Adrian Mierzejewski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adrian Mierzejewski etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2013 Perşembe

Çifte Zafer

Hem futbolda hem de basketbolda sezonun en kritik maçlarını oynadık bugün, İki kulvarda da Finale yükselen Bordo-Mavi'li oyuncularımız taşıdıkları formanın hakkını vererek, tribündeki taraftarların yüzünü kara çıkarmadılar.

Türkiye Basketbol 2.Ligi'ni 7.sırada tamamlayan takımımız beklentilerin çok altında kaldı ve playoff'a saha avantajını kaybederek başladı. 2.Ligin en güçlü ekiplerinden biriyle, Konya'da Torku Selçuk Üniversitesi'yle serinin ilk maçında karşı karşıya gelen basketbolcularımız uzatmaya giden maçı 80-75 almış ve avantajlı duruma gelmişti. İlk maçta Orçun Tunca, Kevin Pinkney, El Amin ve Önder Külçebaş'ın etkili oyunları maçı getirmişti. İkinci Maç 19 Mayıs Spor salonunda oynandı, Konya temsilcisinin koçu Halil Üner, kuşkusuz Trabzon'u ve eski takımını iyi tanıyordu. İlk çeyrekteki dengeli oyun El Amin ve Pinkney'in devreye girmesiyle lehimize döndü. 2. Çeyrekten itibaren oyunun kontrolünü eline alan basketbolcularımız, savunmada rakibine çok güçlük çıkartamasa da 25'te 11'lik (%44) 3'lük yüzdesiyle hücumda ağır bastı. Ribaundlarda 36'ya 27 üstünlük kuran ekibimiz 3. ve 4. çeyrekte de rahat bir oyun sergileyerek sonuca gitti. Kağıt üzerinde Yarı Final olarak lanse edilse de Yeşil Giresun Belediye-Darüşşafaka eşleşmesinin galibiyle yapacağımız seri sonucunda kazanan ekip Beko Basketbol Ligi'ne yükselecek. Bu nedenle Finale yükseldik cümlesi yanlış bir tabir olmayacaktır. 

Sivas deplasmanında, uzatma dakikalarında bulduğumuz gol bugün elimizi sağlamlaştırdı. Sapara'nın o klas dokunuşu Avni Aker'de attığımız gollerin tamamından daha değerliydi o yüzden. Bu akşam çoğu Trabzonspor taraftarı gibi gol bulabileceğimizi düşünüyordum. Çünkü Sivasspor deplasmanlarda oyun karakterini yansıtmakta sıkıntı çeken bir takım. Özellikle Lig'in ikinci yarısında yaşadığımız en büyük sıkıntı kolay gol yeme sorunumuzdu, bu maçta hem defansif olarak hem de ofansif olarak kusursuz oynadık.

Tolunay Kafkas, son haftalarda formunu yükselten Halil'e güvenmiş ve arkasında becerilerine ara ara güvendiği Adrian'a şans vermişti. Klasik tek forvetli şablonda kanatlarda ise Olcan ve Volkan şans bulmuştu. Sezonun en iyi taraftarı önünde futbolcularımız ancak ilk yarının sonunda uyanabilmişti. Volkan'ın hızı penaltıyı bize kazandırmıştı, Adrian'ın kötü şu seçimine rağmen şansının yardımıyla önüne düşen topu filelerle buluşturması işimizi kolaylaştırdı. İlk golden sonra takımımız rahatlarken, özellikle ikinci golden sonra Sivasspor oyundan düştü. Havamızı bulmamızla tarihi skorun gelmesi hiçte zor olmadı.


Şenol Güneş'ten sonra göreve gelen Tolunay Kafkas'la Türkiye Kupasında şans bulmaya devam eden Tolga Zengin kalesinde hiç sorun yaşamadan maçı tamamladı. Hemen kale arasında yükselen manalı pankart, taraftarın onu ne kadar sevdiğinin bir göstergesi olsa gerek. Serkan ve Cech, Grosicki, Erman ve Aatif karşısında sıkıntıya düşecek hatalar yapmadılar. Hatasıza yakın oynayıp, takım oyunana katkı veren bir başka ikili Giray ve sonradan oyuna giren Celutska idi. Eneramo gibi insan azmanı bir santrafor karşısında dik durabilmek, oyunun sonuna kadar kusursuz mücadele edebilmek her babayiğidin harcı değildir.

Zokora ve özellikle Soner etkiliydi. Ofansa yardıma geldiğinde daha bir sevimli oluyor Fildişi Sahilleri milli takımının kaptanı. Soner ise birkaç yıla Avrupalı Selçuk'un pabucunu dama atacağını her fırsatta dile getirmekten kaçınmıyor. Çok kaliteli bir sol ayağı var, Allah onu sakatlıklardan korusun. Sol kanatta Olcan etkiliydi yalnız Volkan'ın oyuna olan katkısı ondan daha fazlaydı. Kanatları iyi kullandığımız bir maçı geride bıraktık. Adrian maçın yıldızıydı ve kendine olan özgüveni sahaya yansıdığında neler yapabileceğini dosta düşmana gösterdi. Onu yedek bekletmek takımı dolayısıyla taraftarı cezalandırmaktan başka ne olabilir ki? Halil'in yükselen formu, ofansif anlamda çok ihtiyaç duyduğumuz dönem olan 2.devrenin başına yetişmese de Türkiye Kupası finaline yetişecektir.


Sonuç olarak Türkiye Kupası finalinde en çok kaybeden takıma karşı bariz bir psikolojik üstünlüğümüz var. Bunu kullanıp 14. kez yükseldiğimiz finalde 9. kez kupanın sahibi olalım, Türk Futbolundaki şikeyi hortlatan camiaya cevabı sahada verelim ve 10. kez Türkiye Kupasını finalde kaybetmenin acısını yaşasınlar.

23 Nisan 2013 Salı

Asaletin Yeter!

 

Çok değil 2 yıl kadar önce, karanlık odakların, statükonun, 7 başlı canavarın kalleş oyunlarıyla Şampiyonluk mücadelemize engel olmaya çalıştıkları bir anda göçüp gittin aramızdan. Kimbilir neler düşünmüşsündür, adıyla tezat Doğa Kaya inşaatın hakkını vermeye çalışıp saha ortasında kusuyorken Mustafa Ağabey? Maçtan önce İlhan Ekşioğlu kendisine koskoca 1 yıla mal olacak maç için '250 Gram' lık şike yaparken hissetmiş miydin sen de? Tribünler sözde bando Es-Es marşını çalarken, gururla (!) dalgalandırdıkları Fenerbahçe bayrağını sen de gördün mü ağabey? Kalesinde devleşen Ivesa'yı, hayatının maçını oynayan Pele'yi, birkaç ay sonra Fenerbahçe'ye transferini gerçekleştirecek performansıyla dikkat çeken Sezer Öztürk'ü şaşkınlıkla izledin mi ağabey?

22 Nisan 2011; Süper Lig'de 6. sırada bulunan evsahibi Eskişehirspor, hani şu İstanbul düşmanı 'Anti Bizans' titrini taşıyan şehrin takımı yıllar sonra Avrupa Kupalarına katılma mücadelesi vermektedir. Bir hafta önce çok kötü bir oyunla İstanbul temsilcisi Fenerbahçe'ye yenilen takımdan kimse kötü bir mücadele beklemiyordu, sonuçta bir hedefleri vardı, galip geldikleri takdirde çok yaklaşacakları bir hedef. Lakin dakikalar ilerledikçe Trabzonspor bastırıyor, Eskişehirspor tıpkı küme düşmeme mücadelesi veren bir takım gibi zamana oynuyordu. Zaman geçirip, yere yatan futbolcular mı dersiniz, dakikalar süren oyuncu değişiklikleri mi dersiniz, ne ararsanız vardı bu tiyatro sahnesinde. Sen de izledin mi bu oyunu Mustafa Ağabey?



