Orduspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Orduspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2013 Cumartesi

Hasta Komadan Çıktı!

Mantığa sığmayan ama çoğu kişinin dillendirmekten sakınmadığı "küme düşme" korkusunu bertaraf edecek bir galibiyetti bu akşam alınan. Trabzonspor, tarihinin en kötü sezonunu telafi edecek iki önemli mücadelenin ilkinden galibiyetle ayrıldı ve nihayet hasta komadan çıktı. Orduspor maçı ve Çarşamba günü Sivas deplasmanında oynayanacak Türkiye Kupası Yarı Final maçı kritik öneme sahipti. Çünkü olası bir Orduspor mağlubiyeti, cam gibi kırılgan futbolcular için sonun başlangıcı olabilirdi. Adrian ve Halil değişiklikleri gelmese kötü senaryonun gerçekleşmesi işten bile değildi. Haftalardır sebebini bilmediğimiz şekilde yedek kulübesinde yanında oturttuğu Adrian'ı hatırladı Tolunay Kafkas kötü geçen ilk yarının ardından. Polonyalının oyun zekasını ve ince ara paslarını konuşturduğu dakikalarda, çoğu taraftar gibi benim de beklemediğim şekilde iyi bir oyun ortaya koyan Halil skoru değiştirme adına insiyatif alıyordu. Soner'in 90 dakikalık kaliteli oyunu, Adrian'ın güzel asisti ve Halil'in net vuruşu tek golle 3 puanı Bordo-Mavi'li takımımıza getirirken ekran başındaki milyonlar da rahat bir nefes alıyordu. Haftaiçi Sivas deplasmanından alınacak iyi bir sonuç, dibe vuruşun ardından ivme kazandırıp, son 5 haftada yukarılara taşıyabilir takımı.

İYİ
Soner Aydoğdu. Gelecek sezon için bizi umutlandıracak önemli işler yapıyor, özellikle son haftalarda. Bu sezondan geriye kalan yegane kazanımlarımızdan. Tolunay Kafkas'ın ona yüklediği çift yönlü oyuna alışmaya başladı, daha da iyi olacaktır. Adrian'ı oyun tarzıyla, jest ve mimikleriyle ve hatta rahatlığıyla Sergen Yalçın'a benzeten bir ben miyim acaba? Kalitesiyle de ona yaklaşıyor, bugün maça girmese 3 puan almamız bir hayli zor olurdu. Halil Altıntop, takımı ateşleyen isimdi. Oyuna girdiği an ne kadar hırslı olduğunu belli etmişti. Çok çalıştı, genel olarak Trabzonspor'un futbolcusu olarak görmesem de bugün başarılı olduğu gerçeğini göz ardı edemem.

KÖTÜ
Tolunay Kafkas, sahaya çıkardığı Serkan, Mustafa, Cech gibi isimlerdeki ısrarı yerine Zeki Yavru, Abdullah Karmil, Emre Güral ve Adrian gibi gençlere şans verse, en azından bu kayıp sezondan bir şeyler çıkarmış olmaz mıyız? Kaldı ki bu oyunculara karşı takındığı tavır, onlara hiç şans vermemesi takım huzurunu bozan etkenlerden biri. Dikkatli olması gereken bir nokta da şu, bugün şansı yaver gidip Halil muazzam oynadığından pek konuşulmayacaktır ama Paulo Henrique'nin yanına bir forvet alıp, ileriyi çiftlemek yerine tek forvette ısrar etmesi, üstelik gol bulmaya ihtiyaç varken ısrar etmesini makul göremiyorum. Gaziantepspor ya da Kayserispor'u çalıştırmıyorsun Tolunay Hocam, biraz dikkat lütfen.



Volkan Şen'in bugün sahadaki en kötü Trabzonspor oyuncusu olduğunu görmemek için kör olmak gerek. Çok çabuk demoralize olma gibi bir özelliği var ve henüz maçın başında yaşadığı pozisyondan sonra oyundan düştü. Hocası onu 90 dakika sahada tutsa da verimsizliği katkı yapmasının önüne geçti, toparlanması gerek.

ÇİRKİN
Son haftalarda, yaklaşan yerel seçimlerden olsa gerek Trabzonspor maçlarına gelen siyasilerin sayısı bir hayli arttı. Sadri Şener'in görevi bırakma kararı almasından sonra pastadan pay kapma ya da yönetime kendi adamlarını yerleştirme çabalarına girmiş olabilir bu güruh. Aman uzak durun bizden, şike yasasını 1 günde, tüm siyasi partilerin ortak kararıyla meclisten geçirdiğiniz gün bitmişti sizinle işimiz.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur **
Serkan **
Giray **
Mustafa **
Cech **
Zokora **
Soner ***
Alanzinho **
Olcan **
Volkan *
Paulo Henrique **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Adrian ***
Dk. 63 Halil ***
Dk. 82 Bamba ?

