Kamil Zayatte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kamil Zayatte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2012 Pazar

İyi Kötü Çirkin

İYİ
Son 2 maçtır kazanan Trabzonspor, serisini 3 maça taşıdı. Büyük takımlara karşı iyi motive olan, genelde zorluk çıkaran İstanbul Büyükşehir Belediyespor'u Olimpiyat stadyumunda yenmek önemliydi. Sürekli kazanan, serisini 8 maça taşıyan Galatasaray'la olan puan farkını korumak gelecek haftalar adına umut verici. Haftaya Hüseyin Avni Aker stadyumunda oynanacak olan Samsunspor maçına fire vermeden çıkacak olmamız sevindirici. Olcan Adın'ın ilk maçında 40 yıllık Trabzonsporlu gibi mücadele etmesi ve yabancılık çekmemesi gözlerden kaçmadı. Teknik Direktörümüz Şenol Güneş'in yerinde hamlelerle oyuna zamanında müdahale etmesi ve olası bir puan kaybının önüne geçmesi önemliydi. Paulo Henrique'nin üzerindeki ölü toprağını atması, iyi mücadele etmesi, Burak Yılmaz'ın üstün formunu sürdürüyor olmasının yanında soğuğa ve yağmura rağmen tribünlere gelen otuz bine yakın cefakar Trabzonspor taraftarı günün Trabzonspor adına güzellikleriydi.


KÖTÜ
İlk Devrenin ilk 5 dakikası ve maçın son 15 dakikası olmak üzere toplam 20 dakika haricinde kötü futbol oynadı Trabzonspor. Oyuna ağırlığını koyamayan bir Trabzonspor'un zorlu maçlarda daha da zorlanacağını gerçeğini gözardı edemeyiz. Defansla orta saha irtibatını sağlayacak kalitede bir stopere sahip olamayışımız kopukluklara sebep oluyor. Adrian'ın hayal kırıklığı yaratmaktaki becerisini sürdürüyor olması ve 1o numaranın ağırlığı altında ezilmesi beni üzüyor. Halil'in hemen hemen her pozisyonda çalım denemesi, bunun takım oyununa olumsuz etkisi ve ısrarla her hafta bu alışkanlığına devam etmesine teknik heye artık bir dur demeli. Aykut heyecanına yenik düştüğü pozisyonlarda takım için önemli atakları kesti, veremediği ya da rakibe kaptırdığı paslarla oldukça sırıttı. Buna rağmen Burak Yılmaz'ın ona tepki koyması da bir o kadar kötü bir hareketti.


ÇİRKİN
Türkiye'de ve Dünya'nın geri kalanında futbolun en sevilen spor olmasının belli başlı sebepleri var. Görsel güzellikler, takım oyunu, dayanışma, estetik hareketler, tribün şovları gibi birçok atraksiyon bizler gibi milyonlarca insanı ekran başına kilitliyor. Ben de naçizane 27 yıllık ömrümde bu sporu takip etmeye çalışan bir futbolseverim. Ama bu gözler Kamil Zayatte gibi bir futbol kasabını ne gördü ne de tanıdı. Yaptığı hiçbir harekettte futbolun güzelliklerine dair en ufak bir emare yok. Kariyeri boyunca Lens, Young Boys, Hull City gibi takımlarda oynamış bu Gineli sakatlık taciri henüz 26 yaşında. En iyi ihtimalle 7-8 yıl daha futbol dünyasının kabusu olmaya devam edecek. Bu sırada sakatlanacak veya futbol hayatı sona erecek futbolculara vereceği zararı düşünmek bile istemiyorum. Abdullah Avcı'nın 'Vur, Kır, Parçala' mantalitesini tam olarak özümseyen Arif Erdem'in ona şans vermesine şaşırmıyorum. Bu çirkin tablonun oluşmasında en az böyle futbolcular kadar onlara forma veren teknik direktörlerin de kabahati var.

