10 Şubat 2013 Pazar

Aynı Nakarat

Yine "Trabzon kümeye" tezahüratlarının ayyuka çıktığı, hakemlerin açıktan açığa takımımızı katlettiği, futbolcularımızın ise bu kurt kapanından kurtulmak için zerre mücadele etmediği bir haftayı daha geride bıraktık. Sivas gibi zorlu bir deplasmanda iyi oynamadan belki puan alabilirsiniz ama iyi mücadele etmeden asla kazanamazsınız. Hele ki evsahibi ekip sahaya oynamak için değil de oynatmamak için çıkmışsa. Hakkını yemeyelim, Trabzonsporlu futbolcular da yenilmek için ellerinden geleni yaptılar. Futbol olarak vasata bile yaklaşamasalar da yakaladıkları 4 net pozisyonu cömertçe harcayarak puan saçmaya devam ettiler.

Şenol Güneş'in gidişinin ardından Tolunay Kafkas göreve gelmiş, yönetimin kayıp olarak kabul ettiği sezonun geri kalanı için transfer yapılmamıştı. Halihazırdaki kadronun üçte biriyle yollar ayrılır sezon sonunda. Önemli olan Tolunay Kafkas gibi gençlerle çalışmayı seven bir teknik direktörün tedrisatından faydalanan birkaç futbolcuyu önümüzdeki sezonlar için takıma monte etmek ve Türkiye Kupasından finale yükselmek. Bu minvalde Tolunay Kafkas'ın özellikle Süper Lig'de kadroda değişiklikler yapmasını, tüm oyunculara şans vermesini doğru buluyorum. Lakin gereksiz Halil, Olcan ve Serkan ısrarına anlam veremiyorum.

2 Metreye pas atamayan, motivasyonunu kaybetmiş, rakibin oyuna hükmetmesine seyirci kalan bir Trabzonspor'u izlemeyi hazmedemiyorum. Hiçbir zaman isimlerin peşinden koşmayı doğru bulmadım. Şenol Güneş, camianın kanaat önderlerinden biridir, çok önemlidir ama artık hocamız değildir. İşte bu yüzden Tolunay Kafkas'a destek olmalı, zaman tanımalıyız. Bizden biri olarak, o şerefli Bordo-Mavi formayı giymiş biri olarak en azından bu kadarını hak ediyor.

Colman ve Alanzinho'nun diğer takım arkadaşlarına nazaran daha istekli olması gözlerden kaçmadı. Fakat başta Onur olmak üzere Afrika Kupasından yeni dönen Bamba ve Zokora'da gözlenen ciddi form düşüşü, sakatlıktan yeni çıkan Giray'ın henüz istenen seviyeye gelememiş olması takımın kademe anlayışını sekteye uğratıyor.

Koca bir devre hiç maç oynamamasının kendisini hırslandıracağını düşündüğüm Cech'teki tepkisizlik beni şaşırtıyor. Sol kanattaki derman bulmaz hastalığımıza çare olacak gibi gözükmüyor. Serkan Balcı geçen hafta ön libero olarak iyi bir görüntü çizmişti fakat süratli Sivasspor kanat adamları karşısında varlık gösteremedi. Bamba da en az kanat beklerimiz kadar etkisizdi. Ligin ilk devresinin en az gol yiyen takımı gitmiş, her maç kalesinde 2 ya da 3 gol yiyen takım gelmişti. Zokora'nın isteksiz oyunu, kafasında Trabzon'u bitirmiş gibi davranması, ruhsuz oyuniçi performansı beni ümitsizliğe sürüklüyor.

