Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2013 Pazar

Ayağa Kalkın, Görülecek Hesabımız Var!

Dost görünüp kuyumuzu kazanlarla, seçim zamanı kapımıza dayanıp mecliste şikeye çanak tutanlarla, iyi günde yanımızda olup düşünce arkamızdan vuran sırtlanlarla görülecek hesabımız var, ayağa kalkın!

Dozer Cemil'lerin, Kaptan Şenol'ların, Ali Kemal'lerin formasını bu utanç verici duruma düşüren sizlersiniz, layık olduğu yere taşıyacak olan yine sizler olacaksınız. Kuyruk acıları yüzünden yanıp tutuşan, gayeleri kendilerini Trabzonspor'la rekabet halindeymiş gibi göstermek olan sözde Karadeniz takımlarına inat çıkın büyüklüğünüzü gösterin. (Trabzonspor'a nefret beslemeyen camiaları tenzih ederim.)

Mehmet Özdilek'in MP Antalyaspor'u tıpkı Ziraat Türkiye Kupasındaki 2 maçta oynadığı şablonla çıkmıştı Trabzonspor karşısına. Ofansif gücü çok fazla olan lakin sertlik bakımından rakibine üstünlük sağlayamayacak bir 11'di sahaya çıkan. Hal böyleyken sertlik konusunda yüksek ihtisas yapmış Zokora ve öğrenmeye hevesli talebesi Soner, son 20 dakika oyuna dahil olan Aykut rakip göbeğe nefes aldırmadı. Bu üçlüye ofansif olarak destek veren Volkan Şen ve Paulo Henrique'de skorun evsahibi takımın lehine gelişmesini sağladılar.

İYİ
Taraftarın takımın bu zor gününde tribünleri doldurması, gol gelene kadar rakibi tezahüratlarla baskı altına alarak takımına avantaj sağlaması. Golden sonra bir fetret devrine girmiş olsa da genel olarak, pankartlarla, marşlarla 'Biz buradayız!' mesajını vermiştir tribündekiler, pastanın büyük dilimi onlarındır.


Orta alanda Zokora ve Soner'in arkalarında Bamba ve Mustafa'nın hatasıza yakın futbolları. Uzun zaman sonra ilk 11 şansı bulan Volkan Şen'in göz kamaştıran performansı dikkat çekiciydi. Yalnızca ofansif anlamda da değil defansa gelip aldığı toplarla da futbolu ne kadar özlediğini anlatıyor gibiydi. Son haftaların en dikkat çeken ismi Paulo Henrique'de 2 gol pasıyla zirve yaptı.

KÖTÜ
Tolunay Kafkas'ın zamanında oyuna müdahale edememesi, her ne kadar Henrique'nin kişisel becerisiyle gelen 2.golde Yasin Öztekin'in adı olsa da Halil ve Alanzinho'yu gereğinden fazla sahada tutması, bir sakatlığı olmamasına rağmen Adrian'a şans vermemesi onun hanesindeki eksiler oldu. Adrian'la arasında geçen diyalogun nedenini bilmesem de bu durumun takıma zarar verdiği aşikar.

Halil Altıntop yine kaçak güreştiği maçlardan birine çıkmıştı bugün. İlk yarıda yine bir nebze oyunun içindeydi yalnız ikinci devre sahada hiç yoktu. Kafasını toplamasından vazgeçtim, kendine yeni sezonda kulüp bulabilirse sevineceğim.

ÇİRKİN
'Formalarımız Tertemiz!' sloganıyla yola çıkan bir kulübün forma arkasına kupasını gasp edenlerin siyasi destekçisinin reklamını alması iç karartıcı bir sahneydi. Arkasında hangi gerekçe, hangi neden olursa olsun 82 puan toplayan bir takımken küme düşme potansında olan bir takım haline dönüşmemizin baş müsebbibi olan kişilerin göbeklerini keyifle kaşımalarından başka neye yaradı bu reklam? Trabzonspor duruşu, 'Dik Oyna!' mottosu eski güzel günlerde mi kaldı? Kendinize gelin beyler, kimse bu takımın verdiği şehitlerden, kimse bu renklerden büyük değil. Tıpkı 7 başlı canavarla olan mücadelemiz gibi sizlerle de görülür bu hesap elbet.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Celutska **
Bamba **
Mustafa **
Cech **
Zokora **
Soner **
Alanzinho **
Halil *
Volkan ***
Paulo Henrique ***

Sonradan Girenler
Dk. 71 Aykut *
Dk. 81 Yasin *
Dk. 87 Emre Güral ?

13 Ocak 2013 Pazar

Karanlıktan Aydınlığa

Son yıllardaki baş belamız Antalyaspor'u deplasmanda devirmek, üstelik alışılagelmişin aksine pozitif bir futbol oynayarak mağlup etmek önemli bir gelişme takımımız adına. Maçı hak eden, attığı ve atamadığı gollerle, ayağa pas oynamak isteyen anlayışla önce çıkan takım Trabzonspor'du. Üstelik Süper Lig'in ilk yarısının aksine hem oyuna giren isimler hem de değişikliklerin zamanlaması başarıyı getiren etkenlerden biriydi. Ünal Karaman'ın yedek kulübesine hemen Şenol Güneş'in yanına gelmesi ilk maçtan meyvesini vermiş oldu böylelikle. Toplam 12 Sarı, 2 Kırmızı Kart, filelere gönderilen 5 gol, gidip gidip gelen heyecan dolu bir Ziraat Türkiye Kupası maçını geride bıraktık. Mehmet Özdilek, nam-ı diğer Şifo Mehmet oyuncularına ikili mücadelerde sert oynanmasını iyice tembihlemiş anlaşılan, pozitif futbol anlayışından uzak, sistemi olmayan bir takım hüviyetindeydiler bu akşam. Ligde İkinci Devrenin başlamasıyla birlikte düşüşe geçeceklerinden şüphem yok.

