Süper Final etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Final etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Boşa Kürek Çekmek Dedikleri

New York saatiyle saat 19'da açıklanan şike kararları dünkü maçtan, hatta sezonun tamamından daha önemli bir mesaj içeriyordu aslında. Türk Milletini salak yerine koyan bir zümre, halkın sinirleriyle oynamaya devam ediyor. Şike iddianamesinde adı geçen futbolculara 1 ila 3 yıl arasında cezalar veren fakat şikenin sahaya yansımadığını savunan bir güruhla karşı karşıyayız. İnsanlara müsabaka sonucunu etkilemekten ceza veren ama kulüplere dokunmayan bu aklıevvellerin acınacak halleri içimi burkuyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti devletine, Futbol Federasyonuna güvenemiyorsak, artık bazı şeyleri yalnızca UEFA'dan ve elbette ki ilahi adalet'ten bekliyorsak, yazıklar olsun sizin işgal ettiğiniz makamlara.

Artık futbol konuşmanın son kullanma tarihi geçmiştir. Malesef dün akşam olduğu gibi bundan gayri kaos konuşulacaktır memlekette. Ülke futbolunu yönetenler el bebek gül bebek büyüttükleri skandallar silsilesiyle gurur duyabilirler artık. Dünyanın hemen hemen tüm toplumlarında bir insana yapılabilecek en büyük hakaret olarak gösterilen ırkçılığı ödüllendiren bir zihniyet dün Zokora'nın tekmelerine maruz kalmıştır. Zokora'nın tepkisi yalnızca Emre'ye değildi, ona ceza vermeyen, ırkçılığı görmezden gelen zihniyeti tekmelemiştir hunharca.

Gelelim dünkü futbola, uzun zamandır devam eden kötü futbol istikrarımız dün zirveye ulaştı. Savruk, isteksiz bir takım vardı Hüseyin Avni Aker stadyumunda. Şampiyonluk stresini sanki biz yaşıyorduk, rakip ununu elemiş, eleğini asmış bir takım gibi son derece rahattı. 50 Küsür maç oynamış bir takımın artık uyum sorunu bahanesinin altına gizlenmemesi gerekiyor. Sezon sonu gönderilecekler listesinin bir hayli kabarık olmasını bekliyorum ben kendi adıma. Tribünden atılan çakmakların isabet oranı, paslarımızın isabet oranından fazla olduğuna göre sıkıntı büyük dostlar. Sahada yürüyenlere kapı gösterilmeli.



Futbolcularımıza gelince; Tolga özellikle Bienvenu'nün vuruşunda kusurluydu, kötü bir maç çıkardı. Glowacki defansın geri kalanına nazaran iyiydi ama tek başına mücadelesi yetmedi. Serkan kafaca bitirmiş gibiydi futbolu, gelecek sezon ona sağ beki emanet etmek intihar olur. Giray rakibin geldiği pozisyonlarda hep geç kaldı, ağır olması büyük handikap. Celutska ve Cech yokları oynadılar. Zira Cech'e yalnızca 29 dakika dayanabildi teknik direktörümüz.

Colman ve Zokora mücadele etmeye çalıştılar ama ofansif olarak pek randıman vermediler. Olcan özellikle ilk devre etkiliydi, süratini olumlu kullandı ama ikinci yarı oyundan düştü. Alanzinho bildiğimiz gibiydi, tat vermedi. Burak Yılmaz maçın en iyisiydi Bordo-Mavi'li futbolcularımız arasında. Gol attı, daha fazlasını da atabilirdi ama şansı yanında değildi. Cuma günü oynayacağımız 3.lük maçında yine en büyük kozumuz olacaktır.



Türk Futbolu mu? Ruhuna Fatiha. Belli ki birilerinin görev adamı olarak Federasyon başkanlığına getirilen, soğukkanlı katilin ne ilk ne de son cinayeti olacak bu yaptıkları. Trabzonspor taraftarının en büyük zevki olan futbol izlemekten soğutan bir zihniyetten, hakkaniyet ölçüsüne göre muamele yapmasını beklemek bizim hayalperestliğimiz olmalı. Akşamın akıllarda kalan tek sözü yine siyah adama aitti; Bir insan şerefi için yaşar, şerefi için ter döker. Eğer ben Emre'nin elini sıksaydım şerefimi yok sayardım.