2'si Halil'in ayağından olmak üzere Yasin ve Henrique'yle kaçırdığımız mutlak gol pozisyonlarında sonuca gidebilsek kötü oynamamıza rağmen aldığımız 3 puan bize ilaç gibi gelecekti. Önümüzdeki zorlu fikstür öncesi böyle bir galibiyete ihtiyacımız vardı. Gelecek haftasonu Fenerbahçe'yi yenebilirsek iyi bir hava yakalayabiliriz. Tribünleri dolduralım ve ateşle barut yanyana geldiğinde futbolcularımız neler yapacak, hep beraber görelim...


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Serkan Balcı *
Giray *
Bamba *
Cech *
Zokora *
Gustavo Colman **
Alanzinho **
Adrian *
Olcan Adın *
Halil Altıntop *

Sonradan Girenler
Dk. 61 Yasin *
Dk. 61 Henrique ?
Dk. 77 Soner ?

3 Şubat 2013 Pazar

Düştüysek Kalkarız!

Bugün Hüseyin Avni Aker stadyumunda maçı izlemeye gelen taraftarlar en az galibiyet kadar takımı hırslandıran, taraftarı ateşleyen bir teknik direktör gördükleri için sevinçliydiler. Tolunay Kafkas, takımın ve camianın silkinip kendisine gelmesi, üzerindeki ölü toprağını atması için hırs faktörünü devreye sokmuştu. Daha geldiği gün, ateşle barutun yanyana geldiğine vurgu yapan adamdan daha azı da beklenemezdi zaten. Bu akşam takımın tamamına yakınıyla beraber Tolunay Kafkas'ın da yılların amigosu gibi seyirciyi havaya sokması kayda değer gelişmelerin başında geldi.

Tolunay'ın gelişi en çok sıkıntısını çektiğimiz takım olma olgusuna biraz daha yakınlaştırmış oyuncularımızı. Futbolcular unuttukları şeyleri tekrardan sergilemeye başlamışlar. Oyun içi yardımlaşma, takım arkadaşının pozisyonu kapama gibi konularda gelişim var. Bordo-Mavili futbolcular kenarda duran teknik direktöre kendilerini ispatlamak için iyi mücadele ettiler. Özellikle Cech'e hakettiği şansı vermesi Tolunay Hocanın önyargısız, her oyuncuya aynı düzeyde yaklaşımının bir göstergesi gibi. Maç sonunda futbolcularına sarılıp, onlarla beraber tribünleri selamlaması çok güzel bir manzara oluşturuyordu tribündeki binler ve ekran başındaki milyonlar için.



İYİ
Rakip hücum oyuncularıyla teke tek kaldığı 3 net gol pozisyonunda kalesinde devleşen kalecimiz Onur şüphesiz maçın en etkili ismiydi. Geçtiğimiz haftalardaki formsuzluğunu üzerinden atmış, Tolunay Kafkas'ın gelişiyle yeni bir sayfa açmış belli ki. Belki ilk kez yanyana oynayan Celutska, Mustafa Yumlu, Emerson ve Cech dörtlüsü ciddi uyum sorunları yaşasa da arkalarındaki adamın kalesinde devleşmesi onları ipten aldı. Cech bu dörtlünün en dikkat çeken ismiydi. Her ne kadar istenen seviyeye henüz ulaşmamış olsa da önümüzdeki haftalar için iyi sinyaller verdi. Zokora'nın yokluğunda Colman'ın yanında Serkan'a şans vererek mücadeleci bir orta saha kurgusu oluşturan Tolunay Kafkas'ın taktik düşüncesi hayli başarılıydı. Serkan özellikle ilk yarıda kaptığı toplarla rakip takımın hücumda çoğalmasına engel oldu. Colman, Alanzinho ve Adrian'la beraber maçın en etkili isimlerinden biriydi. Özlediğimiz Siyah Bandanalı Çocuk, çok klas bir golle geri dönmüştü.

