Gaziantepspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaziantepspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2013 Pazar

Düştüysek Kalkarız!

Bugün Hüseyin Avni Aker stadyumunda maçı izlemeye gelen taraftarlar en az galibiyet kadar takımı hırslandıran, taraftarı ateşleyen bir teknik direktör gördükleri için sevinçliydiler. Tolunay Kafkas, takımın ve camianın silkinip kendisine gelmesi, üzerindeki ölü toprağını atması için hırs faktörünü devreye sokmuştu. Daha geldiği gün, ateşle barutun yanyana geldiğine vurgu yapan adamdan daha azı da beklenemezdi zaten. Bu akşam takımın tamamına yakınıyla beraber Tolunay Kafkas'ın da yılların amigosu gibi seyirciyi havaya sokması kayda değer gelişmelerin başında geldi.

Tolunay'ın gelişi en çok sıkıntısını çektiğimiz takım olma olgusuna biraz daha yakınlaştırmış oyuncularımızı. Futbolcular unuttukları şeyleri tekrardan sergilemeye başlamışlar. Oyun içi yardımlaşma, takım arkadaşının pozisyonu kapama gibi konularda gelişim var. Bordo-Mavili futbolcular kenarda duran teknik direktöre kendilerini ispatlamak için iyi mücadele ettiler. Özellikle Cech'e hakettiği şansı vermesi Tolunay Hocanın önyargısız, her oyuncuya aynı düzeyde yaklaşımının bir göstergesi gibi. Maç sonunda futbolcularına sarılıp, onlarla beraber tribünleri selamlaması çok güzel bir manzara oluşturuyordu tribündeki binler ve ekran başındaki milyonlar için.



İYİ
Rakip hücum oyuncularıyla teke tek kaldığı 3 net gol pozisyonunda kalesinde devleşen kalecimiz Onur şüphesiz maçın en etkili ismiydi. Geçtiğimiz haftalardaki formsuzluğunu üzerinden atmış, Tolunay Kafkas'ın gelişiyle yeni bir sayfa açmış belli ki. Belki ilk kez yanyana oynayan Celutska, Mustafa Yumlu, Emerson ve Cech dörtlüsü ciddi uyum sorunları yaşasa da arkalarındaki adamın kalesinde devleşmesi onları ipten aldı. Cech bu dörtlünün en dikkat çeken ismiydi. Her ne kadar istenen seviyeye henüz ulaşmamış olsa da önümüzdeki haftalar için iyi sinyaller verdi. Zokora'nın yokluğunda Colman'ın yanında Serkan'a şans vererek mücadeleci bir orta saha kurgusu oluşturan Tolunay Kafkas'ın taktik düşüncesi hayli başarılıydı. Serkan özellikle ilk yarıda kaptığı toplarla rakip takımın hücumda çoğalmasına engel oldu. Colman, Alanzinho ve Adrian'la beraber maçın en etkili isimlerinden biriydi. Özlediğimiz Siyah Bandanalı Çocuk, çok klas bir golle geri dönmüştü.

Adrian üstün top tekniğiyle öne çıkıyor. Oynadıkça açılıyor, açıldıkça özgüveni yerine geliyor. Bu başarı ivmesi böyle sürdüğü sürece başarının gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Alanzinho hızı ve çabukluğuyla Trabzonspor hücumlarının olgunlaşmasına katkı yapıyor. Maç kondisyonu arttıkça daha iyi olacaktır. Olcan Adın ve Halil Altıntop, Şenol Güneş'in istifasının ardından yaptıkları profesyonel (!) açıklama ve bu maçta gösterdikleri performansla kafalarda soru işaretleri bıraktılar.



KÖTÜ
Gereksiz Mustafa Yumlu ısrarı. Abdullah Karmil şu anki haliyle Mustafa Yumlu'dan çok daha iyi ve kullanılması gerekir. Takıma kazandıracağı sertlik, topu oyuna sokmadaki becerisiyle önemli katkılar yapacaktır. Her ne kadar içimizden biri olsa da bu takımın oyuncusu değil Mustafa.