Kelle başı 50.000 Lira teşvik primi alan takımın bireysel oyuncu antrenörü Dolu Arslan'ın maçtan önce Eskişehirspor soyunma odasına yaptığı ziyarete rağmen çok gol kaçırmıştık be ağabey! Sen de bizler gibi saç baş yoluyor muydun Umut Bulut'un kaçırdığı gollerde? Maçın bitiş düdüğüyle beraber senin de bizler gibi kalbin durmuş muydu birkaç saniyeliğine de olsa? Şenol Güneş içinden 'Yine mi?' diye geçirirken aynı hisleri mi paylaşıyordun onunla? Sol yanındaki derin sızıyla birlikte nasıl yürümüştün eve dönüş yolunu kimbilir? Peki onlarca yıllık yol arkadaşını, hanımını karşında görünce ne söylemiştin ona Mustafa Ağabey? O Ağlamaklı yüz ifadesini takınıp milyonlarca Trabzonsporlu gibi '27 Yıl sonra yine şampiyon olamayacağız.' mı demiştin kocaman yüreğine yenik düşerken?

Kaptan Tolga Zengin'in de dediği gibi huzur içinden yatıyorsundur sen şimdi. 1996'yı, 2004'ü ve 2010'u elimizden çalanlar, kupanın bir tenekeden ibaret olduğunu hala anlayamamış olanlarla aynı kişiler. Şampiyonların olduğu gibi şampiyonlukların da ruhları vardır. Ve senin kardeşlerin olarak bizler bu ruhu hep yaşatacağız. Gün gelecek 2010-2011 Sezonu Şampiyonluk Kupasını mezarına getireceğiz tıpkı senin gibi en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramanın peşinden koşan Kazım Koyuncu'ya götüreceğimiz gibi. 1967'den beri dik oynuyoruz bu oyunu, sana söz Mustafa ağabey ne asiliğimizden ne de asaletimizden bir şey kaybetmeyeceğiz...

13 Nisan 2013 Cumartesi

Hasta Komadan Çıktı!

Mantığa sığmayan ama çoğu kişinin dillendirmekten sakınmadığı "küme düşme" korkusunu bertaraf edecek bir galibiyetti bu akşam alınan. Trabzonspor, tarihinin en kötü sezonunu telafi edecek iki önemli mücadelenin ilkinden galibiyetle ayrıldı ve nihayet hasta komadan çıktı. Orduspor maçı ve Çarşamba günü Sivas deplasmanında oynayanacak Türkiye Kupası Yarı Final maçı kritik öneme sahipti. Çünkü olası bir Orduspor mağlubiyeti, cam gibi kırılgan futbolcular için sonun başlangıcı olabilirdi. Adrian ve Halil değişiklikleri gelmese kötü senaryonun gerçekleşmesi işten bile değildi. Haftalardır sebebini bilmediğimiz şekilde yedek kulübesinde yanında oturttuğu Adrian'ı hatırladı Tolunay Kafkas kötü geçen ilk yarının ardından. Polonyalının oyun zekasını ve ince ara paslarını konuşturduğu dakikalarda, çoğu taraftar gibi benim de beklemediğim şekilde iyi bir oyun ortaya koyan Halil skoru değiştirme adına insiyatif alıyordu. Soner'in 90 dakikalık kaliteli oyunu, Adrian'ın güzel asisti ve Halil'in net vuruşu tek golle 3 puanı Bordo-Mavi'li takımımıza getirirken ekran başındaki milyonlar da rahat bir nefes alıyordu. Haftaiçi Sivas deplasmanından alınacak iyi bir sonuç, dibe vuruşun ardından ivme kazandırıp, son 5 haftada yukarılara taşıyabilir takımı.

İYİ
Soner Aydoğdu. Gelecek sezon için bizi umutlandıracak önemli işler yapıyor, özellikle son haftalarda. Bu sezondan geriye kalan yegane kazanımlarımızdan. Tolunay Kafkas'ın ona yüklediği çift yönlü oyuna alışmaya başladı, daha da iyi olacaktır. Adrian'ı oyun tarzıyla, jest ve mimikleriyle ve hatta rahatlığıyla Sergen Yalçın'a benzeten bir ben miyim acaba? Kalitesiyle de ona yaklaşıyor, bugün maça girmese 3 puan almamız bir hayli zor olurdu. Halil Altıntop, takımı ateşleyen isimdi. Oyuna girdiği an ne kadar hırslı olduğunu belli etmişti. Çok çalıştı, genel olarak Trabzonspor'un futbolcusu olarak görmesem de bugün başarılı olduğu gerçeğini göz ardı edemem.

KÖTÜ
Tolunay Kafkas, sahaya çıkardığı Serkan, Mustafa, Cech gibi isimlerdeki ısrarı yerine Zeki Yavru, Abdullah Karmil, Emre Güral ve Adrian gibi gençlere şans verse, en azından bu kayıp sezondan bir şeyler çıkarmış olmaz mıyız? Kaldı ki bu oyunculara karşı takındığı tavır, onlara hiç şans vermemesi takım huzurunu bozan etkenlerden biri. Dikkatli olması gereken bir nokta da şu, bugün şansı yaver gidip Halil muazzam oynadığından pek konuşulmayacaktır ama Paulo Henrique'nin yanına bir forvet alıp, ileriyi çiftlemek yerine tek forvette ısrar etmesi, üstelik gol bulmaya ihtiyaç varken ısrar etmesini makul göremiyorum. Gaziantepspor ya da Kayserispor'u çalıştırmıyorsun Tolunay Hocam, biraz dikkat lütfen.



Volkan Şen'in bugün sahadaki en kötü Trabzonspor oyuncusu olduğunu görmemek için kör olmak gerek. Çok çabuk demoralize olma gibi bir özelliği var ve henüz maçın başında yaşadığı pozisyondan sonra oyundan düştü. Hocası onu 90 dakika sahada tutsa da verimsizliği katkı yapmasının önüne geçti, toparlanması gerek.

ÇİRKİN
Son haftalarda, yaklaşan yerel seçimlerden olsa gerek Trabzonspor maçlarına gelen siyasilerin sayısı bir hayli arttı. Sadri Şener'in görevi bırakma kararı almasından sonra pastadan pay kapma ya da yönetime kendi adamlarını yerleştirme çabalarına girmiş olabilir bu güruh. Aman uzak durun bizden, şike yasasını 1 günde, tüm siyasi partilerin ortak kararıyla meclisten geçirdiğiniz gün bitmişti sizinle işimiz.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Serkan **
Giray **
Mustafa **
Cech **
Zokora **
Soner ***
Alanzinho **
Olcan **
Volkan *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Adrian ***
Dk. 63 Halil ***
Dk. 82 Bamba ?

13 Ocak 2013 Pazar

Karanlıktan Aydınlığa

Son yıllardaki baş belamız Antalyaspor'u deplasmanda devirmek, üstelik alışılagelmişin aksine pozitif bir futbol oynayarak mağlup etmek önemli bir gelişme takımımız adına. Maçı hak eden, attığı ve atamadığı gollerle, ayağa pas oynamak isteyen anlayışla önce çıkan takım Trabzonspor'du. Üstelik Süper Lig'in ilk yarısının aksine hem oyuna giren isimler hem de değişikliklerin zamanlaması başarıyı getiren etkenlerden biriydi. Ünal Karaman'ın yedek kulübesine hemen Şenol Güneş'in yanına gelmesi ilk maçtan meyvesini vermiş oldu böylelikle. Toplam 12 Sarı, 2 Kırmızı Kart, filelere gönderilen 5 gol, gidip gidip gelen heyecan dolu bir Ziraat Türkiye Kupası maçını geride bıraktık. Mehmet Özdilek, nam-ı diğer Şifo Mehmet oyuncularına ikili mücadelerde sert oynanmasını iyice tembihlemiş anlaşılan, pozitif futbol anlayışından uzak, sistemi olmayan bir takım hüviyetindeydiler bu akşam. Ligde İkinci Devrenin başlamasıyla birlikte düşüşe geçeceklerinden şüphem yok.