Adrian üstün top tekniğiyle öne çıkıyor. Oynadıkça açılıyor, açıldıkça özgüveni yerine geliyor. Bu başarı ivmesi böyle sürdüğü sürece başarının gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Alanzinho hızı ve çabukluğuyla Trabzonspor hücumlarının olgunlaşmasına katkı yapıyor. Maç kondisyonu arttıkça daha iyi olacaktır. Olcan Adın ve Halil Altıntop, Şenol Güneş'in istifasının ardından yaptıkları profesyonel (!) açıklama ve bu maçta gösterdikleri performansla kafalarda soru işaretleri bıraktılar.



KÖTÜ
Gereksiz Mustafa Yumlu ısrarı. Abdullah Karmil şu anki haliyle Mustafa Yumlu'dan çok daha iyi ve kullanılması gerekir. Takıma kazandıracağı sertlik, topu oyuna sokmadaki becerisiyle önemli katkılar yapacaktır. Her ne kadar içimizden biri olsa da bu takımın oyuncusu değil Mustafa.

ÇİRKİN
Özellikle takip ediyorum. Tüpçü ve yuvarlak masa şövalyeleri Trabzonspor üzerine oynamaya devam ediyor. Bir takım düşünün, oynadığı son 6 maçın 5'i gündüz ve gece oynadığı tek maç ise İstanbul'un sarışınlarından biriyle. Haftaya yine gündüz maçı oynayacağız, Sivas deplasmanında. Sezonu da 3 gece maçıyla tamamlarız artık. Siyasetin jet yasalarla emir telakki ettiği , tüpçü'nün kupa sözüne tav olarak günahın büyüğünü işleyen yönetimin ferman padişahındır diyerek kabul ettiği, Trabzon'lu sanatçı, işadamı ve kanaat önderlerinin ağzı açık ayran budalası gibi seyrettiği bir süreçten bahsediyoruz, ne gelirse başımıza müstehaktır.

Giray'ın oyuna girmesi, taraftarla bütünleşmesi en az Fildişi Sahilleri Milli Takımının Afrika Kupası Çeyrek Finalinde Nijerya'ya elenmesi kadar önemliydi. Bamba, Zokora ve Giray'ın dönüşüyle birlikte amatör küme maçlarında bile eşine zor rastlanan kademe hatalarından bir nebze olsun kurtuluruz.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur ****
Celutska **
Mustafa Yumlu *
Emerson **
Cech **
Serkan Balcı **
Gustavo Colman ***
Alanzinho ***
Adrian ***
Olcan Adın **
Halil Altıntop **

Sonradan Girenler
Dk. 79 Sapara *
Dk. 80 Soner ?
Dk. 88 Giray ?

27 Ocak 2013 Pazar

Yolun Sonu

22 Kasım 2009 günü oynanan Kasımpaşa-Trabzonspor maçı tıpkı bugün olduğu gibi 3-1'lik mağlubiyetle sonuçlanmış, Hugo Broos gidip Şenol Güneş gelmişti. Bugün tarih yine tekerrür etti, yine Yılmaz Vural yönetiminde olan bir takım, aynı skorla Bordo-Mavi'li ekibi mağlup etmiş, Şenol Güneş için yolun sonu gelmişti.

3 Yıllık Şenol Güneş döneminde 1 Süper Lig Şampiyonluğu, 1 Türkiye Kupası ve 1 Süper Kupa kazandı Trabzonspor. Geldiğinde Ersun Yanal'ın kurduğu takım Hugo Broos'un kısa yönetiminde afallamış fakat sonrasında Şenol Hocayla birlikte yükselişe geçmişti. Şanlıurfa'da oynanan Türkiye Kupası finalinde Fenerbahçe'yi 3-1'le geçip Kupanın sahibi oluyordu ve aradan 3 ay geçtikten sonra bu kez Ligi Şampiyon bitiren Bursaspor'u 3-0'la safdışı bırakıyor ve Süper Kupa'yı müzesine götürüyordu.

