikilisi yediğimiz gollerde hatalıydı, sürekli rakip hücumcuları kaçırdılar. Emerson ilk devre biraz daha derli toplu gözükse de maçın ikinci yarısıyla beraber genel havaya uydu.

Adrian maç boyu her an oyuna girebilir, tek bir vuruşuyla bizi maça ortak edebilir diye düşündüm ama nafile. O da kopmuştu maçtan, pek top almadı, rakip orta saha oyuncuları arasında kayboldu. Olcan Adın kanat bindirmeleri ve sürekli çalım yapmak üzerine kurulu futbol anlayışını biraz da kollektif futbol anlayışına çevirse yerinde olacak. Son seçimlerinde sürekli egosu ağır basıyor çünkü. Yasin Öztekin 10 haftadır kayıp, bugün de onu gören olmadı. Bulanların insaniyet namına kulüple iletişime geçmesini rica ediyorum. Sonradan oyuna giren Aykut Akgün ve Marc Janko hiçbir varlık gösteremediler.


Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Şenol Güneş hala daha Alanzinho & Sapara ikilisinden ön libero yapmaya çalışıyor ama olmaz hocam. MP Antalyaspor ve Mersin İdman Yurdu gibi göbeği yumuşak olan takımlara karşı bu ikiliyi oynatabilirsin. Fakat Yiğit İncedemir ve Birol Hikmet gibi sert ve basan oyuncular senin oyununu bozar, topun hakimi olamazsın. Bu basit gerçeği gözden kaçırmış olmana inanamıyorum. Uzun zamandır oynadıkları futbol ve kafa yapısı olarak görünürde olmayan Yasin ve Serkan'ı ilk 11'de başlatman bir hata, yenik durumda olmana rağmen 2. Devre Aykut'u oyuna sürmen başka bir hata. Bu tarz maçlarda duran, bekleyen kule santraforun yanına Emre Güral gibi hareketli, uzaktan şut becerisi olan oyuncuları kullanmak gol atmayı kolaylaştıran etkenlerden biridir. Fakat Şenol Güneş Janko'yu da Vittek'in yanına alarak skorun tescilini daha 80.dakikadan yapmıştı bile. 

Şenol Güneş'in özrü kabahatinden de beter maç sonu açıklamaları ise üzüntü vericiydi; "Rakibimizin nasıl oynayacağını biliyorduk. Yeteneğimiz var ancak olmuyor. Tam bir kontraatak takımı Karabükspor ve bu yönde oynuyorlar, yediğimiz gollerde bu şekilde gerçekleşti. Zemin konusunda da önemli sıkıntı yaşadık. Biz topa sahip olmak istedik ancak Karabükspor bize izin vermedi."

ÇİRKİN
Maçın ilk golünde, bir buçuk metrelik ofsaytı gör-e-meyen Bahattin Duran, verdiği ve vermediği kararlarla Trabzonspor antipatisinin artarak devam ettiğini ispatlayan Cüneyt Çakır gecenin gizli kahramanlarıydı. Fakat onlardan ziyade, dirsek yiyen, dövülen takım arkadaşına yardıma koşmayan, buz gibi ofsayt kararına itiraz etme zahmetinde bulunmayan bir futbolcu kadrosundan verim alınamaz. Tek ve gerçekçi hedefi Ziraat Türkiye Kupası'nı almak olmalı bu takımın. Oldukça zahmetli geçecek bu süreç sonunda çelik gibi sinirlere sahip olan bir taraftar grubu bile çıkabilir ortaya.

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Serkan Balcı ?
Mustafa Yumlu *
Celutska *
Emerson *
Alanzinho **
Adrian *
Sapara **
Olcan Adın *
Yasin Öztekin ?
Robert Vittek **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Aykut Akgün ?
Dk. 62 Gustavo Colman *
Dk. 80 Marc Janko ?

26 Aralık 2012 Çarşamba

Gemi Karaya Vurdu! (İlk Devrenin Değerlendirmesi)

Son 2 yıldır sezona yeni kadrolarla ve geciken son dakika transferleriyle başlamak zorunda kalan Trabzonspor için ilk devre hiçte umulduğu gibi geçmedi. Sezona Karabükspor deplasmanında merhaba diyen Trabzonspor, Volkan Şen'in golüyle öne geçmesine rağmen, 2.devrenin sonunda yediği golle 1 puana razı olmuştu. Akabinde, adını ilk kez duyduğumuzda hep bir ağızdan 'güzel kura' diye haykırdığımız Macar temsilcisi Videoton'a karşı oynanan 210 dakikada sergilenen kötü performans, değil gol, net bir gol pozisyonuna girememiş olmamız Bordo-Mavi'lilerin ilk devredeki genel performansının özetini geçiyordu bizlere aslında.