ÇİRKİN
Özellikle takip ediyorum. Tüpçü ve yuvarlak masa şövalyeleri Trabzonspor üzerine oynamaya devam ediyor. Bir takım düşünün, oynadığı son 6 maçın 5'i gündüz ve gece oynadığı tek maç ise İstanbul'un sarışınlarından biriyle. Haftaya yine gündüz maçı oynayacağız, Sivas deplasmanında. Sezonu da 3 gece maçıyla tamamlarız artık. Siyasetin jet yasalarla emir telakki ettiği , tüpçü'nün kupa sözüne tav olarak günahın büyüğünü işleyen yönetimin ferman padişahındır diyerek kabul ettiği, Trabzon'lu sanatçı, işadamı ve kanaat önderlerinin ağzı açık ayran budalası gibi seyrettiği bir süreçten bahsediyoruz, ne gelirse başımıza müstehaktır.

Giray'ın oyuna girmesi, taraftarla bütünleşmesi en az Fildişi Sahilleri Milli Takımının Afrika Kupası Çeyrek Finalinde Nijerya'ya elenmesi kadar önemliydi. Bamba, Zokora ve Giray'ın dönüşüyle birlikte amatör küme maçlarında bile eşine zor rastlanan kademe hatalarından bir nebze olsun kurtuluruz.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ****
Celutska **
Mustafa Yumlu *
Emerson **
Cech **
Serkan Balcı **
Gustavo Colman ***
Alanzinho ***
Adrian ***
Olcan Adın **
Halil Altıntop **

Sonradan Girenler
Dk. 79 Sapara *
Dk. 80 Soner ?
Dk. 88 Giray ?

11 Şubat 2012 Cumartesi

Kusursuz Fırtına

Sezonun en kötü futbolunun oynandığı ve 3 puanın bırakıldığı Antalyaspor deplasmanından sonra böylesine ısıran, istekli bir Trabzonspor göreceğimize pek ihtimal vermiyordum açıkcası. Antalya dönüşü uçakta Tolga Zengin'in yaptığı konuşma ve sonrasında gelişen süreç dünkü fevkalade sonucunun oluşmasını sağladı. Hüseyin Avni Aker stadyumunda soğuk havaya rağmen tribünleri boş bırakmayan taraftarımızın desteğiyle, ilk 10 dakika rakibi parçalayacakmışcasına saldıran bir Trabzonspor vardı. Golde tam olarak bu dakikalarda geldi. Skorbord'un 7.dakikayı gösterdiği anda Colman'ın kullandığı köşe vuruşunda, altı pası iyice karıştıran Burak Yılmaz'ın da katkısıyla Popov net bir dokunuş yaptı kendi kalesine. Trabzonspor baskısının ödülünü alıyordu, henüz maçın başında. Erken gelen skor üstünlüğü beraberinde iyi futbolu da getirir ve farkı artırırız diye düşündüğümüz dakikalarda sahneye Mustafa Kamil Abitoğlu çıktı. Uzaktan yakından penaltıyla alakası olmayan pozisyonda, üstelik yan hakem'in hemen gözleri önünde cereyan etmiş olmasına rağmen topun penaltı noktasına konmasını istiyordu. Belki de maçtan çok konuşulacak hatalar zincirinin ilk halkasını da takmış oluyordu böylelikle. Trabzonspor taraftarının ilahi adalet beklediği pozisyonda, kendi kalesine golü atan Popov topun başına geçiyor ve şutu sağ kale direğinin yanından auta gidiyordu.

Trabzonspor farkı ikiye çıkarmak için Volkan ve Olcan'ın kanat bindirmelerine başvuruyordu genelde. Olcan'ın sahanın en iyisi olması skora direkt etki yapıyordu. Neredeyse her pozisyonda adı geçen yetenekli futbolcu eski takımına karşı insaflı olmayacağını işaret ediyordu topu her ayağına alışında. Maçın skoruna en çok tesir eden futbolcusu olan Bulgar Popov'un Mustafa Yumlu'yu düşürmesi Trabzonspor'un -haksızca- bir penaltı kazanmasını sağlıyordu. Zira Mustafa Kamil Abitoğlu verdiği ilk penaltı kararının ne kadar yanlış olduğunu muhtemelen devre arasında yan hakemle yaptığı soyunma odası konuşmasında öğrenmiş, skoru eşitleme politikasına geçmişti. Yıllar geçse de Türk Hakemliğinde değişmeyen gerçeklerden biriydi 'Eyyam'. Günü kurtarma adına yaptığı bir hatayı, başka bir hatayla telafi etmeye çalışması maçın erken bitmesini sağlıyordu. Çünkü Burak Yılmaz, onu izlediğim ilk günden beri yaptığı en klas penaltı vuruşunu, Karcemarskas'ın koruduğu kalenin filelerine gönderiyordu. Mustafa Yumlu kendini yere bırakışının futbol kurallarındaki karşılığı ikinci Sarı Kart'tan Kırmızı Kart'tı fakat dedik ya Abitoğlu çoktan kararını vermişti. Popov'un kullandığı penaltının kaçmasıyla hakem dönüp yukarıda Allah var işareti yapan genç stoperimiz Mustafa Yumlu, -oyuna kendini fazla kaptırmış olacağından olsa gerek- az kalsın takımımızı 10 kişi bırakıyordu.