2010-2011 Sezonu, potansiyeli çok yüksek olan kadronun iyi futboluyla toplanan 82 puanla neticeleniyordu. Trabzonspor 7.kez Süper Lig Şampiyonu olurken, ezeli rakibi saha dışında çok çetin mücadeleler vererek ancak aynı puanı toplayabiliyordu. Fakat şampiyon kadro hem başkanın hem de teknik heyetin kötü adam yönetimi sebebiyle bir çırpıda dağılıyor, Trabzonspor silbaştan kadro kurmak zorunda kalıyordu.


2011-2012 Sezonunda direkt olarak Uefa Şampiyonlar Ligi gruplarına katılan Son Şampiyon, yeni kurulmuş kadrosuna rağmen iyi mücadele ediyordu. Topladığı 7 puanla ilk kez Şampiyon Ligi'nde yarışmasına rağmen son grup maçının son saniyesine kadar 2.Tur iddiasını sürdürüyordu. İtalyan&Rus işbirliğinin oyununa kurban giderek yoluna Uefa Avrupa Ligi'nde devam etti Bordo-Mavililer. Avrupa Ligi'nde karşısında çıkan PSV'ye direnemeyen Trabzonspor Süper Final sonucunda Ligi 3.bitiriyordu.

Bu sezonun başında takımın kadrosu yine, yeni ve yeniden değişiyor, Şenol Güneş elde olmayan nedenlerden dolayı sıkıntıya giriyordu. Sadri Şener ve kurmaylarının özellikle iç ve dış transfer noktasındaki becerisizlikleri doğrudan doğruya Şenol Hocayı etkiliyordu. 2011-2012 Sezonunda dillendirmeye başladığı Trabzonspor'dan ayrılma durumu artık yalnızca kendisi tarafından ifade edilmiyordu. 19 Hafta Sonunda Süper Ligde toplanan 24 puan çoğu Trabzonspor taraftarı gibi onu da tatmin etmemiş, 27 Ocak 2013 Pazar günü Trabzonspor'dan belki de son kez ayrılmıştı. Ona yaptığı fevkalade hizmetlerden ötürü teşekkür ediyorum, her zaman Trabzonspor camiasının kanaat önderlerinden biri olacaktır şüphesiz. Yolu açık olsun...


20 Ocak 2013 Pazar

Hezimetin Böylesi

Takım Ruhu denen şey Trabzonspor için bir Anka Kuşu'ndan farksız şu an. Herkes ne olduğunu biliyor ama malesef henüz gören olmadı. Muazzam hakem hatalarını, yanlış teknik direktör seçimlerini bir kenara bırakalım, Trabzonsporlu futbolcuların bu kadar ruhsuz ve yenilgiyi kabullenmiş bir görüntü çizmesini aklım almıyor. Tepkisizlik bu sezon futbolcularımızın en belirgin özelliği olmuş durumda. Trabzonspor bu akşam ezilerek yenilmiştir. Başta Alanzinho'dan ön libero yapmaya çalışan Şenol Güneş, sempatik gülümsemesi ve ani çıkışlarını transfer döneminde pek göremediğimiz Sadri Şener ve 'Gadromuz Yederli' deyimini hayatımıza sokan Nevzat Şakar olmak üzere Trabzonspor formasının ağırlığını kaldıramayan futbolcu tayfası suçludur. Şu an Bordo-Mavi'li takımımızın küme düşme hattının çokta uzağında olmamasının sebebi bu topyekün başarısızlıktır.

Rakip takım KDÇ Karabükspor ilk 11'inden 7 kişi eksik olmasına rağmen, çok fazla zorlanmadan istediğini aldı ve gitti. Mesut Bakkal'ı takımın başına getirdikten sonra iyi bir ivme yakalayan Karadeniz Ekibi aynı tarifeyi deplasmanda İstanbul'un iki sarışınına uygulamıştı fakat kadrosunda bu denli eksikler yoktu. Her transfer döneminde transferleri kampa yetiştiren, titiz ve detaycı çalışma anlayışıyla Türk Futboluna yeni bir soluk getiren Sadri Şener ve ekibi eseriyle gurur duyabilir. Lakin taraftarın yani karşılıksız seven bizlerin yaşadığı acının, hayal kırıklığınının çeyreğini anlayabilir mi? İşte orası muamma.