Koca ilk devre boyunca üstüste 3 maç kazanamamış bir takım için pozitif yorumlarda bulunmak namümkün. Trabzonspor Kulübünün maaşlı çalışanı olan, oyuncu takip eden adına da Transfer Komitesi dediğimiz bir oluşum var ortada fakat işinin ehli kişiler olmadıkları için her sezon aynı sıkıntıyla Lige başlıyoruz. İlk görüşülen oyuncular sadece Trabzonspor taraftarını değil, Türkiye'deki her futbolseveri heyecanlandıracak cinsten olsa da bir son dakika pürüzü hasıl oluyor ve transfer suya düşüyor her seferinde. Sonraki süreçte aynı seviyede olmayan, 'alalım da bulunsun' mantığıyla alelacele transfer edilen ve kamp dönemine yetişmeyen oyuncuların uyum sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu ekip yenilenmeli, en kısa zamanda Scout Ekibi oluşturulmalı ve profesyonel bir kadroyla transferler zamanında yapılmalı. Yoksa her sezon başında aynı nakaratı dinlemeye devam ederiz.

UEFA Avrupa Ligi'ne katılmak hem vizyon hem de geçtiğimiz sezon topladığımız ve bu sezon kuraya seribaşı girmemizi sağlayan puanların artması açısından çok önemliydi. Lakin, çağdışı bir futbol anlayışıyla çok sert bir savunma yapan Macar ekibine karşı iyi organize olamadık, tek tek saydığımızda yetenekli dediğimiz ayaklarsa suskundu Videoton maçlarında. Kötü bir penaltı performansı sergileyen Onur'a, heyecanlanan futbolcularımız da eklenince penaltı atışları sonrasında Uefa Avrupa Ligi Gruplarına katılma şansımızı son anda yitirdik. Gelecek sezon muhtemelen yine seribaşı olarak katılacağımız Avrupa Ligi elemelerinde başarılı olmak hayati önem taşıyor, bu fırsatı bir kez daha tepme lüksümüz yok.

Ziraat Türkiye Kupası'na 4.Turda, dost ve kardeş kulüp Şanlıurfaspor maçıyla başlayan Bordo-Mavi'li futbolcularımız, sezonun en güzel gollerinden 4'ünün atıldığı fakat vasat bir oyun oynadığımız maçı 4-0 kazanarak yoluna devam ediyordu. Kura Çekimlerinde bizim genelde pek şansımız olmaz, bu şanssızlık 5.turda Kasımpaşa deplasmanına sürüklüyordu bizi. Henüz 7.dakikada bireysel bir hatadan kaynaklanarak yediğimiz golü ancak 88.dakikada Adrian'la çıkartabiliyorduk. Maç penaltılara gidiyordu ve Kaptan Tolga Zengin kalesinde devleşip, turu getiriyordu. Son 8'e kalan takımımız, bu kez Avni Aker'de kariyerinin en iyi maçına çıkan Onur Kıvrak'ın kusursuz performansıyla güçlü rakibi Eskişehirspor'u yeniyor, yarı final için avantaj yakalıyordu. Süper Lige verilen arada devam edecek grup maçlarında ilk sırayı almak, çapraz eşleşmede Fenerbahçe'nin rakibi olmamak adına çok önemli.

Spor Toto Süper Lig, oyununu oturtamamış, günlük performansların seyrine göre değişen, belirli bir sistemi olmayan takımımız için bir hayli sıkıntılı geçti. Sadece futbolcularımız için değil Teknik Direktörümüz Şenol Güneş ve yardımcıları açısından da çok verimsiz geçen bir ilk yarıyı geride bıraktık. Dönüp arkamıza baktığımızda, Hüseyin Avni Aker stadyumunda daha önce hiç mağlup olmadığımız Bursaspor ve Eskişehirspor takımlarına karşı alınan yenilgiler ve yine daha önce deplasmanda hiç mağlup olmadığımız İstanbul Büyükşehir Belediyespor mağlubiyeti kulüp tarihimize pekte haz etmeyeceğimiz notlar olarak düşüldü. İstanbul'un 3 takımıyla, 2'si deplasmanda olmak üzere yapılan 3 maçtan alınan 3 beraberlik genel performansımıza nazaran daha iyi sonuçlardı. Ligin en iyi savunma yapan ekibi olmamıza rağmen, ofansif anlamda sıradan Anadolu takımlarının bile gerisinde kalmamız, devre arasında ilk olarak bu bölgeye takviye yapacağımız anlamına gelebilir.