Birkaç sorum olacak kale arkalarını işgal eden sözde Trabzonspor taraftarlarına. Hiç mi vicdanınız sızlamadı Şenol Güneş size yalvarırken? 59 Yaşındaki bu adam size tezahürat yaparak destek verin, sahaya bir şey atmayın diye kendini paralarken insanlığınız neredeydi? Bu davranış şeklini, tribünlere, dibinize kadar gelip sizinle diyaloğa geçmeye çalışan Şenol Güneş'e nasıl layık görürüsünüz? Atlet protestosu miladını dolduralı çok olmadı mı sizce de? Böyle bulduğunuzu sahaya atarak yalnızca ve yalnızca kulübünüze zarar verdiğinizi anlamıyor musunuz?



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga *
Glowacki *
*
Giray Kaçar *
Cech ?
Celutska *
Zokora **
Colman **
Alanzinho *
Serkan Balcı *
Olcan Adın **
Burak Yılmaz ***

Sonradan Girenler
Dk. 29 Paulo Henrique *
Dk. 75 Halil ?
Dk. 80 Adrian ?

3 Mayıs 2012 Perşembe

Futbol Trabzon'da Daima Dik Oynanır!

Öylesine güzel bir senaryo hazırlanmıştı ki maç öncesinde, en değme Hollywood projeleri yanında solda sıfır kalırdı. Aykut Kocaman, takımının 2-1 kazandığı Beşiktaş maçı sonrasında yaptığı açıklamada 'Bu farklılığın en yakın örneğini Trabzon-G.Saray maçında gördük. Rakipler biz şampiyon olmayalım diye ellerinden geleni yapıyorlar. Beşiktaş ilk kez bize karşı bu kadar istekli göründü.' diyor ve sinirleri geriyordu. Futbol asla sadece futbol değildir deyişini hatırlatalım tam da burada. Özellikle Trabzonspor camiasını zan altında bırakarak yaptığı bu çirkin değerlendirme dün kısmen de olsa meyvesini verdi. Unuttuğu bir şey vardı karanlık adamın, Trabzonspor Kadıköy'deki Fenerbahçe maçında da çok kötü oynamıştı. Türk Futbolunun en büyük takımlarından birinin teknik direktörlüğünü yapan kişinin Hitler'in Propaganda Bakanı Goebbels'den farklı davranması gerekiyordu. Ama doğru ya, kazanmak için her yol mübahtı. Biz bu senaryoya 2010-2011 sezonunda yaptığı açıklamadaki Trabzonspor'a verilen penaltılar irdelenmeli sözleriyle aşinaydık zaten.

Şampiyonluğa giden bir takımın taraftarının dün stadyumun yarısını bile dolduramamış olması çok garip geldi bana. Yeni kurulmuş bir takımdan maksimuma yakın bir verim alınmış, Süper Lig sürklase edilmiş, Süper Final'in son düzlüğüne girilmiş ama ortada taraftar yok? Bence Galatasaray camiasının tamda bu noktada özeleştiri yapması gerekiyor. Zira dün sadece kombine sahipleri bile maça gelse çok daha farklı bir atmosfer oluşabilirdi stadyumda. Evsahibi takım bir türlü istenen oyunu sergileyemedi maç boyunca. Defansı önde kurduğumuz dakikalarda şişirilen toplarla etkili olmaya başardılar ama Engin ve Necati'nin kaçırdığı pozisyonlar hariç etkili olduklarını söylemek doğru olmaz. Muslera onlar için önemli bir kazanım ki dün TT Arena'da gol sesi çıkmamasının bir numaralı nedeni bizzat kendisidir.