Birkaç gün önce oynadığımız Beşiktaş maçında sinyallerini aldığımız olumlu görüntü bu akşam daha da netleşti. Kazanılan 3 puan Ziraat Türkiye Kupası B Grubu liderliği açısından çok önemli bir kazanımdı. Ters eşleşmede Fenerbahçe'nin olduğu A Grubunu 2.bitirecek takımla Yarı Finalde karşılaşmak şüphesiz Kupa Finali adına önemli bir avantaj olacaktır. Çok değil yalnızca 3 gün sonra Mersin İdman Yurdu deplasmanına çıkacağız. Kendine çok güvenilen ama ilk fırsatta gemiyi terkeden Giray Bulak'ın takımı oldukça sıkıntılı. Giden oyuncular da çok fazla gelenler de Mersin cephesinde. Adrian'ın yokluğunda alınacak 3 puan, gruptan çıkmamızı çok kolaylaştırır.



İYİ
Adrian sürekli yükselen formu, her maçta biraz daha artan özgüveni. Top ona geldiğinde o kadar rahat ki, sanki yıllardır bu takımı tek başına sırtlıyor. Attığı ilk gol güzel paslaşmaların sonucunda çaprazda olmasına rağmen muazzam bir son vuruşla gelmişti. Tevfik Gürrü Sır Stadyumunda olmasa bile gelecek haftalarda takımın en büyük kozu olmaya devam edecektir. Tita, Emrah, İsaac ve Diarra gibi hızlı hücum oyuncularına karşı defansif pozisyonda görevlendirilen Alanzinho oldukça verimliydi. Hızını defansif olarak iyi kullandık, hücuma çıkışlarda bize yön veren isimlerden biriydi. Zokora ve Colman'ın yokluğunda göbekte görev alan Sapara'da önemli işler yaptı. Pas oyununda onu kullanmak mantıklı, kaçırdığı penaltı oyununu gölgelemedi.

Sonradan oyuna gire Emre Güral'ın becerilerini fark etmeyen olmamıştır sanırım. Yalnızca şutör kimliğiyle değil pasör özelliğiyle de kendini gösterdi bu akşam. Son derece rahat adam eksiltebilen ve tekniğiyle dikkat çeken gurbetçi oyuncu daha fazla forma şansı bulmayı hak ediyor. Emre gibi sonradan oyuna giren Colman ve Vittek'te iyi işler yaptılar. Colman soğukkanlılığı ve ayağa paslarıyla, Vittek çabuk oynamaya çalışması ve kollektif futbol anlayışıyla katkı verdi. Bir parantez de Esmer Çocuğa açalım, hoşgeldin hocam, yuvana hoşgeldin. Senin gelişin karanlıktan çıkıp aydınlığa kavuşmamızı kolaylaştıracak şüphesiz.



KÖTÜ
Tolga bugün formunda değildi. Kaptan maça iyi konsantre olamamış belli ki, rakibin geldiği nadir pozisyonlarda kalesinde 2 gol gördü. Mustafa Yumlu günün kötü isimlerinden biriydi. Özellikle Isaac'ın attığı kafa golünde büyük hata ondaydı, ne yapmaya çalıştığını anlayan var ise eğer beri gelsin. Serkan Balcı'nın Zeki Yavru'nun gelişimi önündeki en büyük engel olduğunu söylemekten dilimizde tüy bitti ancak Şenol Güneş'in ondan vazgeçeceği yok, çekecek çilemiz var anlaşılan. Halil Altıntop verimsizdi, gereksiz Şenol Güneş ısrarı onu ve futbolunu günden güne bitiriyor. Janko ona nazaran daha çok oyundaydı fakat onun da son vuruşları istenilen düzeyde değil henüz.

ÇİRKİN
Hüseyin Göçek, düz mantık giderek açıklamaya çalışalım. Adrian benim görebildiğim kadarıyla 2 kez faul yaptı ve bu hareketlerin karşılığı olarak 2 sarı kart oldu. İkinci faule diyeceğim yok ama ilk sarı kart çok ucuzdu, benzer pozisyonlar her maç 10 kez yaşanıyor. Rakip takım ise iki kez bariz gol şansının kesildiği pozisyonlar sonucu bize 2 penaltı kazandırdı ama tek bir sarı kart görmedi. İki net Kırmızı Kart pas geçildi. Artniyet aramayayım, kendimi şartlamayayım diyorum ama her hafta yeni hakem rezaleti çıkıyor karşımıza, toparlanmalı artık Türk Hakemleri.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga *
Serkan Balcı *
Mustafa Yumlu *
Celutska **
Emerson **
Alanzinho ***
Adrian ****
Sapara ***
Olcan Adın **
Halil Altıntop *
Marc Janko *

Sonradan Girenler
Dk. 61 Emre Güral ***
Dk. 69 Gustavo Colman **
Dk. 81 Robert Vittek **

23 Aralık 2012 Pazar

Gölge Oyunu

Süper Ligde oynadığı 17 maçtan yalnızca 24 puan alabilen bir Trabzonspor gerçeği var ortada. Yine bu maçlarda sadece 19 gol atan bir takım için güzel şeylerden bahsetmek malesef mümkün değil. Kazansa bile gol yeme hastalığından bir türlü kurtulamayan İstanbul takımı Galatasaray'a gol atma başarısını gösteremedik bu akşam. Oysa ki Galatasaray Ligde oynadığı 17 maçın 13'ünde kupada oynadığı 2 maçta da kalesinde gol görmüştü. Bu akşam çoğu zaman son paslardaki heyecan ve son vuruşlardaki beceriksizlikten kaynaklanan hatalarla sonuca ulaşamadık. Ama daha çok sistemsizlikten kaynaklanan bir Gölge Oyunu oynuyoruz. Hani sahaya çıkıp, çatır çatır oynayan bir takım, sistem ya da taktik anlayışımız yok malesef. Saha kenarında duran, taraftarın çok sevdiği teknik direktör Şenol Güneş de yarım forvet Paulo Henrique'yi çıkartıp, oyuna ön libero sokarak arzuladığı 1 puana kavuştu maç sonunda. Kafasında 'bugün mağlup olmayalım yeter.' düşüncesiyle sahaya çıkarmıştı oyuncularını Şenol Güneş.

Trabzonspor takımının 18 kişilik kadrosunda hiç santrafor olmaması sizleri şaşırttı mı? Halil Altıntop, Paulo Henrique ve Emre Güral 3'lüsü hayatında hiç santrafor olarak oynamamış. Yardımcı forvet ya da ofansif orta saha rolüne bürünmüş adamlar ancak servis edebilir fakat ortada servis edebilecek bir santrafor yok malesef.



İYİ
Maç öncesinde ve esnasında açılan pankartlar olayı öylesine güzel özetliyordu ki, üzerine eklenecek tek bir kelime yok. Taraftarımız maçın tamamında oyundan kopmadı, Şenol Güneş'in de dediği gibi sezonun en iyi taraftarı vardı bu akşam tribünde.

Futbolcularımızı değerlendirecek olursak, Adrian bizim adımıza sahanın en iyisiydi yine. Son dakikalarda kaçırdığı pozisyon gol olsa, tekrardan kahraman olacaktı, kısmet değilmiş. Orta sahada Zokora istekliydi, pas hatası yapmadı ve ofansa her çıkışında etkili oldu. Hücuma daha sık çıksa daha faydalı olacak gibi. Aykut Akgün, oyuna girdikten sonra çok çalıştı. İlk müdahalelerde başarılıydı, pozitif bir görüntü çizdi.