Sezon boyunca sürekli bahsettiğimiz kondisyon eksikliğini en güzel özetleyecek istatistik için Ligde oynadığımız deplasman maçlarımızın karnesine bakmamız yeterli. 8 Deplasman maçının 5'inin ilk yarısını önde kaparken, diğer üçünde soyunma odasına beraberlikle gitti takımımız. Bu maçların sonunda ise yalnızca 2 galibiyet ve 3 beraberlik alabiliyorduk. Maç sonlarında oyundan düşmemizin istatiksel izdüşümü tam olarak bu rakamlardır.

Trabzonspor Genel Verileri

Maç: 22
Galibiyet: 8
Beraberlik: 9
Mağlubiyet: 5

Atılan Gol: 26
Yenilen Gol: 16

Oyuncu Değerlendirmeleri

Didier Zokora: 19 Maçta ilk 11'de yer alan, 4 Sarı Kart gören 32 yaşındaki ön libero birkaç maç haricinde beklenen oyununun uzağında kaldı. Onun oynamadığı maçlarda rakiplerin orta sahamızı çabucak geçmesi ona olan ihtiyacımızı en açık şekliyle belli ediyor. Ocak ve Şubat aylarında Fildişi Sahilleri Milli Takımının Afrika Kupasındaki mücadelesi esnasında takımdaki yerini alamayacak, onun sertliğini arayacağız.

Onur Recep Kıvrak: 17 maçta görev alan 24 yaşındaki Milli eldiven, Trabzonspor'un en formda futbolcusuydu sezon boyunca. Geldiği günden beri sürekli oyununu geliştiren, potansiyeliyle Avrupa'nın dev kulüplerine göz kırpan futbolcumuz sakatlık sıkıntısı yaşamadığı sürece kaleyi Tolga'ya devredecekmiş gibi gözükmüyor.

Emerson: Büyük umutlarla Benfica'dan transfer edilen Sambacı defansif meziyetleriyle öne çıksa da hücum bölgesindeki ağırlığı, Olcan'la olan iletişimsizliği yüzünden beklentilerin altında kaldı. Duran toplardaki pozisyon alma becerisi 2 gol atmasını sağladı. Şenol Güneş'in Marek Cech'i bir alternatif olarak görmemesi ve Ferhat'ın yetersizliği yüzünden yeri garanti gibi. Rekabetin olmadığı bu kadro yapısında futbolunu biraz daha geliştirmesini ummaktan başka şansımız yok.

Olcan Adın: 18 maçta mücadele etti 27 yaşındaki futbolcumuz, attığı 5 golle takımın bu kulvardaki lideri konumunda Adrian'la birlikte. İlk geldiği zamanki olağanüstü futbolu kadar olmasa da takımın genel seviyesinden yukarı olan formuyla 2.devre için umut verdi. Hırsı, adam eksiltme becerisi ve uzaktan şutları onun en büyük meziyetleri. Kısa boyuna rağmen kafasını iyi kullanması onu benzerlerinden ayıran bir başka özellik.

Mustafa Yumlu: 16 maçta, Trabzonspor formasını sırtına geçirdi. Sınırlı becerilerine rağmen mücadele isteğinden hiç ödün vermedi. Stoperde ancak alternatif olabilecek yetenekleri olmasına rağmen fazlaca şans buldu ama kullanabildi mi? Malesef hayır.

Serkan Balcı: Geçen sezon gözlemlenen düşüş bu sezon kendini iyiden iyiye belli etti. 16 Maçta şans bulan tecrübeli futbolcu beklenen seviyenin çok altında kaldı. Zeki Yavru'nun önünü kesmesi, çalışkanlığını ve maç kondisyonunu hemen hemen hiçbir maçta sergileyememesi onun hakkındaki soru işaretlerinden yalnızca birkaçı.

Yasin Öztekin: Sezona iyi başlayan gurbetçi futbolcu, son maçlardaki form düşüklüğü sebebiyle kulübeye çekilmişti Şenol Güneş tarafından. 19 Maçta şans bulan Yasin, hızına ve tekniğine rağmen kopuk futbol anlayışıyla dikkat çekiyor. Attığı 2 gol hanesine artı olarak yazıldı.