Neyiniz varsa satın, Galatasaray'a oynayın diyen arkadaşların unuttuğu bir şey vardı dün; Futbol Trabzon'da daima Dik Oynanırdı. İyi motive olmuş, orta sahada basan, hırslı bir Trabzonspor vardı dün sahada. İlk maçtaki defansif hataları en aza indirgemeyi başarmıştık. Rakibin kaptırdığı topları özellikle ilk yarı iyi kullanabilsek öne geçebilirdik. Yanlış pas tercihleriyle skorun değişmesine mani olduk. Dakikalar ilerledikçe Lig Liderinin üzerindeki baskı artıyordu, bizse her zamanki gibi dik duruşumuzu sergiliyorduk. Maç başladığı gibi neticelendiği an çığırtkan sesler kesildi. Onlar çamur atmayı, kulüp başkanlarından, başkan vekillerinden ve teknik direktörlerinden öğrenmişlerdi, bir nevi uzman sayılırlardı bu konuda ama sessizlerdi işte. Ona buna sarmayı ilke edinmiş bir güruhun önümüzdeki günlerde nasıl çirkinliklere imza atacağını şimdiden kestirmek çok güç, biz en iyisi bu sessizliğin tadını çıkartalım.

Kalede Kaptan Tolga iyi günlerinden birindeydi. Kaleciler için yadsınamayacak bir gerçek vardır. Maça iyi başlarlarsa çoğu zaman iyi de bitirirlerdi. Dün ilk yarıda gelişen iki pozisyonda iki güzel hareketle topu alarak hem kendine hem de takımına güven aşıladı. Bu moral, motivasyon ona maçın sonuna kadar yetti. Önünde oynayan Giray Kaçar hemen hemen her pozisyonda topa müdahalede bulundu. Fizik güce dayalı mücadelelerden daima galip olarak ayrıldı. Önce Elmander'i sonra Baros'u etkisiz hale getirdi. Onun için defans hattının en önemli parçasıydı demek hiçte yanlış olmaz. Celutska önceki maçlara göre daha derli topluydu. Mustafa Yumlu ve Cech vasat oynadılar. Serkan Balcı ise eski günlerini aratmaya devam ediyordu dün akşam Seyrantepe'de. Mustafa Yumlu'nun sakatlığı nedeniyle devre arasında oyuna dahil olan Glowacki sahada kaldığı 45 dakikalık periyotta kusursuza yakın bir oyun sergiledi.



Sahanın en iyisi, rakip orta sahaya rahat nefes aldırmayan, sürekli koşan, ikili mücadelelerde pes etmeyen ve iyi top kullanan yapısıyla Arjantinli Gustavo Colman'dı. Büyük maçlarda böyle oynamaya devam edecekse, maç seçmesine bir itirazım olmayacaktır. Partneri Zokora defansif olarak gayet başarılıydı. Güç ve defansif özellikler bakımından kendilerinden çok geride olan Avrupalı Selçuk ve Melo ikilisine nazaran çok daha pozitif bir futbol sergilediler. Alanzinho topu ileriye taşımada en büyük silahımız kuşkusuz. Fakat pas vereceği anlarda kafasını kaldırmayıp, ezbere pas vermesi rakibin boş kanadını aciz bir şekilde yakalamak varken defansa yerleşmelerine neden oluyor. Olcan son 4-5 maçına nazaran daha canlı gözüktü, uamrım bu toparlanma süreci hızlanır ve gelecek sezonda en büyük kozumuz olarak hazır olur. Burak Yılmaz istekliydi, rakipler ondan çekindiği için defansı çok önde kuramıyorlar ve bu bizim işimize yarıyor. Kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda çalım yapmayı düşünürse çok daha fazla gol atması zor olmayacaktır.

Futbolumuzda, Türkiye Futbol Federasyonunun ve bazı karanlık odakların müsebbibi olduğu kaos ortamının gittikçe derinleşiyor olmasından kaygı duyuyorum. Futbol izlemeyi özleyen benim gibi futbol sevdalılarının yaşadıkları sıkıntıları da anlayabiliyorum aslında. Bu konuda bir şeyler yapılmasının ne kadar elzem olduğunun farkında olan, olayın vehametini en güzel anlatan sözler yine Şenol Güneş'e aitti dün:

"Şu andan itibaren artık taraftarımıza mesajlar vermek istiyoruz. Biz taraftarımızdan takıma sahip çıkmasını bekliyoruz. Son günlerde bir işaret bekliyorlar. Şu anda çok büyük sorunlar var ülkemizde. Güneydoğu'daki ortamdan daha gergin bir durum söz konusu. Pazar günü Fenerbahçe maçında taraftarımızın ölünceye kadar destek olmasını istiyorum. Taşkınlık yapmadan, sadece bizi desteklesinler. Gazetecilere ve futbolu yönetenlere söylüyorum; lütfen daha dikkatli olsunlar."