Birkaç gün önce oynadığımız Beşiktaş maçında sinyallerini aldığımız olumlu görüntü bu akşam daha da netleşti. Kazanılan 3 puan Ziraat Türkiye Kupası B Grubu liderliği açısından çok önemli bir kazanımdı. Ters eşleşmede Fenerbahçe'nin olduğu A Grubunu 2.bitirecek takımla Yarı Finalde karşılaşmak şüphesiz Kupa Finali adına önemli bir avantaj olacaktır. Çok değil yalnızca 3 gün sonra Mersin İdman Yurdu deplasmanına çıkacağız. Kendine çok güvenilen ama ilk fırsatta gemiyi terkeden Giray Bulak'ın takımı oldukça sıkıntılı. Giden oyuncular da çok fazla gelenler de Mersin cephesinde. Adrian'ın yokluğunda alınacak 3 puan, gruptan çıkmamızı çok kolaylaştırır.



İYİ
Adrian sürekli yükselen formu, her maçta biraz daha artan özgüveni. Top ona geldiğinde o kadar rahat ki, sanki yıllardır bu takımı tek başına sırtlıyor. Attığı ilk gol güzel paslaşmaların sonucunda çaprazda olmasına rağmen muazzam bir son vuruşla gelmişti. Tevfik Gürrü Sır Stadyumunda olmasa bile gelecek haftalarda takımın en büyük kozu olmaya devam edecektir. Tita, Emrah, İsaac ve Diarra gibi hızlı hücum oyuncularına karşı defansif pozisyonda görevlendirilen Alanzinho oldukça verimliydi. Hızını defansif olarak iyi kullandık, hücuma çıkışlarda bize yön veren isimlerden biriydi. Zokora ve Colman'ın yokluğunda göbekte görev alan Sapara'da önemli işler yaptı. Pas oyununda onu kullanmak mantıklı, kaçırdığı penaltı oyununu gölgelemedi.

Sonradan oyuna gire Emre Güral'ın becerilerini fark etmeyen olmamıştır sanırım. Yalnızca şutör kimliğiyle değil pasör özelliğiyle de kendini gösterdi bu akşam. Son derece rahat adam eksiltebilen ve tekniğiyle dikkat çeken gurbetçi oyuncu daha fazla forma şansı bulmayı hak ediyor. Emre gibi sonradan oyuna giren Colman ve Vittek'te iyi işler yaptılar. Colman soğukkanlılığı ve ayağa paslarıyla, Vittek çabuk oynamaya çalışması ve kollektif futbol anlayışıyla katkı verdi. Bir parantez de Esmer Çocuğa açalım, hoşgeldin hocam, yuvana hoşgeldin. Senin gelişin karanlıktan çıkıp aydınlığa kavuşmamızı kolaylaştıracak şüphesiz.



KÖTÜ
Tolga bugün formunda değildi. Kaptan maça iyi konsantre olamamış belli ki, rakibin geldiği nadir pozisyonlarda kalesinde 2 gol gördü. Mustafa Yumlu günün kötü isimlerinden biriydi. Özellikle Isaac'ın attığı kafa golünde büyük hata ondaydı, ne yapmaya çalıştığını anlayan var ise eğer beri gelsin. Serkan Balcı'nın Zeki Yavru'nun gelişimi önündeki en büyük engel olduğunu söylemekten dilimizde tüy bitti ancak Şenol Güneş'in ondan vazgeçeceği yok, çekecek çilemiz var anlaşılan. Halil Altıntop verimsizdi, gereksiz Şenol Güneş ısrarı onu ve futbolunu günden güne bitiriyor. Janko ona nazaran daha çok oyundaydı fakat onun da son vuruşları istenilen düzeyde değil henüz.

ÇİRKİN
Hüseyin Göçek, düz mantık giderek açıklamaya çalışalım. Adrian benim görebildiğim kadarıyla 2 kez faul yaptı ve bu hareketlerin karşılığı olarak 2 sarı kart oldu. İkinci faule diyeceğim yok ama ilk sarı kart çok ucuzdu, benzer pozisyonlar her maç 10 kez yaşanıyor. Rakip takım ise iki kez bariz gol şansının kesildiği pozisyonlar sonucu bize 2 penaltı kazandırdı ama tek bir sarı kart görmedi. İki net Kırmızı Kart pas geçildi. Artniyet aramayayım, kendimi şartlamayayım diyorum ama her hafta yeni hakem rezaleti çıkıyor karşımıza, toparlanmalı artık Türk Hakemleri.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga *
Serkan Balcı *
Mustafa Yumlu *
Celutska **
Emerson **
Alanzinho ***
Adrian ****
Sapara ***
Olcan Adın **
Halil Altıntop *
Marc Janko *

Sonradan Girenler
Dk. 61 Emre Güral ***
Dk. 69 Gustavo Colman **
Dk. 81 Robert Vittek **

5 Kasım 2012 Pazartesi

Bordo Mavi Harakiri

Antalya Akdeniz Üniversitesi Stadyumunda, beklentilerden farklı bir kadroyla sahaya çıktı Şenol Güneş. Sezon başından beri forma şansı bulamayan Adrian, uzun zamandır ilk 11'e giremeyen Celutska ve beklentilerin altında kalan Janko, zorlu deplasmanda galibiyet arayan ekibimizde sahaya çıkan futbolcular arasındaydı. Maça da iyi başladı Bordo-Mavi'li futbolcularımız, Janko'nun müthiş dönüşü ve sert şutu sonrasında dönen topu tamamlayan Adrian resmi maçlardaki ilk golü atıyordu Trabzonspor adına. Ne olduysa golden sonra oldu, şampiyonluğa oynayan rakibi karşısında süpriz bir golle öne geçen Anadolu takımı gibi oynayama başladık. Geri çekildik, çekildikçe Zokora'nın formsuzluğu önce çıktı, mevkisi olmamasına rağmen ön libero gibi oynayan Soner sırıtmaya başladı. Sol kanadımızda önde oynayan (?) Olcan, hem ofansif hem de defansif olarak takımın en kötüsüydü. Onun etkisizliği Emerson'a da sirayet etti ve nihayetinde sol kanadımız çöktü.