Halil Altıntop: Sezonun hayalkırıklığı. Şenol Güneş'in vazgeçilmezi olan gurbetçi futbolcu 18 maçta forma giyip 3 gol attı. Taraftarın ya da gazetecilerin aksine teknik patron gurbetçi futbolcunun oyunundan memnun olmuş olmalı ki, ondan vazgeçemiyor. En önemli vasıfları olan ayağında top tutma ve defansa yardım konularında da sınıfta kaldı bu sezon.

Sol Bamba: 27 Yaşındaki hırslı stoper, tıpkı vatandaşı Zokora gibi Afrika Kupası nedeniyle yaklaşık 1 ay takımdan uzak kalacak. Sakatlığı olmasaydı Giray'la olan uyumu takıma daha çok şey kazandırırdı. Cüzi bir bonservis bedeliyle takıma kazandırıldı, ekstra hareketlere kaçmadığı sürece ilk 11'in değişilmezi olacağından zerre şüphem yok.

Marek Sapara: 17 Maçta forma şansı buldu ve İnönü'de oynanan Beşiktaş maçında attığı şık golle hafızalara kazındı. Sezona iyi başlayıp sonra oyunu düşenlerden biri. Adrian'ın şans bulmasıyla birlikte formundaki düşüş aynı zamana denk geliyor. Bu bir tesadüf olamaz.

Giray Kaçar: Her zamanki Giray, 12 maçta forma şansı buldu. Sakatlığının geçmesinin ardından tam performansla futbola geri döndü. Oynadığı maçlarda hırsıyla, mücadele azmiyle diğer takım arkadaşlarına örnek teşkil edecek bir futbol oynadı.

Ondrej Celutska: Defansın her bölgesinde oynayabilen Çek futbolcu 11 maçta forma giydi. Sezon başında gözden düşen futbolculardan biriyken, devrenin sonuna doğru tekrardan formasına kavuştu. Stoperde Yumlu'dan daha iyi bir alternatif olabilir, şayet üzerinde ısrar edilirse.

Alanzinho: 16 Maçta forma şansı buldu. Çok uzun süreler oyunda kalmasa da hareketliğiyle özellikle oyuna sonrada girdiği maçlarda takıma canlılık kattı. Yedek kulübesinde her teknik direktörün isteyebileceği türden bir oyuncu. Üstelik kulübede kalmayı da dert etmiyor kendine. Biraz daha şans verilmeli.

Paulo Henrique: Tıpkı Halil gibi sezonun en kötülerinden biri. 2 Sezon önce onca golü atan bir başkasıymış gibi sanki. Fiziği, gücü muazzam fakat teoriyi pratiğe dökmede o kadar başarısız ki, saç baş yolduruyor her maç. Bu sezon 14 maçta forma şansı bulup rakip filelere 3 gol bıraktı.

Adrian Mierjezewski: Kendini ispatlamak için tam 1.5 sezon bekledi, evet yetenekli olduğunu hepimiz biliyorduk ama bir türlü gösteremiyordu. Açıkçası ondan ümidini kesenlerden biri de bendim. Beni bu şekilde utandırdığı için ona teşekkür ediyorum. Henüz hiçbir şey başaramamış olabilir ama devre arasında yapılacak takviyelerle,  uyum sorunumuz da aşıldığında taşıdığı 10 numaralı formanın hakkını daha fazla verecektir. 10 Maçta forma şansı bulup 5 gol attı.

Soner Aydoğdu: Tıpkı Gençlerbirliği'nden takım arkadaşı olan Yasin gibi sezona iyi başlayanlardan biri oldu Soner. Muazzam bir potansiyeli, genç yaşına rağmen dikkat çekici bir özgüveni ve soğukkanlılığı var. Tek şanssızlığı fazla forma şansı bulamaması. 10 maçta oynadı ve 1 gol atabildi genç solak.

Marc Janko: Yine büyük beklentilerle transfer edilip kendini ispat edemeyen başka bir futbolcumuz. Her iki ayağını da kullanabilen Avusturyalı futbolcu, daha önce forma şansı bulduğu takımların aksine Trabzonspor'da yalnızca 1 gol atabildi. O alındığında kanatlardan Volkan, Yasin ve Olcan'ın, göbekten Colman, Sapara, Adrian ve Soner'in onu gayet iyi besleyebileceğini, dolayısıyla başarılı olacağını düşünmüştük ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Gustavo Colman: Uzun süren sakatlığının ardından sahalara geri döndü ama taraftarın beklediği gibi değil. Eski Colman'dan eser yoktu, nitekim Şenol Güneş'te ona fazla süre şansı vermedi. Sadece 7 maçta 491 dakika forma şansı bulabildi. Onun 2.devreye iyi başlaması takımımızın sıralamasına direkt etki edecektir.