İYİ
Bugün Hüseyin Avni Aker stadyumunda olmayan şeylerden biriydi 'İYİ'lik. Penaltı, Kırmızı Kart, Sarı Kart, Hakem Hatası ve bolca Gol vardı fakat performansıyla fark yaratan bir Trabzonspor futbolcusu yoktu. Vasat diyebileceğimiz futbolcular ise takımın en isteklisi olan Vittek ve biraz da yorulana kadar Alanzinho ve Sapara'ydı.



KÖTÜ
İzlediğim en kötü Onur performanslarından biriydi. Önündeki 4'lü defansın şuursuzluğuna ortak oldu, beklentilerin çok altında kaldı. Serkan Balcı maçın en kötüsüydü. Zeki Yavru'nun kabahati İstanbul takımından değil de 1461 Trabzon'dan gelmiş olması sanırım. Böylesine bitik, ruhsuz bir futbolcuyu yakın zamanda görmemişti gözlerim. Gördüğü Kırmızı Kart'la performansını taçlandırdı. Celutska ve Yumlu ikilisi yediğimiz gollerde hatalıydı, sürekli rakip hücumcuları kaçırdılar. Emerson ilk devre biraz daha derli toplu gözükse de maçın ikinci yarısıyla beraber genel havaya uydu.

Adrian maç boyu her an oyuna girebilir, tek bir vuruşuyla bizi maça ortak edebilir diye düşündüm ama nafile. O da kopmuştu maçtan, pek top almadı, rakip orta saha oyuncuları arasında kayboldu. Olcan Adın kanat bindirmeleri ve sürekli çalım yapmak üzerine kurulu futbol anlayışını biraz da kollektif futbol anlayışına çevirse yerinde olacak. Son seçimlerinde sürekli egosu ağır basıyor çünkü. Yasin Öztekin 10 haftadır kayıp, bugün de onu gören olmadı. Bulanların insaniyet namına kulüple iletişime geçmesini rica ediyorum. Sonradan oyuna giren Aykut Akgün ve Marc Janko hiçbir varlık gösteremediler.


Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Şenol Güneş hala daha Alanzinho & Sapara ikilisinden ön libero yapmaya çalışıyor ama olmaz hocam. MP Antalyaspor ve Mersin İdman Yurdu gibi göbeği yumuşak olan takımlara karşı bu ikiliyi oynatabilirsin. Fakat Yiğit İncedemir ve Birol Hikmet gibi sert ve basan oyuncular senin oyununu bozar, topun hakimi olamazsın. Bu basit gerçeği gözden kaçırmış olmana inanamıyorum. Uzun zamandır oynadıkları futbol ve kafa yapısı olarak görünürde olmayan Yasin ve Serkan'ı ilk 11'de başlatman bir hata, yenik durumda olmana rağmen 2. Devre Aykut'u oyuna sürmen başka bir hata. Bu tarz maçlarda duran, bekleyen kule santraforun yanına Emre Güral gibi hareketli, uzaktan şut becerisi olan oyuncuları kullanmak gol atmayı kolaylaştıran etkenlerden biridir. Fakat Şenol Güneş Janko'yu da Vittek'in yanına alarak skorun tescilini daha 80.dakikadan yapmıştı bile. 

Şenol Güneş'in özrü kabahatinden de beter maç sonu açıklamaları ise üzüntü vericiydi; "Rakibimizin nasıl oynayacağını biliyorduk. Yeteneğimiz var ancak olmuyor. Tam bir kontraatak takımı Karabükspor ve bu yönde oynuyorlar, yediğimiz gollerde bu şekilde gerçekleşti. Zemin konusunda da önemli sıkıntı yaşadık. Biz topa sahip olmak istedik ancak Karabükspor bize izin vermedi."