İlk devre ortada olan oyun kontrolü, ikinci devre iyice oyundan düşmemizin ardından rakibe geçti. Sezon başından beri hissedilen, haftalar ilerledikçe iyice artan kondisyon eksikliğimiz bu maçta da kendini gösterdi. Son 10 dakika evsahibi Antalyaspor'a öylesine boş alanlar verdik ki rakip dilediğince at koşturdu ceza sahamızın önünde ve sağ kanadımızda. Hakem Halis Özkahya'nın da muazzam katkılarıyla Antalyaspor 2 şok golle -kendilerinin bile inanamadıkları 2 golle- maçı kazandı.


İYİ
Uzun süren sakatlığının ardından sahalara bomba gibi dönen Giray Kaçar. Her zamanki hırsı, arzusuyla mücadele etti. Defans hattında Bamba'yla iyi bir ikili olacağının sinyallerini verdi. Taraftar onun formanın hakkını vererek oynadığını biliyor ve büyük saygı duyuyor. O böyle istekli oynadıktan sonra gerisi gelecektir.

Adrian açısından önemli bir milattı bugün. Resmi maçlardaki ilk golünü, fırsatçılığını göstererek Antalyaspor ağlarına gönderdi. Kopuk oynasa da istekli görüntüsüyle gelecek haftalar için umut verdi. Yasin, maçın son 20 dakikalık periyoduna kadar gayet başarılıydı. Hızı, rakip eksiltme özelliği ve tekniğiyle dikkat çekti fakat son tercihleri hep sıkıntılıydı. Daha iyi olabilirdi. Marc Janko'da Trabzonspor'a geldiği günden beri en istekli futbolunu oynadı. Özellikle indirdiği toplar, topla beraber dönüşleri çok iyiydi. O indirdiği topları değerlendirebilecek bir forvet olsaydı yanında şu an bunları konuşuyor olmazdık.


KÖTÜ
Kalede Onur, kurtarılması çok zor iki gol yedi. Maç konsantrasyonu iyi değildi. Maç boyunca defans oyuncularımızın kendisine gönderdikleri geri pasları ve degajları iyi kullanamadı. Emerson'un artık kızağa çekilmesi gerekiyor. Gün geçtikçe kötüye gidiyor, her hafta sermayeden tüketiyor. Artık tahammül sınırlarını aştı. Marek Cech'te tıpkı Adrian gibi bir şansı hakediyor bence.

Ortada Zokora verimsiz, isteksiz ve eski hırsından yoksundu. Colman gibi bir partneri olmayışının etkisi olabilir ama kendisine çekidüzen vermesinin vakti geldi de geçiyor bile. Soner'in daha ileride, pasör özelliğini daha faydalı kullanabileceği bir yerde oynaması gerekiyor. Genç oyuncudan ön libero çıkarmaya çalışıyoruz, çıkmaz. Mümkünatı yok.

Olcan Adın gerçeğini gözardı edemeyiz bu noktada. Bugün forma giyen futbolcular arasında açık ara en kötüsüydü. Sanki sahada değil de saha kenarına koltuğu çekmiş, maçı seyreder gibiydi. Nazar mı oldun, göze mi geldin be adam? Nedir sendeki bu isteksizlik? Hangi akla hizmet, 2 Metrelik santrafora yarım metrelik orta kesiyorsun?

Ya sen Şenol Hocam, ikinci devrenin ilk dakikasından itibaren yokları oynayan senin takımın değil miydi? Oyuna müdahale etmek için neden 72.Dakikaya kadar bekledin? Sen de mi skor antrenörü oldun yoksa?



ÇİRKİN
Mehmet Demirkol güzel bir laf etti bu akşam. 'Büyük takım oyuncusu şikayet etmez!' dedi. Şikayet edemeyiz, o şanlı forma şikayet etmek için değil, çıkıp çatır çatır oynamak için var. Evet, Halis Özkahya bizi bugün doğradı. Rakibin attığı iki gol şaibeli, vermediği fauller canımızı yaktı. Ama büyük takım, büyük takım futbolcusu ve antrenörü bahanelerin arkasında saklanamaz.

"Hem şanssız hem de haksız goller yediğimizi düşünüyorum. Yediğimiz iki golde de pozisyon öncesinde fauller vardı. Bu tarz hatalar hep bize denk gelmeye başladı. Golden önce pozisyonda Bamba'ya hakem kart göstermişti. Daha sonra Bamba pozisyonunu almadan oyun hemen başladı. Diğer golde ise Serkan'a yapılan bir faul vardı ve bu verilmedi."