Sonrasında ilk goldeki ortasına benzer bir pozisyonda yaptığı müthiş kesmeyle Mustafa'yı buluşturan Colman'ın asisti skoru 3-0'a taşıyordu. Colman yine iyi günlerinden birindeydi, hevesli olsun yeter ki. Koy Arjantin Milli Takımı'na, hiç sırıtmaz. Skordaki bu rahat durum, futbolcuları biraz rehavete sokmuş olacak ki, Mustafa Yumlu'nun ofans hattında bulunduğu bir pozisyonda boşluğunu doldurmak için stopere gelen Cech'in kanadını boş bırakmasıyla kalemizde golü gördük. Sosa'nın kaliteli ortasında, topu güzel kontrol eden ve net bir vuruş yapan Trabzonspor futbolcusu Sapara farkı 1'e indiriyordu. Böylelikle kiralık verdiği futbolcudan gol yeme geleneğini sürdürüyordu Bordo-Mavi'li takım. Hakemin yaptığı hatalar zincirine, Gaziantepspor'un çiçeği burnunda hocası Hikmet Karaman'ın da 7 yabancı oyuncu oynatma hatası eklenince işler içinden çıkılmaz bir futbol skandalına doğru ilerliyordu. 2003 Yılında, Birinci Süper Futbol Liginin 5.haftasında Çaykur Rizespor ve Trabzonspor arasında yapılan maçta, cezalı futbolcu Özgür Vurur'u oynatan Hikmet Karaman'ın Rizespor'u maçı 1-0 kazanmasına rağmen hükmen 3-0 yenik sayılmıştı. Kaderin bir cilvesi mi, yoksa Hikmet Karaman'ın aşırı heyecanı mı bilemeyiz elbette ama yabancı sayısı bazen bu tarz sıkıntılar doğurabiliyor.

Olcan'ın pasında defansın arkasına sarken Burak Yılmaz, taraftarın kendisinden sezon başından beri beklediği kaleciyi geçme girişiminde ilk kez bulunmasına rağmen muvaffak oluyor ve takımına penaltı kazandırıyordu. %100 Penaltı ve Kırmızı Kart olan bu pozisyonu bile hakem hatası olarak yorumlayan LigTv yorumcularına buradan bir selam çakalım. Topun başına geçen Süper Lig Gol Kralı Burak Yılmaz, takımının tek golünü atan Sapara karşısında rahat bir vuruşla farkı tekrardan 3'e çıkardığında Trabzonspor'lu futbolcular maçı kafasında erken bitiriyordu. Son 10 dakika öylesine oynandı, isteksizce.