ÇİRKİN
Maçın ilk golünde, bir buçuk metrelik ofsaytı gör-e-meyen Bahattin Duran, verdiği ve vermediği kararlarla Trabzonspor antipatisinin artarak devam ettiğini ispatlayan Cüneyt Çakır gecenin gizli kahramanlarıydı. Fakat onlardan ziyade, dirsek yiyen, dövülen takım arkadaşına yardıma koşmayan, buz gibi ofsayt kararına itiraz etme zahmetinde bulunmayan bir futbolcu kadrosundan verim alınamaz. Tek ve gerçekçi hedefi Ziraat Türkiye Kupası'nı almak olmalı bu takımın. Oldukça zahmetli geçecek bu süreç sonunda çelik gibi sinirlere sahip olan bir taraftar grubu bile çıkabilir ortaya.

Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Onur *
Serkan Balcı ?
Mustafa Yumlu *
Celutska *
Emerson *
Alanzinho **
Adrian *
Sapara **
Olcan Adın *
Yasin Öztekin ?
Robert Vittek **

Sonradan Girenler
Dk. 46 Aykut Akgün ?
Dk. 62 Gustavo Colman *
Dk. 80 Marc Janko ?

13 Ocak 2013 Pazar

Karanlıktan Aydınlığa

Son yıllardaki baş belamız Antalyaspor'u deplasmanda devirmek, üstelik alışılagelmişin aksine pozitif bir futbol oynayarak mağlup etmek önemli bir gelişme takımımız adına. Maçı hak eden, attığı ve atamadığı gollerle, ayağa pas oynamak isteyen anlayışla önce çıkan takım Trabzonspor'du. Üstelik Süper Lig'in ilk yarısının aksine hem oyuna giren isimler hem de değişikliklerin zamanlaması başarıyı getiren etkenlerden biriydi. Ünal Karaman'ın yedek kulübesine hemen Şenol Güneş'in yanına gelmesi ilk maçtan meyvesini vermiş oldu böylelikle. Toplam 12 Sarı, 2 Kırmızı Kart, filelere gönderilen 5 gol, gidip gidip gelen heyecan dolu bir Ziraat Türkiye Kupası maçını geride bıraktık. Mehmet Özdilek, nam-ı diğer Şifo Mehmet oyuncularına ikili mücadelerde sert oynanmasını iyice tembihlemiş anlaşılan, pozitif futbol anlayışından uzak, sistemi olmayan bir takım hüviyetindeydiler bu akşam. Ligde İkinci Devrenin başlamasıyla birlikte düşüşe geçeceklerinden şüphem yok.

Birkaç gün önce oynadığımız Beşiktaş maçında sinyallerini aldığımız olumlu görüntü bu akşam daha da netleşti. Kazanılan 3 puan Ziraat Türkiye Kupası B Grubu liderliği açısından çok önemli bir kazanımdı. Ters eşleşmede Fenerbahçe'nin olduğu A Grubunu 2.bitirecek takımla Yarı Finalde karşılaşmak şüphesiz Kupa Finali adına önemli bir avantaj olacaktır. Çok değil yalnızca 3 gün sonra Mersin İdman Yurdu deplasmanına çıkacağız. Kendine çok güvenilen ama ilk fırsatta gemiyi terkeden Giray Bulak'ın takımı oldukça sıkıntılı. Giden oyuncular da çok fazla gelenler de Mersin cephesinde. Adrian'ın yokluğunda alınacak 3 puan, gruptan çıkmamızı çok kolaylaştırır.