Evet, söyledikleri kelimesi kelimesine doğru ama ya senin futbolcuların Şenol Hocam? Şenol Güneş vizyonunda bir futbol adamı hakemin hatalarından önce kendi takımının isteksizliğine, kötü futboluna vurgu yapmalıydı. Suçu tek başına, artniyetli olduğunu düşündüğümüz şekeroğlan Halis'e yüklememeliydi. Çünkü sağlık ekibinin, futbolcularımızın kondisyon eksikliğini bir türlü gideremeyen teknik ekibin, yerinde transferler yapamayan transfer komitesinin ve zamanında, doğru tercihler yapamayan Şenol Güneş'in ve futbolcuların kabahati 3.tekil şahıslarınkinden çok daha fazla. Bu rezillik daha ileriye gitmeden, kadrodışı bırakılacak isimler belirlenmeli, futbolcuların kulağı çekilip, motivasyonları artılırmalıdır. Yoksa bugünleri mumla ararız, kendimize daha çok harakiri yaparız.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak **
Celutska **
Giray Kaçar ***
Sol Bamba **
Emerson *
Zokora *
Soner *
Yasin Öztekin **
Olcan Adın  ?
Adrian **
Marc Janko **

Sonradan Girenler
Dk. 73 Serkan Balcı ?
Dk. 73 Volkan Şen ?
Dk. 82 Alanzinho ? 

22 Mart 2012 Perşembe

Kabus!

Senaryosu Nevzat Aydın'ın uğursuz ellerinden çekilen kura esnasında yazılmış bir tiyatro oyununun hayata geçişini izledik dün akşam. Oyuncular son birkaç sezonda konuk ekip adına değişmiş olsa da, oyunu yöneten iki yönetmen değişmemişti. Kel ve hırslı olan şaşmadığı mantalitesinden yine ödün vermemişti. Aynı olmasa da oyuncuların yapacakları aynıydı, ikili mücadelelerde sert, faullü bir oyun anlayışını benimsemişlerdi. Uzun toplarla çıkılacak bir kontraatakla bir gol iteleyebilirlerse ne ala. Bernd Schuster Türkiye'de 1960'ların futbolu oynanıyor dediğinde çoğumuz buna karşı çıkıp, homurdanmıştık. Fakat Mehmet Özdilek'in Antalyaspor'u tam olarak bunu oynuyordu birkaç sezondur. Yönetmenlerinden bir diğeri, ülkenin Güneş'i, Karadeniz'in filozofu ise aynı tuzağa tekrar tekrar düşen figüranı oynuyordu. Kalabalık rakip defansın ortasına Ofansif Orta Saha - Forvet Karışımı Halil'i gömerek, hücumda verimliliği sıfıra indiriyordu.

Küme Düşme tehlikesi sürmesine rağmen fikstür avantajıyla ligde kalacağı aşikar olan Şifo Mehmet'in talebeleri, sahada en önemli iki oyuncusundan yoksun olarak çıktı. Ali Tandoğan ve Tita, Akdeniz ekibinin en önemli hücum silahlarıydı. Onları riske etmek istemedi kısa boylu, asabi teknik direktör. Trabzonspor'un şifresini çözmüştü, her sezon aynı kumpasa getiriyordu nasılsa. Henüz 19 yaşındaki genç yetenek Emrah Başsan'ın üstün oyun zekası takımın saha içindeki yegane gol umudu olsa da sonraki dakikalarda kendi adıma en çok korktuğum oyuncu olan Mehmet Eren Boyraz'ı oyuna alarak şansını artırdı. İlk Yarının hiçbir anında hücumu düşünmemesine rağmen bir duran top zaafiyetinin getirdiği golle öne geçen Antalyaspor'da işler tam da planlandığı gibi gidiyordu. Penaltı olmayan bir pozisyonda dengeyi sağlayan Trabzonspor daha çok saldırması gerekirken üstünlüğü evsahibine kaptırınca, hakettiği şekilde kupaya veda etti. Şifo Mehmet bilmem kaçıncı kez galip geliyordu Trabzonspor karşısında. Temcit Pilavı Volume Bilmem Kaç...


İYİ
Rotasyon. Şenol Güneş'in rotasyona gitmesi bile başlı başına olumlu bir gelişme. Her ne kadar yanlış adamlarla rotasyona girişse de kafasındaki kurguyu bir maçlığına olsa bozması iyi oldu. Geçen sezon Şampiyonluğa oynayan takımın kupa'daki Beşiktaş maçına tamamına yakını yedek olan takımla çıkmış olması tamamen farklı bir durum için tasarruf yaratma adına yapılmış bir hamleydi. Bunun dışında sahada ve teknik ekipte olumlu pek bir şey yoktu, ne futbolu ne de vasatı aşabilen bir futbolcuyu izleyemedik dün Mardan stadyumunda. Biraz biraz Volkan Şen didindi durdu, o da kondisyonunun iyi olmaması nedeniyle ancak 90 dakika dayanabildi, sonraki 30 dakika boyunca yorgunluğu nedeniyle yürüdü sahada.

KÖTÜ
Süleyman Abay ve hakem triosu. Trabzonspor'a verdiği ve penaltı olmayan pozisyonda, maçın son dakikalarında Volkan Şen'in rakibini ceza sahasında düşürdüğü ve %100 penaltı olan pozisyona devam demesiyle skora direkt etki etti. Doğa'nın daha ilk yarıdan 2.sarı Kart'la oyundan atılması gerekiyordu. Antalyaspor'un aşırı sert ve faullü oyununa seyirci kalmasıyla, Ömer Çatkıç'ın tek başına çaldığı 5 dakikayı uyarıyla geçiştirmesiyle felakete yakın bir yönetim gösterdi. Vermediği kartların hıncını Trabzonsporlu oyunculardan çıkardı, kontrolü kaybettiğinin bir göstergesi gibiydi bu durum. Şenol Güneş, Tolga Zengin'in kötü oynadığı maçlardan sonra bile Onur'a şans vermeyerek, böylesine önemli bir maçta, maç eksiği olmasına rağmen sahaya sürmekle hata yapmıştır. Sahaya çıkardığı 11'de Burak ve Halil beraber oynuyor olsaydı, kalabalık Antalyaspor defansı arasında kaybolmayarak, pozisyonlara girmiş olurduk. Colman, bu takımın orta sahadaki her şeyi, onu ilk 11 başlatmalıydı. Kalede Onur, defansta Serkan ve Cech, orta sahada Zokora, Olcan, Adrian, Aykut ve ileride Halil çok kötü oynadılar.