İYİ
PSV maçı öncesinde güven veren Trabzonspor. Tolga'nın enfes kurtarışı, oyun hakimiyeti, top sektirmemesi kayda değerdi. Serkan'daki olumlu kıpırdanış, ofansif katkısı önemliydi. Stoperde Celutska ve Mustafa Yumlu iyi iş çıkarttılar. Zira Cenk ve sonradan oyuna giren Muhammet Demir hızlı ve adam eksiltme becerisi olan futbolcular. Onlara karşı birkaç pozisyon hariç sıkıntı yaşamamaları, Giray ve Glowacki'nin eksikliğinde önemli artılar. Colman istekliydi, güzel günlerinden biriydi. Aynı oyunu, biraz daha az pas hatası yaparak oynarsa PSV karşısında kazanmamız işten bile değil. Halil oyunda kaldığı süreçte iyi direndi, ayakta kalmayı iyi beceriyor ama malesef erken tükeniyor. Zira dakikalar 69'u gösterdiğinde yedek kulübesinin yolunu tutmuştu bile. Yerine giren Barış Özbek, ön libero'da şans verildiğinde Aykut'tan daha iyi işler çıkarabileceğinin sinyallerini verdi. Burak Yılmaz hem takım için hem de tribünler için önemli bir ateşleyici. Kendini futbola adamış, maç oynanırken kapılıyor oyuna. Hata yapması muhtemel Gaziantepspor savunması arasında arzu ettiği pozisyonları bulması dün akşamki sonucun oluşmasına katkı sağladı. En güzel yorumu sahanın en iyisine saklayacağım. Eski takımının gözünün yaşına bakmayan Olcan Adın. Yarın muhtemel bir Karabükspor galibiyetiyle rakibinin 2 puan gerisine düşecek olan Kırmızı-Siyah'lıların fişini çeken isimdi. Hem defansif hem de ofansif olarak varını yoğunu ortaya koydu. Allah nazarlardan saklasın, kısa zamanda takımın her şeyi oldu.


KÖTÜ
Volkan Şen, maç içerisinde zaman zaman olumlu hareketler yapmasına rağmen, sahanın Trabzonspor adına en kötüsüydü. Onun eski haline gelmesi takım için çok önemli ama inatla beni kendi halime bırakın mesajı veriyor. Dün dinlediğim yorumculardan biri Volkan Şen için aynen şöyle diyordu; Volkan Şen geçen sezon Bursaspor'da da ilk 11 başlamıyordu fakat oyuna sonradan girdiğinde rakip takımı endişelendirecek bir havası vardı, artık o da yok. Evet malesef rakip takımlar artık Volkan Şen'in varlığından rahatsızlık duymuyorlar. Şenol Güneş'in ondan vazgeçeceğini düşünmüyorum ama bir an önce kendine çekidüzen vermesi gerekiyor. Bir parantez de Aykut Akgün'e açalım. Dün eski maçlarına nazaran çok kötü bir performans sergilemedi fakat bu tarz futboluyla Trabzonspor'da uzun vadede forma şansı bulamaz. Zaten hali hazırda Zokora gibi Dünya'nın en kaliteli defansif ön liberolarından biri bulunuyorken, yanında ilk 11'in vazgeçilmez ismi Colman varken, bir de üstüne sakatlığın etkilerinden kurtulmuş, Süper Lig tecrübesi bir hayli fazla olan, sert ama defansif becerisi Aykut'tan daha iyi olan Barış Özbek gerçeği varken ilk 18'e bile giremeyebilir. Evet Trabzon'lu olması onun artısı ama tek yönlü ön libero kimliğinden acilen sıyrılmalı. Bir de maç oynanırken Burak Yılmaz yine kendi takım arkadaşlarından birine saydırıyordu, kim olduğunu anlayamadım ama ne önemi var? Ne zaman geçeceksin bu illet huyundan Burak? Yeni Ömer Aysan Barış'ımız sen mi olacaksın?

ÇİRKİN
Mustafa Kamil Abitoğlu ve hakem Triosu. Besbelli ki Marek Cech'in müdahalesinde oyuncuya bir darbe yok, top savunma oyuncusunun dokunuşuyla yön değiştirip ceza sahasının dışına çıkıyor. Hadi hakem görmedi ya da oyuncunun kendini bırakışını çok gerçekçi buldu. Peki olay gözlerinin önünde cereyan ederken, yan hakem nasıl seyirci kaldı. Neden mikrofondan penaltı değil diyemedi. Bu kadar mı kirlenmiş Türk Hakemliği. İkinci yarıda kazandığımız penaltı bir başka rezalet karar. Öyle penaltı olmaz, uzaktan yakında alakası bile olamaz. Futbolcunun kendini bırakışı bile Hollywood yıldızlarına taş çıkartır. Çıkartacaksın Sarı Kart'ı, vermeyeceksin penaltıyı. Bu şekilde ancak Cüneyt Çakır gibilerini Avrupa'ya ihraç ederiz, onlar da Avrupa'da farklı, Süper lig'de farklı maç yönetirler zaten. Geçen hafta Antalyaspor maçında verilen rezil karardan sonra hakemlerin daha dikkatli olacağını düşünmüştüm ama onların dikkat ettikleri tek şey maçları 'Dengeleme' arzusu.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin ***
Mustafa Yumlu ***
Serkan Balcı ***
Celutska **
Marek Cech **
Colman ***
Aykut Akgün **
Volkan Şen *
Olcan Adın ****
Halil Altıntop **
Burak Yılmaz ***

Sonradan Girenler
Dk. 69 Barış *
Dk. 75 Alanzinho *
Dk. 82 P. Henrique ?