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga ***
Mustafa Yumlu *
*
Giray Kaçar ***
Cech **
Celutska **
Zokora ***
Colman ****
Alanzinho **
Serkan Balcı **
Olcan Adın **
Burak Yılmaz **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Glowacki **
Dk. 79 Paulo Henrique **
Dk. 87 Aykut Akgün ? 

29 Nisan 2012 Pazar

Fırtına Sütliman

Süper Final'in, Digitürk'ün zararını kapatmak için TFF'ye dayattığı gereksiz bir uygulama olduğunu her geçen gün biraz daha iyi anlıyoruz. Zira artık büyük maçlar sıradanlaşıyor. Galatasaray'ı konuk ettiğimiz mücadele, liderin lider gibi oynadığı bizimse bitse de gitsek havasında oynadığımız bir maçtı.Trabzonspor defans hattı, şehirlerarası otobüs terminali gibiydi, ne giren ne de çıkan belli değildi. Bu kademe anlayışıyla değil maç kazanmak puan almak bile başlı başına bir mucizedir. Defansın rakibe açık çek sunduğu bu oyun anlayışına kalecimiz Kaptan Tolga'nın da aşırı formsuz hali eklenince hezimet kaçınılmaz oldu. Eboue'nin sol kanadımızda sürekli ekspress seferler düzenlemesi ve maç boyu buna bir tedbir alamayışımız da teknik ekibin zaafiyetiydi.

Rakip takım Galatasaray, yeni kurduğu kadrosuyla sezon boyunca Süper Lig'i sürklase eden ekipti. Kaleci Muslera, her ne kadar dün gününde olmasa da sezon boyunca takımının en önemli oyuncularının başında geliyordu. Defans hattı pek sık hata yapmayan bir takım Sarı-Kırmızı'lılar. Hem defansif hem de ofansif özellikleri olan Melo ve takımın skor yükünü çeken Avrupalı Selçuk cuk diye oturmuştu takıma. Engin ve Elmander pozitif oyunlarıyla takımı taşıyan isimlerdi. Devre arasında bizim Paulo Henrique'yi aldığımız ücretin 10'da birine transfer edilen ve beklenmedik şekilde golleriyle takıma hayat veren Necati Ateş gerçeğini de unutmamak gerekir. Hepsi bir yana, bence sezonun en başarılı transferlerinin başında gelen isim Eboue oldu Galatasaray'da. Oyunu iki yönlü oynayabilen, hızı ve hırsıyla kanadını parselleyip rakiplere gün yüzü göstermeyen Fildişi Sahilli oyuncu takımın en önemli parçalarından biri haline geldi. Serkan Balcı'nın yaşı sebebiyle eski halini aratması, Afrikalı bir sağ bek alternatifi bulmamızı ihtiyaç haline getiriyor, Eboue gibi bir örnekte önümüzdeyken üstelik.



Şampiyonlar Ligi'ndeki ekstra motivasyonun etkisiyle olsa gerek, defansımızın zaafiyetleri pek göze batmıyordu. Çünkü iyi motive olup, iyi mücadele ediyorduk. Takımımızın tamamı hırslıydı ve 90 dakika boyunca maçtan kopmuyordu. Ne zaman Şampiyonlar Ligi'nden elenip Süper Lige geri dönüş yaptık, bu düzen bozuldu. Önce PSV maçları, sonra ligde oynadığımız maçlardaki ortak sorunumuz defansif hatalar oldu. Bugüne geldiğimizde ise artık ciddi kararlar alma zamanının geldiğini anlıyoruz. Çünkü dün Cech ve Celutska sezonun en kötü futbolunu oynadılar. Ve uzun zamandır bu negatif görünümlerini koruyorlar. İstikrarlı istikrarsızlık onların ki. Sezon öncesi yapılacak kamptaki görünümleri elbette ki çok önemli ama transferde en çok ihtiyaç duyulan bölgemiz defans olacağından onların yerine de birileri düşünülmeli bence.