Celutska, Giray ikilisi her ne kadar Burak Yılmaz'ı 2 pozisyonda kaçırsa da maçın genelinde iyi performans sergiledi. Celutska'nın stoper oynatılması her ne kadar alışkın olduğu bir pozisyon olmasa bile stoper alternatifi açısından önemli ve Şenol Hocanın ısrar etmesi gerekiyor bu seçiminde.

KÖTÜ
Saha zemini. Uzun zamandır Hüseyin Avni Aker'in zemini içler acısı. Yenilenmesi gerekiyor fakat yenilenmesi için gerekecek bir zaman aralığı yok. Devre arasında iç sahada oynamamız gereken Ziraat Türkiye Kupası maçları varken sezon sonunu beklememiz gerekebilir.

Yunus Yıldırım ve yardımcıları bu akşamın kötüleri arasındaydı. İddia ediyorum Yıldırım, Türkiye Süper Liginde maç yöneten en garip hakem. Penaltı vermediğini, futbolla alakası olmayan insanlar bile biliyor eyvallah ama faul vermesi için de kemik sesi gelmesini bekliyor. Hele Sarı Kart, Allah muhafaza sakatlık gerektiriyor ki bu başka bir soru işareti. Üzerine tez yazılacak bir adam Yunus Yıldırım. Bugün her iki taraf aleyhine yanlışlara imza attı, ofsaytları es geçen yan hakemler de ona ayak uydurdu.

Sapara, maç boyunca sahada gezindi durdu. Ona dikkat edenler, sorumluluk almaktan özellikte kaçtığını görmüşlerdir. Futbolundaki düşüş belirgin şekilde devam ederken, kafa olarakta futbolla alakası kalmadığını son birkaç maçtır görmüş olduk.


Halil Altıntop ve Paulo Henrique, ne yaptıklarını bilmiyorlar. Rakip savunmayı hazırlıksız yakaladığımız her pozisyonda yaptıkları tercihlerle hücumu baltaladılar. Çalım yapılmayacak yerde çalım deneyip, şut çekilmesi gereken yerde kanada doğru top sürdüler. Kısaca her pozisyonda en yanlış seçeneği işaretleyerek sınıfta kaldılar.

Şenol Güneş. Her hafta daha çok kopuyor futboldan. Bu akşam santraforsuz çıkmasını, oyun kurucu pozisyonundaki adamı sağ kanatta oynatmasını, rakip 2 santrafor + 2 ofansif orta sahayla oynarken orta sahayı beşleyerek defans yapmasını anlayamıyorum. Nereye kadar hocam? Daha ne kadar Anadolu Takımı gibi oynayacağız?

ÇİRKİN
Eski futbolcularımızın maç sonundaki açıklamaları. 'Umut Bulut: Trabzonspor'a 5 sene hizmet verdim. Trabzonspor taraftarına söylenecek olumlu, olumsuz çok şey var ancak bu şekilde ağırlanmamalıydık diye düşünüyorum. Bu konuda da fazla konuşmak istemiyorun açıkçası.'

'Burak Yılmaz: Ben de çok şey söyleyebilirim ama ben onlar gibi değilim. Küfür etmem, yüzüne söylerim söylemem gereken şey olursa. Gerek yok böyle şeylere, benim adamlığıma ters bunlar . Şenol hocaya teşekkür ediyorum. Sadece Şenol hoca benim için farklıdır, gerisinin önemi, değeri yok.
Tabii ki farklı duygular içerisindeydim. Arkadaşların yanına da gittim. Ben burda tabiri caizse şampiyonluk gördüm, gol kralı oldum. Kupalar kazandık. Sadri başkanın dediği gibi eşantiyon geldiğim yere 5 milyon lira kazandırdım. Demek ki onlarda vefa bu kadarmış.'


Biri 5 sene hizmet ettim diyor, diğeri 5 Milyon kazandırdım diyor. 5 kuruşluk değeriniz olur muydu Trabzonspor'un size kazandırdıkları, taraftarın o muazzam desteği olmasaydı? Trabzonspor'a amme hizmeti yapmak için mi gelmiştiniz? Günü gününe paranız yattı, standart Anadolu Takımı topçusuyken Avrupa vitrinine çıktınız. 

Bir notta Burak Yılmaz'ın adamlığına düşelim. Doğru insan, söyledikleri ile yaptıklarının birbirini tutmamasından utanç duyar. Ama doğru ya, senin o hisle uzaktan yakından alakan yoktu değil mi?


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ***
Serkan Balcı **
Giray Kaçar **
Celutska **
Emerson **
Zokora ***
Adrian ***
Sapara *
Olcan Adın **
Halil Altıntop *
Paulo Henrique *

Sonradan Girenler
Dk. 46 Aykut Akgün **
Dk. 73 Alanzinho *
Dk. 90+3 Emre Güral ?

21 Aralık 2012 Cuma

Onur Geçit Vermedi!

Hani bir deyim vardır ya futbol literatüründe, biraz abartılı bir söylenişi olsa da 'tek başına direndi!' denir. İşte o deyim bugün tam anlamıyla karşılığını buldu. Ersun Yanal'ın keşfedip Trabzonspor'a kazandırdığı Onur, bugün Ersun Yanal'ın yönettiği Eskişehirspor karşısında tek başına durdu, gole geçit vermedi.

Diğer futbolcularımız da aynı formayla sahaya çıktılar, aynı şekilde destek gördüler fakat aynı şekilde mücadele etmediler. İlk 15 Dakikada oynanan futbol haricinde rakibin üstünlüğünü kabul eden bir mücadele anlayışıyla maçı bitirmeye niyetlendiler. Rakip 10 kişi kaldığında bile topun kontrolünü ele geçirmek akıllarından geçmedi. Erken gelen 2 farklı üstünlük sayısı onları psikolojik olarak bu anlayışa itmiş olabilir elbette fakat Trabzonspor kenar yönetiminden de bu durumu değiştirecek hamleler gelmemesi şaşırtıcı. Onlar da skoru korumaya niyetliydiler besbelli.

Ziraat Türkiye Kupası B grubunun zayıf halkası Mersin İdman Yurdu'nu saymazsak, MP Antalyaspor ve Eskişehirspor ilk 2 için mücadele edeceğimiz takımlar olarak göze çarpıyor. A Grubundan Fenerbahçe'nin birinci olarak gelmesi bir hayli yüksek olduğundan, grubu 1.bitirmemiz bize büyük bir avantaj sağlayıp, gelecek sezon Avrupa Ligi'ne katılma şansımızı oldukça artıracaktır.

Oyuncu performanslarını değerlendirmenin pek anlamı olduğunu sanmıyorum. Ömr-ü Hayatım boyunca izlediğim maçlarda gördüğüm en iyi kaleci performanslarında ilk 3'e rahatlıkla girebilecek bir oyun oynadı Onur. Ona Sergenvari vuruşuyla kaleciyi ekarte edip attığı klas golle ve ince paslarıyla eşlik eden Adrian'ı da es geçmeyelim. Bunun haricinde süre alan Trabzonsporlu futbolcular haftasonu yapacağımız Galatasaray maçı öncesinde beni ve maçı izleyen milyonları derin düşüncelere sevketti.


Şenol Güneş'in Giray Bulak'a olan sitemini haklı buluyorum. Bulak, camianın kurmak istediği sisteme ağır bir darbe vurmuştur. Bunu bir Trabzonlu olarak yapması herkes gibi beni de üzdü fakat hepimiz aşinayız artık bu durumlara. Trabzonspor hiçkimseden çekmedi, eski futbolcularından ve antrenörlerinden çektiği kadar. İşte bu yüzden ona Mersin İdman Yurdu'nda başarı dilemeyeceğim. Fakat maç sonu değerlendirmelerini fazlasıyla pozitif bulduğumu da eklemeden geçmeyeyim. Sahada 15 dakikadan sonra sürekli kendi yarı alanında oyunu kabul eden fakat savunma yapamayan, kalecisinin ekstra oyunuyla 3 puan alan bir takım vardı. Çok kötü oynadık, Onur olmasa bir 3 gol daha yememiz işten bile değildi.