ÇİRKİN
Bizans oyunları. Bilet fiyatlarını yüksek tutarak Antalya'da sayısı bir hayli fazla olan Trabzonspor'un gurbetçi destekçilerini stadyuma sokmak istemeyen Antalyaspor yönetimi. En ucuzu 100 Lira olan biletlerin eşine Playoff Şampiyonluk grubunda zor rastlanır. Kazanmak için her yol mübah mıdır? Onlar için evet. Böyle düşündükleri için Süper Ligde her sezon aynı futbolu oynayıp, aynı yerlerde ligi tamamlıyorlar. Bir arpa boyu yol almamalarının temelindeki sıkıntı da bu işte, hedefleri büyük ama küçük düşünüyorlar.


2001/2002 Sezonundan Beri Trabzonspor-Antalyaspor Maçları
2001/2002 (SL) Antalyaspor-Trabzonspor: 4-2 (Trabzonspor'un 4 kırmızı kart gördüğü ama Antalyaspor'un 37 puan alarak küme düştüğü meşhur maç)
2004/2005 (TK) Antalyaspor-Trabzonspor: 1-5
2006/2007 (SL) Trabzonspor-Antalyaspor: 0-0
2006/2007 (SL) Antalyaspor-Trabzonspor: 1-2
2008/2009 (SL) Trabzonspor-Antalyaspor: 3-2
2008/2009 (TK) Antalyaspor-Trabzonspor: 3-3
2008/2009 (SL) Antalyaspor-Trabzonspor: 0-1
2009/2010 (SL) Trabzonspor-Antalyaspor: 3-1
2009/2010 (SL) Antalyaspor-Trabzonspor: 1-1
2009/2010 (TK) Trabzonspor-Antalyaspor: 2-0
2009/2010 (TK) Antalyaspor-Trabzonspor: 1-0
2010/2011 (SL) Antalyaspor-Trabzonspor: 0-0
2010/2011 (SL) Trabzonspor-Antalyaspor: 0-0
2011/2012 (SL) Trabzonspor-Antalyaspor: 2-2
2011/2012 (SL) Antalyaspor-Trabzonspor: 2-1
2011/2012 (TK) Antalyaspor-Trabzonspor: 2-1 (Uz.)

SL: Süper Lig
TK: Türkiye Kupası
Uz.: Uzatmalar Sonucunda
Toplam: 6 Galibiyet, 6 Beraberlik, 4 Mağlubiyet

Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, bizim Antalyaspor'a şansımız tutmuyor. Fakat bu mütemadiyen gelişen bir fobi değil, son 10 yılda, futbolumuzun gelişmediğini, kadromuz değişse de taktiksel açıdan mesafe katedemediğimizi gösteriyor. Buna Şenol Güneş'te dahildir. Sadri Şener ve Nevzat Şakar'a göre 'Gadromuz Yeterli' olabilir belki ama gerçekler çıplak dolaşıyor. Bu sezon şike ve sonrasında yaşanan süreç iyice mide bulandırmışken, takıma yapılan takviyelerden yalnızca birkaçının aşısı tutmuşken, sezon sonuna kadar iyi-kötü sabretmekten başka çaremiz yok. Yeni sezonda Dany ya da Aykut Demir ikilisinden biriyle anlaşmamız birinci önceliğimiz olmalı. Akabinde Umut Bulut'un yuvaya döndürülmesiyle eksiklerimizin önemli bir bölümü giderilmiş olur. Uyum sürecinin aşılmasıyla birlikte tekrardan zirveye oynayan, adam gibi oynayan bir Trabzonspor görebiliriz sahada. O zamana kadar sabır ya sabır...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Marek Cech *
Giray Kaçar *
Celutska *
Serkan Balcı *

Zokora *
Adrian ?
Volkan Şen **
Olcan Adın *
Alanzinho **
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 46 Burak **
Dk. 74 Aykut ?
Dk. 106 Paulo Henrique ?

4 Şubat 2012 Cumartesi

Elde Var Sıfır!

Şampiyonluk yolundaki rakiplerinin puan kaybettiği geçtiğimiz haftayı iyi değerlendirmişti Trabzonspor, bugün ise sadece bu avantajı değil özgüvenini de kaybetti. Medical Park Antalyaspor, Mehmet Özdilek'in yıllardır uyguladığı sisteme ihanet etmeden, çakılı savunma önünde koşan ön liberolarıyla, Tita gibi Süper Lig seviyesine göre çok iyi bir hücum gücüyle galip gelmesini bildi. Üstelik ahım şahım futbol oynamadan. Bordo-Mavi'li futbolcularımız ise taşıdıkları formanın ağırlığına pek aldırış etmeden mücadele ettiler. Sezonun en kötü futboluna Orta Hakem Hüseyin Göçek'in uydurma penaltısı da eklenince mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Sezon boyunca iyi oynamadığımız maçlarda dahi bazı futbolcularımızın kişisel becerileriyle sonuca gittiğimiz mücadeleler olmuştu. Fakat bu kadar kötü oynayıp, maçı kazanma adına hiçbir şey yapmayan bir takım görmemiştim.