20 Kasım 2012 Salı

45 Dakika Yetti!

Her ne kadar kağıt üzerinde kolay gözükse de zor kazanılan Akhisar Belediyespor maçının ardından Süper Lig'in en zorlu deplasmanlarından birine konuk oldu Trabzonspor. Evsahibi ekip 16 Aralık 2011 tarihinden beri sahasında kimseye mağlup olmuyordu. Yayıncı kuruluşun rating kaygısıyla uydurduğu Karadeniz Derbisi titri çok havada kaldı. Ordusporlu taraftarların 90 dakikalık tempolu küfürleri, Trabzonspor'un ağabeyliğini görmezden gelmek, uzatılan eli itmek anlamına geliyordu.

Maçın ilk devresinde sahada neredeyse hiç olmayan Bordo-Mavi'li futbolcularımız ikinci devreyle birlikte unuttukları kimliklerini yeniden buldular. Tek bir olgun atağı olmayan takımın yerine istekli, arzulayan, kazanma azmi olan bir takım gelmişti. Olcan eski günlerine dönüş sinyalleri verirken, takımını da zorlu deplasmanda zafere taşıyordu. Olcan'lı 45 dakika yetmişti.

İYİ
Onur'un her hafta yükselen formu dikkat çekiyor. Bazen düşünüyorum, Avrupa'dan önde gelen liglerindeki belli başlı takımlarda rahatlıkla oynayabilecek seviyede iki kaleciye sahibiz. Özellikle genç Onur'u önümüzdeki yıllarda kadromuzda tutmak zor olabilir. Sol Bamba her zamanki gibi yerinde müdahalelerle görevini iyi yaptı. Oyuncularımız özellikle defansta, konsantrasyonlarını yitirdiği anlarda sahne alarak takımı maçta tutan isim oldu.


Marc Janko, geçtiğimiz hafta kendisinden çok şey bekleyenlerin umutlarını yeşertmişti, bu hafta ise kendini gerçek anlamda gösterme şansı oldu. Attığı golle, direkten dönen vuruşuyla ofans hattımızın yıldızı olacağını ispat etti. İyi beslenebilirse çok faydalı olacaktır. İkinci devre oyuna giren, girdiği gibi maçın havasını değiştiren Olcan Adın eski günlerine dönüş sinyalleri verdi. Umarız bu formu gelecek haftalara da taşır ve zirve yürüyüşümüz devam eder.

KÖTÜ
Serkan Balcı, kendinde değil. Ne kafası ne de vücudu futbol oynamaya elverişli. Erkenden emekli olan futbolcular gibi, hevesini almış futboldan. Bu halde sadece ve sadece Zeki Yavru'nun istikbaliyle oynar. Sol bekte yer alan Emerson'un da ondan farkı yok, Trabzonspor'da oynaması cidden mucize. Marek Cech'in geçen sezonki performansı Sambacıdan çok daha iyiydi. Fakat Slovak futbolcuya hiçbir resmi maçta şans tanımadı Şenol Güneş. Bence Adrian gibi o da bir şansı hakediyor, özellikle Emerson bu kadar kötüyken.

Sapara, Colman ve Yasin aynı anda kötü oynamaları oyunun ilk yarısında kendi yarı sahamıza hapsolmamıza neden oldu. Colman sürekli pas hatası yapması, Sapara'nın sorumluluktan kaçan futbol anlayışı, Yasin'in yorgunluğu gözlerden kaçmadı. Colman düzelecektir, maç eksikliğini giderdikçe fakat Sapara'nın haftalar ilerledikçe düşen formu onu yedek kulübesine yaklaştırıyor.

 
ÇİRKİN
Orduspor taraftarı. Trabzonspor camiası genel olarak Orduspor'a sempatiyle bakar. Zira Süper Lig'de ne kadar çok Karadeniz takımı olursa o kadar mutlu olur Bordo-Mavi yürekler. Trabzonspor taraftarı, Karabük'ten Rize'ye kadar yaydığı bölge milliyetçiliği karşılık bulabilmiş değil son zamanlarda iyileşen Çaykur Rizespor ilişkileri hariç.