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga Zengin ***
Giray Kaçar ***
Glowacki **
Celutska **
Marek Cech ***
Adrian *
Colman **
Aykut Akgün *
Olcan Adın ***
Halil Altıntop *
Burak Yılmaz ****

Sonradan Girenler
Dk. 19 Mustafa Yumlu **
Dk. 56 Alanzinho ***
Dk. 73 Paulo Henrique **

23 Eylül 2011 Cuma

Tam Kadro Hayal Kırıklığı

Trabzonspor tarihinde değişmeyen pek az şey vardır, bunlardan biri de en ufak başarısızlıkta teknik direktörü eleştirmek ve istifaya davet etmektir. Bugünlerde sıklıkla tekrar eden, Karadeniz'in sezon trendi Trabzonspor'un gelmiş geçmiş en iyi 3 teknik direktöründen biri olan Şenol Güneş'i merhametsizce eleştirmek. Yeni moda hocayı yerden yere vurmak, arada yönetime giydirmekken, futbolcuların anlamsız özgüveni, vasatı bile yakalayamayan performansı göz ardı ediliyor.

İnter deplasmanında alınan tarihi galibiyetin durumun bu noktaya gelmesinde etkisi çok büyük. Çoğu Trabzonspor taraftarını bile şaşırtan zaferin ardından, ligi nasılsa götürürüz havasını futbolcularda gözlemlemek inanın hiç zor değil. Bu aşırı özgüven performansıyla ayakta kalan birkaç isimden biri olan kaptan Tolga'da sinire, golleriyle takımı ayakta tutmaya çalışan Burak Yılmaz'da ise aşırı hırs ve strese neden oldu. Bu hastalık takımın iç dinamiklerine de sirayet edince, Trabzonspor Süper Lig tarihinin en kötü sezon başlangıçlarından birine imza attı.

Şenol Güneş'in takımın başına geldiği dönemden beri uygulamaya çalıştığı ve verim aldığı sistem bu sezon da değişmedi. Fakat giden oyuncuların yerine takıma dahil olan oyuncuların bir türlü form yakalayamaması başarısız sonuçlara davetiye çıkardı. Sorunun temelinde son vuruşlardaki beceriksizliğin etkisini yadsımamak gerekir. Çözümün başlayacağı yer de tam olarak burasıdır. İşte tüm bu tablo ışığında futbolcularımızın sezonun ilk 3 maçına göre değerlendirmelerini yapmaya çalıştık:

Tolga Zengin: Geçen sezonun son düzlüğündeki insanüstü çabası bu sezon başında da devam ediyor. Özgüveni ne kadar yüksekse o kadar iyi performans veriyor. Kaptanlık pazubandını kolunda taşıması sorumluluğunu da artırıyor şüphesiz. Onur'un kaleyi devralması biraz zor görünüyor. Alınan kötü sonuçlar sonrası sinirlerini kontrol edemiyor olması tek eksiği.

Giray Kaçar: Defans hattını toparlayan hava hakimiyeti ve müdahale becerisiyle takımın ilk 11'i okunurken ezbere sayılabilecek bir isim oldu artık. Geçen sezonun başına göre kendini bir hayli geliştirdi. İyi bir partnerle ki Glowacki ve Mustafa bu seviyede iyi bir partner sayılmazlar, çok daha verimli olacaktır.

Serkan Balcı: Geçen sezonun ikinci devresiyle beraber inanılmaz bir form düşüklüğü yaşıyor. Bildiğimiz Serkan Balcı gibi koşuyor gözükse de mücadele gücü, ofansif katkısı yok denecek kadar az. Sakatlık sorunu da yaşamadığına göre ciddi bir konsantrasyon sorunu yaşıyor diyebiliriz. Celutska'nın gölgesinde kalma ihtimali var.

Ondrej Celutska: Defansın 3 bölgesinde de oynayabilen tam bir görev adamı. Asıl görev bölgesi sağ bek olmasına rağmen sol bekte verdiği randımana ulaşamadı henüz. Kendini tam anlamıyla bulduğunda ofansif olarak çok daha fazla katkısı olacaktır.

Arkadiusz Glowacki: İlk geldiği dönemki özgüvenli, ne zaman ve nasıl müdahale yapacağını bilen tecrübeli stoperden çok uzak şimdilerde. Uzun zamandır o performansı gösteremediğine göre çok fazla ümitli olmamak gerek kendisinden. Hızlı, seri hücum oyuncularının çabucak ekarte edebilecekleri yapısıyla ancak alternatif olabilir.