2008 Yılından beri Antalyaspor'un teknik direktörlüğünü yapı nam-ı diğer Şifo Mehmet, geçen 4 yılda takımına bir kimlik aşıladı. Zor gol yiyen, savunması çıkmayan, iyi savunma yapıp hücum oyuncularının kişisel becerilerinden gol bekleyen bir takım stratejisine sahipler. Burak Yılmaz'ın kesinlikle çok zorlanacağı bu sistem karşısında farklı bir dizilimle sahaya çıkılmalıydı. Tek forvet oynayan Burak yeterli yardımı alamadı ve rakip stoperler arasında mum gibi eridi. Gerekli tedbirleri alıp, alternatif bir dizilimle mücadele etmeyen Şenol Güneş maça başlarken kaybetmişti. 82 puan topladığımız geçen sezon iki maçta mağlup edemediğimiz Antalyaspor aynı şablona sahipti. Sürekli aynı 11'le çıkmak devamlılık için önemli ama böylesine kritik bir virajda rakibe göre taktik yapılması gerekiyordu. Tita faktörünü gözardı etmeyelim. Türk olduktan sonraki ismiyle Melih Gökçek Trabzonspor savunmasına çok zor anlar yaşattı. 2004 Yılında Ankaraspor'da başladığı Türkiye kariyerine başarıyla devam ediyor. Yaşı 30 olsa da yerli statüsündeki bir oyuncu için hayli cazip görünüyor gözüme, yıllık ücretinin ise kulübede çürüttüklerimizin 3'te 1'i kadar olması muhtemel.

İYİ
Mardan stadyumunda Trabzonspor açısından iyi olan pek az şey vardı. Bunlardan biri vasata yakın birkaç oyuncudan biri Mustafa Yumlu'ydu. Futbolunun üstüne koyuyor, oynadıkça özgüven kazanıyor. Ayakları düzgün, kısa paslarda eskisinden çok daha iyi ve hatalarını azalttı. Sadece gerekli olduğunda uzun pasları tercih ederse daha iyi olacak. Bu şekilde hırslı, tutkulu oynamaya devam ederse Glowacki'nin sakatlık dönüşünde formasını alması zorlaşacak. Mustafa'yla beraber biraz Kaptan Tolga biraz da Olcan Adın bir şeyler için çabaladılar. Ama takımın geri kalanı olan bitene seyirci kalınca skora yansımadı bu çaba.


KÖTÜ
Söylenecek, sarfedecek o kadar olumsuz şey var ki toplasam burdan köye yol olur. Serkan'dan başlayalım. Mehmet Eren'in filelerimize gönderdiği pozisyonda rakibini iyi marke edemedi. Aynı pozisyonda Celutska olsaydı o golü yemezdik. Maç boyunca çok etkisizdi, sahada olduğunu görüyorduk ama yaşadığına dair emareler oldukça zayıftı. Şayet bu bitkisel hayattan çıkamazsa ilk 11'den olacağı aşikar. Giray önceki maçlara nazaran daha kötüydü, takımın halet-i ruhiyesine işleyen isteksizlikten nasibini almıştı. Cech WBA'dan transfer edildiği günden beri en kötü maçını çıkardı. Son maçta düşüşte olduğunu söylemiştik, bu maçla dibi gördü. Onu görünce Celutska'nın kabahati neydi diye sormaktan alamıyorum kendimi. Aykut geçmiş 2 maçına göre düşüşteydi. Colman'ın takımı katlettiği deplasmanda kötünün iyisi gibi gözüktü. Alanzinho'nun aklı futbolda değildi. Rakibin hata yapması muhtemel defansına karşı insiyatif alıp, çalıma bile girmedi. Sonuç olarak Şenol Güneş'te onu devre arasında oyundan aldı. Yerine giren Adrian, Alan'dan daha iyi bir performans sergileyip birkaç güzel pas attı ama neticeye etki edemedi. Halil'in süregelen formsuzluğu bugün tavan yaptı. Goldeki asisti hariç tek bir olumlu hareketi yoktu. Karda, kışta hatta fırtınada nasıl futbol oynanırın dersini veren adam gitmiş, Antalya'ya tatile gelen gurbetçi turist gelmiş. Akıl almaz bir gündü onun adına da. Dakikalar 61'i gösterdiğinde yerini Henrique'ye bırakıyordu. Paulo'nun da kendini ispat etme adına yaptığı gereksiz çalımların ardı arkası gelmiyor bir türlü. Ciddi bir disiplin sorunu olduğunu düşünüyorum. Burak Yılmaz, gol yükümüzü tek başına sırtlayan Şenol Güneş Mucizesi, günden güne takım oyunundan uzaklaşıyor. Gol kaçırmasına hiçbir tepkim olmaz, olmadı ve olmayacak. Ama bir futbolcu kaybettiği toptan sonra bile kayıtsız kalıp, hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsa ciddi bir sorunu var demektir. Attığı ve çoğunda rakibe teslim ettiği paslardan bahsetmiyorum bile. Biraz toparlanması, kendine çekidüzen vermesi gerekiyor.


ÇİRKİN
Colman. Keyfine göre oynayan bir futbolcu hüviyetine büründü bu sezon özellikle. Bir futbolcunun maç seçmesi bir çok nedene bağlanabilir ama onun Trabzonspor formasıyla geçirdiği en kötü sezona tanıklık ediyor olduğumuz gerçeğini de gizleyemez. Trabzonspor'a ilk geldiği zamanlardaki heyecanını yitirmiş besbelli, sıkıntısı var. Ama bu durum takımı sabote ediyor. Bir an önce kendine gelmesi, psikolojik tedavi dahil her türlü desteği alması gerekiyor. Bildiğim kadarıyla yakın zamanda sözleşmesiyle alakalı bir sıkıntı olmayacak çünkü 2016 yılına kadar uzatıldı. Trabzon'un ve Trabzonsporlunun çok sevdiği bu karakter, kendini ispat edip, adını duyurduğu kente borcunu bu şekilde ödememeli. Üstelik kendisinden beklentiler bu denli fazlayken.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi

Tolga Zengin **
Mustafa Yumlu **
Serkan Balcı *
Giray Kaçar *
Marek Cech *
Colman *
Aykut Akgün *
Alanzinho *
Olcan Adın **
Halil Altıntop *
Burak Yılmaz *

Sonradan Girenler
Dk. 46 Adrian *
Dk. 61 P. Henrique *
Dk. 78 Volkan Şen *

26 Ekim 2011 Çarşamba

Lastik Patladı, Sistem Tepetaklak

10 günde 3 maç oynadığımız bir tempoda bazı futbolcuların teknik direktörümüz Şenol Güneş tarafından dinlendirilmesi ne kadar normalse, duran toplar hariç sahada gözükmeyen Adrian dururken tek kanat oyuncumuz Volkan Şen'in kenara alınması o kadar anormaldi.