3 Ocak 2012 Salı

Olcan Adın Etkisi

Süper Ligin son iki sezonunda takımına en çok katkı veren 3 yerli futbolcuyu sayın deseler, bunlardan biri kesinlikle Olcan Adın olurdu. Böylesine yetenekli bir oyuncuyu, 3.25 Milyon Euro + Marek Sapara'nın yarım sezonluk kiralanması karşılığında bitiren ekibe teşekkürü bir borç bilirim. İstanbul takımlarında hor görülüp, Anadolu'da kendini bulan, içindeki cevheri açığa çıkartan cevherlerden biri de Olcan Adın'dır. Şimdi Milli Takım'a yükseleceği ve onu transferde takas edilecek oyuncu statüsünde görenlere ders verebileceği bir takıma geldi.

Maç seçmeyen, her maça aynı konsantrasyonla çıkan, hırslı, hırslı olduğu kadar takım arkadaşlarını da hırslandıran, çabucak hızlanıp adam eksiltebilen, topsuz oyunda nerede duracağını bilen, özgüveni yüksek ve cesur kararlarla takımını taşıyabilen, uzaktan şutlarıyla can yakabilen, iyi korner kullanabilen komple bir sol kanat oyuncusu transfer etti Trabzonspor.

Olcan'ın Burak Yılmaz'la olan arkadaşlığı Selçuk&Burak A.Ş. den aldığımız verimi tekrarlatır mı bilinmez ama tehlikeli bir ikili olacaklardır şüphesiz. Hele ki, ilk devre yokları oynayan Volkan Şen'de takımın bir parçası olduğunu ispat ederse, değmeyin Trabzonspor taraftarının keyfine. Sağdan Volkan, soldan Olcan, göbekte Alanzinho ve Jebrin'le çok tehlikeli ve alternatifli bir orta saha zenginliğine kavuşur Bordo-Mavi'li takımımız.

Fakat devre arası transfer döneminde hala doğru hamleleri yaptığımıza inanmıyorum. Bu takımın direkt oynayacak bir stopere ve leblebi gibi gol atabilecek bir santrafora olan ihtiyacı hala devam ediyor. Kadroyu zenginleştirme çabaları veya puzzle'ı tamamlama çabaları ya da adı herneyse o değil bizim olayımız. Olcan Adın ve Torric Jebrin transferlerine herkes gibi ben de sevindim ama önceliğimiz onlar değildi. Glowacki'li defans hattımızla ilk devre 17 maçta 21 gol yemişiz. Geçen sezon bu rakam sadece 10'du. Sadece Burak Yılmaz'dan oluşan hücum hattımızla ise yalnızca 24 gol atabilmişiz, geçen sezon bu rakam 40'tı. Güçlenen bir Galatasaray en önemli rakibimiz olmuşken, takım olma yolunda önemli adımlar atan Beşiktaş gibi bir rakiple yarışacağımız gün gibi aşikarken bu kadroyla yola çıkmak intihar olacaktır. O yüzdendir ki Şenol Güneş huzursuz, Jaja'yı değil daha çok katkı verebilecek transferleri düşünüyor. Sadri Şener ve ekibi, gerekli takviyeleri yapmazlarsa sezon sonu sıralamasının sorumluları olurlar. Benden söylemesi.

Bu akşam, 2.Devrenin ilk maçında tanıdık bir takımla Manisaspor'la evimizde mücadele edeceğiz. Geçmişte Trabzonspor formasını giymiş oyuncuların bize karşı her maçta ekstra motive olmalarına alışkınız, Kemal Özdeş'in de eski bir antrenörümüz olduğu gerçeğinden yola çıkarsak sıkıntılı bir maç bizi bekliyor diyebiliriz. İşimizi şansa bırakmayıp, Orduspor maçındaki hırslı mücadeleyi tekrar ederek puanları kopartmalıyız. Nasıl başlarsa öyle gidermiş, vira bismillah uşaklar...