Marek Cech: Henüz tam olarak takıma adapte olamamış olsa dahi Cale ve Piotr Brozek'ten daha faydalı olacağı aşikar. Özellikle hızı ve ofansif katkısı takımın kanattan hücum yapamama geleneğini değiştirme adına atılmış önemli bir adım olacaktır.

Mustafa Yumlu: Ortalama bir hava hakimiyeti, ortalama bir hızı ve hırsı var. Trabzon'un çocuğu olması, kapasitesini zorlayarak mücadele etmesi onu bu takımdaki yerli alternatiflerden biri yapmaya yetiyor ancak.

Didier Zokora: Onun için Dünya'nın en iyi defansif orta saha oyuncularından biri sözümün arkasındayım halen. Şayet takıma abilik yapma görevini, tecrübesiyle birleştirip genç oyuncuları ona göre yönlendirirse, hırsı ve azmiyle adını bu takımın unutulmazları arasına yazdırır.

Gustavo Colman: Kendi gibi oynadığında, kafasını futbola verdiğinde bu ülkede ondan iyisi yok. Bunu muhtemelen kendisi de biliyordur. Ama ne zaman abartıya, topla beraber şov yapma hevesine başlarsa işleri berbat ediyor. İşte bu fark yüzünden bazen onu izlerken, sanki başka bir takımdan transfer teklifi almış ve kabul etmiş havası seziyorum.

Alanzinho: Kesinlikle iyi bir profesyonel. Trabzonspor'a gelmiş yabancı futbolcular arasında onun kadar yedek kulübesinde beklemiş ve gıkını çıkartmamış başka bir futbolcu daha yok. Fakat aradan geçen 3 yılda gereksiz çalım huyundan halen vazgeçememiş olması onun ve Trabzonspor'un en büyük kaybı.

Adrian Mierzejewski: Henüz hiçbir maçta kendi kimliğini sahaya yansıtabilmış değil. Evet belli ki kumaşı çok kaliteli fakat çoğu zaman oyunda değil. Bazı yönleriyle selefi Selçuk'tan üstün ama onun kadar faydalı hiç değil.

Volkan Şen: Türkiye'nin en yetenekli kanat oyuncularından biri. Yaşı ve gelişime açık olması ve elbette Şenol Güneş gibi bir hocayla çalışıyor olması sadece Trabzonspor için değil Türk futbolu için büyük bir şans. Daha iyi olup, kendini bulduğunda takımın değişmezi olacaktır.

A
ykut Akgün: Uygun bir fiyata transfer edilmesi, Trabzon kökenli olması ve yaşına rağmen olgun futboluyla Trabzonspor'un gelecek 10 yılına muazzam etki edecek bir yetenek. Pek fazla şans bulmasa da şans bulduğu dakikalarda formanın hakkını vererek mücadele ediyor.

Paulo Henrique: İlk 11'i sayarken es geçmediğim isimlerden biri. Güçlü fiziği, top kontrolü ve topu iyi saklamasıyla hemşerisi Panda Ronaldo'yu anımsatmıyor değil. Buluttan nem kapan Brezilya virüsünü taşımıyor olsa tadından yenmez ama kısmet işte. Şenol Güneş'in onu disipline edeceğini düşünüyorum.

Halil Altıntop: Kendini kaybettiğinde Almanya Ligi'nin en gözde forvetlerinden biriydi. Tüm çabalara rağmen halen kendini bulabilmiş değil. Evet iyi bir profesyonel ama forvetlerin birincil görevini yerine getiremedikten sonra eleştirilerin göbeğinde olması da doğal oluyor haliyle.

Burak Yılmaz: Takımın gol yükünü yine sırtladı. Milli takımın da değişmez oyuncularından biri olma yolunda ilerliyor. Tek handikapı aşırı hırslı yapısından kaynaklanan kartlar görmesi. Sakatlık yaşamadığı takdirde Türk futbol tarihine geçmesi işten bile değil.

Robert Vittek: Komple bir santrafor. Tek ve en büyük handikapı çabuk sakatlanıyor olmasıydı ve tarihin tecelli etmesi çok zaman almadı. Trabzonsporlu futbolcuların belalısı namı diğer Yeniköy Kasabı Kamil Zayatte'nin son kurbanı oldu.