Mustafa Yumlu ve partneri Giray Kaçar, Elmander ve Necati karşısında zor durumlara düştüler. Duran toplarda pozisyon alma hatası yaptılar, genel görüntüye uyup takımın mağlubiyetinde pay sahibi oldular. Zokora ve Colman takımın geneline nazaran daha iyiydi. Özellikle Colman takımımızın en etkili ismiydi. Olcan'ın sol kanattan taşıyıp, bıraktığı topa çok klas bir son vuruş yaparak skorun bizim adımıza yüz kızartıcı bir hal almasını engelledi. Penaltıları Trabzonspor kim kullanmalı sorusuna gereken cevabı soğukkanlılıkla verdi. Serkan'ın eski hızından ve mücadele azminden yoksun olduğunu dün bir kez daha anladık. Sağ bekte yine idare edebiliyor ama sağ açık hiç ona göre değil. Adrian, Polonya'nın evsahipliği yapacağı Avrupa Şampiyonasının moduna çoktan girmiş bile. Hiçbir ikili mücadelede yok, sakatlanmamak için pikniğe gelmiş gibi dolanıyor sahada. Olcan ve Halil iyi zamanlarını aratıyorlar. Yaptığı güzel asist hariç sahada gözükmeyen Olcan ve Şenol Güneş'in erkenden değiştirdiği Halil dünün kötüleri arasındaydı.

Süper Final'deki hedefimizin 3.lüğü korumak olacağı aşikar, bu futbolla daha iyisini beklemek hayal olur zaten. Şansımıza, Beşiktaş'ın da en az bizim kadar kötü olması 3.lük için beni umutlandırıyor. Ama gelecek sezon ligde böylesine kötü olma şansımız yok. Yakaladığımız efsanevi kadronun dağılmasında yönetimin muazzam bir etkisi var, yeniden efsanevi olmasa bile 'iyi' diyebileceğimiz bir kadro kurmaları da onların kefareti olacaktır.



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga ?
Mustafa Yumlu *

Giray Kaçar *
Cech?
Celutska ?
 Zokora **
Colman ***
Adrian *
Serkan Balcı *
Olcan Adın **
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 46 Paulo Henrique *
Dk. 46 Volkan Şen *
Dk. 73 Alanzinho ?

22 Nisan 2012 Pazar

Altın Gol

Ülke puanının ayakta kalmasını sağlayan 2 ekibin Süper Final'deki ilk karşılaşması yine Avrupa Kupalarına daha üst sıralardan katılma amacı taşıyordu. Son 5 maçını kazanamayan evsahibi Trabzonspor'la yine son 4 maçını kazanamayan konuk ekip Beşiktaş sahaya 3 puan için çıktılar. Mart ayına kadar Avrupa Kupalarında varlığını sürdürmek demek, son 2 sezonda hissedilen düşüşün etkisiyle sıralamada geriye düşen Türkiye için can suyu olmak demekti. Hem Trabzonspor hem de Beşiktaş kendilerini Süper Lig yarışında geride bırakan, zorlu Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi mücadeleleri verdiler. Bu sezon ülke puanımıza Gaziantepspor 2.0, Bursaspor 2.5 puan kazandırırken Trabzonspor ve Beşiktaş 11'er puan kazandırdılar. Bu uzun ve zorlu maraton, tek bir Avrupa Kupası maçı bile oynamayan ezeli rakipler Galatasaray ve Beşiktaş'ın işine yaradı. Puan farkı kapanmayacak şekilde açıldı.