Dip not olarak ekleyelim, Fatih Terim'e olan antipatim yakın çevremde iyi bilinir. Terim'in oyuncusuna ana, avrat hepsini birbirine katarak küfretmesinden ne farkı vardı bugün Paulo Henrique'ye söylediklerinin? Üstelik takımın 2-0 öndeyken, bu doğru bir yaklaşım değil. Kabul ediyorum, stresli bir süreçten geçiyoruz ama Trabzonspor camiasının önderi olan bir adama hiç yakışmadı o sözler. İlk olmadığını hepimiz biliyoruz ama bari son olsun Şenol Hocam...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *****
Serkan Balcı **
Giray Kaçar **
Celutska **
Emerson **
Zokora **
Adrian ***
Sapara *
Olcan Adın **
Halil Altıntop **
Paulo Henrique *

Sonradan Girenler
Dk. 66 Aykut Akgün *
Dk. 77 Volkan Şen ?
Dk. 83 Marc Janko ?

16 Aralık 2012 Pazar

İlklerin Senesi

Kuşkusuz hiçbir Trabzonspor taraftarı sezona başlarken bu kadar rekor kıracağımız bir ilk devre hayal etmemişti. Daha önce kendi sahamızda hiç yenilmediğimiz Bursaspor ve Eskişehirspor'a, deplasmanda hiç yenilmediğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a mağlup olup rekorları tersten kırmaya devam ettik bugün. Sezon sonuna kadar bunlara birkaç tane daha ekleyebiliriz, bizde bu azim olduktan sonra vız gelir tırıs gider.

Bir kere Trabzonspor'u küçük takım gibi oynatma huyundan vazgeçmeli Şenol Güneş. Trabzonspor yenik durumdayken forveti çiftleme cesaretini gösteremeyecekse sen orada neden duruyorsun hocam? Hakemler formsuz ve artniyetli, futbolcuların formsuz eyvallah ama en çokta sen formsuzsun be hocam! Futbolun yazılmamış kurallarından biri midir, merak etmekteyim; Galip takım devre arasında oyuncu değiştiremez mi? Yasin Öztekin bugün sahada görev yapan futbolcular arasında açık ara en kötüsüydü ve onunla ikinci devreye başlamanın diyetini ödedik yediğimiz golle.

İki farklı devre iki farklı mücadele vardı İstanbul Atatürk Olimpiyat stadyumunda. İlk devre evsahibi ekip sahada neredeyse yoktu. Trabzonspor istekliydi, gol harici iki önemli atak geliştirdi ama onlardan sonuç alamadı. Soyunma odasında ne olduysa artık, galibiyet için saldıran Trabzonspor gitmiş yerine aklı bir karış havada olan takım gelmişti. Rakip gol pozisyonları haricinde kaleye hiç gelmedi, tabiri caizse oynamadan kazandı. Olan mağlubiyet üzerine bir de Olimpiyat stadyumu trafiğini çekmek zorunda kalan taraftara oldu.

İYİ
Trabzonspor'un cefakar taraftarı. İstanbul'da hava insanın yüzünü donduracak kadar soğukken yaklaşık 40.000 kişilik karşılıksız sevenler ordusunun maç için stadyumu doldurması. Tribünde yaptıkları atkı şovlar ve tezahüratlarla, açtıkları pankartlarla desteğin her türlüsünü takımlarına verdiler. Evet, desteklerinin karşılığını göremediler ama aşkların en güzeli karşılıksız sevme hali değil mi?


Futbolcularımız arasında sadece bir isim bugün galibiyet için kendini şartlamıştı fakat o da tek başına galip gelemedi. Sezon başında gözden çıkartılan ama talip bulamayan Adrian Mierzejewski bizim adımıza sahanın en iyisiydi.

KÖTÜ
Trabzonspor bu sezon geriye düştüğü maçları çeviremiyor. Bunun birkaç nedeni var. Ama takım ruhu, arkadaşlık eksikliği o kadar göze batıyor ki, farketmemek için kör olmak gerekir. Bugün evsahibi ekibin yontma taş devrinden çıkıp gelmiş oyuncusu Metin ve silah arkadaşları Serkan'ı köşeye sıkıştırıp pataklarken, Takım Kaptanlarından biri,  arkadaşlarının gözünün önünde dayak yerken kimsenin yanına gitmemesi bu durumu en güzel ifade eden sahneydi bana göre.

Şenol Güneş'in inadı. Yasin Öztekin ısrarını geçtim artık. Ne Kasımpaşa maçında ne de bu maçta tek bir pozitif hareketi olmayan bir adama neden bu kadar şans tanırsın be hocam? Nedendir bu tahammül? Senet mi yaptınız, her maç oynatılmazsa tazminat mı ödeyeceğiz? Kabahatlisin, kendine çekidüzen verme sırası sana geldi. Sıranı savma hocam.



ÇİRKİN
Türkiye Futbol Federasyonu. Trabzonspor'un Ziraat Türkiye Kupasındaki Kasımpaşa mücadelesiyle İ.B.B. maçı arasında sadece 63 saatlik bir fark vardı. Her hafta bizi Pazartesi gününe öteleyen Tüpçü ve Yuvarlak masa şövalyeleri yine güzel bir cinali oyunu yaparak Trabzonspor'un puan kaybetmesine çanak tuttular.

Mete Kalkavan, maçın orta hakemi. Böylesine kritik maçlarda yeni yetme hakemlere şans tanınması Federasyonun Trabzonspor'a bakış açısını belli ediyor aslında. Maçı çok kötü yönetti, futbol mantalitesini fauller üzerine inşa eden Bülent Korkmaz'ın talebelerini sürekli pas geçti. Bu onun titrekliğinden, acemiliğinden de kaynaklanmıyordu üstelik. Şartlanmış, öyle çıkmıştı maça. Nitekim ilk faulünde Serkan'a Sarı Kart'ını çıkardığı an foyası da meydana çıkıyordu. Mete Bey'e de not düşelim buradan, Trabzonspor taraftarının Duası tutmaz belki ama Bedduamızın katiyen sekmez. Bundan sonra dua biliyorsa okusun, öyle çıksın evinden.

Maçta açılan pankartları okuyabilen herhangi bir sporsever ülkenin boğazına kadar pisliğe batmış olduğunu anında anlamıştır. Fakat ne ülkeyi yöneten siyasiler ne de Türk Futbolunu yöneten kişiler için bu durum bir anlam ifade etmiyor. Zira onlar için pislik çamur banyosundan ibaret, ne kadar çok içinde dururlarsa o kadar güzelleşiyorlar.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Serkan Balcı *
Giray Kaçar **
Mustafa Yumlu *
Emerson *
Zokora *
Adrian ***
Alanzinho **
Olcan Adın *
Yasin Öztekin ?
Paulo Henrique *

Sonradan Girenler
Dk. 57 Volkan Şen *
Dk. 73 Marc Janko ?
Dk. 81 Sapara ?

14 Aralık 2012 Cuma

Sihirli Dokunuş

İstanbul'un 2 takımının kupadan elenmesi iştahımızı kabartmıştı maçtan önce. Taraftar, 3 sene önce alının kupanın tekrardan müzeye girmesi ihtimalini bir hayli yüksek buluyordu. Aslına bakarsanız, takım da iyi başladı ve maç boyunca oyuna hükmetti fakat durun bir dakika. Gol atacak isimler ilk 11'de değildi. Daha çok Kanat Hücumcusu gibi oynayan Paulo Henrique'nin alternatifi kulübedeki 'Defansif Forvet' Halil Altıntop'tu. Marc Janko ve son maçta yaptığı asistle takımının puan kazanmasına yardımcı olan Robert Vittek kadroda yoktu. Üstelik son haftalarda oynadığı muazzam futbolla takımına büyük katkı yapan Adrian ilk 11'de şans bulamamıştı. Defansif zaafiyetleri bir hayli fazla olan bir takıma karşı rakip ceza sahasında gezinebilecek tek bir oyuncumuzun kadroda olmaması, bizi pozisyona girmekte sıkıntıya soktu ve belki biraz da çaresiz durumda bıraktı.