Bu akşam Orduspor taraftarı öyle ağır küfürler etti ki, herhangi bir İstanbul deplasmanında bu denli bir rezillikle karşılaşmamız pekte olası değil. Trabzonspor 'Efsane' kimliğini, 2.Liglerde onlarca yıl mücadele ederek kazanmadı. Müzemizdeki şampiyonlukların zekatları bile onları ihya eder. Kardeşlerimizi buradan uyaralım tekrardan, ağabey dediğin büyüklüğünü gösterir ama bir yere kadar. Lakin nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur Recep Kıvrak ***
Serkan Balcı *
Giray Kaçar **
Sol Bamba ***
Emerson *
Soner **
Sapara *
Colman *
Yasin Öztekin *
Emre Güral **
Marc Janko ***

Sonradan Girenler
Dk. 46 Olcan Adın ****
Dk. 73 Halil *
Dk. 84 Aykut ? 

12 Ağustos 2012 Pazar

Yeni Bir Başlangıca Doğru Yol Alırken

İlk kez Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden ve gerçekten başarılı olduğumuz bir Avrupa deneyiminin ardından ne Süper Lig'de ne de Türkiye Kupasında istediğimizi alamamıştık. Geçen sezon genel anlamda iyi geçmemişti bizim adımıza.

Süper Lig'de 3. olmamız bize Uefa Avrupa Ligi'ne katılma şansı tanımıştı ve seribaşı olacağımız Playoff turunu geçmemiz halinde gruplara kalacaktık. Cuma günü, genelde Uefa kuralarına bizi temsilen katılan yöneticimiz Nevzat Aydın'ın pek tarzına uygun olmasa da dişimize göre bir rakip çektik.

Macaristan futbolu, 20. yüzyılın ortalarında Dünya Futboluna damgasını vurmuş bir ekol olmuşken, geçtiğimiz 15 yılda vasat bir Orta Avrupa ülkesine dönüşmüştü. Küllerinden doğmak doğru deyim olmayabilir belki ama Atilla'nın torunlarında belirgin bir silkinme, toparlanma var diyebiliriz. Özellikle yakınlık bakımından yetenekli Macar futbolcuları ilk keşfedenler genelde Alman takımları oluyor. Stuttgart ve Real Madrid 2. takımlarının tedrisatlarından geçen 24 yaşındaki gelecek vaat eden santrafor Adam Szalai'nin yanında Macar Milli Futbol takımının kaptanlığını da yapan, uzun yıllardır Anderlecht'de oynayan stoper Roland Juhasz ve kuşkusuz ülke futbolunun en büyük yıldızı, Dinamo Moskova'nın en önemli gol silahlarından olan Balazs Dzsudzsak, ülkenin son zamanlarda yetiştirdiği en büyük değerler.


Disiplinli bir futbol anlayışları var, Ülke futboluna örnek olarak Alman ekolünü aldıklarını pekala söyleyebiliriz. Takım olarak iyi defans yapabilen fakat yaratıcı oyuncu eksikliğinden kaynaklanan sıkıntıları olan bir takım Videoton. Bu eksikliği de, ekonomik olarak imkanı olmayan çoğu Orta Avrupa takımı gibi Güney Amerika'dan yeni yetenekler keşfederek kapatmaya çalışıyorlar.
Son 4 sezondur hem Macar Liginde hem de Macar Kupasında önemli işlere imza attılar. Önceki sezonların aksine bu sezon Uefa Avrupa Ligi'nde de başarılı sonuçlar aldılar. 2. Eleme Turunda Slovakya'nın Slovan Bratislava takımını, 3. Eleme Turunda ise Belçika'nın Gent takımını eleyerek bize rakip oldular. Takımın başında, 90'lı yıllarda adından sıkça söz ettiren, Portekizli bir teknik direktör var; Paulo Sousa. Kariyeri boyunca Benfica, Sporting Lizbon, Juventus, B. Dortmund, İnter, Parma, Panathinaikos ve Espanyol gibi takımlarda forma giymiş bir futbol tecrübesi. Dikkatli olmak lazım, yakın geçmişte Otelul Galati gibi bir takıma elenmişliğimiz var. Rakibimizi hafife almamız bize pahalıya mal olabilir. Sadece 1 tur, önümüzdeki grup aşamasında bizi 3.torbadan kuraya sokmakla kalmayacak, gelecek sezonlarda Şampiyonlar Ligi elemelerinde seribaşı olabilecek puanları toplamak için önayak olacak.