Carvalhal'in gidişi, Tayfur Havutçu ve yeni başkan Fikret Orman'ın gelişiyle birlikte yeni bir ivme yakalamak isteyen Siyah-Beyaz'lılar bu kez şeytanın bacağını kırmak istiyordu. Türkiye Kupasına erken veda etmiş olmanın verdiği hedefsizlik, elde avuçta sadece Süper Final'in kalmış olması iki takımın da temkinli futbol oynamak yerine yalnızca galibiyete odaklanmasına neden olmuştu. Nitekim, Trabzonspor bayan taraftarların muazzam katkısıyla maça hızlı başladı. İlk yarının tamamında evsahibi takımın üstünlüğü vardı. Her ne kadar topun kontrolü Beşiktaş'ta olsa da, Trabzonspor Olcan ve Volkan'ın getirdiği toplarla etkili olmayı başarıyordu.


Halil'le Burak Yılmaz'ı kıyasladığımızda bazı farklılıklar ortaya çıkıyor. Örneğin Burak Yılmaz daha iyi bir sprinter ve son vuruş ustası (Kafa Vuruşları Hariç) olmasına rağmen, Halil daha komple bir forvet oyuncusunun özelliklerine sahip. Halil çok iyi top saklıyor, top onun ayağındayken diğer oyuncularımızın hücum için pozisyon alması, rakip alana yerleşmesi çok daha kolay oluyor. Riskli çalımlar denemiyor ve güçlü yapısıyla ondan top çalmak bir hayli zor oluyor. Bu özellikler malesef Gol kralımız Burak Yılmaz'da bulunmuyor. İşte bu yüzdendir ki Halil ve Burak çift forvet olarak ileride şans bulduğu maçlarda daha efektif oynuyor, daha çok gol pozisyonuna giriyoruz.

Geçen hafta yaşadığımız infialin de etkisiyle Fildişi Sahilli milli oyuncumuz Didier Zokora'ya her zamankinden biraz daha fazla destek verdi tribünlerimiz. Trabzon'da ve Karadeniz'in geri kalanında ne ırkçılık ne de ona yakın bir hissiyat hiçbir zaman vuku bulmamıştır. Sempatik, insan ilişkileri çok güçlü olan Zokora yerinde başka bir siyahi futbolcu olsaydı tepkisi çok daha farklı olabilirdi ama o serinkanlılığını korudu, duruşunu hiç bozmadı. Ancak 'Yazık!' diyebildi. Bu kelime tek başına 2011-2012 sezonunu ifade etmek içinde kullanılabilirdi pekala. Annesi Trabzonlu olan Emre'nin açıklamaları kendini daha da fazla pisliğe batırmaktan başka bir işe yaramadı. Önce 'Evet, dedim' sonra sırasıyla 'Hayır, demedim.' , 'Demiş olabilirim.' , 'Nigger demedim, Prick dedim.' , 'Zokora'da bana küfür etti'  ve son olarak 'Dediysem bile hatırlamıyorum' gibi cevaplar veren Emre'nin şuurunu kaybettiği, hükümsüz olduğu ve bulanların insanlık namına en yakın polikliğine getirmeleri ben insanlık adına rica ediyorum.



Mustafa Yumlu futbolunun zirvesinde olduğunu, taraflı tarafsız herkese ispat ediyor. Halil ve Zokora'yla beraber sahanın Trabzonspor adına en iyisiydi. Rakibin baskılı olduğu 2.yarının 15-20 dakikalık periyodunda birkaç hata yapılsa da defansımızı dün akşam pozitif buldum. Gereksiz heyecan yapmadığımız anlarda başarılı oluyoruz. Rakipte Süper Ligin en yetenekli futbolcusu Fernandes varken bu kadar kapanmak beraberinde açık vermeyi de getirecekti haliyle. Direkten dönen top, atamayan atarlar kuralının tekrardan tekerrür etmesini sağlıyordu. Halil, Zokora'nın enfes pasıyla hareketlendiği pozisyonda, Burak Yılmaz'ın sezon boyunca yalnızca bir kez tercih ettiği kaleciyi çalımlama seçeneğini kullanıyor, çokta zorlanmadan meşin yuvarlağı ağlarla buluşturuyordu. Maç sonunda tribünlerdeki 21.727 coşkulu taraftar hep beraber kolbastı oynuyordu. Özlemiştik kazanmayı.