Son yıllarda kronikleşen duran toptan gol yeme hastalığımız bu maça da sirayet etti ve rakip pozisyona girmeden kalemizde golü gördük. Tolga'nın goldeki hatasını da görmezden gelmeyelim. Arada yapıyor böyle hatalar, nitekim maç içerisinde konsantre olamamasından kaynaklanan birkaç degaj hatası da yaptı buna paralel.

Şenol Güneş, son birkaç haftadır oyuncu ve kadro seçimlerinde ciddi hatalar yapıyor. Santraforsuz maça çıkma durumunun herhangi bir mantıklı açıklaması olamaz. Üstelik tek maçlı eleminasyon sistemiyle oynanan maçlarda. Genel olarak oyuna hükmeden taraf olan, iyi top çeviren, pozisyon bulamama sıkıntısına rağmen istekli oynayan futbolcularımız İstanbul Büyükşehir Belediyespor takımıyla yapacağımız Süper Lig mücadelesi öncesinde umutlarımızı yeşertti. Adrian'ın sihirli dokunuşu yalnızca bir gol değildi, Ziraat Türkiye Kupası grup aşaması öncesinde takıma moral aşıladı, oyuncularımızın kendilerine olan güvenini artırdı. Golden sonra direkten dönen şutu talihimizi tersine çevirmese de Kaptan'ın muazzam penaltı konsantrasyonu adımızı bir üst tura yazdırıyordu.


İYİ
Adrian'ın her geçen maç üzerine koyarak oynaması. Kendini, futbolunu geliştiriyor. Oynadıkça özgüveni yerine geliyor. Bu akşam oynadığı 75 dakikada çok güzel işler yaptı. Takımın lideri rolüne soyundu, nihayet giydiği numaranın hakkını vermeye başladı. Kendisiyle birlikte oyuna giren, gözden düşmüş bir diğer isim Volkan'da verimli oynadı. Sol kanatta ona şans veren hocasını utandırmadı ve dakikalar 88'i gösterdiğinde golün hazırlayıcısı oldu. Yeri gelmişken nam-ı diğer Oflu Ali'ye değinmeden geçmeyelim. İlk 70 dakika çok iyi, sonraki 20 dakika vasat, en son 30 dakika ise yokları oynadı. Maç kondisyonu istenen seviyede olmasa da taşıdığı toplarla etkili olmaya çalıştı. Bu takım için önemli bir futbolcu olduğunun altını çizdi.


Giray Kaçar, defansta kuş uçurtmadı. Her yere yetişmeye çalıştı, rakibin bizim fişimizi çekmeye çalıştığı dakikalarda tek başına sahne aldı, ona güvenenleri utandırmadı. Serkan Balcı, 3 haftadır iyi oynuyor. Bugün de gayet iyiydi, eski Serkan'a dönüş sinyalleri verdi. Oyundan düşene kadar Emerson'da kötü oynamadı ama kondisyonu hala istenen seviyede değil. Sol kanatta haftalar ilerledikçe Olcan'la arasındaki uyum artıyor, ataklarımız genelde soldan olgunlaşıyor.

KÖTÜ
Şenol Güneş'in Halil ısrarı. Yine Şenol Güneş'in santrafor antipatisi. Volkan Şen, Janko, Emre Güral ve hatta Marek Cech gibi isimlere hakettiği şansı bir türlü vermemesi. Bugün maçı izleyenler, sahanın en kötülerinden birinin Şenol Güneş olduğunu kabul etmişlerdir. Evet, sonsuz kredin var ama harakiri'ye ne gerek var be hocam? Çok mu zor Adrian'a verdiğin şansı diğerlerine de vermen.

Zokora, Kayserispor maçında olduğu gibi bu maçta da döküldü. Belli ki bir sıkıntısı var. Oyundan çıkarken Volkan Şen'in elini sıkmamasına rağmen yedek kulübesindeki arkadaşlarıyla tokalaşmasını dipnot olarak düşelim. Kayseri maçında olmayan, bu maçta da varla yok arasında bir yerlerde gezinen Tangocu Colman'a ne demeli? Sana takımın ihtiyacı var be kara uşak, silkelen, kendine gel! Yasin Öztekin birkaç maçtır düşen formuyla dikkat çekiyordu, bu maçla birlikte dibi gördü. Bundan daha kötüsü olamaz herhalde. Kaptan Halil'e bir şey diyemiyorum lakin onun performansının kötü olmasının 1 numaralı nedeni Şenol Hocadır.

ÇİRKİN
Her hafta söylemekten dilimizde tüy bitse de, Karadeniz İnadını kırmayı denemekten vazgeçmeyecekler anlaşılan. Simalar değişse de hakem hataları değişmiyor. Sayılmayan goller, verilmeyen penaltılar ve kartlar. Bu durum artık Ali Cengiz oyunu olmaktan çıktı, alenen Trabzonspor doğranıyor. Bu akşam fazla mesai yapan hakem Bülent Yıldırım'dı. Yancılarının da ondan geri kalır tarafı yoktu hani. Yan hakem, kırk yılda bir gol atan Mustafa Yumlu'nun buz gibi golünü ofsayt gerekçesiyle iptal ederken kulakları nasıl çınlamıştır kimbilir. Hadi bakalım, hodri meydan. Bu savaşın sonunda kaybeden siz olacaksınız, anlayacaksınız nihayetinde el mi yaman yoksa bey mi yaman.

Kasımpaşa tribünlerindeki dalgalanmalar, hakaretler ve hatta küfürleri bir kenara bırakalım. Araya karışan 'sarışın' provakatörleri de. Para verip, tribüne giremeyen, üstüne biber gazı ve jopla şiddete doyurulan Trabzonspor taraftarının sabrını zorlamayın. Türkiye Cumhuriyeti Polisi de araçlarını yakan, polise taşla sopayla saldıran güruh dururken tribüne girip maç izlemeye çalışan insanları tuzağa çekip, tazyikli su sıkmayacak. Bilin diye söylüyorum, sessiz atın çiftesi pek olur.

 
Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin ***
Serkan Balcı ***
Giray Kaçar ***
Mustafa Yumlu **
Emerson **
Zokora *
Colman *
Alanzinho ***
Olcan Adın **
Yasin Öztekin *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Adrian ****
Dk. 64 Halil Altıntop *
Dk. 75 Volkan Şen ***

10 Kasım 2012 Cumartesi

Adrian Böyle İstedi

Bıçağın kemiğe dayandığı anlarda büyük takımlar bol gollü galibiyetler alarak üzerlerindeki ölü toprağını atarlar. Büyük takımları diğerlerinden ayıran farkta budur zaten. Maçın ilk 6 dakikasında 2 farklı öne geçen Trabzonspor, sonraki dakikalarda büyük takım olma sıfatına layık oyun oynamadı. Mütevazi kadrosuyla Süper Lig'de varolma savaşı veren Akhisar 2.golü yedikten sonra kendine geldi. Maçı izlemeyenler belki inanmayacaktır ama oyunun kontrolünü Manisa ekibine kaptırdığımız zamanlar bir hayli fazlaydı. İlk devre idare eden futbolcularımız ikinci devrenin henüz başında yediği golle afallamaya başladı. Golden sonra gelen Şenol Güneş müdahalesine rağmen Trabzonspor futbolcuları oyunu yarı sahasında kabullendi. Kendi sahasına kapanıp, kontra ataklarla gol aramaya başladı Bordo-Mavi'li futbolcularımız. Tam bu sırada günün adamı Adrian bir kez daha sahneye çıkıp Akhisar Belediyespor'un ipini çekiyordu. Böyle istemişti Polonya Milli takımının değişmez ismi.