Antalyaspor kalemize sadece 3 kez gelebildi fakat 2 kez topu filelerimizde gördük. Mehmet Özdilek'in 90 dakika savunma mantalitesi yine değişmemişti fakat oyuncuları dahil hiç kimse ilk 26 dakikada Avni Aker deplasmanında 2-0 öne geçeceklerini hayal etmemiştir. Böylesine zorlu bir deplasmanda çok erken öne geçen takımlar genelde psikolojik olarak arkalarına yaslanıp oyunu kendi alanında kabul ederler. Hal böyle olunca, çok kötü bir ilk yarı oynayan Trabzonspor, devre arası motivasyonuyla birlikte çok çok iyi bir 20 dakika oynadı. Zokora'nın oyuna dahil olması takımı tekrar maça döndürdü. Orta sahada topa hakim olduk, rakip kaleyi ablukaya almamız uzun sürmedi. Sezon başında Maestro Zokora'nın transferindeki en önemli ve belki de tek handikap olan çok kart görme huyundan bahsetmiştik, bugün gözlerimizde de görmüş olduk. Pek huyu olmayan bir şekilde Deniz'i biçmesi net sarı karttı. Frikik pozisyonunda ise Hakem, oyunu devam ettirirken yan hakemin uyarısıyla oyunu durdurup 2.sarıyı ve Kırmızı kartı vermesi takımımızın kalan dakikaları 10 kişi tamamlamasına neden oldu. Bu Kırmızı Kart Suat Arslanboğa'nın penaltı pozisyonundaki kararına da sirayet etti, çünkü 2. Sarı Kart yanlıştı.

Şenol Güneş'in özellikle Serkan ve Volkan'la sağ kanadı iyi kullanmaya başladığımız dakikalarda, sahada gezinen ve kesinlikle 90 dakikalık kondisyonu olmayan Adrian dururken iyi bir maç çıkaran Volkan Şen'i oyundan alması tam bir hayal kırıklığıydı. Sadece ikinci yarıda 7-8 atağı bu kanattan geliştirdiğimizi, Volkan oyundan çıktıktan sonra oradaki hakimiyetimizi yitirdiğimizi gözönüne kalırsak puan kaybından sorumlu insanların başında Şenol Güneş geliyor diyebiliriz.

Kalede -hiç hatırlamak istemediğim- eski günlerine dönüş sinyalleri veren Tolga'nın dinlendirilmesi gerekiyor. Özellikle zirve yarışından kopmama adına Gaziantepspor deplasmanında mücadele vereceğimiz Cumartesi günü öncesinde. Serkan, Volkan'la iyi anlaşıyor fakat geçen sezonki kanat bindirmelerinden sadece 1 tanesini görebildik bu akşam Avni Aker'de. Giray ve Glowacki bugün defans kurgusunun en zayıf halkalarıydı. Özellikle Polonyalı Stoper'in Deniz'in attığı goldeki inanılmaz hatası beni hayal kırıklığına uğrattı. Hemen hemen her yazımda belirttiğim üzere Glowacki yabancı kontenjanının boşa harcandığı bir stoper oyuncusudur. 3 Kulvarda mücadele eden Trabzonspor'un ilk 11 oyuncusu değildir. Ferhat geçen sezonkinden daha diriydi, önemli atakları kesti, maç eksikliğinden kaynaklanan basit top hataları yapması tek eksi yönüydü.

Sapara'nın sağlıklı bir değerlendirme yapılacak bir süre oyunda kaldığına inanmıyorum. Esasen bir 90 dakika çıkarmadan onun hakkında önyargıya kapılıp, olumsuz bir izlenim vermek hiç istemiyorum. 35. Dakikada oyundan alınırken yaşadığı hayal kırıklığını az çok tahmin edebiliyorum. Yerine oyuna giren Halil yine iyi mücadele etti. Fakat kale önünde dokunamadığı iki net pozisyon var ki, birine dokunabilse kahraman olabilirdi. Colman yine maçın belirli bölümlerinde iyi oynadı. Bu performansı bir devreye yayabilirse takıma çok şey kazandırır. Zokora Kırmızı Kart görene kadar takımın en iyilerinden biriydi. Oyunda kaldığı 30 dakikada çnemli işlere imza attı. CSKA Moskova maçında takımın en iyilerinden biri olacaktır yine.

Alanzinho yine yokları oynadı. Geçen sezon Jaja'nın stepnesi olarak işini bir hayli iyi yapıyordu. Oyuna sonradan girdiği maçların son 15-20 dakikasında yorgun rakip defans oyuncuları arasında at koşturuyordu fakat işler değişti. Kapasitesinden çok daha fazlasını beklemek onu da taraftarı da üzer, üzecektir. Adrian'ın maça ağırlığını koyduğu, yeteneklerini sergileyip bir '10' numara gibi oynadığı maçına henüz şahit olmadım. İnşallah en kısa zamanda beni utandırır.