Vadesi çoktan dolmuş Süper Lig'in evrak işlerini tamamlamak gibi, gereksiz Süper Final maçlarını en azından 3. olarak bitirmemiz, gelecek sezon adına atılmış iyi bir adım olacak. Boğazına kadar pisliğe batmış Türk Futbolunu, Milli Takım Kaptanını, Federasyon Başkanını ve yuvarlak masa şövalyelerini seyretmeyi daha fazla midem kaldırmıyor zira. Bitse de gitsek...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga **
Mustafa Yumlu **
** 
Giray Kaçar ***
Cech **
Serkan Balcı *
*
 Zokora ***
Colman **
Volkan Şen **
Adrian **
Olcan Adın **
Halil Altıntop ***

Sonradan Girenler
Dk. 64 Paulo Henrique *
Dk. 73 Celutska *
Dk. 88 Alanzinho ?

16 Nisan 2012 Pazartesi

Tutmayın Küçük Enişteyi!

Hem futbol hem de basketbolda Trabzon şehri için önemli mücadelelere sahne oldu geçtiğimiz pazar günü. Günün erken saatlerinde ekran başına kurulan Trabzonspor sevdalıları 1461 Trabzon'un Avni Aker stadyumunda İzmir'in köklü kulüplerinden Altınordu karşısında aldığı 3-2'lik galibiyetle sevinmiş, aynı dakikalarda bir başka Trabzon temsilcisi Ofspor deplasmanda yine bir İzmir takımı olan Altay'ı 3-2 mağlup ederken akşam için umutlar yeşermişti. Ne yazık ki iyi başlayan gün, Beko Basketbol Ligi'nde kümede kalma mücadelesi veren Trabzonspor'umuzun, ligden düşmesi daha önce kesinleşen Bandırma Kırmızı'ya deplasmanda 72-67 mağlup olmasıyla sekteye uğradı. Maçı kazanmamız halinde büyük bir ihtimalle seneye aynı ligde mücadele edecektik. Takımımız son 2 haftada, önce Hayri Gür spor salonunda Beşiktaş, sonra deplasmanda Türk Telekom karşısında galibiyet arayacak. Rakibimiz Edirne temsilcisi Olin Edirne ise önce deplasmanda Pınar Karşıyaka ile sonra iç sahada Banvitspor'la mücadele edecek. Ayağımıza kadar gelen ikramı geri çevirmenin sıkıntısını yaşıyoruz fakat yine de hiçbir şey bitmiş değil. Bir galibiyet alıp Olin Edirne'nin iki maçtan da mağlup olarak ayrılmasını bekleyeceğiz.

Futboldaki hayal kırıklığı ise daha büyüktü. Sezonun en kötü futbolunu oynadığımız bir başka hüzün deplasmanından daha boynu bükük ayrıldık. Biz bu kadar kötüyken, ev sahibi Fenerbahçe'nin sezonun en kaliteli futbolunu oynaması bizim için işleri iyice içinden çıkılmaz bir hale soktu. İlk dakikadan itibaren rakibin üstünlüğünü kabul eden, olmayan defans anlayışıyla direnmeye çalışan ve Mustafa Yumlu haricinde sahada yokları oynayan bir Trabzonspor izledik. En büyük eksikliğimiz olan Volkan Şen'in geçirdiği sakatlık kanatları maç boyunca hiç kullanamamıza neden olurken, Gökhan, Caner ve Mehmet Topuz'un getirdiği her top kalemizde tehlike yarattı. İkinci golü yedikten sonra şans eseri Serkan Balcı'nın penaltı noktası üzerinde önünde kalan ilk ve tek tehlikeli pozisyonumuzun da Volkan tarafından bertaraf edilmesi maçı o anda bitirmişti bizim adımıza. Geri kalan dakikalar yalnızca arka plan gürültüsünden ibaretti.