Takımımız durumuna gelince. Bir hayli sıkıntılı bir transfer dönemi yaşadığımız aşikar. Dame N'Doye transferinin olmaması, çekilen fotoğraf karesi bir prestij kaybından öte bir kayıp değil elbette ama Transfer Komitemizin yıllardır süregelen başarısız çalışmaları istikrarını koruyor. Topu ayağında tutabilecek, takım arkadaşlarının hücuma çıkmasını sağlayacak, hem ayaklarıyla hem de kafasıyla gol atabilecek meziyetlere sahip, net bir santrafora ihtiyacı var Trabzonsporumuzun. Bunun yanında stoper oynayabilen bir Sol Bek ve Serkan Balcı'yı yedekleyebilecek, sezon içerisinde sıkça yaşadığı formsuz dönemlerde ise ilk 11'de sırıtmayacak bir alternatif sağ bek ilaç olur bize. Yöneticilerimizin sıkça vurguladıklarının aksine 'Gadromuz yederli' değil malesef. En iyi ihtimalle 3.lük mücadelesi verebiliriz bu kadroyla Süper Ligde.


Genelde takımımızın hazırlık maçlarını takip etmeye çalıştım sezon öncesinde. En önemli katkı geçen sezonun ilk devresinde bize hayal kırıklığı yaşatan Marek Sapara'dan geldi. Adrian'da bir kıpırdanma var. Devamlılık noktasında sürekliliği olur mu bilemeyeceğim. Gençlerbirliği'nden transfer ettiğimiz Soner ve Yasin hem yaşları hem de yetenekleri bakımından uzun yıllar Bordo-Mavi'li formaya hizmet edeceklerdir. Sol Bamba, tecrübeli, özgüveni yüksek bir futbolcu profili çiziyor olmasına karşın sert, kolayca kart görebilecek bir yapıya da sahip. Giray gibi ağır bir stoperin yanında, topu oyuna seri bir şekilde sokabilecek, Giray'dan daha hızlı bir stoper transfer edilseydi daha olumlu olurdu diye düşünüyorum hala. Emre Güral hakkında net bir fikre sahip olacak kadar izlemedim genç gurbetçiyi, umarım uzun vadede katkı sağlar.


Son oynadığımız Orduspor maçında da anlaşılacağı üzere takımımızla ilgili olarak en önemli ve belki de tek gelişme artık daha bir takım gibi oynamamız. Eh, Trabzonspor için ölen olmuyor, ondandır belki de. Geçen sezonki şişirme, uzun top anlayışını terk edip bol paslı sisteme dönmüş olmamıza seviniyorum. Fakat Halil, Vittek, Paulo Henrique ve Emre Güral'dan oluşan bir hücum hattı verim bakımından kimseyi tatmin etmeyecektir. Uefa'ya takım listelerinin verileceği Pazartesi günü akşamına kadar hem sol beke hem de santrafora 2 oyuncu transfer etmezsek, hayal kırıklığı ligin ilk 2 haftasından sonra homurdanmalara dönüşecektir, bu da böyle biline...

9 Nisan 2012 Pazartesi

Gazoz Liginin Kapanış Maçı

Daha playoff var diyenleri duyar gibiyim, boşa geçen 7 aylık bir sezonun sırf Digiturk kesesini doldursun diye uzatılan yapay organı gibi Playoff. Ne sahada top oynayan futbolcular, ne tribünde taraftarlar ne de kulüpleri yönetenler için iyi bir sezon olmadığı muhakkak. Şike skandallarıyla sallanıp duran ülke futbolunun kalitesine de sirayet etti bu şuursuzluk. Sonuç olacak kaide yerini bulsun diye oynanacak bir 6 maç daha var önümüzde. Şampiyonun değişmeyeceği aşikarken, biz Trabzonspor taraftarlarının boş hayallere tutunmasının da manası yok haliyle.