İYİ
Adrian sürekli yükselen formu, her maçta biraz daha artan özgüveni. Top ona geldiğinde o kadar rahat ki, sanki yıllardır bu takımı tek başına sırtlıyor. Attığı ilk gol güzel paslaşmaların sonucunda çaprazda olmasına rağmen muazzam bir son vuruşla gelmişti. Tevfik Gürrü Sır Stadyumunda olmasa bile gelecek haftalarda takımın en büyük kozu olmaya devam edecektir. Tita, Emrah, İsaac ve Diarra gibi hızlı hücum oyuncularına karşı defansif pozisyonda görevlendirilen Alanzinho oldukça verimliydi. Hızını defansif olarak iyi kullandık, hücuma çıkışlarda bize yön veren isimlerden biriydi. Zokora ve Colman'ın yokluğunda göbekte görev alan Sapara'da önemli işler yaptı. Pas oyununda onu kullanmak mantıklı, kaçırdığı penaltı oyununu gölgelemedi.

Sonradan oyuna gire Emre Güral'ın becerilerini fark etmeyen olmamıştır sanırım. Yalnızca şutör kimliğiyle değil pasör özelliğiyle de kendini gösterdi bu akşam. Son derece rahat adam eksiltebilen ve tekniğiyle dikkat çeken gurbetçi oyuncu daha fazla forma şansı bulmayı hak ediyor. Emre gibi sonradan oyuna giren Colman ve Vittek'te iyi işler yaptılar. Colman soğukkanlılığı ve ayağa paslarıyla, Vittek çabuk oynamaya çalışması ve kollektif futbol anlayışıyla katkı verdi. Bir parantez de Esmer Çocuğa açalım, hoşgeldin hocam, yuvana hoşgeldin. Senin gelişin karanlıktan çıkıp aydınlığa kavuşmamızı kolaylaştıracak şüphesiz.



KÖTÜ
Tolga bugün formunda değildi. Kaptan maça iyi konsantre olamamış belli ki, rakibin geldiği nadir pozisyonlarda kalesinde 2 gol gördü. Mustafa Yumlu günün kötü isimlerinden biriydi. Özellikle Isaac'ın attığı kafa golünde büyük hata ondaydı, ne yapmaya çalıştığını anlayan var ise eğer beri gelsin. Serkan Balcı'nın Zeki Yavru'nun gelişimi önündeki en büyük engel olduğunu söylemekten dilimizde tüy bitti ancak Şenol Güneş'in ondan vazgeçeceği yok, çekecek çilemiz var anlaşılan. Halil Altıntop verimsizdi, gereksiz Şenol Güneş ısrarı onu ve futbolunu günden güne bitiriyor. Janko ona nazaran daha çok oyundaydı fakat onun da son vuruşları istenilen düzeyde değil henüz.

ÇİRKİN
Hüseyin Göçek, düz mantık giderek açıklamaya çalışalım. Adrian benim görebildiğim kadarıyla 2 kez faul yaptı ve bu hareketlerin karşılığı olarak 2 sarı kart oldu. İkinci faule diyeceğim yok ama ilk sarı kart çok ucuzdu, benzer pozisyonlar her maç 10 kez yaşanıyor. Rakip takım ise iki kez bariz gol şansının kesildiği pozisyonlar sonucu bize 2 penaltı kazandırdı ama tek bir sarı kart görmedi. İki net Kırmızı Kart pas geçildi. Artniyet aramayayım, kendimi şartlamayayım diyorum ama her hafta yeni hakem rezaleti çıkıyor karşımıza, toparlanmalı artık Türk Hakemleri.


Oyuncularımızın Değerlendirmesi
Tolga *
Serkan Balcı *
Mustafa Yumlu *
Celutska **
Emerson **
Alanzinho ***
Adrian ****
Sapara ***
Olcan Adın **
Halil Altıntop *
Marc Janko *

Sonradan Girenler
Dk. 61 Emre Güral ***
Dk. 69 Gustavo Colman **
Dk. 81 Robert Vittek **