İYİ
Sezon başından beri hiç şans bulamamasına rağmen geçen hafta formayı giyerek takımı öne geçiren, Akhisar karşısında da takımına maçı kazandıran isim; Adrian Mierjezewski. Geçtiğimiz sezon oynadığı yaklaşık 50 maçta hemen hemen hiçbir Trabzonspor taraftarını tatmin edememişti. Fakat onun içinde bariz bir yetenek olduğu, bunun bir türlü kullanılamadığı da sıklıkla dile getiriliyordu. İki haftadır tanık olduğumuz Polonyalıda işin yetenek kısmı kendini belli ediyor. Devamı da gelir umarım.

Geçen hafta özlediği formaya kavuşan bir diğer isim olan Giray, gecenin iyileri arasındaydı. Şüphesiz ki Bamba'yla çok daha iyili bir ikili oluyorlar. Hırsı ve azmiyle Trabzonspor'un değişilmez stoperlerinden biri olduğunu bir kez daha ispat etti.


Tıpkı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Bandırma vapuruyla Samsun'a çıkışını bekler gibi bekledik Gustavo Colman'ı. Taraftar sabırsızdı, sakatlığı geçmek bilmiyordu ama yine de bekledik. Maçın yıldızı olmasa da sahanın en iyileri arasındaydı Tangocu. Haftalar ilerledikçe daha iyi olacaktır. Trabzonspor adına maçın en iyi 3 isminin 2 hafta öncesine kadar kadroda olmayışından şunu çıkartabiliriz pekala; Sezon başından beri oynayanlar heyecanını kaybetmişken, forma şansı bulamayanlar ilk profesyonel maçına çıkarmışcasına heyecanlıydı. Sanırım kaybettiğimiz puanların açıklamasını da içeriyor bu naçizane tespit.

KÖTÜ
Bundan 2 sezon öncesine kadar Trabzonspor'un en çok koşan, en azimli oyuncusu kimdir diye sorsalar, çoğu taraftar hiç tereddüt etmeden Serkan Balcı derdi. Geldiğimiz noktada dağlar kadar fark var. Genç Zeki Yavru'ya göre ciddi kondisyon eksiliği yaşıyor. Şu anki haliyle, ne sürati, ne azmi ne de yaptığı bindirmeler bakımından Zeki'den iyi değil malesef.

Zokora, son 3 maçtır yokları oynuyor. Sadece gol sevinçlerinde görebiliyorum kendisini. Ara ara yaptığı ofansif bindirmeleri geçtim, rakip atağa çıktığında önde basma huyunu da unutmuş gibi. Sertliğinden, presinden eser yok. Volkan ve Olcan gibi kadrodışı kalması an meselesi.

Sahada yokları oynayan bir başka isim ise sezona çok iyi başlayan ama haftalar ilerledikçe düşen Slovak yıldız Sapara. Oyunda kaldığı süre boyunca yürüdü, durdu. Daha efektif, daha canlı olması gerekiyor.

Halil Altıntop, kısa süre şans verilmesine rağmen iyi bir intiba bırakan Emre Güral'ı yedek kulübesine mahkum etmeye niyetli anlaşılan. Kötü oynasa da o bölgede Şenol Güneş'in bir numaralı tercihi olmaya devam ediyor. Şenol Güneş'in gereksiz Halil ısrarı ise taraftarın Halil'e olan tepkisinin iyiden iyiye sertleşmesinden başka bir işe yaramıyor. Bugünkü yuhlamaların kabahatlisi malesef Şenol Güneş'tir.


ÇİRKİN
Süleyman Abay ve hakem triosu. Maçın genelinde, skora etki edebilecek yalnızca bir pozisyon vardı onda da Trabzonspor aleyhinde bir kararla Akhisar'a golü attırdılar. Golü yediğimiz pozisyonda Bruno'ya gelen top direkt elden geliyor ve kafasıyla veremediği topu eliyle öyle güzel indiriyor ki takım arkadaşı, golü atmak çocuk oyuncağından farksız oluyor Brezilyalı için. Bir de ilginç bir huyu var Türk hakemlerinin, skorda üstünlüğü yakalayan takımlar için sarı kartlar çok kolay çıkıyor nedense. Bunu alışkanlık haline getirdiler ama kimsenin uyardığı yok.

Maç içerisinde, adrenalin dozunun yükseliğinden olsa gerek bazı tartışmalar yaşandı futbolcularımız arasında. Mustafa Yumlu, 55.dakikada defansa yardım etmediği gerekçesiyle Adrian'la atışırken, Emre Güral, boş pozisyondayken göndermediği Adrian kendisine sitem ettiği için takım arkadaşına sus işareti yapıyordu. Bunlar Trabzonspor futbolcusuna yakışmaz, kendinize gelin beyler. Ömer Aysan Barış vakası çok yeni, unutulmasın.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Serkan Balcı *
Giray Kaçar ***
Mustafa Yumlu **
Emerson **
Zokora *
Sapara *
Colman ***
Adrian ****
Halil Altıntop *
Marc Janko **

Sonradan Girenler
Dk. 56 Yasin Öztekin *
Dk. 76 Emre Güral *
Dk. 85 Zeki Yavru * 

5 Kasım 2012 Pazartesi

Bordo Mavi Harakiri

Antalya Akdeniz Üniversitesi Stadyumunda, beklentilerden farklı bir kadroyla sahaya çıktı Şenol Güneş. Sezon başından beri forma şansı bulamayan Adrian, uzun zamandır ilk 11'e giremeyen Celutska ve beklentilerin altında kalan Janko, zorlu deplasmanda galibiyet arayan ekibimizde sahaya çıkan futbolcular arasındaydı. Maça da iyi başladı Bordo-Mavi'li futbolcularımız, Janko'nun müthiş dönüşü ve sert şutu sonrasında dönen topu tamamlayan Adrian resmi maçlardaki ilk golü atıyordu Trabzonspor adına. Ne olduysa golden sonra oldu, şampiyonluğa oynayan rakibi karşısında süpriz bir golle öne geçen Anadolu takımı gibi oynayama başladık. Geri çekildik, çekildikçe Zokora'nın formsuzluğu önce çıktı, mevkisi olmamasına rağmen ön libero gibi oynayan Soner sırıtmaya başladı. Sol kanadımızda önde oynayan (?) Olcan, hem ofansif hem de defansif olarak takımın en kötüsüydü. Onun etkisizliği Emerson'a da sirayet etti ve nihayetinde sol kanadımız çöktü.

İlk devre ortada olan oyun kontrolü, ikinci devre iyice oyundan düşmemizin ardından rakibe geçti. Sezon başından beri hissedilen, haftalar ilerledikçe iyice artan kondisyon eksikliğimiz bu maçta da kendini gösterdi. Son 10 dakika evsahibi Antalyaspor'a öylesine boş alanlar verdik ki rakip dilediğince at koşturdu ceza sahamızın önünde ve sağ kanadımızda. Hakem Halis Özkahya'nın da muazzam katkılarıyla Antalyaspor 2 şok golle -kendilerinin bile inanamadıkları 2 golle- maçı kazandı.


İYİ
Uzun süren sakatlığının ardından sahalara bomba gibi dönen Giray Kaçar. Her zamanki hırsı, arzusuyla mücadele etti. Defans hattında Bamba'yla iyi bir ikili olacağının sinyallerini verdi. Taraftar onun formanın hakkını vererek oynadığını biliyor ve büyük saygı duyuyor. O böyle istekli oynadıktan sonra gerisi gelecektir.