Tolga Zengin: Kaptan bildiğiniz gibi. Sakatlanana kadar eldivenleri başarıyla taşıdı, geçirdiği şanssız sakatlığı çabuk atlatıp sahalara geri döndü ama yıldızını parlatma sırası Onur'a geçmişti. Ziraat Türkiye Kupası maçlarında onu izleme şansı bulacağız. Şüphesiz ki Kupa'daki en büyük kozumuz o olacak.

Zeki Yavru: Eksikleri olmasına rağmen Serkan'dan formayı çalabildiği maçlarda gayet başarılı oynadığını söyleyebilirim. Şenol Güneş'in ona biraz daha fazla şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Şayet düzenli olarak oynama şansı bulursa Serkan'a bir daha formayı vermez.

Volkan Şen:  Sadece 10 maçta görev yaptı ve yalnızca 352 dakika sahada kalabildi. Menajerinin oyuncusunu pazarlama stratejisinin kurbanı olarak bazı haftalarda kadroya bile giremedi. Adı sürekli Beşiktaş'la anılıyor, devre arasında dananın kuyruğu kopacaktır. Şans verilse ne olurdu bilinmez ama kafasının futbolda olduğunu söyleyemeyiz.

Robert Vittek: Gözden çıkartılan Slovak santrafor eski günlerini mumla arıyor. Almanya'da fırtınalar estirdiği zamanlardan bugünlere geldik. Janko'nun bir gömlek düşüğü diyebiliriz onun için. Fazla şans bulamadan Trabzonspor'a veda edeceğe benzer.

Emre Güral: Meziyetlerine karşın aldığı süreler hiç tatmin edici değil. Üst düzey yetenekleri olduğunu biliyoruz, tekniği iyi, uzaktan şutları etkili ve güçlü bir fiziği var. Şenol Güneş, ileri uçta yaşadığı sıkıntıya çare olarak değil belki ama alternatif olarak gelecek sezona hazırlamalı Emre'yi.

Barış Özbek: Transferi büyük bir hataydı, geçen sezon onu kadroda tutmak ise daha büyük bir yanlıştı. Devre arasında başka bir takıma transfer olması iki taraf içinde hayırlı olacaktır.

Aykut Akgün: Devrenin sonuna yaklaştıkça forma bulmaya başladı. Futbolunda gözle görülür bir gelişme var Zokora'nın yokluğunda 2.devre şans bulabilir.

Ferhat Öztorun:  Yıllardır Trabzonspor kadrosunda yerli sol bek olarak futbol hayatını sürdürüyor. Takıma ya da kendi gelişimine en ufak bir katkısı yok. 1461 Trabzon'da daha iyisi varken onda ısrar edilmesini aklım almıyor.

Zeki Ayvaz: Bu sezon hiç forma şansı bulamadı. Zeki Yavru'nun 23 Yaşaltı kulübün yetiştirdiği oyuncu kontenjanını doldurmasının ardından kadroda şans bulma ihtimali de kalmadı.

Marek Cech: Henrique'ye verilen şansın 3'te 1'i ona verilseydi Emerson'dan daha iyi işler yapabilirdi. Sezon başlamadan yaşadığı sakatlık onu iyice gözden düşürdü. Muhtemelen devre arasında veda edecekler arasında ilk sırayı alır.

Şenol Güneş: Gemi karaya vurdu Kaptan, artık dümene geç ve sıkıca çevir. Zira Sadri Şener ve ekibi sen istedikçe o koltukta olacağını biliyor ve sana güveniyor, tıpkı taraftar gibi. Lakin gereksiz ısrarlarından, Karadeniz inadından vazgeç artık. Trabzonspor forması bile ligde bu puanları toplardı. Anadolu takımı gibi değil, 7 kez Bizans tahtını yıkan, şike ve teşvik rekorunun kırıldığı sezonu 82 puanla tamamlayan takım gibi, şampiyon gibi oynat takımı. İşte o zaman bu geminin önünde hiçbir dalga, hiçbir fırtına duramaz Kaptan!