Samsunspor ve Orduspor'un aynı anda Süper Lig'e yükselmesine sevinenlerdendim ben de. Fakat Anadolu'nun tüm şehirlerindeki Trabzonspor düşmanları toplansa, bu iki güzide şehrin tribünlerindeki kin ve nefretle yarışamazlar belli ki. Aynı bölgenin, aynı havanın ve denizin insanları ne oldu da kanlı bıçaklı düşman oldular birbirlerine? Ben Karabük, Ordu, Samsun yetmez Rize, Bolu ve Giresun'da gelsin diye düşünürken her maç hangi akla hizmet Trabzonspor ağza alınmayacak küfürlere maruz kalıyor. Orduspor'la sezon öncesinde oynanan maçta da çirkin olaylar, evsahibi kültürüne yakışmayacak küfür ve kavgalar olmuştu. Aradan geçen onca zaman Fair Play duygusunu sağlamak şöyle dursun, komşu şehrin takımını gördüğü yerde çiğ çiğ yiyecek bir ruh haline bürünmüş insanlar. Karadeniz takımlarının dayanışması sözde değil özde olmalı. Ama bu düşmanlıkta diretilirse, bir koro şeklinde küfredilmeye, şehre gelen Trabzonlu misafirlere gruplar halinde saldırıp, linç edilmeye devam edilirse bunun cevabını veririz. Savaş baltalarını gömdüysek de yerini unutmadık.

Maça dair söylenecek pek bir şey yok malesef. Futbolcularımızın tamamına yakını kötü saha koşullarının ve Orduspor'un uyutan futbol anlayışının esiri oldular. İyi mi oynadık, hayır. Bu futbol gelecek için umut veriyor mu? Ona da hayır. Öyle ya da böyle alnımızın akıyla bitirmemiz gereken 6 maç daha var. Bu maçların 3'ünü kazanırsak ilk 3'te kalmayı garantileriz. Özellikle iç saha maçlarında bayanlara çok iş düşüyor. Şayet Olcan Adın, transfer edildiği zamanki gibi futbol oynarsa Şampiyonlar Ligi ön elemesi hiçte uzak değil. Ama o da birçok takım arkadaşının da yaptığı gibi 'Bitse de gitsek' havasına bürünürse, Avrupa Ligi'ne katılmamız bile tehlikeye girebilir. Aman dikkat çocuklar, iyi başlamadık bari sonunu iyi getirelim.



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga **
Mustafa Yumlu **

Giray Kaçar **
Celutska *
Cech **
Serkan Balcı *

Zokora **
Volkan Şen *
Halil Altıntop **
Alanzinho *
Burak Yılmaz *

Sonradan Girenler
Dk. 58 Adrian *
Dk. 71 Paulo Henrique *

Dk. 84 Aykut ?

23 Aralık 2011 Cuma

Burak Yılmaz Ordu'ya Patladı

8 Maçtır kazanamayan, beklentilerin çok altında kalan bir takımın çıkış maçı bol gollü bir galibiyetle beraber gelir genelde, futbolun kendini tekrar eden güzelliklerinden biri de budur. Süper Lig'in en dirençsiz takımlarından birini kendi evinizde konuk ediyorsanız bir patlama maçı olması kaçınılmazdır. İlk devrenin tamamında beklentilerin altında kalan Trabzonspor'da sezonun en sansasyonel çıkışını yakalayan ve geçen sezonki yükselişini perçinleyen Burak Yılmaz gerçeği dün Avni Aker'de yine Deja Vu yaşattı sevenlerine.

Rakip, sezona bomba gibi bir başlangıç yapmış, kulüp başkanlarının -gerçekçi olmasa da- 5 yıl sonunda hedeflediği Süper Lig şampiyonluğu için iyi bir temel atmıştı. Fakat akabinde iyi futbola rağmen yitirilen şanssız puanlar onları hedeflerinin çok gerisinde bırakmıştı. Türk Futbolunun gerçeklerinden biri olan başarısızlığın suçunu ilk olarak Teknik Direktörde arama hastalığı Ordu semalarında tekrardan görülmüş, çok yanlış bir tercih yapılarak Metin Diyadin'in görevine son verilmişti. Süper Lig tecrübesi olan kurt hocalar dururken (Bkz. Yılmaz Vural) yüksek bir maaş ve yine yüksek beklentilerle getirilen Hector Raul Cuper bana kalırsa çok yanlış bir seçimdir. Mallorca'yı Kupa Galipleri Kupası finaline taşıdıktan sonra Valencia'ya tarihinin en başarılı sezonlarını yaşatan Cuper 10 yıldan fazladır sermayeden yiyen bir hoca. Valencia'dan sonra geçen 10 yılda çalıştırdığı 10 takım bu istikrarlı başarısızlığın en büyük delili.