İYİ
Dün sahada sıradan Anadolu takımlarından bile daha kötü bir görüntü sergileyen takımımız adına pozitif futbol oynayan yegane oyuncumuz Mustafa Yumlu'ydu. Alex ve Sow karşısında hava toplarında kusursuza yakın bir futbol oynadı. Önceden sezdiği pozisyonlarda hızlı ve gerekli müdahaleleriyle farkın açılmasını engelledi. Hırslıydı, takımın geneli kötü oynayıp üzerine hiç mücadele etmezken Mustafa limitlerini zorluyordu.Onunla birlikte Zokora'da tatlı sert futboluyla Alex'in ekstra oynamasına engel oldu diyebiliriz.


KÖTÜ
Takımın geri kalanı. Tolga maçın hemen başında Sow'un şutunu ustalıkla kurtardığında güzel bir maç çıkaracağını ummuştuk ama öyle olmadı. Baroni'nin şutunun çok hızlı olmamasına rağmen müdahale edememesi, Sow'un çaprazdan yaptığı vuruşta kapattığı köşeden topu kaçırması sonuca direkt etki etti. Fakat kaptanı tek başına kabahatli ilan etmek çok hakkaniyetli bir değerlendirme olmaz. Önünde oynayan Serkan, Celutska ve ikinci yarı oyuna dahil olan Marek Cech'in varlık gösterememesi, Colman'ın çalım hevesiyle kaptırdığı topların canımızı yakması futbolumuzun dibe vurmasını sağladı. Özellikle Celutska, lise takımından transfer edilmiş gibi sürekli heyecanlı ve titrek görüntüsüyle hiç güven vermedi. Olcan kötü formunu ısrarla sürdürüyor ve en ufak bir umut ışığı vermiyor şimdilik. Nitekim Şenol Güneş bile ona yalnızca 45 dakika tahammül edebildi. Forvet arkasında oynayan Alanzinho çok katkı sağlamazken, ağır görüntüsüne rağmen kanatlarda tercih edilen Halil dün yine yokları oynadı. Burak Yılmaz, ne zaman Avrupa'dan birileri kendisini izlemeye gelse vasatı bile bulamıyor. İlginç bir tesadüf olsa gerek. Dün yine sahanın en kötüleri arasındaydı.



ÇİRKİN
Küçük Enişte dün Şükrü Saraçoğlu'nda yine mesaideydi. Yayıncı kuruluş tarafından net bir şekilde belgelenen görüntülerden de anlaşılacağı üzere rakibi Didier Zokora'ya 'Fucking Nigger' diyerek bir skandala daha imza atmış oldu. Televizyon yorumcularının 'Pis Zenci' olarak çevirdiği bu iki kelimenin tam karşılığının çok daha ağır bir hakarete denk düştüğünü bilmeyenimiz yoktur. 90'lı yıllardan beri kültürümüze tecavüz eden Amerikan Kültürü'nün son meyvesi Emre Belözoğlu'nun bu olaydan ucuz kurtulma şansı yoktur. En az 4 Maç + Para Cezası benim kişisel beklentimdir ve birilerinin uzaktan kumandalı oyuncağı olan Futbol Federasyonunun bile bundan daha az ceza vermeye hakkı yoktur. Bülent Yıldırım'ın hemen gözü önünde cereyan eden olaya seyirci kalması bir kenara, televizyonlarda saha içerisinde yaşanan bu çirkinliğin futbolun doğasında olan aşırı hırstan kaynaklandığını savunan şaklabanları gördükçe midem bullanıyor. Şimdi top TFF ve onun taşeronları olan PFDK ve Tahkim Kurulunda. Bakalım iddia ettiğiniz üzere Türk futbolunu kurtarmaya mı geldiniz bu pisliklerden yoksa önceki yönetimin yarım kaldığı sıvama işine devam etmeye mi? Yakında öğreneceğiz...



Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga *
Mustafa Yumlu **

Giray Kaçar *
Celutska *
Serkan Balcı *

Zokora **
Colman *
Halil Altıntop *
Alanzinho *
Olcan Adın *
Burak Yılmaz *

Sonradan Girenler
Dk. 46 Cech * 
Dk. 69 Adrian *
Dk. 77 Paulo Henrique ?