Adrian açısından önemli bir milattı bugün. Resmi maçlardaki ilk golünü, fırsatçılığını göstererek Antalyaspor ağlarına gönderdi. Kopuk oynasa da istekli görüntüsüyle gelecek haftalar için umut verdi. Yasin, maçın son 20 dakikalık periyoduna kadar gayet başarılıydı. Hızı, rakip eksiltme özelliği ve tekniğiyle dikkat çekti fakat son tercihleri hep sıkıntılıydı. Daha iyi olabilirdi. Marc Janko'da Trabzonspor'a geldiği günden beri en istekli futbolunu oynadı. Özellikle indirdiği toplar, topla beraber dönüşleri çok iyiydi. O indirdiği topları değerlendirebilecek bir forvet olsaydı yanında şu an bunları konuşuyor olmazdık.


KÖTÜ
Kalede Onur, kurtarılması çok zor iki gol yedi. Maç konsantrasyonu iyi değildi. Maç boyunca defans oyuncularımızın kendisine gönderdikleri geri pasları ve degajları iyi kullanamadı. Emerson'un artık kızağa çekilmesi gerekiyor. Gün geçtikçe kötüye gidiyor, her hafta sermayeden tüketiyor. Artık tahammül sınırlarını aştı. Marek Cech'te tıpkı Adrian gibi bir şansı hakediyor bence.

Ortada Zokora verimsiz, isteksiz ve eski hırsından yoksundu. Colman gibi bir partneri olmayışının etkisi olabilir ama kendisine çekidüzen vermesinin vakti geldi de geçiyor bile. Soner'in daha ileride, pasör özelliğini daha faydalı kullanabileceği bir yerde oynaması gerekiyor. Genç oyuncudan ön libero çıkarmaya çalışıyoruz, çıkmaz. Mümkünatı yok.

Olcan Adın gerçeğini gözardı edemeyiz bu noktada. Bugün forma giyen futbolcular arasında açık ara en kötüsüydü. Sanki sahada değil de saha kenarına koltuğu çekmiş, maçı seyreder gibiydi. Nazar mı oldun, göze mi geldin be adam? Nedir sendeki bu isteksizlik? Hangi akla hizmet, 2 Metrelik santrafora yarım metrelik orta kesiyorsun?

Ya sen Şenol Hocam, ikinci devrenin ilk dakikasından itibaren yokları oynayan senin takımın değil miydi? Oyuna müdahale etmek için neden 72.Dakikaya kadar bekledin? Sen de mi skor antrenörü oldun yoksa?



ÇİRKİN
Mehmet Demirkol güzel bir laf etti bu akşam. 'Büyük takım oyuncusu şikayet etmez!' dedi. Şikayet edemeyiz, o şanlı forma şikayet etmek için değil, çıkıp çatır çatır oynamak için var. Evet, Halis Özkahya bizi bugün doğradı. Rakibin attığı iki gol şaibeli, vermediği fauller canımızı yaktı. Ama büyük takım, büyük takım futbolcusu ve antrenörü bahanelerin arkasında saklanamaz.

"Hem şanssız hem de haksız goller yediğimizi düşünüyorum. Yediğimiz iki golde de pozisyon öncesinde fauller vardı. Bu tarz hatalar hep bize denk gelmeye başladı. Golden önce pozisyonda Bamba'ya hakem kart göstermişti. Daha sonra Bamba pozisyonunu almadan oyun hemen başladı. Diğer golde ise Serkan'a yapılan bir faul vardı ve bu verilmedi."

Evet, söyledikleri kelimesi kelimesine doğru ama ya senin futbolcuların Şenol Hocam? Şenol Güneş vizyonunda bir futbol adamı hakemin hatalarından önce kendi takımının isteksizliğine, kötü futboluna vurgu yapmalıydı. Suçu tek başına, artniyetli olduğunu düşündüğümüz şekeroğlan Halis'e yüklememeliydi. Çünkü sağlık ekibinin, futbolcularımızın kondisyon eksikliğini bir türlü gideremeyen teknik ekibin, yerinde transferler yapamayan transfer komitesinin ve zamanında, doğru tercihler yapamayan Şenol Güneş'in ve futbolcuların kabahati 3.tekil şahıslarınkinden çok daha fazla. Bu rezillik daha ileriye gitmeden, kadrodışı bırakılacak isimler belirlenmeli, futbolcuların kulağı çekilip, motivasyonları artılırmalıdır. Yoksa bugünleri mumla ararız, kendimize daha çok harakiri yaparız.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Celutska **
Giray Kaçar ***
Sol Bamba **
Emerson *
Zokora *
Soner *
Yasin Öztekin **
Olcan Adın  ?
Adrian **
Marc Janko **

Sonradan Girenler
Dk. 73 Serkan Balcı ?
Dk. 73 Volkan Şen ?
Dk. 82 Alanzinho ? 

23 Haziran 2011 Perşembe

Adrian Mierzejewski Üzerine

Trabzonspor taraftarlarının bu transfer üzerine kafa yorduğu en önemli ve belki de tek nokta 5.5 Milyon euro'luk bonservis bedelidir. bunun yanında Şenol Güneş'in, Trabzonspor başında bulunduğu süreçte hiçbir transfer döneminde bu kadar yüzü gülmemişti.

Sadri Şener'i şimdiye kadarki Trabzonspor başkanlarından ayıran en önemli özelliği, transfer ve oyuncu seçiminde sadece teknik direktörün sözlerini ciddiye almasıdır. Bu transfer döneminde bu tercih daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Zokora, Eren, Sercan, Barış, Paulo transferlerinde olduğu gibi Adrian transferinde de tek söz sahibi Şenol Güneş'tir. Uzun süredir hocanın kurmayları tarafından göz hapsinde olan bu futbolcudan, yükselen bonservis bedeline rağmen vazgeçmeyen yönetimin duruşu Şenol Güneş'e olan güveni vurgular nitelikte.

Adrian, Jaja tarzında bir oyuncu değil. Yeni kurulan takımda, fevri oyuncular yerine takım oyununa uyum sağlayabilecek, bencillikten uzak isimlerle görüşmeler yapıldı bugüne kadar ki süreçte. Zokora da tıpkı Colman gibi hırslı, mücadeleci futboluyla ön plana çıkan bir isim. Bu ikilinin hemen önünde görev yapacak Adrian. Sol ayağını inanılmaz güzel kullanıyor ve bunun yanında sağ ayağı zayıf değil. Hızı onun en büyük artısı, adam eksiltme de sıkıntı çekmiyor. Evet Jaja gibi işin görsellik noktasında pek doyurucu olmayabilir ama takımda zaten bunu üstlenebilecek Alanzinho, Engin ve Eren gibi futbolcular bulunuyor. Yeni sezonda bizi bekleyen en büyük değişiklik, mücadeleci, defansif yönü geride bıraktığımız sezona göre daha güçlü bir orta saha.

Adrian'ın ilk milli maçını 2010 yılında oynamış olması geçen 1,5 yıllık süreçte toplam 12 milli maça çıkıp birde gol atmış olması bize önemli bir referans veriyor. Polonyalı yakın zamanda dikkat çekmiş bir yetenek, uzun zamandır gözlerin üzerine çevrildiği bir futbol yıldızı değil. Henüz 24 yaşında olması, Haziran ayı içerisinde evlenmiş olması ve Polonyalı futbolcuların tamamına yakınında olduğu gibi meslek ahlakının gelişmiş olması Trabzonspor'a uyum sürecini kolaylaştıracaktır. Ve elbette ki Brozek kardeşlerin ve Glowacki'nin yanında memleket hasreti çekmeyecektir. Giyeceği 86 numaralı formanın ona şans getirmesi dileğiyle. Camiamıza hayırlı, uğurlu olsun.