Trabzonspor'a gelince, ilk devre boyunca oynadığı 17 maçta, dünkü Orduspor maçıyla birlikte yine Avni Aker'de oynadığı Kayserispor maçında güzel futbol oynadı. Her iki maçta bol pozisyon, kaçan fırsatlar ve maçı isteyen bir Trabzonspor vardı sahada. Takım isteyince dört bir yandan saldırıp sonuç arayabiliyor demek ki. Fakat, şuursuzca saldıran takımlar ki Orduspor, Ankaragücü buna örnek olarak verilebilir, defansif güvenliği bir kenara bıraktıklarından, Burak Yılmaz'ın sahne almasına yardımcı oluyorlar. Dünkü maçta Burak Yılmaz'ın etkili olmasının sebebi rakibin gerekli tedbirleri almayıp, onu iyi marke edememesidir. Halil'in ofansif katkı veremediği bir düzende, gol bulma şansımız yalnızca Alanzinho'nun kişisel becerilerine ve oyuna girerse Volkan'ın kanat bindirmelerine kalıyor haliyle. Çünkü sahaya iyi yerleşen her takım, Burak Yılmaz'ı kontrol edebilir ve ona atılan uzun toplara önlem alarak Trabzonspor'un gol yollarını kesebilir. İşte bu yüzden Burak Yılmaz'ın geçen sezon Umut Bulut'la yaptığı ortaklığa benzer bir şablonda sahaya sürülmesi gerekiyor. Bu nedenle de kimsenin tartışmayacağı kalitede bir santrafor, dikkatinizi çekerim forvet değil santrafor transferi şart oğlu şarttır. Böylelikle Burak Yılmaz arzuladığı boş alanları bulabilecek, santraforun ona indirdiği ya da koşularıyla defansı yanına çerekerek ona yarattığı boş alanlarla alternatifli bir hücum şablonuna sahip olacağız.

Dünkü maçta sahaya çıkan 11'in tamamı başarılı iken oyuna giren 3 ismin tamamı başarısızdı. Büyük beklentilerle transfer edilen Sapara ve Paulo Henrique'nin saha içinde birbirleriyle tartışmaları sinirlerin daha da gerilmesine neden oldu. Şenol Güneş gibi sakin yapısı olan bir teknik direktörün bile rest çekerek, bu ikiliyi hedef göstermesi iplerin kopma nokasına geldiğini bizlere gösteriyor esasen. Onun dışında şans bulan ve iyi değerlendiren Mustafa Yumlu'nun pozitif performansı, rakip takım oyuncularının 90 dakika boyunca tek bir gol pozisyonuna bile girememiş olmaları bizim adımıza gayet sevindirici gelişmeler. Halil'in Schalke'de ki günlerine nazire yaparcasına attığı klas gol ve Alanzinho'nun yükselen performansını da unutmayalım.

Trabzonspor, Sir Şenol Güneş önderliğinde ilk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde beklentilerin çok üzerine çıkarak başarılı olmuştur. Digiturk'ü zarardan kurtarmak için icat edilen Playoff en çok Trabzonspor'u etkilemiş, zaten Şampiyonlar Ligi nedeniyle 3 günde bir maç yapan Trabzonspor'un ligdeki maçlarına daha yorgun çıkmasına sebebiyet vermiştir. İkinci devrenin özellikle başında Zokora'nın uzunca bir süre Afrika Uluslar Kupasında olacak olması, Barış Özbek'in sakatlığının henüz geçmemesi ihtimaline karşı o bölgeye de bir takviye gerekebilir. Bu aralar adı sıkça Trabzonspor'la geçen Hürriyet, sertliği ve mücadeleci yönüyle o bölgeyi toparlayabilir. Türkiye Kupası elemeleri ve Avrupa Ligi'nde oynayacağımız PSV maçlarıyla beraber ligdeki diğer rakiplerimize nazaran daha çok maç yapmış olacağız yine. Az ama öz, nitelikli transferler, Mithat Halis'in yönlendirmesinde kalınmadan alınacak oyuncular faydalı olacaktır.

Bu başarılı hocayı mutlu edecek, direkt ilk 11'de başlayacak meziyetlere ve tecrübeye sahip bir santrafor ve stoper transfer edilirse eksiğimiz kalmayacak. Gözümüzü kapayıp, Fransa orta sıra takımlarından siyahi bir santrafor ve yine siyahi bir stoper alalım, zarar edersek ben burada olacağım. Belki de Trabzonspor camiası için en güzel yeni yıl hediyesi bu olur.

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin **
Mustafa Yumlu ***
Glowacki ***
Celutska ***
Cech ***
Serkan Balcı **
Adrian **
Zokora **
Alanzinho ***
Halil Altıntop ***
Burak Yılmaz ****

Sonradan Girenler
Dk. 67 Volkan Şen *
Dk. 79 Sapara ?
Dk. 83
Paulo Henrique ?