Burak Yılmaz'ı nazar etmekten çok korkuyorum. Dualarım en çok onunla, sakatlıklar, kartlar ve kötü şans ondan uzak durur inşallah. Onun yokluğunu bu takım hiç ama hiç kaldırmaz. Gaziantepspor deplasmanında ona yine çok iş düşecek. Yılmayacak, bunu hepimiz biliyoruz...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin *
Giray Kaçar *
Glowacki *
Ferhat **
Serkan Balcı **
Colman **
Sapara *
Alanzinho *
Adrian *
Volkan Şen **
Burak Yılmaz ****

Sonradan Girenler
Dk. 35 Halil Altıntop **
Dk. 46 Zokora **
Dk. 75 Pawel Brozek ?

11 Kişi Defans

Bir çok futbol yorumcusuna göre gelecek vaat eden yerli teknik direktörlerden biri Mehmet Özdilek nam-ı diğer Şifo Mehmet. Beyefendi duruşunu bozduğu Türkiye -İsviçre maçında Behrami'ye taktığı çelme ve akabinde sarfettiği 'Kendime yakıştıramadım.' sözleriyle gündeme oturmuştu.

Kırmızı-Beyazlı Akdeniz takımına bir futbol mantalitesi ve kimlik kazandırdığını söylemek hiç yanlış olmaz. Potansiyel asansör takım hüviyetinden kurtarıp, ligin zorlu deplasmanlarından birine çevirdi Antalya'yı. Ama halen Ziya Doğan felsefesinden kurtarabilmiş değil kendini. Elinde önemli hücum silahları olmasına rağmen, fuutbolun güzelliği adına hiçbir şey veremeyen, 90 dakika savunma yapan bir takım oldu Antalyaspor. Bugün yine bu dizinin bilmem kaçıncı bölümünü hep birlikte izleyeceğiz. Ben çok sıkıldım bu durumdan, sizler sıkılmadınız mı?

23 Ekim 2011 Pazar

Futbol Kötü Sonuç İyi

Bursa Atatürk Stadyumu Süper Ligdeki her takım için zorlu bir deplasmandır. İşte bu yüzden oyuna hükmetmeden, hücum adına pek bir şey yapmadan alınmış bir puan başarı sayılabilir. Üzerinde düşünülmesi gereken konu ise Volkan Şen hariç kanatlardan hücum yapmamızı sağlayacak, top getirecek hiçbir futbolcumuzun olmayışı. Dün sahada Sadri Şener'in (?) tasarrufuyla Volkan Şen'in olmaması tüm hücum atraksiyonlarımızın önüne geçti. Volkan'ın, Sercan'ın Galatasaray formasıyla Bursaspor'a karşı 1 hafta önce oynadığı kötü futbolun benzerini oynayacağını, stadyumdaki Bursaspor taraftarından tepki alacağını düşünerek böyle bir tasarruf yapılmışsa bile mantıklı gelmiyor. Profesyonel futbolcular, Sadri Şener kadar duygusal bakmıyorlar futbola.

Durum bu kadar vahim olunca
gol atma şansımız, yetenekli ayakların kişisel çabalarına kalmıştı. Süper Lig'in en formda oyuncusu Burak Yılmaz yine umutların tükenmeye başladığı anlardan birinde kendi kişisel çabalarıyla yoktan var ettiği pozisyon sonucunda penaltıyı, akabinde golü takımımıza kazandırdı. Kalede Tolga Zengin'in konsantrasyon sorunu, orta alanda Colman'ın bölüm bölüm kaptırdığı kritik toplar, Serkan'ın geçen sezonki ritminden çok uzakta olması, Zokora'nın şimdiye kadar hiç dinlendirilmemesinden kaynaklanan kondisyon sıkıntısı, Halil'in Trabzonspor'daki en kötü maçlarından birini oynadığı bir mücadelen, üstelik Bursa deplasmanından alınan 1 puan kazançtır. Alanzinho maçın en etkili ismiydi. Nadiren de olsa sahada 90 dakika kaldığı maçlarda kendini gösterme şansı bulabiliyor. Ancak tıpkı Colman gibi gereksiz top kayıpları yapmadığı sürece devamlı oynama şansı bulabilir.

Çarşamba günü Avni Aker'de geçen sezon ki belalımız, gol yollarında devamlı sıkıntı yaşadığımız Mehmet Özdilek'in Antalyaspor'uyla karşılaşacağız. Şifo Mehmet futbolcularını beraberlik için oynatacak, zaten sıkıntılı olduğumuz hücum yollarımızı iyice kilitleyecektir. Dikkatli ve sabırlı oynamalıyız. Henrique'nin durumu şu an için net değil, o nedenle Halil ve Volkan'ın kanatları iyi kullanması gerekiyor. Çarşamba günü zorlu bir mücadele oynadıktan hemen sonra Cumartesi günü Gaziantepspor deplasmanına gideceğiz. Belki bu iki maçtan da önemli olan CSKA Moskova mücadelesini ise sonraki Çarşamba günü yine sahamızda oynayacağız. Önümüzdeki 2 maçta bazı oyuncularımız Şenol Güneş tarafından dinlendirebilir, puan kaybı yaşayabiliriz ama alışık olmadığımız bu yoğunluktan en az zararla çıkmamız, her iki kulvarda da iddiamızı sürdürmemizi sağlayacaktır.



Oyuncularımızın Değerlendirmesi

Tolga Zengin *
Giray Kaçar **
Glowacki **
Celustka **
Serkan Balcı *
Colman **
Zokora **
Alanzinho ***
Adrian **
Halil Altıntop *
Burak Yılmaz ***

Sonradan Girenler
Dk. 62 Pawel Brozek ?
Dk. 62 Mustafa Yumlu ?
Dk. 74 Ferhat Öztorun *